Haber Detayı

Teknoloji ve biyolojinin ürkütücü buluşması: Canlı nöronlar Doom oynadı
Güncel chip.com.tr
02/03/2026 16:10 (2 saat önce)

Teknoloji ve biyolojinin ürkütücü buluşması: Canlı nöronlar Doom oynadı

Bilim dünyasında sınırları zorlayan deney: 200 bin canlı beyin hücresi, özel bir çip üzerinde Doom oynamayı öğrendi. Silikon çiplerin yerini organik ağların aldığı bu yeni bilişim dünyasında, nöronların öğrenme hızı ve sergilediği performans izleyenleri hayrete düşürüyor.

Laboratuvarda bir kap içerisinde yetiştirilen insan beyin hücrelerinin video oyunu oynayabildiği fikri kulağa bilim kurgu gibi gelse de, teknoloji bu sınırları çoktan aştı.

Birkaç yıl önce Pong oynayan nöron görüntüleriyle dikkat çeken Cortical Labs, çıtayı bambaşka bir noktaya taşıdı.

Şirket, CL-1 adını verdiği nöral bilişim sistemi sayesinde 200 bin canlı insan nöronundan oluşan bir kültüre efsanevi aksiyon oyunu Doom’u oynatmayı başardı.Bu sistem, alışılagelmiş silikon çiplerden çok farklı bir yapıya sahip. "Çoklu elektrot dizisi" adı verilen bir mikroçipin üzerine yerleştirilen canlı hücreler, bilgisayar sistemine doğrudan entegre ediliyor.

Mikroskop görüntüleri, düz ve keskin devre hatlarının etrafına sarılan organik ağları net bir şekilde gösteriyor.

Yetişkin bir insan beyninde milyarlarca nöron olduğu düşünülürse, buradaki 200 bin hücre küçük bir topluluk gibi görünebilir; ancak sergiledikleri performans biyolojik zekanın ne kadar esnek hale gelebildiğini kanıtlıyor.Bir avuç hücrenin ekran karşısına geçip nasıl oyun oynadığı aslında sistemin çalışma mantığında gizli.

Çip oyunu çalıştırmıyor, nöronlar oyunu bizzat yaşıyor.

Ekrandaki veriler belirli elektrik uyarısı kalıplarına dönüştürülerek nöronlara iletiliyor.

Bu biyolojik kütle, aldığı uyarılara kendi sinyalleriyle yanıt veriyor.

Eğer nöronlar belirli bir düzende ateşlenirse ekrandaki karakter ateş ediyor, farklı bir düzende ise yön değiştiriyor.

İşin en çarpıcı tarafı ise bu hücrelerin gerçekten öğreniyor olması.Şu aşamada nöronların performansı, hayatında ilk kez bilgisayar görmüş bir acemiyi andırıyor.

Ancak nöronların en büyük gücü olan "plastisite", yani ağ yapılarını deneyimle değiştirip adapte etme yeteneği, bu biyolojik bilgisayarların zamanla ustalaşabileceğini gösteriyor.

Birkaç yıl içinde bu biyolojik sistemlerin, profesyonel oyuncuları zorlayacak seviyeye gelmesi sürpriz olmayacak.Etik sorular ve "Cortical Cloud" dönemiCortical Labs, bu teknolojiyi sadece kendi laboratuvarıyla sınırlı tutmuyor. "Cortical Cloud" adını verdikleri platform üzerinden dünyanın her yerindeki yazılımcıların bu nöral çipleri test etmesine imkan tanıyorlar.

Bu açık kapı politikası heyecan verici olsa da beraberinde ciddi etik tartışmaları da getirdi.

Her şeyden önce bu hücrelerin kime ait olduğu ve kimin DNA’sını taşıdığı sorusu akıllara geliyor.

Tıp tarihindeki benzer vakalar gibi, gelecekte milyonlarca cihazda aynı kişinin hücrelerinin çalışıp çalışmayacağı belirsizliğini koruyor.İnsan beyin hücrelerinin ticari amaçlarla kullanılması düşüncesi birçok kişi için rahatsız edici bir tablo demek.

Belki birkaç nesil sonra bu durum, bugünkü işlemciler kadar sıradan kabul edilecek; ancak şimdilik "kavanozdaki beyinlerin" oyun oynaması, insanlığın teknolojiyle kurduğu bağı derinden etkileyen bir gelişme olarak kabul edilebilir.

İlgili Sitenin Haberleri