Haber Detayı

Özgür Özel Burdur'da: 'İran'ın kararını İran halkı verecek'... Tanju Özcan çıkışı: 'Utanılacak değil övünülecek bir şey'
Siyaset odatv.com
28/02/2026 14:15 (3 saat önce)

Özgür Özel Burdur'da: 'İran'ın kararını İran halkı verecek'... Tanju Özcan çıkışı: 'Utanılacak değil övünülecek bir şey'

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması çağrısıyla her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 93'cüsünü Burdur'da düzenleniyor.

CHP'nin 81 ilde düzenlemeyi planladığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin bu haftaki durağı Burdur oldu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından planlanan mitinglerin 93'cüsü saat 14.00'da Burdur'da Cumhuriyet Meydanı'nda başladı.

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, mitingin açılış konuşmasını yaptı.Özel'in açıklamaları bu şekilde:"Alnının terini toprağa damlatan çiftçilere, gün ağarmadan mesaiye koşan emekçilere, ömrünü bu ülkeye adamış emeklilere, güzel Burdur'a, yiğit Burdur'a, canım Burdur'a selam olsun!

Hoş geldiniz, hoş geldiniz!

Aynı nehre akan güçlü kollara, aynı gökyüzüne bakan umutlara, Türkiye İttifakı'nda birleşen tüm demokratlara selam olsun!

Gök gürler gibi yüksek sesimiz, zincirleri kırsın güçlü bileğimiz.

Karanlık dağılıyor, sabah yakındır; millet ayağa kalktı, tarih tanıktır.

Şubatın sonunda, kışın ortasında, bu güzel günde, bu meydanı dolduranlara, sığmayanlara, taşanlara, burada olana, uzaktan kulak kabartanlara; güzelim Burdur'un tüm canlarına, güzel Burdurlulara selam olsun!"MUHİTTİN BÖCEĞİMİZİ BİR KUMPASLA, BİR ALGI OPERASYONUYLA BİZDEN ALDILAR"Sabah Ankara'da uyandık, Antalya'ya geçtik.

Antalya'da Torosların evladı Muhittin Böcek başkanımızı tutulduğu cezaevinde ziyaret ettik.

Covid'de 104 gün yoğun bakımda entübe yatan, bir mucize eseri Allah'ın bize bağışladığı, Antalya siyasi tarihinde ilk kez bir partinin iki kez üst üste Antalya'yı kazanma başarısını gösteren tek Büyükşehir Belediye Başkanı; ömrü Antalya'ya ta belde belediye başkanlıklarından başlayarak Antalya'ya hizmetle geçen, sadece kendi bağışladığı 500 milyon değerinde, yarım milyar TL değerindeki arsada Antalya'nın en önemli Anadolu lisesi olan, Antalya'nın en hayırsever ailelerinden biri, en bonkörü, en cömerdi; tek kuruşa yan gözle bakmayan Muhittin Böceğimizi bir kumpasla, bir algı operasyonuyla bizden aldılar.Aldıkları gün dört çeşit hastalık, 11 tane ilaç içiyordu; bugün yeni yeni hastalıklar, 24 tane ilaç içiyor.

Bu sabah dedi ki; 'Şöyle avucuma bakıyorum, bu böbrek bu kadar zehre nasıl dayansın bir günde?' diyorum dedi. 16'sında mahkemesi var.

Bugüne kadar tutuksuz olmalıydı.

Çok çok ev hapsi olup hiç olmazsa sağlığıyla, hayatıyla oynanmamalıydı; ama 16'sında Muhittin Böcek'in hakim karşısında adalet bulmasını ümit ediyorum.

Onun şahsında zindanlarda siyasi maksatlarla, siyasi kumpaslarla tutulan tüm arkadaşlarımıza Burdur'dan kocaman bir selam gönderiyorum."LAFI DEDİKTEN SONRA BIRAKIN BİR AYI, 11 AY GEÇTİ"Daha önce Tayyip Bey, aylar aylar önce demişti ki: 'Göreceksiniz bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar.

Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözüne bakamayacaklar' demişti.

O lafı dedikten sonra bırakın bir ayı, 11 ay geçti.

Bugün ben Burdur’da meydandayım.

Her gün bir başka meydanda, sokakta, tarlada, çarşıda, kahvede, iş yerlerinde, işçi servislerini uğurlarken ya da ev hanımlarının evinde ziyarette Cumhuriyet Halk Partililer meydanda.

Siz hiç AK Partiliyi şimdi çarşıda görüyor musunuz?

Pazara çıkabiliyorlar mı?

Hatır sorabiliyorlar mı?

Çünkü artık onlar siyaseti bıraktılar.

Kadın kollarına güvenmiyorlar, gençlik kollarına güvenmiyorlar, ana kademeye güvenmiyorlar.

Varsa yoksa yargı kolları; varsa yoksa siyasi davalar, iftiralar, hakaretler, tutuklamalar ve bu şekilde bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar.Ancak bir yanda ağır ithamlar var.

Biri birine diyor ki, biri birine: 'Sen hırsızsın, sen yolsuzsun' ya da 'Sen ajansın, sen muhbirsin, sen teröristin, sen her türlü kötülüğün içindesin.' Biri birine bu lafı dediğinde ikisinden biri sokağa çıkamaz.

İddialar doğruysa söylenen çıkamaz, iddialar yalansa öbürü çıkamaz.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır.

Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır, iftiracılar!"TANJU ÖZCAN'IN SÖZLERİ: "'GARİBANIN ÇOCUĞUNA BURS OLSUN' DEMİŞSE UTANILACAK DEĞİL, ÖVÜNÜLECEK BİR ŞEY VAR"Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi.

Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler.

Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek.Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik.

Cevap geldi, cevap geldi.

Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf.

Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor.

Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf.

Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar.Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki: 'Bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapalım.' Şimdi bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem; ama eğer iş adamına 'İş yapıyorsun, şunun %20'si bizim, 10'u bizim, 10'u üst tarafın, yukarıların' diyen bir anlayış var mı?

Var, biz onu çok iyi tanıyoruz.

Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başka tarafa para istememişse, devletin kontrolündeki bir şey 'Verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun' demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim.Biz kimlerin lakabının %10 olduğunu, kimlerin tarifeyi %10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz.

Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz.

Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz."İRAN'I KURTARMAK NE TRUMP'A NE ELİ KANLI NETANYAHU'YA DÜŞMÜŞTÜR"İran'da bizim destekleyemeyeceğimiz, yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz, bilhassa kadın hakları konusunda son derece sorunlu bir yönetim var.

İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi, demokratik bir cumhuriyete evrilmesi en büyük temennimiz.Ama şimdi oradaki o durumdan istifade Trump'la Netanyahu, İran'a füzeler yollamaya, bombardıman yapmaya, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldırıya girişmeye kalkıştılar.

Bu açıdan, bu açıdan İran konusunda Türkiye'nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran'daki istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin takip etmesi gerekmektedir.

İran'ı, İran'daki kadınları kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür.

İran'ın kararını İran halkı verecektir.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri