Haber Detayı

İstanbul yaza caz notalarıyla girecek
Yaşam keyfi ekonomim.com
01/03/2026 14:00 (3 saat önce)

İstanbul yaza caz notalarıyla girecek

33. İstanbul Caz Festivali, 30 Haziran – 13 Temmuz arasında şehrin ritmini yeniden kuruyor: Harbiye’de büyük buluşmalar, AKM’de derin dinleyiş, Boğaz’da Caz Vapuru’nun neşesi, parklarda ücretsiz konserler, Kadıköy’de gece gezmesi…

İstanbul’da yaz festivaller sayesinde notalarla başlar.

Deniz kokusu gelir, akşamüstleri uzar, gölgeler kısalır; bir de şehrin üstüne ince bir uğultu çöker: “Bu yaz hangi konserlere yetişeceğiz?” İstanbul Caz Festivali, tam da bu soruyu soranların festivalidir.

Çünkü burada yalnızca caz yok; cazın komşuları var.

Soul, funk, folk, blues, elektronik dokunuşlar, akustik sadelik… Bir türün sınırlarını değil, bir şehrin kulağını büyüten bir program bu.

Harbiye’de üç gece, üç ayrı dünya Festivalin ilk üç günü, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda büyük bir “açılış üçlemesi” gibi.

Üç farklı ruh hâli, üç ayrı seyir zevki. 30 Haziran Marcus Miller’ın sahneye çıkışı, çoğu zaman bir bas solosundan fazlasıdır: bir anlatı başlar.

Bu kez anlatı, Miles Davis’in 100. yılı etrafında kurulan We Want Miles! projesiyle daha da anlamlı.

Bu konserin heyecanı, “nostalji”den değil; caz tarihinin canlı bir miras olarak yeniden kurulmasından geliyor. 1 Temmuz Ertesi akşam, Harbiye bambaşka bir renge boyanıyor: Soul’un yükselen yıldızı Thee Sacred Souls ilk Türkiye konseriyle festivalde.

Analog kayıt ruhu, 60’ların yumuşaklığı, Latin ritimleriyle sızan bir sıcaklık… 2 Temmuz Üçüncü gece: Robert Plant.

Led Zeppelin’in “ses hafızası” diyelim; ama Plant’i tek bir döneme sıkıştırmak da haksızlık.

Saving Grace ve Suzi Dian ile sahnede kurduğu dünya; folk, country, blues, gospel etrafında dolaşan, bir bakışta sade görünen ama derinleşince katmanlanan bir hikâye.

AKM’de şiirli bir gece Festivalin yalnızca kalabalık açıkhava gecelerinden ibaret olmadığını hatırlatan duraklardan biri AKM.

Arooj Aftab, Neo-Sufi dünyasının kapılarını aralayan müzikal diliyle, İstanbul’un tam da ihtiyaç duyduğu türden bir dinleyiş öneriyor: yavaş, dikkatli, içe doğru.

Urduca “aşk”ın çağrışımı, Mevlânâ’nın şiiriyle caz ve reggae arasında kurulan köprüler için tarih 3 Temmuz Cuma.

Yaşam Boyu Başarı Festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün 4 Temmuz Cumartesi akşamı  Senem Diyici’ye verilmesi, programın en anlamlı cümlelerinden biri.

Çünkü Diyici’nin hikâyesi, yalnızca bir kariyer değil; bir “dil” meselesi.

Yıllar boyu Fransa’da yaşarken Türkçe söylemekte ısrar eden, Türk ezgilerini cazla harmanlayıp bunu bir “kimlik gösterisi”ne değil, bir “müzikal zarafet”e dönüştüren bir sanatçıdan söz ediyoruz.

Üstelik ona sahnede Okay Temiz’in eşlik etmesi, bu ödülü bir plaket töreninden çıkarıp gerçek bir buluşmaya dönüştürüyor.

Brezilya rüzgârı Festivalin en cazip sürprizlerinden biri, 6 Temmuz Pazartesi Esma Sultan’da sahne alacak Mari Froes.

Modern Brezilya müziğinin dünyaya açılan yüzü… Portekizce’nin melodik akışıyla birleşen o yumuşak, derin vokal; samba ve MPB’nin tanıdık kıpırtısı… Ustalar buluşması Bazı geceler “yıldız” değil, “usta” gecesidir. 7 Temmuz Salı akşamı Joe Lovano ile Antonio Faraò’nun buluşması tam olarak bu.

Lovano’nun ilk notada tanınan dili, Faraò’nun güçlü tekniği ve sahnedeki enerjisi… Kadıköy’ün gece yürüyüşü Festivalin en sevilen tarafı şu: Şehri tek bir merkeze kilitlemiyor.

Kadıköy’de bir gece, iki sahne, peş peşe konserler… “Bir konser bitti, diğeri başladı” ritmiyle bir müzik maratonu.

Gece gezmesi, biraz da İstanbul’un yeni alışkanlığı: iyi müziğin peşinden semt semt yürümek. (8 Temmuz Çarşamba, 19.30, Moda Sahnesi & Komünite) Caz Vapuru Şehir Hatları vapuru… İstanbul’un en günlük, en sıradan ama en büyülü taşıtı.

Festival geldi mi, o sıradanlık bir anda neşeye dönüşür. 12 Temmuz Pazar günkü Caz Vapuru, bu festivalin “gülümseyen yüzü”.

Parklarda Caz Festivalin en kıymetli taraflarından biri ücretsiz Parklarda Caz konserleri.

Çünkü müziği “bilet”le sınırlamayan, şehre yaygınlaştıran, her yaştan izleyiciye alan açan bir damar bu.

Genç Caz+ seçkisi, Portekiz’den Kumpania Algazarra gibi konuklar… Park konserleri, festivalin “demokratik” tarafı.

Ve İstanbul’un buna çok ihtiyacı var. (4 Temmuz Ataşehir, 5 Temmuz Kadıköy’de) Kapanış Festival kapanışı bir iddia işidir.

Veronica Swift, tam da bu iddiayı taşıyan bir isim: cazda köklenmiş ama rock’n roll üflenmiş bir enerji.

Scat’ten türler arası yolculuklara, kuralları yıkmayı seven bir sahne hâli… Sultan Park’ta o gece, festival “güzel bitti” dedirtmekle yetinmeyecek; “seneye yine görüşürüz” diyecektir.

Sacred Souls La Lom Cazda buluşmak İstanbul Caz Festivali’nin sloganı bu yıl yine net: “Cazda Buluşalım.” Bu cümle, yalnızca konser çağrısı değil.

Birlikte dinlemeye, birbirimizi duymaya, aynı ritimde yan yana durmaya dair bir davet.

Benim için İstanbul Caz Festivali, yazın başladığını haber veren eşiktir.

Harbiye’de bir bas sesiyle, AKM’de bir şiirli melodiyle, Kadıköy’de bir gece yürüyüşüyle, Boğaz’da bir vapur ritmiyle… İstanbul, iki hafta boyunca kendini yeniden dinleyecek.

Cazda buluşalım.

Baharın rengi CI BLOOM ile İstanbul yeniden çiçekleniyorYaşam Keyfi  

İlgili Sitenin Haberleri