Haber Detayı

Kabirde doğan mucize bebek: ‘İbn-i Melek'
Pazar yeniasir.com.tr
01/03/2026 06:50 (2 saat önce)

Kabirde doğan mucize bebek: ‘İbn-i Melek'

Annesinin hamileyken zamansız ölümüyle mezarda doğduğuna inanılan ve hacdan dönen babası tarafından kabirden çıkarılan İbn-i Melek’in Tire’deki türbesi yılın her dönemi ziyaretçi akınına uğruyor. Osmanlı’nın yetiştirdiği en önemli medrese ulemalarından biri kabul edilen şehzade ve sultanların hocası İbn-i Melek’in adı mezarda dünyaya geldiği için Meleğin oğlu anlamına geliyor.

İzmir'in, 'Eyliyalar diyarı' diye anılan güzeller güzeli ilçesi kent hafızasında birbirinden ilginç sırlı hikayeler barındırır.

Eski Tire diye bilinen kentin hemen hemen her semti burada bir ömür yaşamış İslam alimlerinin ya da halk arasında 'evliya' olarak bilinen sırlı kişilerin türbelerini barındırır.

Bu türbelerin çoğu korunarak hikayeleri ile birlikte günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

Bunlardan bir tanesi de hiç şüphesiz annesinin hamileyken zamansız ölümüyle mezarda doğduğuna inanılan ve hacdan dönen babası tarafından kabirden çıkarılan 'İbn-i Melek' tir.

Türbesi yılın her döneminde yurt içi ve dışından gelen ziyaretçilerin akınına uğramaktadır.

MEDRESELER KENTİ TİRE Tire, Aydınoğlu beyliği ve Osmanlı dönemindeki önemini günümüze taşımasını bilen ender kentlerden birisi olmayı başarmıştır.

Osmanlı'da, bilim ve din adamlarının yetiştirildiği medreseler yani bu günün karşılığıyla üniversiteler Tire'yi her dönemde cazibe merkezi haline getirmiştir.

Kentteki medreselerde Osmanlı sultanlarına bile eğitim veren ulemalar kalıcı olarak Tire'ye yerleşmiş ve birçoğu ömürlerinin sonuna kadar ilçeden ayrılmamışlardır.

Geride bıraktıkları el yazması eserleriyle bu gün bile tarihe ışık tutmaya devam etmişlerdir.

Ulemaların uleması şehzadelerin, sultanların hocası İbn-i Melek'in nefes kesen hayat hikayesi duyanları şaşkına çeviriyor.

İbn-i Melek'in babası, zamanı geldiğinde hac ziyareti için Mekke'ye gitmeye karar vermiş.

Yola çıkacak, ama içi rahat değil, aksine son derece endişeli.

Birden yüreği kuş misali 'pır pır' etmeye başlamış.

İçine bir karamsarlık çökmüş...

Yıllar boyu beklediği Hac vazifesinden vazgeçse, gitmese olmaz...

Gitse, eşi hamile yakında bebeği dünyaya gelecek.

Ellerini gökyüzüne açmış ve 'Allahım, hamile eşim ve karnındaki çocuğunu sana emanet ediyorum.

Onları koru, kolla ve gözet' şeklinde yakarmış.

Sonra da komşularına dönerek ailesine göz kulak olmalarını istemiş.

Tabi o zamanın imkanlarıyla Tire'den çıkıp Arabistan'a gitmek kervanla aylar boyu sürmüş.

Hac ziyaretinden sonra yine aylarca aynı yolu bin bir zorlukla geri gelmiş.

Sonunda Tire'ye varmış.

Büyük bir heyecanla evine geldiğinde eşini evde bulamamış.

Meraklanmış, komşuları acı haberi zorlukla vermiş.

Kendisine, eşinin karnındaki bebeğiyle birlikte önceki gün öldüğünü ve defnettiklerini söylemişler.

Adeta dünyası başına yıkılan acılı baba, 'Ben onları Allah'a emanet ettim.

Ölmüş olamazlar' diyerek ısrarla eşini görmek istediğini belirtmiş.

Din bilginlerinin onayı ile izinler alınmış ve çaresiz mezarı açmışlar...

Aman yarabbi o da ne?

Görenler gözlerine inanamamış.

Bir de bakmışlar ki ölen eşinin ayağının ucunda gülümseyen, kendi kendine agularla şarkı söyleyen bir bebek.

Herkesi hayretler içinde bırakan bu bebeğin ismini 'Melek Oğlu' anlamına gelen İbn-i Melek koymuşlar.' Türkiye'nin tek üstü açık türbesi olarak bilinen İbn-i Melek türbesi içinde Mevlâna Seyyid Nizameddin Efendi, İbni Melek oğlu, Mehmet Efendi ve Alaybey ailesinden, Evliya Ali Efendi yatmaktadır.

Tire Belediyesi tarafından 1956 yılında restore edilen bu türbe, 2006 yılında yapılan bahçe düzenlemeleri ile de sürekli bakıma alınarak Tire turizminin temelini oluşturmaya devam etmektedir.

OSMANLI HOCASI İbn-i Melek, yalnız Aydınoğullarının değil, Osmanlı dönemi sultanlarının da hocalığını yapmıştır.

İbn-i Melek, Peygamber Efendimiz'e (S.A.V) adeta büyük bir maneviyatla aşıktır.

Onun yazdığı tüm tefsir kitaplarının adı hep 'M' harfiyle başlamaktadır.

Zaten onun ilgi alanının büyük bir bölümünü de hadisler oluşturur. 14'ncü yüzyılın ünlü ahşap ustası Muzaffereddin'in, Birgi Ulu Camii'nin Mimber alınlığına, 1322 tarihinde, İbni Melek kaynaklı şu Hadis-i Şerifi, enfes bir belge niteliğinde işlediği bilinmektedir. 'Ey Allah'ım, işlenmeyen, yararlanılmayan ilimden...

Allah korkusu olmayan kalpten...

Aç nefisten...

İşte bu dört şeyin şerrinden, sana sığınırım!

TÜRBENİN ÜSTÜ NEDEN AÇIK?

İbn-i Melek'in el yazması kitapları, yüzlerce yıl boyunca medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur.

El yazmalarından bir bölümü de, türbesine yaklaşık 20 metre uzaklıktaki Tire Necip Paşa Kütüphanesinde bulunmaktadır.

Halk arasındaki inanışa göre, İbn-i Melek mezarda dünyaya geldiği için hayatı boyunca kapalı mekan korkusuyla yaşamış, dar ve kapalı ortamlarda uzun süre duramamıştır.

Günümüzde İbn-i Melek Caddesi'nde yer alan türbesinin üstü açık olarak inşa edilmesinin sebebi bu olarak gösterilmektedir.

İlgili Sitenin Haberleri