Haber Detayı
Trump, İran ve Bölgesel Fay Hatları: Türkiye Bu Denklemin Neresinde?
Trump, İran ve Bölgesel Fay Hatları: Türkiye Bu Denklemin Neresinde?
ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile birlikte İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonları analiz etmek; tüm bu gelişmelerin Türkiye’nin hemen yanı başında yaşanması nedeniyle, artık bir tercihten öte stratejik bir zorunluluk teşkil ediyor.
Dolayısıyla bölgedeki bu devasa sarsıntıyı doğru okuyabilmek için, süreci dört ana sütun üzerine inşa ederek incelemeliyiz.Molla Rejimi ve Bölgesel İstikrarBu tablodaki en kritik beklenti, hiç kuşkusuz İran’daki Molla rejiminin tasfiyesidir.
Şah’ı devirerek iktidara gelen ve kendi ideolojisini ihraç etmek adına Suriye'den Yemen'e, Lübnan'dan Türkiye'ye kadar tüm bölgeyi istikrarsızlık sarmalına hapseden bu yapı, artık yolun sonuna gelmiş görünüyor.
Terörizmi ve illegal kanalları stratejik birer enstrüman olarak kullanan bu zihniyetin değişmesi, bölge için devasa bir jeopolitik kazanım vaat ediyor.Ancak yarım asırlık kemikleşmiş yapısı ve Devrim Muhafızları gibi yerleşik güç odakları hesaba katıldığında; mutlak bir yıkım yerine, 'İslam Devrimi 2.0' olarak nitelendirilebilecek, makyajlanmış bir sistemin ikame edilmesi de kuvvetli bir ihtimaldir.
Zira toplumsal dinamiklerin bu yapıyı bünyesinden söküp atamadığı bir senaryoda, sistemin bekası adına 'kontrollü bir dönüşüm' kartının masaya sürülmesi kaçınılmazdır.Küresel Ekonomi ve "Tam Bağımsızlık" YanılgısıAnalizin üçüncü sacayağını ise küresel ekonomi oluşturuyor.
Günümüzde hiçbir devletin 'tam bağımsız' bir iktisadi zırha sahip olmadığı; ticaret, enerji koridorları ve fon hareketlerinin dünyayı devasa bir entegrasyona zorladığı açıktır.
Dubai’de patlayan bir bombanın Türkiye borsalarında yankılandığı bu hassas düzende, petrol fiyatlarındaki sert bir tırmanışa Avrupa’dan Japonya’ya kadar hiçbir aktörün uzun süre tahammül etmesi mümkün değildir.
Özellikle ABD’de benzin fiyatlarının günlük yaşam üzerindeki sarsıcı etkisi, Washington’ın bu kargaşaya dair dayanma sınırlarını çizen en net bariyerdir.
Demokrasi Söylemi Ve Derin ÇelişkilerDördüncü ve son sütun; ABD’nin bölgeye vadedilen 'demokrasi, hürriyet ve bağımsızlık' nakaratına duyulan o haklı şüphedir.
İran’da kök salmış bir rejimi sarsıp sarsamayacağı dahi belirsiz olan Washington’ın, bu savaş kararını kendi meclisinden onay almadan, yani demokratik olmayan bir yöntemle vermesi; tam bir üslup ve samimiyet çelişkisidirParçalanma Riski ve Yeni "Yugoslavya" SenaryosuÖte yandan, İran'ın 2500 yıllık tarihsel gövdesinin çatlaması, "downside risk" denilen o istenmeyen parçalanma felaketini tetikleyebilir.
Nüfusun yüzde 40'ını teşkil eden Azerbaycan Türkleri ve Kürtler gibi unsurların hareketliliği, İran'ı bir "Yugoslavya modeline" mahkûm edebilir.İsrail ile stratejik bir flört içinde olan bir Azerbaycan yapısının neşet etmesi veya İran’ın bağrında kurulacak otonom bir Kürt bölgesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki kırmızı çizgileriyle taban tabana zıttır.
Böylesi bir parçalanma, bölge halklarından ziyade yalnızca İsrail'in stratejik emellerine hizmet edecektir.
Dezenformasyon ve HakikatHülasa, böylesine fırtınalı bir dönemde her kafadan farklı bir sesin çıktığı yoğun bir dezenformasyon sağanağıyla karşı karşıyayız.
Rahmetli Attila İlhan'ın "Basın Türk değildir" ikazını kulağımıza küpe yaparak, her haberi akıl süzgecinden geçirmeli ve gelişmeleri büyük bir teyakkuzla izlemeliyiz.
Çok büyük tektonik değişikliklerin eşiğindeyiz; vakit, olan biteni basiretle süzme vaktidir.