Haber Detayı
İsrail'de gözaltına alınan Türk gazeteciler serbest! İsrail polisinin sorduğu soruları açıkladılar
İsrail ile İran-ABD hattında tırmanan gerilimi yerinde takip eden CNN TÜRK ekibinden muhabir Emrah Çakmak ve kameraman Halil Kahraman, canlı yayın sırasında İsrail güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştı. Gözaltındaki gazeteciler serbest bırakılırken, İsrail polisinin 2 Türk gazeteciye gözaltında hangi soruları sorduğu ortaya çıktı
Orta Doğu’daki sıcak gelişmeleri dünyaya duyurmaya çalışan Türk gazeteciler, Tel Aviv’de İsrail polisinin müdahalesine maruz kaldı.
CNN TÜRK muhabiri Emrah Çakmak ve kameraman Halil Kahraman, görevlerini yaptıkları sırada güvenlik birimleri tarafından engellenerek sorgulanmak üzere götürüldü.İsrail Polisi: "İhbar Geldi, Kartları Geçersiz"İsrail polisi, gözaltı işleminin bir ihbar üzerine yapıldığını savundu.
Yapılan açıklamada, iki gazetecinin bir "güvenlik tesisini" canlı yayınladığı iddia edildi.
Polis, şahısların gösterdiği basın kartlarının süresinin dolduğunu ileri sürerek telefonlarına el koydu ve daha ayrıntılı sorgulama için merkeze nakletti.
Diplomatik temasların ardından beklenen haber geldi.Emrah Çakmak ve Halil Kahraman, işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.
Gazetecilerin sağlık durumlarının iyi olduğu ve görevlerine devam edecekleri bildirildi.İsrail'den açıklamaİsrail polisi, gözaltı işleminin acil yardım hattına gelen bir ihbarın ardından yapıldığını iddia ederek şu açıklamada bulundu: “Acil yardım hattına gelen bir ihbarın ardından, Tel Aviv bölgesindeki polis memurları, bir güvenlik tesisini canlı yayınlayarak belgelediği şüphelenilen iki yabancı uyruklu kişiyi gözaltına aldı.
Polis memurları, bu kişilere çekim yapmayı durdurmalarını söyledi ve durumu inceledi.
Bu kişiler kendilerini gazeteci olarak tanıttı ve basın kartlarını gösterdi, ancak bu kartların süresinin dolduğu tespit edildi.
Şüpheliler, daha ayrıntılı sorgulama için başka bir yere nakledildi.”Çarpraz sorguya çekilmişlerİki gazeteciden kameraman Halil Kahraman, Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı'yı özel izinle aradı.
Görüşmede sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi.
Muhabir Emrah Çakmak ise gözaltı sürecinde neler yaşadıklarını ve kendilerine yöneltilen soruları şu şekilde anlattı:Birkaç gündür İsrail’de haber takibi yapıyoruz.
Ben de Halil de buraya ilk kez gelmiyoruz; daha önce de haber çalışmaları için bulunmuştuk.
Özellikle gelişmeleri anlık olarak aktarmak adına CNN Türk ekranlarında yayın yapıyoruz.
Bizim gibi sahada görev yapan çok sayıda gazeteci var.Buraya gelirken İsrail Kamu Yayın Otoritesi’nin verdiği basın kartı, için de başvurumuzu yaptık.
Tüm yasal izinlerimiz mevcuttu.
Buna rağmen bugün öğle saatlerinde Tel Aviv’de sokakların durumunu göstermek için çekim yaparken gözaltına alındık.Bulunduğumuz yer daha önce rehine ailelerinin gösteri yaptığı ve bizim de yayın yaptığımız bir noktaydı.
Arkamızda bir müze vardı; karşı tarafta ise sonradan askerî yerleşke olduğu ifade edilen bir alan bulunuyordu.
Ancak burası tamamen sivil yaşamın sürdüğü bir bölgeydi; çevrede işletmeler vardı, insanlar günlük hayatına devam ediyordu.
Yani olağanüstü ya da kapalı bir alan değildi.Halil de füzenin düştüğü yönü takip ediyordu; çünkü yaşananı izleyiciye göstermek ve anlatmak zorundayız.
Sorguda bize özellikle sorulan konu da buydu: Kameranın belirli bir noktaya yönelmiş olması.Çekim sırasında içeriden bir kişi geldi ve “Kimsiniz, neden burada çekim yapıyorsunuz?” diye sordu.
Biz de gazeteci olduğumuzu, normal hayatın nasıl devam ettiğini ve İran’dan gelen füzeler nedeniyle yaşanan durumu aktardığımızı söyledik.
Amacımız ne eksik ne fazla; sahada gördüğümüzü, yaşananı olduğu gibi anlatmaktı.Uzun süre hiçbir açıklama yapılmadan bekledik.
Televizyonumuza bilgi vermek istediğimizi söyledik, ancak buna izin vermediler.
Daha sonra Halil’in girişimiyle, Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ile kısa bir telefon görüşmesine müsaade edildi.
En azından ailelerimizin ve Türkiye’nin durumdan haberdar olması açısından bu önemliydi.Ardından bizi bir polis aracına bindirmek istediler.
Araç çok dardı.
Halil, nefes almakta zorlanabileceğini ve kapalı alan fobisi olduğunu söyledi.
Buna rağmen sert bir yönlendirme oldu; “Binmek zorundasın” denildi.
Sonrasında ben öne geçtim, oturduk ve yola çıktık.
Nereye götürüldüğümüz söylenmedi.
İçeride konuşmamıza dahi izin verilmedi.
Bir süre sonra bir polis merkezine getirildiğimizi anladık.Ardından kim olduklarını tanıtmayan iki kişi geldi ve çapraz sorgu başladı.
Ne zaman geldiniz?
Hangi kapıdan girdiniz?
Daha önce geldiniz mi?
İsrail’de görüştüğünüz kişiler var mı?
İran’a gittiniz mi?
İstanbul’da nerede yaşıyorsunuz? gibi sorular yöneltildi.
Burada özellikle İran sorusunun sorulması dikkat çekiciydi.Daha sonra bizi tekrar bir araya getirip sorguya devam ettiler.
Telefonumu aldılar ve açmamı istediler. “İçine bakacağım” denildi.
Özel hayatın gizliliği açısından bunun doğru olmadığını ifade ettim ama telefonu açmak zorunda kaldım.
Fotoğraf galerimi incelediler.
Yıllar öncesine ait bir fotoğrafımı gösterip nerede ve ne zaman çekildiğini sordular.
İsrail’de görüştüğüm kişilerin isimlerini tekrar istediler; verdim.
O kişilerin numaralarını aldılar.
Halil’in telefonuna da aynı şekilde el konuldu ve incelendi.Süreç boyunca sorular sürdü, bekletmeler devam etti.
Biz ise sakinliğimizi koruyarak tek bir şeyi vurguladık: Biz gazeteciyiz ve burada yaptığımız tek şey haber takibidir. 9 saatin ardından şu anda nerede olduğumuzu bilmiyoruz.
Bizi aracımızın olduğu yere değil bilmediğimiz bir yere bıraktılar.