Haber Detayı

İSTANBUL'UN SELATİN CAMİLERİ - Boğaz'la bütünleşen yalı camisi: Beylerbeyi Hamid-i Evvel
Güncel haberler.com
01/03/2026 11:14 (3 saat önce)

İSTANBUL'UN SELATİN CAMİLERİ - Boğaz'la bütünleşen yalı camisi: Beylerbeyi Hamid-i Evvel

Beylerbeyi'nde bulunan Hamid-i Evvel Camisi, 18. yüzyılda inşa edilen selatin camileri arasında "yalı camileri"nin en seçkin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

RÜVEYDA MİNA MERAL - Beylerbeyi'nde bulunan Hamid-i Evvel Camisi, 18. yüzyılda inşa edilen selatin camileri arasında "yalı camileri"nin en seçkin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.Anadolu Ajansının (AA) "İstanbul'un Selatin Camileri" isimli dosya haberinin bu bölümünde, Üsküdar sahilinde 18. yüzyılda Batı etkilerinin belirginleştiği mimari anlayışını yansıtan Hamid-i Evvel Camisi ele alındı.Sultan 1.

Abdülhamid tarafından annesi Rabia Sultan adına yaptırılan, "Beylerbeyi Camisi" olarak bilinen yapı Mimar Tahir Ağa imzasını taşıyor.

İnşasına 3 Nisan 1777'de başlanıp, 15 Ağustos 1778'de tamamlanan cami cuma namazıyla ibadete açıldı.Geç dönem Osmanlı mimarisinin barok etkilerini plan, kütle ve bezemelerinde yansıtan öncü yapılardan biri kabul edilen eser, sivri kemerin sınırlı kullanımı, zeminden yükseltilmiş ana mekana çok basamaklı merdivenlerle ulaşım ve İstanbul Boğazı cephesini vurgulayan iki minare dönemin mimari tercihlerini ortaya koyuyor.Ana kubbenin 15 metre çapında olduğu camide iç mekana bol ışık sağlayan pencere düzeni ve barok motifli tezyinat dikkati çekiyor.Cami, 13 Mart 1983 gecesi bitişiğindeki yalıda çıkan yangından büyük zarar gördü.Ahşap kubbenin tamamen yandığı, diğer bölümlerin ise kısmen etkilendiği kaydedilen yapı, Vakıflar İdaresince onarılarak 29 Mayıs 1983'te yeniden ibadete açıldı.Beylerbeyi Camisi, çevresindeki hamam, muvakkithane, sıbyan mektebi ve çeşmelerle üslup bütünlüğü gösteren bir yapılar topluluğu oluşturuyor.Anadolu Yakası'nda, sahille bütünleşen konumuyla öne çıkan cami, hem mimari kimliği hem de tarihi hafızasıyla Üsküdar'ın simge yapıları arasında yer alıyor.Yalı tipi plan anlayışıMarmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk İslam Sanatları Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Efdaluddin Kılıç, AA muhabirine, Beylerbeyi semtinin önemli şahsiyetleriyle bir yaşam kültürü oluşturmuş bir yer olduğunu söyledi.Beylerbeyi Hamid-i Evvel Camisi'nin 1.

Abdülhamid'in annesi Rabia Sultan adına bu camiyi inşa ettirdiğini, yapıya daha sonraki dönemlerde 2.

Mahmut'un müdahalelerle bazı tamirat ve eklentilerin olduğunu dile getiren Kılıç, caminin kendisinin geç devir Osmanlı mimarisi özellikleri taşıdığını belirtti.Kılıç, "Özellikle de yalı tipi, sahilin çok kenarında olması dolayısıyla kendine mahsus farklı bir enerjisi, farklı bir güzelliği var.

Deniz tarafından bakıldığında eğer minareleri ve kubbeyi görmezden gelecek olursanız, sahilde sivil mimari görüntüsü de sunabiliyor.

Bunun da tabii içerisinde sultanın zaman zaman burayı, camiyi ziyaretleri sırasında maiyetiyle beraber kullanılması bu durumu oluşturuyor." diye konuştu.Caminin bir bölümünün dışarıdan eklenti olarak değil, yapının içerisinde tasarlandığını dile getiren Kılıç, hünkar mahfilinin sultanın maiyetiyle beraber bulunabileceği şekilde tasarlandığını belirtti.Caminin üst katında ayrı bir kapıdan geçilen, sultanın ve beraberindekilerin bulanabilecekleri ayrı bir odanın olduğunu dile getiren Kılıç, "Bu binanın yapımı sırasında Tahir Ağa diye çok önemli bir mimar vazife almış.

Yapımında son dönem eseri olması dolayısıyla Avrupai tesirler bulunuyor.

İçerisindeki dekorasyonda da bu hakim. 1980'li yıllarda bir yangın geçirip çatısıyla beraber bir zarara uğramış.

Fakat tekrar ihya edilirken o desenler umumiyetle korunmuş.

Üst kattaki caminin iç tarafına bakan hünkar mahfilinin kafesli bölümünde Yeserizade Mustafa İzzet'in talik hattıyla yazdığı kuşak yazısı var.

Bunun da önemli bir kısmı zarar görmüşken yazı kalıplarından istifade edilerek tekrar ihyası gerçekleştirilmiş." bilgisini verdi.Kılıç, Beylerbeyi Hamid-i Evvel Camisi'nin etrafında eklentili olarak sıbyan mektebi ve muvakkithanesinin olduğunu ancak muvakkithanenin eski fonksiyonuyla kullanılmadığını söyledi.Caminin yandaki girişinde yer alan yapıya dikkati çeken Kılıç, şöyle devam etti:"Burası eskiden gök bilimlerinin, astronominin incelendiği, saatlerin ayarlandığı, bugün insanların 'Hilal göründü, görünmedi.

Şu gün kandil, bugün bayram.' gibi tartışmalarının yapıldığı çok önemli bir vazife icra ediyordu.

Buralardaki vazifeli kişiler hem mekanik olanlarını hem de güneşe bağlı saatleri ayarlayarak, sene içerisindeki mübarek gün ve geceleri tespit ediyorlardı.

Bazı durumlarda uğurlu birtakım günleri, yani herhangi bir iş yapacağınız zaman uğurlu günleri önermeye varacak şekilde bu alanla ilgilenen kişilerdi.

Günümüzde bu alanlar tabii fonksiyonunu yitirmiş durumda."Tek kubbe, dört paye sistemiKılıç, caminin dikkat çeken bir diğer yanının ise içerisinin çok aydınlık ve tek kubbe altında genişçe bir mekanda sütunlarla bölünmeden ibadet edilebilmesi olduğunu anlattı.Kubbenin bütün ağırlığının duvarlara ve 4 büyük sütun üzerindeki kubbeye yerleştiğini aktaran Kılıç, "Ön tarafta bir mihrap sofası diyebileceğimiz girintili bir alan var.

Orada, Ayet-el Kürsi'nin yazılmış olduğu çinili bir pano görüyoruz.

Bir de üst tarafında İhlas Suresi'nden bir bölümün yazıldığı madalyon var.

Bunlar da yapının klasik havadaki dikkat çekici ayrıntıları.

Diğer süslemelerinde daha çok Batı tarzı özellikle desen anlayışı hakim.

Bir de içerisinin çok camlı, renkli vitraylarla bezeli olmasıyla özellikle güneşli günlerde rengarenk ışık huzmeleriyle zenginleşmesine şahitlik edebiliriz." dedi.Beylerbeyi Hamid-i Evvel Camisi'nin iç yazılarına işaret eden Kılıç, şunları söyledi:"En önemlisi mihrabın olduğu istikamete işaret edeceğini düşündüğümüz ayetin deniz tarafındaki çıkış kapısında olduğunu görmemiz.

Camideki giriş çıkışlardaki bu yazıları gören kişileri çok ilginç tavsiyeler ve hatırlatmalar var diye düşünebiliriz.

İbadet bittikten sonra camiyi terk etmek üzere kapılardan deniz tarafındakine yöneldiğinizde karşınızda dünya hayatının denizi, güzelliği, karşıdaki güzel yapıları, başka başka yalıları, gelen geçen gemileri görmektesiniz.

Bu tabii ki insanın dünyaya yönelik atmak üzere olduğu adımlarda karşısında bu ayeti görerek kendisine gelmesini temin ediyor. 'Fe velli vecheke şatral mescidil haram.' diye ifade edilen ayet buraya yazılmış. 'Yönünüzü tekrar Mescid-i Haram'a çevirin.' şeklinde bir hatırlatmadır.

Bunun karşısında mihrapta ise 'Küllema dehale aleyha zekeriyye'l-mihrap.' diye bildiğimiz, çoğu mimari yapıda mihrapta görmeye alışık olduğumuz ibare de var.

Bu tabii içinde mihrap kelimesi geçtiği için genellikle buralara yakıştırılan bir ayet olup, aslında kıble istikametini işaret etmekte.

Diğer girişlerde de mesela cenaze kapısı denilen taraftan çıktığımızda, orada da 'Va'bud rabbeke hatta ye'tiyekel yakin.' diye başka bir ayetle karşılaşıyoruz.

Cenaze namazlarını kılındığı bahçeye açılan kapıda hatırlatma yapılıyor. 'İbadet bitti, camiyi şu an terk ediyoruz.' ama bitmiş sayılmaz.

Son nefesimize kadar, hayatımızın her aşamasında ibadetle meşgul oluyormuş gibi davranmamız gerektiği burada hatırlatılıyor."Kılıç, caminin hünkar mahfilinin giriş çıkışlarındaysa sultanın tevazu içerisinde sade bir kul olarak yaşantısını sürmesinin gerekliliğini vurgulayan ifadelere yer verildiğini anlattı.Caminin yol tarafından girişinde eskiden İstanbul'da çok fazla olan fakat günümüzde çok dikkati çekmeyen ayrıntılardan biri olduğunu aktaran Kılıç, "Cadde tarafından yaklaşıldığında binek hayvanlarına rahat binmek için iki basamaklı yarı değerli taştan, merdiven gibi duran bir parça orada duruyor.

Bunların muhafaza edilmesi gerekiyor.

Binek taşı kültür tarihi bakımından Osmanlı'daki sokakta bulunan aslında böyle sokak mobilyası diyebileceğimiz tarzda bir şey." bilgisini verdi."Caminin içerisinde de mekanik olarak antika saatler bulunuyor"Kılıç, caminin güneş gören kısımlarında saatlerinin bulunduğunu vurgulayarak, şunları belirtti:"Batı tarafındaki girişten yaklaştığımızda duvarda fark ediliyor.

Fakat gölge verecek olan çubuğu olmadığı için, biraz da erozyondan etkilenmiş olabilir, şu an atıl durumda.

Fakat vaktiyle bu güneş saatleri kullanılıyor.

Caminin içerisinde de mekanik olarak antika saatler bulunuyor.

Selatin camisi dediğimiz tipte camilerde saat bulundurmak, insanların, müminlerin saatli bir yaşamı sürdürmeleri için önemli.

Bir Müslüman'ın hayatında hep vakit olması, yön bilgisi, istikamet, kıble algısı ve zamanı kullanma konusu Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde de üzerinde durulan bir konu.

Başıboş yaşamamak ve istikamet olmadan ne yaptığını bilmeden yaşamak pek tavsiye edilen bir şey değil."Caminin vaaz kürsüsü ve minber gibi alanlarında çok önemli ve incelikli işçiliklerle kemik, abanoz ve fil dişi malzemelerin kullanıldığını ifade eden Kılıç, böylesi değerli yapıların özenli, dikkatli ve değerinin farkına varılarak kullanılması gerektiğini sözlerine ekledi.

İlgili Sitenin Haberleri