Haber Detayı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Dost ve kardeş İran'ın her zaman yanındayız | Son dakika haberleri
haberturk.com
03/03/2026 20:53 (1 saat önce)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Dost ve kardeş İran'ın her zaman yanındayız | Son dakika haberleri

Partisinin il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar yemeğinde bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bu haksız savaşı başlatan bellidir, karşılıklı saldırılar durmazsa 3. Dünya Savaşı’nın taşları döşenecek, ateşkes derhal ilan edilmeli, dost ve kardeş İran’ın her zaman yanındayız; savaş zinciri kırılmalı, bölgede barış dili hâkim olmalıdır" ifadelerine yer verdi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin il ve ilçe başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar yemeğinde konuştu.

Bahçeli nin konuşmasından öne çıkan satır başlıkları şöyle: Mukaddesatımızın mübarek bir zaman aralığında, Ramazan-ı Şerifin bu muazzez akşamında, kurulan mütevazı iftar sofralarının etrafında sizlerle buluşmaktan, sizlerle aynı havayı solumaktan çok bahtiyarım.

Sözlerimin başında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyor, her birinize ayrı ayrı hoş geldiniz diyorum.

DEVLET VE MİLLETİYLE, HEP BİRLİKTE VE HER ŞEYDEN ÖNCE TÜRKİYE İl ve ilçe başkanlarımızın tam kadro halinde katıldığı bugünkü iftar programımız, aynı zamanda gönüllerin birleşmesine, ülkülerin kenetlenmesine ve ülküdaşlık hukukumuzun pekişmesine daha da ivme verecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin teşkilat yapısı hamd olsun çelik gibi sağlamdır; siyaset ve fikir anlayışı hamd olsun sağlıklı, sağgörülü, sağduyuludur; il ve ilçe teşkilatlarımızın kendi yörelerindeki siyasi faaliyet ve çalışmaları ise ziyadesiyle takdire şayandır. Önce ülkem ve milletim diyen bir fedakârlık timsaliyiz; “Devlet ve milletiyle, hep birlikte ve her şeyden önce Türkiye” seslenişinin inanmış temsilcileriyiz.

Aklımızda hep Türk milleti, her zaman Türkiye Cumhuriyeti vardır; kafamız toplumsal sorunlarla mayalanmaktadır; ülkemizin her yerinde üç hilal huzur vadetmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı yalnızca Türkiye’nin değil, Türk dünyasının, İslam âleminin ve tüm mazlumların umudu haline gelmiş durumdadır.

AKIL, SABIR, İMAN VE İRADE GÜCÜYLE HİÇBİR ZORLUĞA BOYUN EĞMEYECEĞİZ Yükümüz ağır olabilir, yolumuz uzun ve çetin de görülebilir; ancak sahip olduğumuz akıl, sabır, iman ve irade gücüyle hiçbir zorluğa, hiçbir yokluğa, hiçbir ayak oyununa boyun eğmeyeceğimiz de herkesçe bilinmelidir.

Kaldı ki bunun yaşayan tanık ve kefilleri sizlersiniz.

Kıt imkânları zengin bir mücadele azmine dönüştüren dava insanları olarak alayınızla gurur duyuyorum; hayatın olağan akışı içinde pek çok sorunla karşılaşmanıza rağmen üç hilalin itibar ve iffetini yere düşürmeyen gönül insanları olarak hepinizle iftihar ediyorum.

Milliyetçi Ülkücü Hareketi engellemek için her çirkefliğe, her çirkinliğe tevessül edenleri elinizin tersiyle itip, “hayır, bu kutlu hareketi engelleyemezsiniz, bu tarihi kervanı durdurmazsınız” diyerek haklı davanıza leke düşürmediğinizden dolayı her birinizi gönülden kutluyorum.

BİZLER TEK YUMRUK OLURSAK KARŞIMIZDA KİMSE TUTUNAMAZ Bizler tek yumruk olursak karşımızda kimse tutunamaz.

Bizler ortak akıl, ortak ağız, ortak vicdan halinde duruş gösterirsek sağımıza solumuza, yanımıza yöremize kimse yanaşamaz.

Fitne oklarını varoluşumuzun hisarlarına yağmur gibi fırlatanlar ne kadar yaygın ve yoğun olursa olsun ferden ferda biriken saflarımızı bozmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz, hiç kimse de sonuç alamaz.

TEŞKİLAT DEMEK; GÖREN GÖZ, DUYAN KULAK, KONUŞAN DİL, ÇARPAN KALP Teşkilat demek; gören göz, duyan kulak, konuşan dil, çarpan kalp, dönen çark, ortak kader ve karar mizanında her gün yeniden güncellenen ve gücüne güç katan dinamik bütünlük demektir.

Teşkilat demek; bir bedenin canlılığını koruması için kan taşıyan sayısız damar neyse, mesajlarımızı, özlemlerimizi, ülkülerimizi vatanımızın her yerine ulaştıran müteyakkız şuur demektir.

İşte bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanlı ve şerefli mazisinin en mümeyyiz vasfı elbette güçlü teşkilat bünyesidir ve bu bünyeye ruh aşılayan muhterem dava ve gönül insanlarımızın fazilet, feragat, feraset ve emsalsiz özverileridir.

İNSANSIZ SİYASET OLMAZ İnsansız siyaset olmaz, siyaset insansız yapılamaz; nitekim siyasetimizin öznesi de her zaman insanla ihata edilmiştir.

İnsan–insan, insan–toplum, insan–devlet ilişkilerini doğru okumalıyız; insandan yola çıkarak toplum ve millet bağlarını isabetle yorumlamalı, buna müzahir siyaset oluşturmalıyız.

Şu gerçeği gönül huzuruyla paylaşmak isterim ki, tam 57 yıldır yaptığımız ve yapmayı amaçladığımız da aynısıyla budur. “Dik baş, tok karın, mutlu yarın” derken kast ettiğimizle; Türkiye’nin tok esirler, aç hürler ülkesi olmayacağına dönük hedefimizin kesiştiği nokta insani değer ve emanetlerdir.

Huzurlu insan, huzurlu insanlık arayışımız hiç bitmeyecek; güvenli toplum, müreffeh millet, güçlü devlet gayemiz hiç zaaf geçirmeyecektir. 2053’TE SÜPER GÜÇ TÜRKİYE’YE MUTLAKA ULAŞACAĞIZ Buna bağlı olarak 2053’te, yani İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümünde süper güç Türkiye’ye mutlaka ulaşacağız.

Türk ve Türkiye Yüzyılı refah ve bereket yüzyılı olacaktır; barış ve kardeşlik yüzyılı olacaktır; kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını yaran, karanlık kampanyaları yıkan, kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır.

İnandık, başaracağız; irade gösterdik, muhakkak varacağız.

Kendimize, milletimize, devletimize güveniyoruz.

Kudretimizin ve kuvvetimizin milli birlik ve kardeşliğimizin aşılmaz suru olduğunu biliyor, görüyor ve buna sonuna kadar güven duyuyoruz.

BİRİZ DİYORUZ, DİRİYİZ DİYORUZ, KARDEŞİZ DİYORUZ Ayrılığın, ayrımcılığın ve bölücülüğün dalga boyu yüksek akıntılarına göğüs geriyoruz; birlikte ağlayıp birlikte gülen bir milletin onurlu ve şerefli evlatlarının arasına hiçbir çomağın sokulamayacağını haykırıyoruz.

Diyarbakır’dan Trabzon’a, Hakkari’den Edirne’ye, Artvin’den Mersin’e, Şırnak’tan İzmir’e biriz diyoruz, diriyiz diyoruz, kardeşiz diyoruz, Türk milletinin teslim alınamayacak tek iradesiyiz diyoruz.

MİLLİ BİRLİK VE KARDEŞLİĞİMİZ YEGÂNE GÜVENCEDİR Büyük devlet adamı Tonyukuk diyor ki: “Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik, düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi; biz de hepsini yakacak ateş idik.” Milli birlik ve kardeşliğimiz yegâne güvence, geleceğimizin de ümit kaynağıdır; ne bu güvence kaybolacak ne de bu kaynak kuruyup kapanacaktır.

Hep ileriye doğru adımlarımızı atacağız; geçmişimizi unutmadan, fakat sürekli olarak dikiz aynasına da bakmadan yeni yüzyılın rotasını isabetle çizeceğiz.

HEP BİRLİKTE KIZILELMA’YA DİYECEĞİZ “Nereye gidiyorsunuz?” diye soranlara, hep birlikte Kızılelma’ya diyeceğiz. “Nasıl gideceksiniz?” diye soranlara, yan yana, gönül gönüle, kardeşliğin ve kader ortaklığının ilhamı ve imkânıyla diyeceğiz. “Gidince ne yapacaksınız?” diye soranlara da, İ’la-yı Kelimetullah sancağı altında toplanacağımızı söyleyeceğiz.

Kendi yatağımızı kendimiz açarak, kendi akışımızı kendimiz sağlayarak, önümüze çekilmiş bariyerleri günbegün aşarak, birleşecek gövde arayan başka pınarları aramıza katarak Türk-İslam ülküsünün mecrasında tıpkı bir akıncı ruhuyla akacağız, akacağız, akacağız; nihayet bayraklaşıp yükseldiğimiz yerden bir daha asla inmeyeceğiz. 57 YIL BOYUNCA ÇELME TAKTILAR, TÖKEZLEDİK AMA DÜŞMEDİK 57 yıl boyunca çelme taktılar, tökezledik ama düşmedik; arkamızdan ittiler, sendeledik ama eğilmedik; kuyuya attılar, vakti saati geldiğinde Yusuf olup çıktık.

Mahkûm ettiler, “vatan sağ olsun” dedik; mağdur ettiler, “kaderimiz buymuş, Allah bizimledir” dedik.

Azığımız ıstırap olsa da yeise kapılmadık; bulanık akan suların günü geldiğinde durulacağına inandık; gökyüzüne direkleri kuracağımız günleri saydık; kurban olduk vatana, kutup yıldızı gibi parladık.

Şairin dediği gibi: “Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır, külümüzden yükselen duman bizden yanadır, son durak, son ilahi ferman bizden yanadır, dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır.” Dahası irade bizden yanadır, istikbal bizden yanadır, istiklal bizden yanadır; yetmez, millet bizden yanadır, tarih bizden yanadır, talih bizden yanadır; bu da yetmez, elleri nasır tutmuş analar bizden yanadır; başını niyazla semaya çevirmiş babalar bizden yanadır; dedeler, nineler, henüz bıyığı terlememiş sabiler bizden yanadır.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz; biz Cumhur İttifakı’yız; biz doğudan batıya, kuzeyden güneye büyük bir aile olan Türk milletiyiz.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE Değerli arkadaşlarım, “Terörsüz Türkiye” hedefimiz zamanın ve çağın ibresini milletimiz lehine çevirecek güçlü bir hamledir; bu hedef kalıcı barış ve huzurun müjdesidir; bu hedef bin yıllık kardeşliğimizin hayat pınarıdır; bu hedef, karışan ve kaynayan, artan risk ve tehditlerle kanayan ve karmaşıklaşan bölgesel ve küresel anafora karşı milletimizin kendi azim ve iradesiyle hamle üstünlüğü kazanmasıdır.

Pakistan ile Afganistan savaştadır; Rusya ile Ukrayna savaştadır; ABD-İsrail ortaklığı İran’la savaş halindedir.

Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, stratejik ittifaklar, siyasi ve diplomatik ağlar bambaşka ve tehlikeli bir noktadadır.

Geçtiğimiz ay yapılan Münih Güvenlik Toplantısı’nın sonuç raporunda; yaklaşık 80 yıl sonra ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzenin yıkıma uğradığı, bu düzenin yine doğrudan ABD tarafından tahrip edildiği ifade edilmişti; mevcut uluslararası kurum ve kuralların yıkım altında olduğu da belgelenmişti.

Yıkılanın ne olduğu bilinse de, bunun yerine ne konulacağı, kimlerin koyacağı belirsizdir.

BU HAKSIZ VE HUKUKSUZ SAVAŞI BAŞLATAN BELLİDİR Afganistan–Pakistan arasındaki silahlı çatışmanın geri planında hâkimiyet mücadeleleri vardır; İran’ın Siyonist–emperyalist şiddet tarafından abluka altına alınması da stratejik, ekonomik ve politik hedeflerle ilişkilidir.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyalar artık her ihtimale açık haldedir.

İran’ın farklı kentlerine isabet eden füzeler sonucunda, bu ülkenin yüksek misilleme yapmasıyla Katar’dan Kuveyt’e, Bahreyn’den Suudi Arabistan’a, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Ürdün’e, Güney Kıbrıs’tan Umman’a kadar ABD üslerinin bulunduğu ülkeler havadan vurulmuştur.

Savaş çok vahim derecede tırmanmaktadır; komşu coğrafyaların gökyüzü füze ve insansız hava araçlarının karşılıklı uçuşlarına ve müteakiben de tespit edilmiş nokta hedeflere ulaşmasına sahne olmaktadır.

Mezkur çatışmaların kontrolden çıkması, yaygınlık kazanması, hatta küreselleşmesi kaygı duyulan bir ihtimal haline gelmiştir.

Bu haksız ve hukuksuz savaşı başlatan bellidir; İsrail’in tahrikleriyle, diplomatik namusun göz ardı edilmesiyle, süregelen müzakerelerin tek taraflı askıya alınmasıyla komşu coğrafyalar silah ve çatışmaların tasallutu altına girmiştir.

Bu savaşlar zinciri kırılmalı, bölgemizde barış dili hâkim olmalıdır; silahlar mutlaka susmalı ve ateşkes ilan edilmelidir.

Şayet ABD-İsrail ile İran arasındaki karşılıklı hava saldırıları durmazsa, muhtemel kara harekâtının neden olacağı kıvılcım 3.

Dünya Savaşı’nın taşlarını birer birer döşeyecektir; bu felakettir; bu dehşet dengesi son bulmalıdır.

Yanlıştan dönmek bir erdemdir; uluslararası hukukun şemsiyesi altında biraz canlılık emaresi gösteren Birleşmiş Milletler derhâl devreye girmelidir. Çatışmaların Rusya Federasyonu’na, Çin Halk Cumhuriyeti’ne, Avrupa ülkelerine çok boyutlu tesir etmesi halinde cehennemin kapıları beşeriyetin önüne açılacaktır.

SAVAŞ İLAN ETME YETKİSİ SADECE VE SADECE KONGRE’YE AİTTİR ABD Başkanı Trump, Kongre’den yetki almadan Venezuela’dan sonra başlattığı İran operasyonunun bedelini çok yönlü ödeme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Amerikan Anayasası’nın I.

Madde 8.

Bölümü kapsamında; savaş ilan etme, ordu kurma ve destekleme, donanma sağlama ve sürdürme, askerî harcamaları finanse etme ve düzenleme yetkisi sadece ve sadece Kongre’ye aittir.

Kongre’den böylesi bir karar çıkmadığına göre, ABD’yi yöneten karanlık üst akıl kim veya kimlerdir?

Siyonist lobi, dahası cani Netenyahu ABD yönetimini kafa kola nasıl alabilmiştir?

Baştan ayağa çelişkiyle bezenmiş bu rezalet tablo, evlatlarını haksız ve hukuksuz bir savaşta kaybeden ABD halkına saygısızlık değil midir?

ABD halkı bu savaştan ne kazanacaktır, ne çıkarı olacaktır?

Uzayan bir savaşta çok sayıda ölüm olması halinde bunun altından kim veya kimler nasıl kalkacaktır? 25 yıl boyunca devam eden Vietnam kâbusu ne çabuk unutulmuştur?

Doğrudur, kurallara dayalı uluslararası düzen yıkım altındadır; fakat bu yıkım bununla sınırlı kalmayacak, pek çok çatıyı da uçuracaktır.

İRAN HALKININ HER ZAMAN YANINDAYIZ Türkiye olarak dost, kardeş ve komşu ülke İran halkının her zaman yanındayız.

Barışı savunuyoruz, huzuru savunuyoruz, diplomatik görüşmeleri savunuyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı temasları da çok değerli ve yerinde buluyoruz.

İran’ın dini liderine, ailesine, bunun yanında Savunma Bakanı’ndan Genelkurmay Başkanı’yla çok sayıda üst düzey devlet görevlisine yapılan suikastları bir kez daha kınıyoruz.

İstihbarat operasyonlarıyla hazırlanan bu suikastların ahlaka, hukuka, insan haklarına temelden karşı olduğunu değerlendiriyoruz.

BU SANCAK DÜŞMEYECEK, TÜRKİYE BÖLÜNMEYECEK Çevremizde bunlar olup bitiyorken, bizim içimizde barışmamız, eğer varsa kırgınlıkları gidermemiz, millî birliği tahkim ve takviye etmemiz binlerce yıllık devlet ve millet aklının muazzam bir iradesidir.

Şucular bucular rahatsızmış, onlar bunlar hoplayıp zıplıyormuş; hepsi fason iddia, hepsi fosilleşmiş söylemdir.

Terörsüz Türkiye, Türk milletinin yeni yüzyıla açılan huzur sancağıdır; bu sancak düşmeyecek, Türkiye bölünmeyecek; şu mübarek günlerin mehabet ve muhabbet iklimi Allah’ın izniyle kökleşip kalıcı nitelik kazanacaktır.

Gündüz vaktinin korkak gecelere, nezih ve serazat bir kalbin zalim bedenlere acıdığını en iyi bilen, en iyi gören Milliyetçi–Ülkücü Hareket’tir.

Toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, nice fatihlerin matemi ve mezarı olmuştur; gönüller arasında karanlık uçurumlar açan anlayışsızlık, katılık, kötülük, sevgi kıtlığı ve bunlardan mülhem insani felaketler merhamet cevherinden mahrumiyetin çok soğuk esintisidir.

Bu esintiye yüreğimizin sıcaklığıyla direniyoruz; iftira salgınına inancımızın şifasıyla karşılık veriyoruz; biz merhameti de biliriz, mertliği de biliriz, mefkûreyi de biliriz; melanet emellerden hesap sormasını da mutlaka bileceğiz.

Biz bu ülke, bu vatan, bu bayrak uğruna, rahmetle ve hürmetle andığımız hilal kaşlı, kurt bakışlı binlerce şehit verdik; şafağı ağarmayan nice zifiri karanlıkları yendik; gideni gelmeyen, ağlayanı gülmeyen, feryadı dinmeyen, hüsranı bitmeyen, ancak imanlı mücadelesi de asla eksilmeyen zulmet dolu senelerde kendi yarasını iyileştiren bir aslan gibi doğrularak kükremesini bildik.

Bu kükreyişin semeresi ve mecmuu olarak barış, huzur ve kardeşlikten başka herhangi bir alternatifimiz olmadığının da bilincindeyiz.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ VE CUMHUR İTTİFAKI TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKACAKTIR Aziz dava arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye’ye sahip çıkacaktır; Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılını inanç ve irfanla inşa edecektir.

Endülüs’ü fetheden Tarık Bin Ziyad’ın dediği gibi, arkamızda düşman gibi deniz, önümüzde deniz gibi düşman olsa da geri dönmeyeceğiz, sabır ve sadakatle ömür verdiğimiz haklı mücadelemizden ödün vermeyeceğiz.

Bizi meşgul edip Türkiye üzerinde oyun kuracağını zanneden, siyaseti sokak dedikodusuna çeviren, davamızın iffetine çamur atmaya kalkışan, Bozkurdu çakala boğdurmak için fırsat kollayan ahmaklara, asalaklara, aşağıların da aşağısına yuvarlanmış arsızlara en küçük geri adımımız söz konusu olursa diyorum ki, gök girsin kızıl çıksın.

Hepsine birden de meydan okuyorum; etrafımızda dolaşanları görüyoruz; zehir ve zillet saçanları anbean takip ediyoruz.

Fitne yayan siyasetçileri, sözde gazetecileri, sosyal medya farelerini, ülkeden korkakça kaçmış şerefsizleri, FETÖ’cü hainleri, bölücü mihrakları, dış bağlantılı casusları, köksüzleri, kimliksizleri, millet ve milliyet hasımlarını rezil rüsva etmek için uygun zamanı sabrın gücüyle, Allah’ın inayetiyle, milletimizin metanetiyle bekliyoruz.

ARKANIZA BAKMADAN HIZLI ADIMLARLA YÜRÜMEKTİR Vizyonu yetmeyenlerin menzillerinin tükendiği yerde terk etmeleri, hızlı koşanların soluk almak için duraksamaları, hatta farklı etkilerin sonucu değişmeleri, dönüşmeleri, yılmaları, umutsuzluk ve yılgınlığa düşmeleri her zaman mümkündür ve beklenmelidir.

Bu nedenle sizlere düşen görev, kafa karıştıran, akıl çelen, zihin bulandıran bozuk zihniyetlerin etki alanına girmeden hak bildiğiniz yolda arkanıza bakmadan hızlı adımlarla yürümektir.

Memnuniyetle ifade ediyorum ki, bunu da göz kamaştıran şekilde yapıyorsunuz. “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleriyle “Derdin Derdimizdir” sohbet toplantıları kapsamında hayranlık uyandıran çalışmalara imza attınız; buna da devam ediyorsunuz. 24 Ekim 2025 tarihinden bugüne 81 ilimizde, 963 ilçemizde tam 168 bin 91 program yapılmıştır.

Hepinize helal olsun; hepinizden Allah razı olsun; her birinizin tertemiz alnından öpmek de boynumun borcu olsun. “Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleriyle “Derdin Derdimizdir” sohbet toplantılarının temin ve takibinden sorumlu Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Prof.

Dr.

Edip Semih Yalçın başta olmak üzere, Başkanlık Divanı üyelerimize, MYK–MDK üyelerimize, milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza ve tüm dava arkadaşlarımızla birlikte burayı şereflendiren her il ve ilçe başkanımıza gönül dolusu teşekkür ve takdirlerimi seve seve paylaşıyorum.

Rabbim eksikliğinizi göstermesin diyorum.

Tuttuğumuz ve tutacağımız oruçlar, yaptığımız ve yapacağımız ibadetler kabul ve makbul olsun inşallah.

Hepinizin Ramazan ayını tebrik ediyor, nice iftar sofralarında tekrar bir araya gelmeyi diliyorum.

Konuşmamı noktalarken alayınızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

İl ve ilçelerinizde yaşayan aziz vatandaşlarımıza selamlarımı götürmenizi rica ediyorum.

Yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun.

Allah korktuklarınızdan emin, umduklarınıza da nail eylesin.

Sağ olun, var olun.

İlgili Sitenin Haberleri