Haber Detayı

Kaybolan hafızanın hatırlattığı aile
Gözde sula odatv.com
28/02/2026 11:07 (3 saat önce)

Kaybolan hafızanın hatırlattığı aile

Gündem kaosu, dijitalleşen değerler, birbirinden tuhaf tanımlarla yüzeyselleşen ilişkiler, maddi zorluklar içinde kaybolduğunu hisseden insan kendini nerede arar?

Aile, insanın ilk aynasıdır.

Kim olduğumuzu önce orada öğreniriz.

Sevilmenin ölçüsünü, kıyaslanmanın sızısını, susmanın ve konuşmanın sınırını evin içinde keşfederiz.

Dünyaya dair ilk adalet duygumuz da, ilk haksızlık hissimiz de ailede şekillenir.

Hem en güvenli yerimizdir hem de en kırılgan alanımız.“Bir Aile Provası: Yaşayın Gitsin” tam da bu kırılgan yerden yakalıyor insanı.

Aileyi ne kutsuyor ne yeriyor; olduğu gibi, çelişkileriyle bırakıyor önümüze.

Hikâye, aslında hepimizin bildiği bir evin kapısını aralıyor: kardeş kavgaları, yarım kalmış hesaplaşmalar, kim daha çok sevildi sorusu, söylenmeyen ama herkesin bildiği sırlar.Aynı evde büyüyen iki kardeşin bambaşka şekillenen karakterlerini ve hayatlarını izliyoruz.

Aile dediğimiz yapı, görünmeyen sözleşmelerle ayakta duruyor.

Kim güçlü olacak, kim susacak, kim toparlayacak?

Rolleri çoğu zaman biz seçmiyoruz; rol bizi seçiyor.

Yıllar geçiyor ve o rol kimliğimizin bir parçasına dönüşüyor.Oyunun kalbinde hafıza var.

Bir gidip bir gelen bilinç, bir annenin yavaş yavaş geriye çekilişi ama yine de ailenin kalbi oluşu… Alzheimer’ın hastalıktan öte bir sınava dönüşmesi.

Bir insanın sizi hatırlayamaması, hele o insan aile büyüğünüzse, içinizde de bir şeylerin eksilmesi demek.

Bunu ancak yaşayan bilir. “Bir Aile Provası” bunu ajitasyona kaçmadan, sessiz bir gerçeklik içinde gösteriyor.

Anne figürü hem hınzır hem kırgın hem de sonuna kadar şefkatli.

Annenin (Sacide Taşaner), kızları Figen (Hasibe Eren) ve Çiğdem’e (Devin Özgün Çınar) “Hiç mi güzel anı biriktiremediniz?” diye sorması, aslında kendi anneliğini sorgulaması gibi.Sahi, en güzel anılar gerçekten çocuklukta mı kalır?

Bu soru oyun boyunca dolaşıyor.

Puf böreklerinin kokusu, ablayla yapılan küçük kabahatler, kahkahalar ve o kahkahaların arasında biriken kırgınlıklar… Belki de mesele geçmişi idealize etmek değil, onu olduğu gibi kabul etmek.Bir de toplum içinde “seçilmiş aile” diye tanımlanan dostluklar var.

Figen’i içine sıkıştığını hissettiği, biraz da kendi seçimi olan bunalımdan çıkarmaya çalışan Can (Fatih Özkan), insanın krizin içindeyken göremediği dost çabasını sahici bir yerden gösteriyor.Bu ailede bencilliğin ne olduğunu da yeniden düşünüyoruz: Ablanın ilgisizliği mi, annenin kırgınlığı mı, yoksa toparlanmaya çalışan bir kadının içe kapanışı mı?

Belki de herkes yalnızca hayatta kalmaya çalışıyor.Aile, en çok sevdiğimiz insanların bizi en kolay incitebildiği yer.

Ama düşsek de dönüp baktığımız ilk adres.Oyunun adındaki 'prova' kelimesi boşuna değil: İzlediğimiz şey bir tekrar, bir yüzleşme denemesi.

Aile düzeltilmez belki ama zamanla silinen her şey, anılar gibi, yeniden yazılabilir.

Ve aile, bazen eksik anılarla birbirini tutabilme çabasıdır.

İnsan kendini kaybettiğinde, aramaya başlaması gereken ilk yer yine orasıdır.Gözde SulaOdatv.com

İlgili Sitenin Haberleri