Haber Detayı

‘Çocuğun yetişkin gibi yargılanmasıyla suçların azalacağına inanmıyorum’
Kelebek hurriyet.com.tr
01/03/2026 07:00 (2 saat önce)

‘Çocuğun yetişkin gibi yargılanmasıyla suçların azalacağına inanmıyorum’

Avrupa’da İsveç ve Almanya gibi ülkeler cezai sorumluluk yaşını düşürmeyi tartışırken yaşı düşürüp sonra vazgeçen Danimarka örneği ‘cezalandırma’nın suç oranlarını azaltmadığını kanıtlıyor. TBMM Çocuk Hareketi, Çocuk Adaleti ve Çocuk Koruma Komitesi Başkanı Dr. Aslıhan Öztezel’le Türkiye’deki tabloyu ve çocukları parmaklıklar ardına itmeden topluma kazandırmanın yolu olan ‘diversiyon’ tekniğini konuştuk.

Dünya genelinde bir soruna dönüşen ‘suça sürüklenen çocuklar’ konusu İsveç gibi refah seviyesi yüksek bir ülkenin 15 olan cezai sorumluluk yaşını 13’e düşürme planıyla yeniden tartışılıyor.

Avrupa genelinde cezai sorumluluk yaş sınırı İrlanda’da 10 (ciddi suçlarda), Almanya’da 14, Portekiz’deyse 16.

Kıta genelinde cezalandırmadan ziyade rehabilitasyon odaklı sistemler uygulanıyor.

Ancak son dönemde Almanya’da Başbakan Friedrich Merz’in partisi, muhafazakâr CDU gibi yapılar artan gençlik şiddeti verileri ışığında yaş sınırının 12’ye indirilmesi yönünde ciddi bir siyasi baskı oluşturmaya başladı.

Öte yandan Danimarka örneği, 2010’da yaş sınırını düşürüp suç oranlarında azalma görülmemesi ve aksine artması üzerine bu karardan vazgeçilmesiyle ‘ibretlik bir ders’ olarak öne çıkıyor.

Çocuk hakları savunucuları ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşlar, erken yaşta çocukların hapsedilmesinin olumlu gelişimi engellediğini vurgulayarak, devletleri caydırıcılık yerine sosyal entegrasyonu güçlendirmeye çağırıyor.Türkiye’de de kamuoyu vicdanını yaralayan olaylar sonrası cezai sorumluluk yaşının düşürülmesi için sesler yükselirken TBMM çatısı altında kurulan Çocuk Hareketi konuyu bilimsel ve hukuki bir zeminde ele alıyor.

Hareket bünyesindeki Çocuk Adaleti ve Çocuk Koruma Komitesi Başkanı, İstanbul Beykent Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Anabilim Dalı Dr.

Öğr.

Üyesi Aslıhan Öztezel’le konuştuk.

Öztezel, Hürriyet’in ebevyn köşesi yazarı olarak benim de dahil olduğum, Çocuk Hareketi’nin bünyesindeki Akran Zorbalığı Komitesi’ne de çalışmalarıyla katkı sağlıyor.◊ ‘Suça Sürüklenen Çocuk’ (SSÇ) tanımı sizce doğru mu?Çocuk Koruma Kanunu’ndaki kavramın kendi içinde bir iyi niyet, merhamet taşıdığı kesin.

Ben BM’nin kullandığı ‘hukukla itilaf halindeki çocuk’ terimini tercih ediyorum.

Bu terim öncelikle çocuğu hak süjesi olarak kabul ediyor.

Suç işleyen çocuğun toplumu düzenleyen kurallarla sorunu olduğunu da...

Aslında bu çocuk sadece bir kanunla değil, tüm hukuk sistemiyle kavgalı.

SSÇ kavramı çocuğun algılama yeteneği merkezli; hukukla itilaf halindeki çocuk kavramıysa çocuğu bir birey ve bir hukuk süjesi görüyor.◊ Çocukları suç işlemeye iten faktörler neler?Bu sorunun doğru cevabını ancak yeni veriler ışığında verebiliriz ve üzülerek söylüyorum bu veriler yok.

Son zamanlarda suç işlemiş çocuk profiline bakarak bir şeyler söylemek gerekirse öne çıkan neden okulsuzlaştırma denebilir.

Bu okula gitmeme olarak tezahür edebileceği gibi, okuldaki eğitimin yetersizliği de olabilir.

Sosyoekonomik yetersizlikler hemen ardından geliyor.

Ortak nokta bir aidiyet arama gibi görülse de bilimsel veriler olmadan doğru tespit yapmamız mümkün değil. ◊ İsveç’te cezai sorumluluk yaşının düşürülmesi tartışılıyor...Kıta Avrupa’sı ülkelerinde cezai sorumluluk yaşının düşürülmesi tartışması zaman zaman olur.

İsveç Suçun Önlenmesi Komitesi raporunda 13 yaşında suça karışmış çocukların sistem tarafından tanındıkları belirtiliyor.

Bu çocuklar devlet/kurum bakımında büyümüş çocuklar.

Yani bir değişiklik yapılacaksa -ki ben inanmıyorum- kurum bakımında yetişmiş çocukları merkeze alacak ki bu da doğru olmayacaktır.

Ayrıca, BM Çocuk Hakları Komitesi (ÇHK) asgari cezai sorumluluk yaşının 14 olmasını teşvik eder ve asgari yaşı 15 veya 16 gibi daha yüksek tutan taraf devletleri takdir eder.

Üye devletlere Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 41’inci maddesi uyarınca hiçbir koşulda cezai sorumluluk asgari yaşını düşürmemelerini tavsiye eder.

Hatta BM ÇHK Genel Yorum No. 24’te beynin risk alma, belirli türde karar verme ve dürtüleri kontrol etme yeteneğini yöneten ön korteksinin gelişiminin 20’li yaşların başına kadar devam ettiğini gösteren gelişimsel ve sinirbilimsel kanıtlara dayanarak 18 yaş üzeri suç işleyen gençlerin çocuk adalet sistemi içerisinde yargılanmasını tavsiye etmektedir.◊ Türkiye’deki yasa çocukların cezai sorumluluğu için ne diyor?Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 31 uyarınca cezai sorumluluk yaşı üçlü ayrımla düzenlenmiştir. 12 yaş altı: Cezai sorumluluğu yoktur. 12-15 yaş: İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayabilecek yeteneği yeterince gelişmiş değilse cezai sorumluluğu yoktur.

Algılama yeteneği olduğuna karar verilirse eylemlerine uyan suçun cezası, yetişkinlerin aynı suçu işlemeleri halinde alacağına oranla daha az olacaktır. 16-18 yaş: Kanun bu yaş aralığında artık bir algılama yeteneği taraması yapılmasını aramamış ve algılama yeteneklerinin defakto var olduğunu farz ederek işledikleri fiillerin cezalarında indirim öngörmüştür.◊ Yaşı düşürmek veya 16-18 yaş grubunu yetişkin gibi yargılamak suçları azaltır mı?Yaşı değil düşürmek, BM ÇHK Genel Yorum No. 24’te yükseltmemiz tavsiye ediliyor. 16-18 yaşta işlenen suçlarda ceza indirimi yapılmaması ve yetişkin gibi yargılanmayla suçların azalacağına inanmıyorum.

Çocukların ‘Nasılsa indirim yapılıyor’ diye suça özendiklerini veya suç işlediklerini düşünmek kolaycılığa kaçmak.

Altında yatan sebepleri araştırmamızın önünü kesiyor.‘Eğitim, rehabilitasyon ve sorumluluk almak...’◊ Yaşanan kötü olayları önleyebilmek adına mümkün bir model var mı?Elimizde bir sihirli değnek yok.

Uzun zaman alacak ama yaparız.

Bir seferberlik mantığıyla tüm kurumlar birlikte çalışarak ve birbirinden haberdar olarak yapmalıyız.

Kalıcı çözüm üretebilmek için işe multidisipliner kriminolojik çalışmalar yaparak başlamalıyız.

Ceza yerine teklif ettiğimizse hukukla itilaf halindeki çocuklara diversiyon tekniklerinin uygulanması.

BM Çocuklara Yardım Fonu’yla (UNICEF) Adalet Bakanlığı’nın başlattığı YÖN projesi, diversiyon tekniğini hayata geçirebilmek adına yapılması gereken sistemsel değişiklikleri ve farklı uzmanlık alanlarından devlet görevlilerinin çalışmalarını kapsıyor.◊ Nedir ‘diversiyon’un tanımı?Diversiyon, çocuğu yargı dışına çıkarmak demek.

Çocuk adalet sisteminin odağına eğitim, rehabilitasyon ve sorumluluk almayı koyup bunları çocuk özelinde bireyselleştirerek yapma olarak tanımlayabilirim.

Hukukla itilaf halindeki çocuğun sürekli izlenmesi, gözlenmesi, yaptığının sorumluluğunu almasının sağlanması ve kendisinin yüksek yararı neyi gerektiriyorsa o tedbirin uygulanması.

Bunun gerçekleşebilmesi için çocuk konusunda çok yetkin hâkim, savcı ve yardımcı teşkilata ihtiyacımız var.

Çocuk hâkimlerinin uzmanlaşması, kendileri istemedikleri sürece bu uzmanlığı bırakmamaları, hatta çocuk hâkimliğinin cazibeli hale getirilmesi, sisteme daha çok sosyal çalışmacıların dahil edilmesi, suça karışmış çocukla son kertede irtibatta olan denetimli serbestlik çalışanlarının durumlarının iyileştirilmesi, STK’larla ortak hareket edilmesi, eğitim evlerinin yapısının iyileştirilmesi gibi çokkatmanlı yapılacak şey var.

Tartışmanın ülkede geldiği yer o derece sağlıksız ki gerçek sorun ve kesin çözüm yöntemleri ortaya konulamıyor.

Çocuk adalet sistemini geriye götürecek bir değişikliğin, telafisi zor zararlar vereceğini düşünüyorum.

İlgili Sitenin Haberleri