Haber Detayı
Bir ‘Hürriyet’ Hikâyesi
Haber3.com yazarı Haluk Özdalga yazdı: Bir ‘Hürriyet’ Hikâyesi
Bir ülkeyi anlayabilmenin en iyi yolu nedir sorusunun yanıtı belli gibidir: Tarihini bilmek.Ertuğrul Günay’ın kaleme aldığı “Bir ‘Hürriyet’ Hikâyesi” bu genel kuralın güçlü bir örneğini oluşturuyor. 1950’lerin ikinci yarısında yaşanan nispeten kısa ömürlü Hürriyet Partisi tecrübesini anlatan çalışma, yüz yılı aşkın Cumhuriyet dönemi Türkiye siyasetini daha iyi anlayıp yorumlayabilmek açısından gerçekten ufuk açıcı bir katkı.Kitap 2020’de çıktı, maalesef gecikerek okuyabildim.
Ama ben yetişene dek 4. baskısını yapmayı başarmış.Kitabı değerli kılan özelliklerden biri Hürriyet Partisi öyküsünü, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan tek parti rejimi ve 27 Mayıs 1960 darbesi arasındaki daha geniş zaman aralığı içine oturtarak ve konuyla bağıntılı olaylara göndermeler yaparak anlatması.O arada yazarın okuyucuya sunduğu bol ve olabildiğince objektif yorumları, okuma tecrübesini daha zengin ve zevkli kılıyor.* * *“Reis Beyefendi,… Rejim hâlâ teminatsızdır, teminatsız olduğu için de diktatörlüğü meyyaldir (eğilimlidir).
Murakabe (denetim) yoktur, meşveret (danışma) yoktur.
Partimizin programı bir yanda, tatbikat başka yandadır.
Milli davalara prensipler değil, bir tek adam ve onun meydana getirdiği zümre hakimdir.
Böyle olduğu için de iktidarı tutmak gaye olmuş ve her türlü fesadı (bozulma ve hile), entrikayı gayenin hizmetinde kullanmak siyasi ve milli hayatımızın yek vasıtası haline gelmiştir.
Hürriyet bayrağı ile iktidara gelen partinin içinde hürriyet yoktur.
Bu hal karşısında idealist partililer şaşkın, millet hayal kırıklığı içinde, üniversiteler hareket yeteneğini yitirmiş, matbuat zayıftır…”“Partide muhabbet yerini korkuya bırakmış, manevi rabıtalar (bağlar) gevşemiş, havaya husumetin ve hırsın ağırlığı çökmüştür…” (s. 58-60).Yukarıdaki alıntı, İçişleri Bakanı Fevzi Lütfü Karaosmanoğlu’nun 1955’te Başbakan Adnan Menderes’e yazdığı mektuptan.Ancak sonraki on yıllarda iktidara gelmiş farklı siyasi doğrultulardaki parti liderlerinden birine de yazılmış olabilirdi.Cumhuriyet’in yüz yılı aşkın tarihinde bazı sorunların, zamanı ve siyasi farklılıkları aşacak şekilde kendini tekrarlaması çarpıcıdır.
Güven temelinden yoksun bir rejim, parti programları ile iktidardaki uygulamalar arasındaki bağlantının zayıflığı, tek adam yönetimi, gücün lider tarafından belirlenen dar bir kadroda yoğunlaşması, parti içi demokrasinin işlemeyişi, basının denetim işlevinin yetersiz bırakılması, vs.* * *Cumhuriyet’in kuruluşundan 2.
Dünya Savaşı sonuna kadar (1923-1945) Türkiye, CHP’nin tek parti iktidarı tarafından yönetildi.
O arada muhalefet partisi denemeleri de yaşandı.1924’de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF, İlerici Cumhuriyet Partisi) kuruldu.
Kurucuları Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Kurtuluş Savaşı’nın en önde gelen komutanları ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarıydı.
Değişik partiler arasındaki yarışta Atatürk’ün tarafsız Cumhurbaşkanı olarak kalmasını istiyor, rejimin tek adam yönetimine dönüşmesinden endişe ediyor, daha özgürlükçü görüşleri savunuyorlardı.1925’te Şeyh Said İsyanını bastırmak için Takrir-i Sükun (Huzur Sağlama) yasası çıkarıldı, olağanüstü yönetime gidildi ve o çerçevede TCF kapatıldı.Ama Atatürk bir muhalefet partisi olsun istiyordu.
İkinci deneme 1930’da yaşandı, Serbest Fırka (SF) kuruldu.
Bu kez muhalefet kadroları bizzat Atatürk’ün denetimi altında ve belirlemesiyle oluştu, partinin başına Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Fethi Okyar getirildi.
Böyle bir partinin dahi büyük ilgi görmesi ve belediye seçimlerinde beklenmedik başarı kazanması üzerine, SF kendisini üç ay sonra feshetmek zorunda kaldı.Savaş bittikten sonra Demokrat Parti’nin kuruluşuna, CHP grubunda “Dörtlü Takrir” olarak bilinen ve demokratik talepler içeren bir önerge veren dört kıdemli milletvekili Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuat Köprülü, Adnan Menderes öncülük etti (1946).DP, “açık oy, gizli tasnif” uygulamasıyla anılan 1946 seçimlerinin ardından, 1950’de oyların %54’ünü, milletvekillerinin %84’ünü kazanarak büyük bir zafer elde etti, iktidara geldi.Kuruluştan 27 yıl sonra iktidarın tartışmasız bir seçimle ve sakin şekilde el değiştirmesi Cumhuriyet’in gerçek bir başarısıydı, “Beyaz Devrim” sıfatını hakkediyordu.
Bu zaferin onuru elbet DP’ye olduğu kadar, çok partili sisteme geçişi kararlılıkla destekleyen, çevresinden gelen hırslı telkinlere itibar etmeyen CHP lideri İsmet İnönü’ye de aitti.DP iktidarı ilk yıllarda başarısını sürdürdü, nitekim 1954 seçimlerinde oyunu 2 puan artırırken CHP’nin oyu 5 puan düştü.
Ama artan halk desteğiyle güçlenen iktidarını “çok partili sistemim kurumlaşması ve eskisinin tasfiyesi için sürdürmek yerine, zaman zaman eskinin kötü bir taklidi olmaya” yönelerek kullandı (s. 46).
O arada hayat pahalılığı şikayetleri de giderek artıyordu.Kritik bir gelişme 1955’te başlayan “ispat hakkı” tartışmaları oldu.
Mevcut yasalar bakanlar hakkında yapılan suç isnatlarını ileri sürenlere ispat hakkı tanımıyordu.
Bir grup DP milletvekili o hakkı sağlayacak değişiklik önergesi verdi.
Başbakan Menderes dikensiz gül bahçesi istiyordu, karşı çıktı, tartışmalar büyüdü.
Önergeyi verenlerden dokuz milletvekili partiden ihraç edildi.
Bunun üzerine imza veren diğer milletvekilleri de istifa etti, partiden ayrılanların sayısı 19’a çıktı.Tartışmalar DP grubuna sıçradı, yapılan oylamada Başbakan Menderes’in kendisi hariç hükümetteki tüm bakanlar düşürüldü.Karaosmanoğlu, tartışmaların alevlendiği o günlerde Menderes’e yazdığı ve yukarıda alıntıladığımız mektubu açıklamıştı.* * *Hürriyet Partisi ispat hakkı önergesini veren DP milletvekillerinin öncülüğünde Aralık 1955’te kuruldu.Karaosmanoğlu Hürriyet Parti’sinin ilk Genel Başkanı oldu.
Partililer arasında, gelecekte hayli farklı çizgilerde adı kamuoyunda sık duyulacak isimlerin bulunması dikkat çekicidir.
Ekrem Alican, Mehmet Ali Aybar, Yusuf Azizoğlu, Fethi Çelikbaş, Turan Güneş, Emin Paksüt, Hüsamettin Cindoruk, Şerif Mardin, Coşkun Kırca o isimlerden sadece bir kaçıdır.Hürriyetçilerin söylemi, bir kısmı ilk kez dile getirilen talepleri kapsıyordu.
Çalışanların örgütlenmesi, grev ve sendika hakkı, Anayasa Mahkemesi kurulması, üniversite özerkliği, siyasetçilerin mal beyanında bulunması, vs.HP, sosyal adalet ve sosyal devlet vurguları güçlü, CHP ve DP’ye göre daha özgürlükçü demokrat bir çizgiyi temsil ediyordu.
Partinin üst düzey kadroları arasında eğitim düzeyi yüksekti.Parti kamuoyunda büyük ilgi uyandırdı.
Daha sonra katılanlarla birlikte milletvekili sayısı CHP’yi geçti ve ana muhalefet partisi konumuna yükseldi.
Gelişmeler DP’yi telaşlandırdı, iktidar muhalefet ilişkileri gerginleşti.
DP’nin otoriterleşme eğilimi, yükselen muhalefeti mecliste karara bağlanan yasal önlemlerle susturmayı hedefliyordu.
Başta basın ve muhalif partiler olmak üzere yargı, üniversite gibi kurumlara karşı yürürlüğe koyulan baskılar, muhalefet partilerinin iktidara karşı iş birliği yapmasını kolaylaştırdı.Birçok tanınmış gazetecinin hapsedildiği Ankara’daki Ulucanlar Hapishanesi’nin “Ankara Hilton” olarak anılması o dönemin bir buluşudur.Üç muhalefet partisi CHP, Cumhuriyetçi Millet Partisi (CMP) ve HP işbirliği görüşmelerine başladı.
Muhalefet cephesinin oluştuğunu gören DP, hemen her türlü seçim ittifakının yollarını tıkayan bir yasayı meclisten geçirdi.Mayıs 1958’de yapılması gereken seçimler, DP’nin erken seçim kararıyla Ekim 1957’de düzenlendi.Seçim döneminde iktidarın baskıları daha da arttı.
Ankara Valisi, HP lideri Karaosmanoğlu’nun kendi partililerine vereceği yemekli bir toplantıyı dahi engelledi.Seçim sonuçları Hürriyet Partisi için büyük hayal kırıklığı oldu.
Kuruluştan iki yıl geçmeden katıldığı yarışta HP sadece %3,8 oy alabildi. 1954’e kıyasla DP 9 puan geriledi, CHP 5 puan yükseldi; ama %47 oy kazanan DP çoğunluk sistemi nedeniyle milletvekillerinin %70’ini elde etti.Kasım 1958’de parti kongresinde kapatma ve CHP’ye katılma kararı alındı, yaklaşık üç yıl süren HP deneyimi tarih oldu.
Bazı partililer siyaseti bıraktı veya zaman içinde farklı partilerde yollarına devam ettiler.DP iktidarının otoriterleşme eğilimi giderek arttı.
Bir örneği, Tahkikat Komisyonu yasası oldu.
Milletvekillerinden oluşan Komisyon, yargıya ait yetkileri kullanabiliyor, muhalefetin siyasi faaliyetlerini durdurabiliyor veya üç yıla kadar hapis cezası verebiliyordu.DP iktidarı 27 Mayıs 1960’ta askeri bir darbeyle son buldu.Eğer Cumhuriyet döneminde başlayan ilk ciddi çok partili rejim denemesinde iktidarın seçimle değişmesini başarabilseydik, demokrasimiz bugün muhakkak ki daha güçlü ve köklü bir konuma erişmiş olacaktı.27 Mayıs, izleyen yıllarda yeni darbeleri, başarısız darbe girişimlerini, değişik tür müdahaleleri ve genel olarak askerlerin siyasete karışmasını kolaylaştırıcı sonuçlar doğurdu.
Sağlıklı demokratik işleyişin vazgeçilmez unsuru siyasi partilerin istikrarlı yapılara dönüşmesini zorlaştırdı.Hürriyet Partisi denemesi niçin başarısız oldu?
O denemenin son tahlilde ima ettiği katkılar ve dersler neler?27 Mayıs darbesi nasıl değerlendirilebilir?Yazar bu soruları da kitabında ayrıntılı tartışıyor ve değerli analizler sunuyor.
Günay’ın eseri herhalde Cumhuriyet dönemi siyaset tarihi çalışmalarında uzun süre başvurulacak bir kaynak olarak kalacaktır.………………Bir “Hürriyet” Hikâyesi, Çok- Partili Dönemde Özgürlükçü Bir Siyaset Girişimi (1955-1958), 248 s., İletişim, 4.
Baskı, 2025.