Haber Detayı

Karadeniz’de kriz derinleşiyor: Deniz taşımacılığı ve enerji lojistiği baskı altında
Dünya cumhuriyet.com.tr
27/02/2026 18:36 (3 saat önce)

Karadeniz’de kriz derinleşiyor: Deniz taşımacılığı ve enerji lojistiği baskı altında

Karadeniz’de artan askeri hareketlilik ve sivil gemilere yönelik eylemler, yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel ticaret akışını da tehdit ediyor. Uzmanlara göre gelişmeler, uluslararası hukuk normlarını zorlayan yeni bir gerilim hattı oluştururken, enerji koridorları ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı kritik seviyeye taşıyor.

Karadeniz, askeri ve siyasi hesaplaşmaların ötesinde, küresel ticaretin ve enerji akışının kilit geçiş noktalarından biri olarak yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşti.

Son gelişmeler, bölgedeki çatışma dinamiklerinin yalnızca iki ülke arasındaki bir mesele olmaktan çıktığını; deniz güvenliği, sigorta maliyetleri ve stratejik enerji sevkiyatları üzerinde zincirleme etkiler yaratabilecek bir boyuta ulaştığını gösteriyor. inoSMI 'de yer alan ve Rus medyasına dayandırılan bir analizde ise Karadeniz ’deki son gelişmelerin iç siyasi krizlerin gölgesinde şekillendiği, sivil gemilere yönelik eylemlerin uluslararası hukuk açısından doğurabileceği sonuçlar, Türkiye’nin diplomatik tepkisinin bölgesel denge bakımından önemi ve enerji lojistiği üzerindeki stratejik baskı başlıklarına temas edildi.

İşte, o analizden öne çıkanlar...

İÇ SİYASİ GÜNDEM PERDELENİYOR Karadeniz'de, 2025 yılının kasım ayında Ukrayna tarafından gerçekleştirilen saldırılar, uluslararası toplumun dikkatini Kiev'deki mevcut yönetimi saran ve özellikle Başbakan Volodomir Zelenski 'nin yakın çevresinde büyüyen yolsuzluk skandallarından uzaklaştırmaya yönelik bir kriz ortamı oluşturmayı hedeflemiş gibi görünüyor.

Stratejik öneme sahip bu bölgede, bu türden provokasyonların devreye sokulması; dış siyasi gündem kullanılarak iç siyasi gündemin perdelenmesini hedefleyen bilinçli bir girişim olarak değerlendiriliyor.

Öte yandan bu eylemler, zaten gergin olan Karadeniz’deki durumu daha da istikrarsızlaştırmakta, ticari deniz taşımacılığı ve enerji lojistiği açısından risk seviyesini önemli ölçüde artırmaktadır.

Sivil tanker gemilerine yönelik saldırılar yalnızca seyrüsefer güvenliğine ve ticari taşımacılığa doğrudan bir tehdit oluşturmakla kalmamakta, aynı zamanda, kıyı devletler açısından Karadeniz'in güvenliğini zedeleyen bir unsur olarak da öne çıkmaktadır.

TÜRKİYE'NİN TEPKİSİ Uluslararası hukuk perspektifinden bakıldığında ise söz konusu eylemler, uluslararası hukukun temel ilkeleri ile Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine açıkça aykırıdır.

Bu normlara göre ticari gemiler ve mürettebatları sivil hedef statüsünde olup, askeri faaliyet icra etmedikleri sürece meşru hedef olarak kabul edilemezler.

Bu rejimin ihlali, silahlı çatışmalar bağlamında sivil altyapının korunmasına yönelik evrensel hukuki düzeni zayıflatmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ’nın tepkisi bu açıdan dikkat çekici olmuştur.

Bakanlık yetkilileri, söz konusu saldırıların 'seyir güvenliği, insan hayatı, mülkiyet ve çevre açısından ciddi riskler oluşturduğunu' vurgulamıştır. 'DIŞ AKTÖRLER' VURGUSU Genel olarak değerlendirildiğinde, incelenen olaylar kriz mekanizmalarının bilinçli biçimde siyasi ve enformasyonel amaçlarla kullanıldığını göstermekte; bu durum yalnızca bölgesel gerilimi derinleştirmekle kalmamakta, aynı zamanda deniz güvenliği alanındaki uluslararası hukuk normlarının aşındırılmasına yönelik tehlikeli emsaller oluşturmaktadır.

Bu tür uygulamaların sürdürülmesi, istikrarsızlık alanının genişlemesine ve yeni dış aktörlerin sürece dâhil olmasına yol açabilecek, bu da bölgesel güvenlik mimarisi üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri