Haber Detayı

Teröristbaşı Öcalan'ın yayınlanmayan ''terörsüz Türkiye'' raporu mesajı açıklandı
Güncel haber3.com
02/03/2026 18:18 (4 saat önce)

Teröristbaşı Öcalan'ın yayınlanmayan ''terörsüz Türkiye'' raporu mesajı açıklandı

Terör örgütü PKK'nın elebaşısı teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporuna ilişkin değerlendirmelerine dair mesajı yayınlandıktan günler sonra açıklandı.

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı ortak raporla ilgili dikkat çekenbir gelişme yaşandı.

Eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'nın bebek katili elebaşısı Abdullah Öcalan, İmralı’dan gönderdiği mesajla raporu "tarihi bir adım" olarak nitelendirdi.Silahın tamamen gündemden çıkması için yasal sürecin önemine dikkat çeken teröristbaşı Abdullah Öcalan açıklamasında demokratik siyaset ve "hukuki güvence" vurgusu yaptı.2025 yılında PKK’nın silah bırakma kararı ve ardından Meclis bünyesinde kurulan "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun çalışmaları, Türkiye siyasetinde yeni bir evreye kapı araladı.

Komisyonun kabul ettiği ortak rapora ilişkin beklenen değerlendirme, DEM Parti aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı.Eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'nın teröristbaşı elebaşısı Abdullah Öcalan geçen sene 27 Şubat 2025’te "Barış ve Demokratik Toplum" adını verdiği bir metinle PKK terör örgütne silah bırakma çağrısı yapmıştı.Bu çağrının ardından PKK, 11 Temmuz 2025’te silah bıraktığını duyurmuş ve 30 PKK'lı terörist Irak’ın Süleymaniye kentinde temsili bir silah bırakma töreni düzenleyip silahlarını bir varilde yakmıştı.Süreç için TBMM'de kurulan "Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" da 5 Ağustos 2025’te başladığı çalışma sonucunda 18 Şubat’ta sürece ilişkin ortak raporu tamamlamıştı.Komisyonun, ortak raporu oy çokluğuyla kabul edilmişti.DEM Parti rapora şerh koyarak kabul oyu verirken, TİP ve EMEP dışındaki tüm partiler de kabul oyu vermişti.Böylece rapor 2 ret, 1 çekimser oyla; oy çokluğu ile kabuledilmişti.

Komisyonda CHP’li Türkan Elçi, çekimser oy kullanmıştı.7 bölümden oluşan raporun birinci bölümünde komisyonun çalışma süreci ayrıntılı biçimde anlatılmıştı.

İkinci bölümde, komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yürütülen tartışmalara ilişkin vurgular yer almış, üçüncü ana başlıkta ise Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmıştı.

Dördüncü bölümde, komisyonda dinlenen kişi ve kurumların söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmişti.

Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine ayrılırken, altıncı bölümde sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri, yedinci bölümde ise demokratikleşmeye yönelik öneriler yer almıştı.

Rapor, sonuç ve değerlendirme bölümüyle tamamlanıyordu.DEM Parti günler sonra Öcalan’ın rapora ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın mesajında terörsüz Türkiye raporunu "demokrasi mücadelesinde yeni süreç için çok önemli bir adım" olarak tanımladığı görüldü. "Silahın Gündemden Çıkması Garanti Edilmeli"Teröristbaşı açıklamasında, sürecin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iradesi ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan diyalog zemini üzerine inşa edildiğini belirterek, gelinen noktayı bir "sonuç" değil, bir "imkan" olarak gördüğünü belirtti.Raporun yasal ve kurumsal bir pratikle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan metinde, "Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete meyletmez" ifadeleri öne çıktı.Raporda yer alan "Kürt-Türk kardeşliği" vurgusunun resmi bir belgede ilk kez bu kadar net yer almasını önemsediğini belirten teröristbaşı Abdullah Öcalan mesajında "rehavete yer yok" ifadelerine yer verirken raporun bir "yol haritası" sunduğunu ancak asıl mücadelenin şimdi başladığını ifade etti.Teröristbaşı Öcalan ayrıca demokratik inşa sürecinin diyalogla sürmesi gerektiğinin de altını çizdi.

İşte eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'nın elebaşısı teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın 19 Şubat'ta ilettiği ancak yeni yayınlanan açıklamasının tam hali:"TBMM "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" dün itibariyle raporunu yayınladı.

Raporun yayınlanmasıyla birlikte ülke ve bölge gündemine oturması, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.Bu rapor, Sn.

Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli'nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı'da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir.

Raporun çıkarılması için çalışan siyasi partilere ve hitap ettikleri kitlelere, bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese ve barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder'e emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir.

Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir.

Aynı şekilde komisyonun değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır.

Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir.

Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.

Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır.

Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır.

Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır.

Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir.Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir.

Bu bir başlangıçtır.

Türkiye'nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır.

Ancak rapor önemli bir başlangıçtır.

Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır.

Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir.

Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır.

Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz.

Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz.Rapor bir kavram seti sunmaktadır.

Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır.

Bu nirengi noktasıdır.

Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir.

Demokratik inşa silahla ve çatışmayla değil, diyalogla ve karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir.

Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz.Artık ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır.

Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir.

Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir?

Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır.

Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır.Raporda dikkat çeken bir husus da Kürt-Türk kardeşliğine, kaderdaşlığına yapılan vurgudur.

Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı.

Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır.

Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır.Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır.

Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez.

Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır.Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır.

Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları çözmeyi esas alır.

Ancak siyaset de sonuçta "mümkün olanın sanatıdır" ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir.

Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir.Tekrarlıyorum; bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır.

Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür.

Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir.

Ancak bu emeğine ve çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır.

Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten kurtulamamışlardır.Rapor içeriği demokrasiye açıktır.

Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir.

Bu sözleşmenin akamete uğramaması demokrasi güçlerinin elindedir.

Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması konsensüsün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur.

Asıl mücadele şimdi başlamaktadır.

Zor ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz.

Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu.

Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır.Tarihten ders çıkarılıp en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır.

Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır.

Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur.

Rapor bunun yolunu açıyor.

Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır." 

İlgili Sitenin Haberleri