Haber Detayı
CHP'den Beşiktaş'ta 'hayat pahalılığı' eylemi
CHP Beşiktaş İlçe Başkanlığı, ekonomik kriz ve hayat pahalılığına ilişkin Beşiktaş Meydanı'nda açıklama yaptı. Açıklamada, "Mutfakta ekonomik yangın vardır. Ramazan pidesi artık sembolik bir bereket değil, fiyatı konuşulan bir ürüne dönüşmüştür. Zeytin tane hesabıyla alınmakta, hurma gramla paylaşılmaktadır. Pastırma gibi ürünler dar gelirli için neredeyse erişilemez hale gelmiştir" denildi.
CHP Beşiktaş İlçe Başkanlığı, Beşiktaş Meydanı'nda hayat pahalılığına karşı eylem yaptı.Açıklamada, AKP'nin iktidara geldiği 2002'de sofranın kurulabildiği, mutfak alışverişinin bir krize dönüşmediği anımsatıldı.CHP Beşiktaş İlçe Başkanı Mehmet Arslan tarafından okunan açıklamada "Mutfakta ekonomik yangın vardır.
Ramazan pidesi artık sembolik bir bereket değil, fiyatı konuşulan bir ürüne dönüşmüştür.
Zeytin tane hesabıyla alınmakta, hurma gramla paylaşılmaktadır.
Pastırma gibi ürünler dar gelirli için neredeyse erişilemez hale gelmiştir.
Sorun sadece fiyatların artması değildir; sorun, gelirlerin hayatın gerçek maliyeti karşısında erimesidir" denildi."2002'DE SOFRA KURULABİLİYOR, MUTFAK ALIŞVERİŞİ BİR KRİZE DÖNÜŞMÜYORDU"Açıklamanın tamamı şöyle:- "Ramazan ayı; sabrın, dayanışmanın ve paylaşmanın ayıdır.
İslam âlemi için bu mübarek zaman dilimi yalnızca oruç ibadeti değil; aynı zamanda yoksulun halini anlamak, komşunun kapısını çalmak, sofrayı büyütmek ve adaleti hatırlamaktır.
Ramazan, vicdanın ayıdır.
Vevicdan bize bugün şunu söylemektedir: Bu ülkede milyonlarca insan iftar sofrasını kurarken artık büyük bir ekonomik sınav vermektedir.- Bizler geçmişi romantize etmiyoruz.
Ancak gerçeği de inkâr edemeyiz. 2002 yılında asgari ücretli yurttaşlarımızın alım gücü, en azından temel gıda ürünlerine erişim bakımından bugüne kıyasla daha rahattı.
İnsanlar zeytini, hurmayı, pastırmayı, pideyi alırken bu kadar uzun uzun hesap yapmak zorunda kalmıyordu.
Sofra kurulabiliyor, mutfak alışverişi bir krize dönüşmüyordu."BUGÜN MESELE SADECE İFTAR SOFRASI DEĞİLDİ"- Bugün ise 2026 yılında tablo ağırdır.
Mutfakta ekonomik yangın vardır.
Ramazan pidesi artık sembolik bir bereket değil, fiyatı konuşulan bir ürüne dönüşmüştür.
Zeytin tane hesabıyla alınmakta, hurma gramla paylaşılmaktadır.
Pastırma gibi ürünler dar gelirli için neredeyse erişilemez hale gelmiştir.- Sorun sadece fiyatların artması değildir; sorun, gelirlerin hayatın gerçek maliyeti karşısında erimesidir.
Ama daha önemlisi şudur: Mesele sadece iftar sofrası değildir.
Barınma krizi büyümüştür.
Kiralar asgari ücretlinin maaşının büyük bölümünü yutmaktadır.- Gençler ailesinden ayrı ev kuramamaktadır.
Yeni evli çiftler gelecek planını kira artışlarına göre yapmak zorunda kalmaktadır.
Sosyal yaşam daralmıştır.
Bir ailenin dışarıda bir akşam yemeği yemesi, çocuğunu bir kültürel etkinliğe götürmesi, sinemaya gitmesi lüks haline gelmiştir."RAMAZAN’DA BİR AKRABA ZİYARETİ BİLE ARTIK YOL MASRAFI HESABIYLA PLANLANMAKTADIR"- Ramazanda bir akraba ziyareti bile artık yol masrafı hesabıyla planlanmaktadır.
Çocuk bakımı başlı başına bir ekonomik yük haline gelmiştir.
Kreş ücretleri, okul masrafları, servis giderleri aile bütçesini zorlamakta; anneler ve babalar çocuklarının ihtiyaçları ile temel faturalar arasında tercih yapmak zorunda kalmaktadır.- Ve belki de en acısı: Bu ülkede insanlar artık gelecek hayali kuramamaktadır.
Gençler umutlarını yurt dışında aramakta, emekliler geçim derdiyle ikinci iş düşünmekte, çalışanlar ay sonunu getirme kaygısıyla yaşamaktadır.
Orta sınıf hızla erimekte, dar gelirli kesim derin bir yoksulluğa sürüklenmektedir.- Ekonomik sefalet yalnızca rakamlarla ölçülmez.
Sefalet, sofradaki porsiyon küçüldüğünde başlar.
Sefalet, çocuk 'baba bunu alabilir miyiz' diye sorduğunda yaşanır.
Sefalet, bir anne pazar filesinin yarısını bile dolduramadığında hissedilir.
Bugün Türkiye’de yaşanan tam olarak budur: Alım gücü düşmüş, gelir dağılımı bozulmuş, enflasyon dar gelirlinin hayatını kuşatmıştır.- Ramazanın bereketi, ekonomik gerçekler karşısında gölgelenmiştir.
Biz bu tabloyu kabul etmiyoruz.
Bu ülke kaynakları olan, üreten, genç nüfusu güçlü bir ülkedir.
Bu ülkenin insanı çalışkandır.
Bu ülkenin sorunu yetersizlik değil; yanlış ekonomi politikalarıdır.
Planlama eksikliğidir.
Üretimden kopuştur.
Gelir adaletinin sağlanamamasıdır.- Ramazan ayı bize adaleti hatırlatır.
Adalet sadece mahkeme salonlarında değil, mutfakta da gerekir.
Adalet, çocuğun beslenme çantasında da gerekir.
Adalet, kirada oturan emeklinin hayatında da gerekir.
Bugün gelinen noktada ekonomik kriz bir yönetim krizine dönüşmüştür.
Halkın dayanma gücü azalmıştır.- Sandık milletin önüne gelmeli, millet iradesini ortaya koymalıdır.
Buradan açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz: Bu ülkenin daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü yoktur.
Mutfaktaki yangını söndürmenin yolu, demokratik meşruiyeti tazelemekten geçer.- Erken seçim kaçınılmazdır.
Millet, iradesini yeniden ortaya koymalıdır.
Ramazan’ın bereketini yeniden hissedebildiğimiz, gençlerin umut kurabildiği, ailelerin gelecek planı yapabildiği bir Türkiye mümkündür.
Biz o Türkiye’yi kurmaya hazırız.
Kararı verecek olan aziz millettir."