Haber Detayı

Kırk yıldır çözül(e)meyen gizem: Olof Palme suikasti
Kültür sanat aydinlik.com.tr
03/03/2026 00:00 (2 saat önce)

Kırk yıldır çözül(e)meyen gizem: Olof Palme suikasti

Aradan kırk yıl geçmiş... Dün gibi... Gece yarısı telefon çaldı. İsveç Radyosu’ndaki müdürümüz Vibeke Bolinder arıyor. Hayırdır?!. Bu saatte?!.

“Olof Palme öldürüldü.

Radyoya gel!” .......

Nasıl?...

Palme?...

Ne?...

Hemen fırladım.

Radyoda ne kadar çalışan varsa toplanmış.

İlk yayınları yaptık, haberi duyurduk.

Söylenecek çok şey yok.

Olay yeri ve zamanı belli, gerisi o gece yarısı gibi karanlık.

O geceki haberlerden aklımda kalan tek tümce: OLOF PALME ÄR DÖD (Olof Palme öldü)… Gerisi yok; boş sözler… Sabaha yakın olay yerine gittim.

Biraz kan ve üzerinde çiçekler...

Duyan geliyor.

Kısa sürede çiçek denizine döndü orası.

Akın akın gelenler...

Ağlayan, düşünen, kahreden insanlar...

Artık İsveç bildiğimiz İsveç değil.

Başbakanını bile koruyamayan, güvenliğimizin olmadığı bir İsveç...

Yılların İsveç cenneti...

İsveç cehennemi bugün.

OLAYIN GELİŞİMİ 28 Şubat 1986 Cuma...

Stockholm...

Akşam üstü saat 17:00 gibi Palme, Parlamento’daki (Riksdag) çalışma odasından ayrıldı ve hemen yakında Gamla Stan’daki (Eski Şehir) evine gitti.

Eşi Lisbet ile sohbet etti.

Sinemaya gitmek istiyorlardı.

Oğlu Mårten ve kız arkadaşını da çağırdılar.

Grand Sineması’nda Suzanne Osten’in “Bröderna Mozart” (Mozart Kardeşler) filmini izleyeceklerdi.

O zamanlar İsveç özgür, insancıl, olaysız bir ülkeydi.

O zamanlar İsveç, siyasetçilerin halkın arasında rahatça dolaşabildiği “açık toplum” yapısıyla gurur duyuyordu.

Palme cinayeti dönüm noktası oldu.

Artık İsveç de dikkatli olunması gerekli ülkeler sınıfına girdi.

Olof Palme o akşam korumalarına izin vermişti.

Palme çifti saat 21:00 gibi evden çıkıp yakındaki Gamlastan Metro İstasyonu’ndan metroya bindi ve Hötorget durağının Sinema yönündeki Tunnelgatan sokağı çıkışından çıktı.

Yürüyerek, sohbet ederek kol kola, sıradan bir çift gibi Sveavägen Caddesi’ndeki Grand Sineması’na gittiler. 21:15 - 23:10 arası filmi izlediler.

Sinemanın önünde oğulları Mårten ve kız arkadaşıyla kısa bir süre ayaküstü sohbet ettiler.

Olof ve Lisbet Palme 23:15’te oğulları Mårten ve kız arkadaşından ayrılıp Sveavägen Caddesi boyunca geldikleri metro istasyonuna doğru yürüdüler. 23:21 gibi Sveavägen üstündeki Dekorima mağazasının  önünde Tunnelgatan köşesine geldiler.

Metro girişine birkaç adım kalmıştı ki...

İki el silah sesi...

Arkalarından yaklaşan uzun boylu bir adam, Olof Palme’nin sırtına çok yakın mesafeden ateş etti.

İkinci bir kurşun ise Lisbet Palme’nin sırtını sıyırdı.

Palme anında yere yıkıldı.

Katil, Tunnelgatan sokağındaki merdivenlerden yukarı doğru koşarak kaçtı gitti.

Çevredeki insanlar ve gelen polisler Palme’ye ilk müdahaleyi yaptılar.  23:30’da gelen ambulans Palme çiftini Sabbatsberg Hastanesi’ne kaldırdı.

Olof Palme kurtarılamadı. 1 Mart 1986 saat 00:06’da İsveç başbakanı Olof Palme’nin yaşamını yitirdiği resmen açıklandı.

Olayın yaşandığı yer olan Sveavägen caddesindeki o köşeye, bir anıt plaket yapıştırıldı.

Olof Palme öldürüldüğü yerin hemen karşısındaki  Adolf Fredrik Kilisesi’nin (Adolf Fredriks kyrka) avlusuna gömüldü.

DOSYA KAPANDI Olof Palme suikastı üzerine onlarca kitap yazıldı.

Teoriler öne sürüldü.

Ne var ki, aradan kırk yıl geçmesine karşın cinayet aydınlatılamadı.

Öyle görünüyor ki, olay yakın tarihimizin en büyük “faili meçhul” cinayeti olarak kalacak.

İsveç Başbakanı Olof Palme’nin 1986 yılında uğradığı suikastla öldürülmesi olayı ile ilgili yürütülen soruşturma, bu cinayetten 34 yıl sonra, 2020 yılında resmi olarak sonlandırıldı.

Suikastin ardında İsveç Gladyosu’nun / Süper NATO’sunun olduğu kanısındayım.

Tetiği kim çekmiş olursa olsun, Palme’nin o gizli örgüt tarafından kim vurduya getirildiği bana da en akla yakın geliyor.

AŞIK NESİMİ’NİN PALME AĞIDI Aşık Nesimi Çimen o sıralarda İsveç’teydi.

Olof Palme cinayeti sonrası elinde curası ile İsveç Radyosu Türkçe Yayınlar Servisi’ne gelmişti.

Çok duygulanmış, bir şiir yazıp besteleyivermişti: “Bir barış güvercinini vurdular”.

Nesimi Çimen’in stüdyoya gittik; Palme’ye yaktığı ağıdı kayda aldık.

Yanılmıyorsam bu kaydı ben daha sonra güzel, kaliteli kasetler yapmaya başlayan Ali Rıza Özkan’a gönderdim, o da Nesimi’nin oğlu Mazlum’a vermiş.

Böylece ağıt anılarımıza yazıldı.

Ne acıdır ki, Nesimi’yi de 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta köktendincilerin yaktığı Madımak cehenneminde kaybettik.

O olay da Gladyo’nun / Süper NATO’nun işi değil mi?

İlgili Sitenin Haberleri