Haber Detayı

Platonik aşk tiyatro sahnesinde: Görünmezliğin trajedisi
Kültür - sanat nefes.com.tr
02/03/2026 12:49 (1 saat önce)

Platonik aşk tiyatro sahnesinde: Görünmezliğin trajedisi

Stefan Zweig’ın ölümsüz eseri “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”, Çağdaş Serter’in yorumuyla tiyatro sahnesindeki yolculuğunu sürdürüyor. Serter, oyunun en insani duygusunun fark edilme isteği olduğunu belirterek, “Fark edilme isteği hepimizde olan bir şey aslında. Onun takıntısı muhtemelen. Bir fark etse rahatlayacaktı ama fark edilemedi.” sözleriyle, metnin bugüne uzanan evrensel yanını özetledi.

HAŞİM KILIÇ / NEFESStefan Zweig’in edebiyat tarihine damga vuran eseri “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu”, tiyatro sahnesinde izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.

Psikolojik derinliği ve insan ruhunun en kırılgan yanlarına dokunan yapısıyla klasikleşen eser, Çağdaş Serter’in yorumuyla dört sezondur sahneleniyor.ÖLÜM DÖŞEĞİNDEKİ MEKTUPİlk kez 1922 yılında yayımlanan ve bir kadının hayatı boyunca sevdiği adama yazdığı uzun bir itiraf mektubu üzerine kurulu olan hikâye, karşılıksız aşkın en çarpıcı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Ünlü bir yazara duyduğu saplantılı ve sessiz sevgiyle hayatını şekillendiren isimsiz kadın, varlığını dahi fark etmeyen bir adamın etrafında geçen ömrünü ölüm döşeğinde kaleme aldığı mektupla anlatıyor.

Zweig’in ustalıkla kurduğu iç monolog hem bir aşkın hem de görünmezliğin trajedisini gözler önüne seriyor.Çağdaş Serter, karakterin iç dünyasındaki gelgitleri, umut ile hayal kırıklığı arasındaki ince çizgiyi ve görünmez olmanın yarattığı derin acıyı ön plana çıkarıyor.

Serter, uyarlamada metne sadık kalmayı özellikle tercih ettiğini belirterek, “Ben metne bağlı kalmayı tercih ettim.

Sadece üç bölümü ayırdım ve seyirciyi nasıl sıkmam diye düşünerek kendimden bir şeyler ekledim.” dedi.ÇOCUKLUKTAN GELEN PLATONİK AŞKHikayenin yalnızca bir platonik aşk anlatısı olmadığını söyleyen Serter, şunları ifade etti: “Bu platonik aşk ama bir yerde de takıntı.

Ama sadece içi boş bir takıntı da değil; bir çocukluğun hayranlığının verdiği bir aşk.

Çocukluktan gelen bir platonik aşk.

O yüzden bunu çok uzun yıllar takıntı haline getiriyor ve başka hiçbir türlü mutlu olamıyor.”Oyunun en insani duygusunun fark edilme isteği olduğunu belirten Serter, “Fark edilme isteği hepimizde olan bir şey aslında.

Onun takıntısı muhtemelen.

Bir fark etse rahatlayacaktı ama fark edilemedi.” sözleriyle, metnin bugüne uzanan evrensel yanını özetledi.

İlgili Sitenin Haberleri