Haber Detayı

AB’nin korkusu Macaristan seçimi
Avrupa aydinlik.com.tr
02/03/2026 11:48 (4 saat önce)

AB’nin korkusu Macaristan seçimi

Macaristan seçime giderken hem içerde hem dışarıda tansiyon yüksek. Orban’ın partisi Fidesz, liberal solcu muhalefet Tisza Párt tarafından hedef alınırken, Ukrayna da bölgede Macaristan ve Slovakya’ya giden Rus petrolünü tehlikeye sokuyor. Gelişmeleri Gibelin Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi.

Macaristan parlamento seçimleri 12 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Seçimde ana taraflar ve gruplar belli.

Bir tarafta Macaristan’ın egemenliğini korumaya yönelik politikalarıyla hareket eden Orban’ın partisi Fidesz; diğer tarafta ise Brüksel’in liberal soluna yakın Tisza Párt var.

Seçimler yaklaşırken hem bölgede hem iç politikada gerginlik hat safhada.

Macaristan ve Slovakya, Ukrayna’yı Rusya’dan gelen petrol akışını kesmekle suçlarken, durum düzelmezse Ukrayna’ya elektrik tedarikini kesme uyarısında bulundu.

Ukrayna-Macaristan-Slovakya hattında şantaj gerilimi yaşanırken Macaristan seçime gidiyor.

Seçim yaklaşırken Ukrayna’nın Macaristan’ın enerji istikrarını zedelemesi ise akıllarda soru işareti bırakıyor.

Tüm bunlara ek olarak Macaristan, Ukrayna’ya verilecek yaklaşık 90 milyar avro tutarındaki AB kredisi paketini ve Rusya’ya yeni yaptırım paketini veto etti.

Merak edilenleri ve daha fazlasını Mathias Corvinus Collegium Misafir Öğretim Üyesi Thibaud Gibelin Aydınlık Avrupa’ya yanıtladı.

Gibelin, Viktor Orbán’ın yeniden seçilme olasılığı yüksek görüyor. ‘MACARİSTAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KİM SAVUNUYOR?’ 12 Nisan'da Macaristan'da parlamento seçimleri yaklaşırken, başlıca siyasi ayrımlar neler?

Rakip ideolojik kamplar ve programlar hangileri?

Günümüzde temel ayrım, aynı siyasi soruna iki zıt yaklaşımı karşı karşıya getiriyor: Macaristan'ın özgürlüğünü kim savunuyor?

Baskıya karşı halkın savunucusu kim?

Bir tarafta, 2010'dan beri iktidarda olan Viktor Orbán'ın Fidesz partisi, siyasi egemenlik, yürütmenin merkezileştirilmesi, proaktif aile politikası ve Brüksel, Moskova, Pekin ve Washington arasında jeopolitik denge stratejisine dayanan ulusal-muhafazakar bir modeli savunuyor.

Macaristan hükümeti istikrarı, ulusal çıkarların korunmasını ve Ukrayna savaşı konusunda Avrupa'nın tutumuna otomatik olarak uyum sağlamayı reddetmeyi ön plana çıkarıyor.

Öncelikle, AB’nin merkezileşmesini bir tür emperyalizm olarak mahkûm ediyor; ve Viktor Orbán, Brüksel'e karşı egemenlik mücadelesinde ulusal meşruiyetini kanıtlamayı amaçlıyor. ‘MUHALEFET, BRÜKSEL’DEKİ LİBERAL SOLUN SÖYLEMİNİ DESTEKLİYOR’ Karşı tarafta ise Péter Magyar liderliğindeki Tisza Párt var.

Tisza Párt, Budapeşte ve Brüksel'deki liberal solun söylemini destekleyen, “normale dönüş” odaklı bir alternatif sunuyor.

Bu alternatif, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi, yolsuzlukla mücadele ve Macaristan'ın Avrupa içinde daha işbirlikçi bir konuma getirilmesini içeriyor.

Tisza'ya göre, ülkeyi baskı altında tutan ve yozlaştıran Fidesz'dir ve partinin iletişimi devrimci retorikle yoğrulmuştur.

Ayrıca, kimlik meselelerinde radikal bir ideolojik kopuş önermiyor, ancak iktidarın tekelleşmesine ve kamu fonlarının yönetimine itiraz ediyor. ‘ORBAN’IN PARTİSİ YENİLİRSE MACARİSTAN’DA DURUM DEĞİŞİR’ Sonuçlar Fidesz için olumlu olmazsa, Macaristan'ın Ukrayna ve AB'ye karşı milliyetçi tutumu kökten değişir mi?

Bu, durumun tamamen değişmesi anlamına gelir.

Milliyetçi tutumuna rağmen Péter Magyar, Batı yönetişimine derinlemesine entegre olmuş solcu elitlerin esiridir; öte yandan, Von Der Leyen Komisyonu ve Manfred Weber'in Avrupa Halk Partisi (EPP) tarafından güçlü bir şekilde desteklenmektedir.

Fidesz'in yenilgisi durumunda Macaristan'ı gerçek bir baskı dönemi beklemektedir.

Tisza'nın zaferi, tıpkı 2023'te Donald Tusk'un zaferiyle Polonya'da PiS partisi ile bağlantılı tüm politikacıların ve medya figürlerinin görevden alınması gibi, acımasız bir yeniden yapılanmaya yol açacaktır. ‘MUHALEFETİN EKONOMİ BAKANI ADIYI SHELL’DE KARİYER YAPMIŞ’ Pek çok Macar Fidesz’den yorulmuş durumda; ancak AB’nin Rusya karşıtı şahin politikalarına, göç kotası taleplerine, liberal toplumsal reformlarına ve ulusal çıkarları gözeten ekonomik yapıların tasfiyesine yönelik baskıları karşısında Fidesz “daha az kötü” olarak algılanmaktadır.

Örneğin, Macar Petrol ve Gaz İşletmeleri Anonim Şirketi (MOL), Macar devleti ile stratejik işbirliği içinde bölgesel enerji şampiyonu konumuna yükselmiş ve sektördeki diğer rakiplerini geride bırakmıştır.

Péter Magyar’ın başlıca transferi olarak, gelecekteki Ekonomi Bakanı diye ilan ettiği isim ise petrol sektörünün önde gelen aktörlerinden Shell’de kariyer yapmış olan Kapitány István’dır. ‘VETO, MEŞRU BİR ARAÇTIR’ Ulusal çıkarlarını korumaya öncelik veren Macaristan hükümeti, Ukrayna'ya yönelik yardım paketi ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar konusunda Avrupa'nın küreselcileri ve Zelensky ile sürekli olarak anlaşmazlık içinde.

Son olarak Macaristan bir kez daha çifte veto hakkını kullandı.

AB bu vetoları aşarak hedeflerine ulaşabilir mi?

Fidesz'in bakış açısına göre veto; hükümetin, federalist kayma veya Rusya ile uzun süreli çatışma stratejisi olarak nitelendirdiği durumlara karşın ulusal çıkarları korumak için tasarlanmış, antlaşmalarda öngörülen meşru bir araçtır.

Macaristan, şimdilik, enerji unsuru hariç tutulması şartıyla yaptırım paketlerini kabul etmiştir.

Enerji dağılımı, üye devletlerin yetki alanına giren bir konudur. ‘AB, OYBİRLİĞİ GEREKLİLİĞİNİN ETRAFINDAN NASIL DOLANIYOR?’ Ancak AB, enerji konularında karar için gerekli olan oybirliğini atlatmanın bir yolu olarak, ticaret politikasının bir parçası olarak 2027 yılına kadar Rus enerjisini yasaklamaya karar verdi.

Macaristan ve Slovakya, bu son derece zararlı karara şiddetle karşı çıkıyor.

AB, Ukrayna devletine ek 90 milyar avro tahsis etmek istediğinde, Macaristan bu kararı veto etti.

Orban'a göre, bu meblağ sadece Ukrayna'nın ve onun can damarı olan bölgenin, absürt ve beyhude bir savaşla yok edilmesini sübvanse etmeye yarayacak. ‘KISITLAMALAR VE GECİKMELER SİYASİ’ Macaristan ve Slovakya, Ukrayna'nın Druzhba boru hattındaki onarımları geciktirerek enerji tedarikini sabote ettiğini açıkladı.

Ukrayna'nın amacı, bu ülkeleri Rus enerjisinden mahrum bırakmak, onları daha pahalı alternatiflere yönlendirmek ve seçimler öncesinde Orban hükümetine ekonomik baskı uygulamak olabilir mi?

Kiev, siyasi tavizler için Macaristan'a şantaj mı yapıyor?

Druzhba boru hattı, Macaristan ve Slovakya'ya petrol tedariki için hayati önem taşıyor.

Bu nedenle, herhangi bir kesinti derhal stratejik bir bakış açısıyla yorumlanıyor.

Budapeşte, bazı gecikmelerin veya kısıtlamaların teknik nedenlerden kaynaklanmadığını, çatışmalı bir siyasi ortamın sonucu olduğunu düşünüyor.

Kiev ise savaşın getirdiği kısıtlamaları ve topraklarından geçen Rus enerji akışını azaltma ihtiyacını gerekçe gösteriyor.

Ukrayna'nın Rusya'nın enerji gelirlerini azaltmaya ve Avrupa'ya giden akışı yönlendirmeye çalıştığı açıktır.

Druzhba boru hattı üzerinden Rusya'nın petrol tedarikinin kesintiye uğraması, güneydoğu Avrupa ve özellikle Macaristan ve Slovakya için gerçekten felaket niteliğindedir, zira bölgedeki rafineriler diğer bölgelerden gelen petrolü değil, Rusya'nın ham petrolünü rafine etmek üzere tasarlanmıştır.  ‘MACARİSTAN SEÇİM SONUÇLARI, KÜRESEL DENGEDE ÖNEMLİ BİR AĞIRLIĞA SAHİP’ Son tahlilde, Macaristan'daki durum ciddi bir siyasi kriz mi yoksa demokratik yarışın doğal bir aşaması mı?

Çatışma, önceki seçimlere göre çok daha ciddi ve derin.

Gerginlikler 2010 yılından bu yana artıyor.

Macaristan seçimlerinin sonuçları, ülkenin büyüklüğü göz önüne alındığında şaşırtıcı bir şekilde, küresel dengede önemli bir ağırlığa sahip.

Buradaki zorluk, Avrupa-Rusya barışına bağlı kalan tek Avrupa hükümetinin iktidarda kalıp kalmayacağını, AB'nin savaşa doğru kayıp kaymayacağını belirlemektir.

Zorluk, Ukrayna'da ateşkesin ardından enerji işbirliğinin yeniden kurulup kurulmayacağı veya Avrupa sanayisinin rekabet gücü eksikliği ve ucuz enerji nedeniyle gerilemeye mahkum olup olmayacağı belirlemektedir.

Yine AB'nin “ulusların forumu” işlevini sürdürüp sürdürmeyeceği veya Brüksel devletinin ulusların üzerinde kaçınılmaz olarak hakimiyet kurup kurmayacağı belirlenmelidir. ‘VİKTOR ORBAN’IN YENİDEN SEÇİLME OLASILIĞI ÇOK YÜKSEK’ İç politikada ise, 2010 yılından beri uygulanan “Ulusal İşbirliği Sistemi”nin (NER) derinleştirilmesi mi, yoksa Batılı liberal elitlerin çıkarları doğrultusunda ortadan kaldırılması mı gerektiği sorusu gündemdedir.

Viktor Orbán’ın yeniden seçilme olasılığı çok yüksek ve 2010’da başlatılan ılımlı olmayan (otoriter) siyasi modelin kısa vadede pekişeceği görülüyor, ancak bu uzun vadede kademeli bir aşınmayı dışlamıyor.

AfD: AB Orban’ı devirmeye çalışıyor Almanya’nın muhalefet partisi Almanya için Alternatif (AfD) Avrupa Birliği’nin  Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı devirmek istediğini açıkladı.

Parti, AB’nin önümüzdeki ay yapılacak parlamento seçimlerinde Orban’a karşı “rejim değişikliği” için anket manipülasyonu ve enerji şantajı gibi taktikler kullandığını duyurdu.

AfD eş genel başkanı, Alice Weidel, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Brüksel’i Orban’ı görevden almak için “kuklası” olan Macaristan muhalefet lideri Peter Magyar’ı kullanmakla suçladı.

Weidel, Ukrayna’dan Macaristan’a Druzhba boru hattı üzerinden devam eden petrol arzının kesilmesi ve seçim anketlerinin manipülasyonuna işaret ederek, “Orban’ın gitmesini istiyorlar ve bunu başarmak için her türlü yolu kullanmaya hazırlar.” diye yazdı.

Weidel, Macar anket şirketi Median’ın Magyar’ın muhalefet partisi Tisza Partisi’nin Orban’ın iktidar partisi Fidesz-KDNP ittifakına karşı yüzde 55’e yüzde 35’lik bir üstünlük sağladığını gösteren son ankete atıfta bulundu.

İrlandalı ekonomist Philip Pilkington, bu oranları “gerçekten çılgın” olarak nitelendirerek, 2024 seçimleri öncesinde Gürcistan’da yapılan ve ardından ayaklanmaların çıktığı anketlerle karşılaştırdı.

İlgili Sitenin Haberleri