Haber Detayı
İmalatla büyüdü, Ar-Ge ile eşik atladı
İzmir’de 40 yıldır redüktör üretimi gerçekleştiren Remak, ailenin ikinci kuşak temsilcisi Ege Pehlivan öncülüğünde, tarım, gıda, hayvancılık ve enerji sektörlerine yönelik ana komponenti redüktör olan katma değeri yüksek ürünlerin imalatına başladı. Kısa sürede iç pazardaki ithal ürünlerin hakimiyetini kıran firma, yurt dışında da yabancı markalara dişli bir rakip haline geldi.
İZMİR / EKONOMİ Yaklaşık 40 yıl önce Aydoğan Pehlivan tarafından redüktör üretmek amacıyla kurulan Remak, 10 yıl önce firmanın ikinci kuşak temsilcisi Ege Pehlivan öncülüğünde Ar-Ge çalışmalarını hızlandırarak; tarım, hayvancılık, enerji gibi sektörlere yönelik katma değeri yüksek ürünlerin imalatına yöneldi.
Hayvan kaşıma makineleri, güneş takip redüktörleri, HVLS helikopter fanları gibi ürünlerde iç pazardaki ithal markaların hakimiyetini kıran firma, ABD, Avrupa, Rusya ve Ortadoğu’ya da ihracata başladı.
Babası Aydoğan Pehlivan’ın makina mühendisi olarak iş hayatına atılmasından kısa bir zaman sonra 1987’de Remak’ı kurarak hırdavat ticaretine başladığını anlatan Remak Redüktör Genel Müdürü Ege Pehlivan, “Remak 1990’ların başında imalat başladı.
Şimdi çok sayıda üretici olsa da o dönemlerde Türkiye’de redüktör üretimi kısıtlıydı.
O yüzden kısa sürede iyi bir marka bilinirliği oluştu. 2000’li yıllarla birlikte Ortadoğu’ya ürün göndermeye başladık.
Ama zamanla üretici sayısına paralel olarak rekabet de arttı.
Ayrıca Çin de pazarda çok etkili olmaya başlamıştı.
Biz de niş alanlara kaymaya karar verdik” diye konuştu. “Ar-Ge mantığını öğrenerek işe başladık” Bu kapsamda tarım, gıda, hayvancılık, enerji gibi önemi azalmayacak sektörleri hedef aldıklarını vurgulayan Pehlivan, “Ürün çeşitlendirme çalışmalarına 2010’lu yıllarda tarım sektörüne yönelik şanzımanlarla başladık.
Yatay büyüme kararıyla ana komponenti redüktör olan makinelerin üretimine yöneldik.
İlk markamız hayvankasima.com oldu.
Otomatik hayvan kaşıma makineleri geliştirdik.
Elektronik yazılımıyla birlikte bu ürünü pazara sunduk.
O dönemde çok satmasa bile bize Ar-Ge mantığını ve Ar-Ge yapmanın önemini gösterdi.
Tarım 4.0’ın ilk adımları olan makinelerden biriydi” dedi.
Pazardan gelen taleple güneş enerjisi santralleri için Solar Tracker adıyla güneş takip redüktörleri üretimine başladıklarını belirten Pehlivan, “Güneş panellerinin güneşin yönüne göre hareket etmesini sağlayan bu ürün, santrallerin verimini yüzde 20 - 25’e kadar artırıyor.
Mekanik imalatın yanında ilk kez yazılım ve dijital sistemlere giriş yaparak Kocaeli Üniversitesi ile güneş takip redüktörlerinin yazılım otomasyonunu da geliştirdik.
Yani ilk defa bir teknoloji firması haline geldik.
Bu da dijital ve elektronik altyapıda bizi sektörde vazgeçilmez bir marka haline getirdi.
Türkiye’de güzel bir pazar payına ulaştıktan sonra İtalya’ya sattığımız ürünlerle ihracata da başladık.
Şu an Avrupa’daki devlerle rekabet ediyoruz.
Kıbrıs da bizim için önemli bir pazar.
Türkiye’ye ithalatı azalttığımız gibi ihracat yaparak ülkeye döviz kazandırdık.
Üstelik iç pazarda 20 birime satılan ürünleri biz 10 birime satmaya başlayınca, ithal ürünlerin fiyatları da geriledi” diye konuştu.
Hayvancılık sektörü için helikopter fan olarak bilinen (HVLS) büyük hacim düşük hız fan sistemlerini değerlendirmeye aldıklarını ve 1.5 yıllık bir Ar-Ge süreci ve özel kanat tasarımları ardından ürünü pazara sunduklarını ifade eden Ege Pehlivan, “Bunlar da yurdumuza ithal geliyordu. 4 – 7 metre çaplara sahip bu fanlar başta hayvancılık işletmeleri olmak üzere endüstriyel tesislerde havalandırma ve serinlik sağlıyorlar.
Yani normal şartlarda bir çok küçük fan ile yapılan serinletme ve hava sirkülasyonu, çapı çok büyük olan fanlar ile sağlanıyor.
Bu durumda hem enerji maliyeti hem de verimlilik açısından büyük bir fark oluşuyor.
REMAir adını verdiğimiz bu ürün hem verim, hem hayvan sağlığı, hem de işgücü tasarrufu açısından sektörün olmazsa olmazı haline geldi.
Şu an yıllık bin 500 – 2 bin adet kapasite ile çalışıyoruz ve Avrupa’daki maliyet artışları akabinde gelen talepler ile yıllık kapasitemizi her geçen gün arttırıyoruz” dedi.
Enerji sektörüne yönelik yeni bir ürün geliştirdikleri bilgisini veren Pehlivan, şunları söyledi: “Ar-Ge çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı uzun vadede değişmeyecek ihtiyaçlara yönelik tasarlıyoruz.
Traktörlerden enerji üretilmesini sağlayan, traktör jeneratörü olarak tabir ettiğimiz şanzımanları üretmeye başladık.
Bu sistem traktörlerin kuyruk millerinden çıkan 540 devrin 2 bin devre yükseltilerek bu hareketten enerji elde edilmesine dayanıyor.
Dünyada üretilen bu sistemin şanzımanını yerli hale getirdik.
Traktörü jeneratöre dönüştüren bu ürünün saha testleri sürüyor.” “ABD pazarında kendi şirketimiz ile büyüyoruz” Tüm bu ürün grupları ile Avrupa, Rusya ve Ortadoğu pazarlarına açıldıklarını ama bununla yetinmediklerini dile getiren Pehlivan, “ABD’nin Miami kentinde ablam “Eylül Pehlivan Kocabaş” ve eşi “Ongun Kocabaş’ın” başında bulunduğu bir et işleme tesisimiz var.
Egea Food adlı bu firma günde 4.5-5 ton et işleyerek kasaplara, restoranlara, marketlere taze et, döner, hamburger köftesi gibi ürünler üretiyor ve soğuk zincir olarak paketli gıda tedariği sağlanıyor.
Bu işletmeyi fırsat olarak görüp bu ülkede Remak USA adıyla kendi firmamızı kurduk.
Yeni ürün gruplarımızı ABD’de pazara sunduk.
Amerika pazarı gerçekten sahada olmanızı gerektiren bir pazar, yani Amerika kendi içinde bir dünya.
Biz de bu sebeple kendi firmamız üzerinde aynı bir Amerikan firması gibi fatura kesip partnerlerimize ürettiğimiz ürünlerin tedariği sağladığımız bir sistem yarattık.
Süreç içerisinde, 2-3 ayda bir 1 konteyner ürün gönderiyoruz, oradaki ABD firmalarına satıyoruz.
Hedef endüstrilerimizde yılda 3-4 fuara katılıyoruz.
ABD’de kısa sürede rekabetçi bir firma haline geldik ve pazar payımızı büyütmeyi planlıyoruz” diye konuştu. “Ar-Ge sabır istiyor” Ar-Ge çalışmalarında devlet desteklerinin ve üniversitelerle işbirliğinin büyük faydasını gördüklerini vurgulayan Ege Pehlivan, “Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin gelişememişinin nedenlerinden biri de özel sektörün gereken sabrı gösterememesi.
Nasıl bir Alman bir ürün geliştirmek için 5-6 sene uğraşıyorsa, bizler de aynı sabrı göstermeliyiz.
Bunu öğrenmeye başladık, o yüzden Türk sanayicisinin önü açık” görüşünü ifade etti. “Marka olmayı ve hikaye anlatmayı öğrendik” Şu an başta İsviçre, Fransa, Almanya olmak üzere 39 ülkeye ihracat yaptıklarını hatırlatan Pehlivan, “Rusya’da, Ortadoğu’da güzel bir pazarımız var.
Yeni ürünlerin ihracatımızdaki payı yüzde 40’a ulaştı.
Daha da artacak.
Yeni ürünlerle biz ilk kez marka olmayı ve hikaye anlatmayı öğrendik.
Bu çok ciddi bir reklam altyapısı, çok ciddi bir ürün gamı, sorunsuz çalışan ürünler gerektiriyor.
Her ne kadar Türkiye ucuz iş gücü avantajını kaybetmiş olsa da, katma değerli bir üretim yaptığınızda rekabet edebiliyorsunuz.
Biz de edindiğimiz Ar-Ge yeteneği sayesinde şekil değiştirerek daha fazla hareket alanına sahip bir firma haline geldik.
Ben mekatronik mühendisiyim.
Çocukluğumdan beri hep üretimin içinde yer aldım.
Şirketimizin yeni ürün gruplarına geçişinde Ar-Ge’den imalata, tanıtımdan pazarlamaya her aşamayı planlayıp hayata geçirdim.
Babamın kurup büyüttüğü firmamızın şekil değiştirmesi sürecini yönettim.
Babamın bin m2 alanda 10 kişiyle başladığı hikaye, bugün 85 kişilik bir ekiple 10 bin m2 alan ve yurt dışı bağlantılarıyla devam ediyor” diye konuştu.