Haber Detayı

İş dünyasından sahur mesajı: Köprü rolü kaybolan STK’lar temsil gücünü de kaybeder
Gündem ekonomim.com
01/03/2026 15:07 (3 saat önce)

İş dünyasından sahur mesajı: Köprü rolü kaybolan STK’lar temsil gücünü de kaybeder

İş dünyası temsilcileri sahur organizasyonun bir araya gelerek iş örgütlerini rolünü masaya yatırdı. Sivil toplum kuruluşlarının siyaset, bürokrasi ve sektörler arasında köprü rolü üstlenmesinin iş dünyası açısından kritik olduğunu kaydeden kurum temsilcileri, köprü fonksiyonu zayıflayan STK’ların temsil gücünün de azaldığına dikkat çekti. İş dünyası temsilcileri, sivil toplumun sadece eleştiren değil, çözüm üreten ve diyalog zemini oluşturan yapılar olması gerektiğini belirtti.

İMAM GÜNEŞ - İSTANBUL İş dünyasının önde gelen temsilcileri, sahur programında bir araya geldi.

Toplantıda, ihracatçı birlikleri, meslek örgütleri ve sektörel derneklerin kamu ile özel sektör arasında köprü rolü üstlenmesinin önemi vurgulandı.

Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Yönetim Kurulu Başkanı Talha Özger, Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder ve EVSİD Başkan Vekili Oğuzhan Durmuş’un organize ettiği sahur programında ‘İş Dünyasında Sivil Toplum Örgütlerinin Önemi’ konusunun ele alındığı toplantı gerçekleşti.

Toplantıda; AK Parti Başkan Vekili Mustafa Elitaş, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister, TİM’in Önceki Dönem Başkanı İsmail Gülle ve Gebze V (Kimya) İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (GEBKİM) Başkanı Vefa İbrahim Aracı konuşmacı olarak yer aldı. “STK’lar sadece eleştiren değil, çözüm üreten yapılar olmalı” Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) karar alma süreçlerinde toplum menfaatini gözeten kanaat önderi ve lobi mekanizması olarak önemli bir rol üstlendiğini söyleyen AK Parti Başkan Vekili Mustafa Elitaş, STK’ların yalnızca tepki veren yapılar olmaması gerektiğini vurguladı.

Elitaş, bu yapıların genel çıkarı ilgilendiren konularda azınlık baskısına karşı da denge unsuru olabilmesi gerektiğini ifade etti.

Sivil toplum örgütlerinin sadece sektör temsilcisi değil, aynı zamanda siyaset, bürokrasi ve toplum arasında köprü kuran, karar alıcı mekanizmaları besleyen yapılar olduğunun altını çizen Elitaş, şöyle devam etti: “STK’ların görevi sadece eleştirmek değil, toplumun genel menfaatini ilgilendiren konularda gerektiğinde ‘durun ne yapıyorsunuz’ diyebilecek denge gücünü ortaya koymaktır.

Kanun yapım süreçlerinde de sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması, toplum tarafından kabul görecek ve uygulanabilir düzenlemelerin ortaya çıkmasını sağlar.

Uygulanamayan ya da toplum tarafından benimsenmeyen kanunların uzun vadede fayda üretmesi mümkün değildir.” “İş örgütlerinin karar alıcılarla sektör arasında köprü olması gerekir” İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, sivil toplum kuruluşlarının temel görevlerinden birinin karar alıcı mekanizmaları etkilemeye yönelik lobi faaliyetleri yürütmek olduğunu söyledi.

STK’ların bireysel değil kurumsal yapılar üzerinden siyaset, bürokrasi ve toplum arasında köprü rolü üstlenmesi gerektiğini belirten Bahçıvan, kurumlara yönelik eleştirilerin yapıcı bir üslupla dile getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Köprü fonksiyonunun korunmasının diyalog ve temsil gücü açısından kritik olduğunu ifade eden Bahçıvan, STK’ların karar alma mekanizmalarının yerine geçme iddiası olmadan sektörleri adına fikir üretmesi gerektiğini kaydetti.

İş örgütlerinin karar alıcılarla sektör arasında köprü olması gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, “Bizler karar değiştirici mekanizmalar değiliz.

Bu mekanizmanın yerine geçmek gibi bir iddiamız da yok.

Biz kendi işimizde, kendi sektörlerimizde, kendi yapılarımızda kalacaksak onun üstüne kendi fikirlerimizi, kendi düşüncelerimizi doğru, yakışan, yapıcı ve asla da diyalog üslubumuzu hataya sürüklemeyecek şekilde köprü olarak götürmek noktasında olmalıyız” diye konuştu. “Günde 30 bine yakın belge üretiyoruz” Sivil toplum kuruluşlarının zaman zaman genel fayda yerine temsil ettikleri alanlara odaklanan sınırlı değerlendirmeler yapabildiğini belirten İTO Başkanı Şekib Avdagiç, bu yapılar içinde görev üstlenenlerin öz eleştiri yapmasının önemli olduğunu söyledi.

Kanunla kurulan odalar ve birliklerin devlet tarafından belirlenen çerçevede faaliyet yürüttüğünü vurgulayan Avdagiç, İTO’nun günlük yaklaşık 30 bin belge düzenleyerek kamu adına tahsilat ve hizmet süreçlerini yürüttüğünü ifade eden Avdagiç, “60 çeşit belgeden günde 30 bine yakın belge üretiyoruz.

Tescil ve diğer süreçlerde tahsil ettiğimiz 100 lirayı kamu adına tahsil ediyoruz.

Sonra kamu bize 25 lirasını iade ediyor.

Yani tahsil ettiğimiz 100 liranın 75'i kamuya gidiyor, 25'i hizmet bedeli olarak odalarda kalıyor.

Biz de kendi içimizde bir denge tutturmaya çalışıyoruz.

Bu süreçte kurumlar olarak makul, akıllı ama sonuç alıcı bir denge içinde süreçleri yürütmeye çalışıyoruz” dedi. “Firmaları, dijitalleşme ve yapay zekâda geleceğe hazırlamalıyız” Sivil toplum kuruluşlarında görevlerin geçici olduğunu ve süre dolduğunda görevi devretme kültürünün yerleşmesi gerektiğini söyleyen İDDMİB Başkanı Çetin Tecdelioğlu, temsiliyette ‘biz’ anlayışının esas alınmasının önemine değindi.

Dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında firmaları geleceğe hazırlamanın STK’ların sorumluluğunda olduğunu belirten Tecdelioğlu, “Firmalarımızı, esnaflarımızı, tüccarlarımızı dünyaya hazırlamamız lazım.

Yoksa tren geçiyor, biz sadece uzaktan dumanını izleyen taraf olmamalıyız” dedi. “STK’lar, sorunların çözümüne katkı sağlıyor” İHBİR Başkanı Kazım Taycı, STK’ların sektörün sorunlarını kamu otoritesine doğrudan aktararak çözüm süreçlerine katkı sunduğunu belirtti.

STK’ların hem kamu nezdinde temsil gücü hem de piyasa içinde dengeleyici rol üstlendiğini kaydeden Taycı, palm yağına ilişkin alınan karar örneğini vererek, “Sektör paydaşı STK’larımızla birlikte ilgili bakanlıklarla temas kurduk ve sektörün taleplerinin dikkate alınması neticesinde düzenlemede geri adım atıldı” şeklinde özetledi.

STK’ların birliktelik gücüyle ihracatın sürdürülebilir ve katma değerli artışına katkı sunduğunu belirten İKMİB Başkanı Adil Pelister, milli katılım fuarları ve ticaret heyetleriyle firmalara yeni pazar kapıları açtıklarını ifade etti.

Pelister, dernek ve birliklerin aynı zamanda kamu ile sektör arasında köprü görevi üstlenerek karar alma süreçlerine aktif katkı sağladığını vurguladı.

Ticari diplomaside yumuşak güç rolü STK’ların ortak akıl ve katılımcılık kültürüyle toplum kalitesini yükselttiğini dile getiren TİM’in önceki dönem başkanı İsmail Gülle, günümüzün hızlı ve öngörülemez küresel koşullarında çözüm üretme kapasitesinin daha da kritik hale geldiğini ifade etti.

Sivil toplumun yaptırım gücü olmasa da talep ve ihtiyaçları doğru zeminde dile getirerek kamu ile birlikte çözüm üretme sorumluluğu taşıdığını kaydeden Gülle, ticari diplomasinin de bu süreçte önemli bir yumuşak güç unsuru haline geldiğini aktardı. “Ortak akıl ve fikirlerin daha fazla icraata dönüşmesi lazım” Aynı ihtisas alanındaki firmaların dernekleşerek bir araya gelmesinin, bugün Türkiye’nin gurur duyduğu OSB’lerin temelini oluşturduğunu belirten GEBKİM Başkanı Vefa İbrahim Aracı, birlikteliğin kalkınmanın ana unsuru olduğunu ifade etti.

Farklı fikirlerin çatışma değil zenginlik olduğunu vurgulayan Aracı, daha fazla STK, daha fazla ortak akıl ve bu fikirlerin icraata dönüşmesinin ülke ekonomisine önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.

İş dünyasını buluşturan geleneksel sahur programının ev sahipliğini, EVSİD Başkanı Talha Özger (solda)  ZÜCDER Başkanı Burak Önder (ortada) ve EVSİD Başkanvekili Oğuzhan Durmuş yaptı. “STK’lar beşinci güç konumunda” Sivil toplum kuruluşlarının gelişmiş ülkelerde yasama, yürütme, yargı ve medyadan sonra ‘beşinci güç’ olarak konumlandığını belirten ZÜCDER Başkanı Burak Önder, Türkiye’de STK’lara katılımın ve nitelikli sivil toplum faaliyetlerinin artırılması gerektiğini söyledi.

Önder, üyelerin kalite ve etki odaklı yaklaşım talep etmesinin sivil toplum yapısının dönüşümü açısından kritik olduğunu ifade etti. “Ortak akıl üretme mekanizması olarak çalışmalıyız” Sorunların ancak birlik ve beraberlik içinde hareket edildiğinde aşılabileceğini vurgulayan EVSİD Başkanı Talha Özger, sivil toplum kuruluşlarının ortak akıl üretme mekanizması olarak çalışması gerektiğini söyledi.

Özger, kamuoyu ve sektör paydaşlarıyla aynı dili konuşan STK’ların çözüm üretme kapasitesinin arttığını dile getirdi.

EVSİD Başkanvekili Oğuzhan Durmuş ise sivil toplum buluşmalarının istişare kültürünü güçlendirdiğini belirterek, güçlü toplumların ortak değerler etrafında birleşebilen yapılardan oluştuğuna değindi.

Durmuş, bu tür toplantıların iş dünyasında işbirliği ve dayanışma ortamını geliştirdiğini söyledi.

EYT tartışması yaşandı Sahur programının soru-cevap bölümünde EYT düzenlemesine ilişkin değerlendirmeler tartışma konusu oldu.

Mustafa Elitaş, EYT düzenlemesinin mali etkilerine dikkat çekerek, yasa öncesinde sivil toplum kuruluşlarının daha güçlü tepki göstermesi gerektiğini ifade etti.

Buna karşılık Erdal Bahçıvan ise o dönemde ilgili kurumlarla görüşmeler yaptıklarını, ancak konunun kamuoyu önünde tartışılmaması yönünde görüş aldıklarını söyledi.

Bahçıvan, EYT düzenlemesinin çıkarılması sürecinde farklı değerlendirmelerin bulunduğunu belirtirken, Elitaş ise kendisine bu konuda doğrudan bir başvuru yapılmadığını dile getirdi.

İş dünyası yeni veri ve politika çıktıları istiyor Sahur programında düzenlenen toplantının soru-cevap bölümünde Arzum Elektrikli Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, ihracat stratejilerinin veri temelli yürütülmesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin toplam ihracatında Türk markalı ürün payının net şekilde ortaya konulmasını önerdi.

Türkiye’nin yaklaşık 275 milyar dolar seviyesindeki ihracat performansının içinde marka bazlı ihracat oranının bilinmeden strateji oluşturulamayacağını ifade eden Kolbaşı, yurt dışında üretim yaptıran Türk markalarına ait 40-50 milyar dolar civarında dış ticaret hacminin de kayda alınması gerektiğini söyledi.

Sektör temsilcilerinden gelen dosyaların tek platformda toplanarak takip edilmesini sağlayacak bir veri altyapısı kurulmasını öneren Kolbaşı, “Her talebin karşılanmasını beklemiyoruz ancak gelen dosyaların kaçının çözüme kavuştuğunu, kaçının reddedildiğini ya da hangi aşamada kaldığını görebileceğimiz veri temelli bir sistem kurulması bu gecenin önemli çıktılarından biri olabilir” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri