Haber Detayı
ABD’nin saldırgan çırpınışları!
Trump yönetimi, “İran’la müzakereler devam edecek” haberlerinin gölgesinde savaşı başlattı!
Trump yönetimi, “İran’la müzakereler devam edecek” haberlerinin gölgesinde savaşı başlattı!
Bütün savaşları başlatanların ilk demeci kendilerinden son derece emin biçimde şöyle olur: “Haftalar içinde sonuç alacağız!” Trump da en çok dört hafta içinde bitireceğini düşündüğü bir savaşa girdi.
Daha önce dile getirdiğimiz şu ikilem İran saldırısıyla bir ton daha netleşti: Trump’ın çılgın politikaları kendine özgü bir tarz mı yoksa ABD’deki vahşi kapitalizmin karar vericileri atılması gereken adımları ona mı attırıyorlar?
İkinci şık baskın görünüyor!
Çin’in yükselişi karşısında mevcut yöntemlerle yarışamayacağını gören ABD, tek avantajlı durumu olan askeri gücünü kullanma kararı aldı.
Bu güç sayesinde Çin’in ekonomik yükselişini durdurabileceğini düşünüyor.
Trump başarılı olursa Amerika’nın küresel aktörlerince alkışlanacaktır.
Başarısız olursa “Kişisel hırslarına teslim olmuş, ABD değerlerini temsil etmeyen bir eski başkan” sıfatıyla belki de yargılanacaktır. *** Siyaset biliminde, iletişim alanında şu tanım çok önemlidir: Rıza üretimi!
Eğer bir yönetici toplumda genel kabul görüyorsa, attığı adımlar onaylanıyorsa “rıza” tamam demektir, işi kolaydır.
Bunu yapamıyorsa ama güç sahibiyse şunu deneyecektir: Rıza dayatımı!
Trump, dünyanın en korkunç savaşını çıkarmakla övünerek ülkesinde ve dünyada “rıza” dayatıyor!
Bunun İran katındaki karşılığı şu: Başta dini lider Hamaney olmak üzere 40 üst düzey yöneticiyi öldürerek İran içinde kendisine teslim olacak yönetici arıyor!
ABD, sadece Ortadoğu’yu değil, sadece İslam coğrafyasını değil, adeta dünyayı sahipsiz “yakaladı” , istediğini yapıyor.
Bunun karşılığında da istediğini yaptıracağını düşünüyor.
Bize göre mümkün değil!
Bunu bir süre için başarsa bile kalıcı olamaz.
Tarihsel akış içinde 16. yüzyıldan 20. yüzyıla dek Portekiz, İspanya, Hollanda, İngiltere her asrın belirleyicisi oldu. 20. yüzyılda da İngiltere, ABD’ye küresel liderliği devretti.
Sovyetler Birliği yarışa bir dönem katılsa da havlu attı. 21. yüzyılın küresel sahibi kim?
İşte İran-ABD savaşı bu sorunun yanıtına yönelik kutuyu da açacak.
ABD’nin İran’da hemen hemen bütün üst düzey yöneticileri öldürüp yerine geçecekleri de öldüreceğini söylemesi, ardından “Gelin görüşelim” demesi Latin Amerika’da geçer akçe olabilir ama Ortadoğu’da olmaz.
İran’ın içinden yönü demokrasiye dönük devrimci bir toplumsal muhalefet çıkar mı?
Şu aşamada çıkmaz.
Zaten ABD de demokrasi gibi, devrim gibi doların sağlığını bozacak şeyler istemiyor.
Sadece molla rejiminin ABD sempatizanı olmasını istiyor.
Türkiye’de ise iktidar şu dar yolda siyaset üretmeye çalışıyor: ABD’yi karşısına almama, İran’ı ürkütmeme!
Suriye deneyiminden bir nebze ders çıkarılmış gibi...
İran’dan olası bir yığınsal göç karşısında yapılacaklara ilişkin sınır valileri ile sürekli bağlantı kuruluyor. *** İran’daki günlük yaşama ilişkin fazla haber yok.
Tahran ve Tebriz’den ülke dışına telefon bağlantıları çok kısıtlı.
Ulaşabildiğimiz kadarıyla bankaların önünde para çekme kuyrukları oluşmuş.
Bankalar para çekme sınırını aşağı çekmiş.
Ekmek ve benzeri gıda üretimi dışında hayat büyük ölçüde durmuş.
Yeniden altını çizelim kesin yorumlar yapmak, öngörülerde bulunmak için erken ama Tahran’da görev yapmış diplomatların düşüncesi şu: İran’da rejim çürüdü...
Ancak söz konusu İran devleti olunca direnç sürer!