Haber Detayı

Özgü Kaya: Kendini bir başkasıyla kıyaslama enerjisi insanı köreltiyor
Kelebek hurriyet.com.tr
28/02/2026 07:00 (4 saat önce)

Özgü Kaya: Kendini bir başkasıyla kıyaslama enerjisi insanı köreltiyor

Hem yetenekli hem de güzel... Kariyerinde emin adımlarla ilerliyor. “Güzellik avantaj olabilir ama sürdürülebilir olan şey yeteneğe yapılan yatırım, disiplin ve istikrarlı emek” diyor. Özgü Kaya’yla buluşuyoruz; yeni projelerini, şöhretle değişen hayatını ve yaşadıklarını konuşuyoruz.

Hep çok nahif ve kibar.

Bir yanıyla dokunsan kırılacak gibi, bir yanıyla da çok güçlü ve neşeli duruyor.

Kendi ışığına güvenenlerden; “Kendi ışığına güvendiğin ölçüde özsevgin, özsaygın zaten seni çok güzel koruyor, sarıyor, sarmalıyor.

Bu seyirde gitmek de bana çok iyi hissettiriyor” diyor.

Özgü Kaya’yla dünden bugüne muhabbete başlıyoruz.◊ Seni birçok projede başrollerde izledik.

Kendine adım adım bir kariyer inşa ettin...

Sence dönüm noktan ne oldu?Çok şükür.

Aslında müzik hayalleriyle büyüdüm ve İstanbul’a konservatuvarı kazanarak geldim.

Hayatımın yönünü tayin eden kırılma anı tam olarak oydu; kendime ‘Bu benim yolum’ dediğim ilk eşik konservatuvardı.

Oyunculukla karşılaşmam biraz kader gibi oldu. ‘Adı Efsane’ dizisi ilk projemdi ve ilk set günümde içimde tarif edemediğim bir aidiyet duygusu hissettim.

Ama hem kendime hem oyunculuğa dair birçok keşfim ‘Üç Kız Kardeş’ dizisindeki Türkan karakteriyle oldu.◊ Sence başarının ne kadarı stratejik, ne kadarı yetenek?Buna net bir yüzde veremem.

Bazen ne kadar plan yaparsan yap hayat başka türlü akıyor.

Bence başarı; emek, potansiyelin ve doğru zamanın bir araya gelmesi...◊ Ekranda ilk göründüğünden beri yeteneğin kadar güzelliğin de konuşuluyor. ‘Güzel olduğu için başrolde’ algısını kırdığını düşünüyor musun?

Güzellik sence kariyerinde ne kadar etkili oldu?Bu algının biraz da olsa kırılmaya başladığını düşünüyorum.

İzleyiciler daha bilinçli, izlediğini analiz eden, eleştirdiğini temellendiren bir hale geldi.

Bu açıdan ‘Güzel olduğu için’ algısının tek başına sürdürülebilir olmadığını gösteriyor.

Tabii estetik bir iş yapıyoruz, güzellik mühim ama ben yalnızca bununla var olmayı seçmedim.

Bunu savunduğum için opera öğrencisiyken sektöre girdiğimde oyuncu koçuyla çalışmaya başladım.

Güzellik avantaj olabilir ama sürdürülebilir olan şey yeteneğe yapılan yatırım, disiplin ve istikrarlı emek.◊ Dışarıdan bakınca seksi, çekicisin.

Ama dizilerde hep nahif ve bu yanlarını geride tutan karakterleri canlandırdın.

Bunu özellikle mi tercih ediyorsun?Aslında bilinçli bir tercih değildi, karşıma daha duygusal yönü güçlü, nahif karakterler çıktı.

Ben de o hikâyelerin içinde yer aldım.

Ama oyuncu olarak tek bir duygunun ya da enerjinin içinde kalmayı istemem.

Dişil yanımı, daha cesur ve farklı tonlarımı gösterebileceğim bir karakter canlandırmayı çok isterim.

Sonuçta her insanın içinde katman var ve o katmanların keşfine çok açığım.◊ Canlandırdığın karakterler kadar gerçekten pozitif ve iyi biri misin?Kendimi övmek istemiyorum.

Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; canlandırdığım o nahif, iyi kalpli karakterlerin içinde hep annem, anneannem var.

Onlardan aldığım parçalar beni o karakterlerle buluşturuyor diye düşünüyorum.

Ben onlardan gördüğüm sevgiyi, sabrı, şefkati taşıyorum.

Belki de o yüzden o karakterlerle aramda doğal bir bağ kuruluyor.

Ekrandan samimi bir iyilik geçiyorsa, bu biraz da ailemden bana kalan bir miras. ‘IŞIĞINA GÜVENEN, BAŞKASININ PARLAMASINDAN RAHATSIZLIK DUYMAZ’◊ Bu meslek sana ne öğretti?Ben bu işe ‘Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz’ mottosuyla girdim.

Bu yaptığın her şey, attığın her adım için geçerli, kendi ışığına güvendiğin ölçüde özsevgin, özsaygın zaten seni çok güzel koruyor, sarıyor, sarmalıyor.

Bu seyirde gitmek de bana çok iyi hissettiriyor.◊ Çok rakibin olan bir iş yapıyorsun.

Bu söylediğini uygulamak kolay mı?Evet, çok istediğim ama olmayan işlerde hiç aklımın kaldığı olmadı.

Kısmet diye bir şey var.◊ Hiç kıskançlığın yok mudur?Kıskançlık çok insani, biraz da primitif bir duygu, hepimizin içinde bir yerlerde var.

Önemli olan o duygunun seni yönetmesi değil, senin onu yönetebilmen.

Yıkıcı bir yere koymak yerine, ilhama dönüştürmeyi tercih edenlerdenim.

Hep kendimin daha iyi versiyonuna ulaşmaya çalışıyorum.

Çünkü herkesin yolculuğu çok başka.

Herkesin o yolculukta önüne çıkan engeller, yaşadığı fırsatlar çok başka, o sebeple kendini bir başkasıyla kıyaslama enerjisi bence insanı köreltiyor.◊ Peki, Özgü olarak nasıl bir fark yaratmaya çalışıyorsun?Kendime daha çok insanların ilham duyabileceği haller kazandırarak, kendimin daha iyi versiyonuna ulaşmaya çalışıyorum.◊ Şöhret hayatında bir özgürlük mü oldu yoksa kontrollü bir kafes mi?Kafes kelimesi bana biraz karanlık geliyor.

Ben hayatıma ya da mesleğime negatif etiketler yapıştırmayı sevmiyorum.

Çünkü insan neye inanırsa bir süre sonra onu yaşamaya başlıyor diye düşünüyorum.

Elbette şöhretin getirdiği bazı sınırlar var, her alan eskisi kadar sınırsız olamıyor.

Ama bu yolun ışıltısını da sorumluluğunu da biz seçtik (gülüyor).

O yüzden bunu bir kafes olarak değil, bilinçli bir tercih ve beraberinde gelen disiplin olarak görüyorum.◊ Tanınmak seni nasıl biri yaptı?Sadece kendime karşı değil, insanlara karşı da beni daha keşfe açık biri yaptı.

Farklı hayatlara, farklı hikâyelere temas ettikçe perspektifim genişledi.

Empati duygum güçlendi.

İnsanları daha hızlı yargılamak yerine anlamaya çalışmayı öğrendim.

Bu beni hem mesleki hem de insani olarak büyüttü. ‘DANS ETMEYİ ÇOK SEVİYORUM’◊ Yeni projelerin neler?‘Cennetin Çocukları’ devam ediyor.

İnsanlara sadece bedenen değil, ruhen de dokunabilen bir doktoru canlandırıyorum.

Gönül karakteri bana hayata dair yeni perspektifler kazandırdı.

Ya da dönüştüğüm yeni ben, Gönül’e daha başka bakmama vesile oldu.

Set ekibi gayet keyifli ve uyumlu insanların bir araya geldiği bir atmosferde.◊ Sen Uşaklısın.

Nasıl bir ailen vardı?Babam fotoğrafçı, annem ev hanımı.

Genç ve anlayışlı bir ailem var, bağlarımız çok güçlüdür.

Babam aynı zamanda müzisyen.

Müzik de öyle kanıma girdi zaten.

Kardeşim Efe meslek olarak müziğe benden daha çok yöneldi.

Yakında şarkılarını çok duyacağınızı düşünüyorum.

Benim oyunculuk tutkum sanırım daha ağır bastı.◊ Peki, oyunculuk nasıl ortaya çıktı?Konservatuvar yıllarımda sektörden çok insan arayıp çalışmak istiyordu, ben biraz idealisttim açıkçası.

Ve sektöre karşı çekindiğim bir önyargım vardı.

İlk projemle yolum kesişip de içinde heyecanla var olmak istediğim bir iş olduğu için tereddüt etmedim.

Ailem doğru olduğuna inandığım her şey için her zamanki gibi benim sonsuz destekçim oldu.

O motivasyonla neden olmasın dedim ve iyi ki demişim.◊ 30’a 1 kala gelecek hayallerin neler?Aklıma ilk gelen, kariyerimde çok kişiye ilham olabileceğim bir projeyle gerçekleşebilecek yolculuk.◊ Oyunculuk ve müzik dışında tutkuların neler?Dans etmeyi çok seviyorum.

Aslında üniversitedeyken tango yapmaya başlamış, ara vermiştim, sonra bu yaz tekrar başladım.

Benim için acayip bir terapi, kendini en dişil hissettiğin, duygularının oradan oraya sürüklenirken aynı zamanda ayaklarının o ritme ayak uydurduğu, muazzam, baştan aşağı bir tutku.◊ Tutkulu bir tip misin?Çok.

Hayata karşı tutkusu yüksek biriyim. ‘AŞK BÜYÜTEN, DÖNÜŞTÜREN BİR DUYGU’◊ Yaklaşık bir senedir müzisyen Murat Dalkılıç’la birliktesiniz.

Nasıl gidiyor birlikteliğiniz?Çok güzel gidiyor, birbirimizi beslediğimiz güzel bir dönemdeyiz.◊ Yolunuz nasıl kesişti?Aslında bir müzik projesi üzerine konuşurken oldu, sonra olay daha romantik bir yola gitmeye başladı.◊ O proje ne oldu?En verimli halimle buluşmak üzere rafa kalktı.

Aslında hayatımın bir döneminde müzikle ilgilenmek istiyorum, çocukluğumdan beri hayalim.

Projelerimde şarkı söylediğim sahnelerim oldu fakat meslek olarak yapmak bence çok daha başka çaba isteyen bir alan.

Buna oyunculuktan dolayı vakit ayırabileceğim bir zaman dilimi olmadı.

Yarım yapmak yerine öteledim.

Zaten müzik konusunda biraz mükemmeliyetçi de bir tarafım var.

Murat bunu biraz kırmaya çalışıyor.

Bir arada müzikal sahneleme girişimim olmuştu.

Yine dizi seti yoğunluğundan, hem ekibi yarı yolda bırakmamak hem de sahnede izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmamak için daha doğru bir zamanda olması gerektiğine karar verdim.

Ama çok içimde kaldı, doğru bir zamanda olur.◊ Aşk sana ne ifade ediyor?Aşk bir cesaret hali.

Kendini savunmasız bırakabilmek, birini gerçekten görebilmek ve görülmeyi kabul edebilmek...

İnsanın kendi sınırlarını aşması gibi geliyor bana.

Büyüten, dönüştüren bir duygu.◊ Birlikte bir şarkınız var mı?Birlikte çok şarkımız var ruh halimize göre ama beraber söylerken birbirimize bakıp en coşkuyla dolduğumuz ve iliklerimize kadar hissettiğimiz şarkı, Levent Yüksel’den ‘Med Cezir’.◊ Daha önce de röportajlarımız oldu ama bu sefer gözlerin parlıyor.

Aşkın bakışlarından okunuyor...Aşkı biraz daha cesurca yaşadığım, bundan gurur duyduğum bir dönemdeyim.

Şu an sana anlatırken utangaç tavırlar sergiliyor olabilirim ama bu benim gerçekten gurur duyduğum bir yolculuk.

İlgili Sitenin Haberleri