Haber Detayı
Ortadoğu’da Savaş Gerilimi: Diplomatlar Bölgeyi Terk Ediyor!
ABD ile İran arasındaki gerilimin askeri çatışma ihtimalini tırmandırması üzerine, bölgedeki büyükelçiliklerde zorunlu personel dışındaki görevliler tahliye ediliyor. Cenevre’de nükleer müzakereler sürerken, Washington’dan gelen sert uyarılar ve bölgeye yapılan askeri sevkiyatlar krizin derinleşmesine neden oluyor.
Ortadoğu coğrafyasında ABD ve İran hattında tansiyonun yükselmesiyle birlikte, bölge genelinde diplomatik temsilciliklerin boşaltılması ve uçuşların askıya alınması süreçleri hız kazandı.
Bir yanda İsviçre’nin Cenevre kentinde İran’ın nükleer faaliyetlerine yönelik kritik görüşmelerin ikinci turu devam ederken, diğer yanda Washington yönetiminin bölgedeki askeri yığınağı ve keskin söylemleri savaş ihtimalini güçlendiriyor.
Trump yönetimi ve kurmayları, Tahran’ın nükleer silah kapasitesini yeniden yapılandırdığı iddiasını öne sürerek, masada önemli tavizler verilmediği takdirde sürecin ağır bedelleri olacağı konusunda ikazlarda bulundu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, konuya ilişkin net bir tavır sergileyerek "İran'ın nükleer silah sahibi olmasına asla izin verilemez" açıklamasını yaptı.
Öte yandan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da krizin diplomatik boyutuna dikkat çekti.
Rubio, İran’ın balistik füze programını müzakere masasının dışında tutma ısrarını, çözümü engelleyen en büyük pürüzlerden biri olarak tanımladı.
Bölgedeki diplomatik hareketlilik ve karşılıklı açıklamalar, askeri bir müdahale riskinin masada kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Tahran yönetimi ise Washington’ın söylemlerini büyük yalanlar olarak tanımlayarak, askeri tehdit dilinin müzakereleri baltaladığını savundu.
Bölgede artan gerilim nedeniyle birçok ülke vatandaşlarını ve diplomatlarını geri çağırma kararı aldı.
ABD, Lübnan’daki büyükelçiliğinden zorunlu olmayan personeli ve aile bireylerini çektiğini duyurdu.
Avustralya, işgalci siyonist rejim ve Lübnan’daki diplomat yakınlarına ülkeyi terk etmeleri çağrısı yaptı.
Havayolu şirketleri de güvenlik gerekçesiyle uçuşlarını askıya alıyor.
Hollanda merkezli KLM, 1 Mart itibarıyla Amsterdam–Tel Aviv seferlerini geçici olarak durduracağını açıkladı.
Bölgedeki gerilimi artıran bir diğer unsur ise işgalci siyonist rejimin sert açıklamaları oldu.
Tel Aviv yönetimi, İran destekli Hizbullah’ın olası bir çatışmaya dahil olması halinde Lübnan’ın tamamının bedel ödeyeceği mesajını Beyrut’a iletti. işgalci siyonist rejimin, Beyrut Havalimanı gibi kritik altyapıları hedef alabileceğini ima ettiği belirtiliyor.
Gazze’deki soykırımına devam eden işgalci siyonist rejimin, Suriye’ye yönelik bombardımanları ve İran ile yaşadığı 12 günlük çatışma hafızalardaki yerini koruyor.
Lübnan’da 13 ay süren ve yaklaşık 4 bin kişinin yaşamını yitirdiği, 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiği işgalci siyonist rejim-Lübnan savaşının izleri hâlâ silinmiş değil.
Ekonomik krizle mücadele eden ülkede halk, yeni bir savaş ihtimaline karşı temel ihtiyaç stoklamaya başladı.
Irak, Suriye, Ürdün ve Lübnan’da halk, önceki çatışmalarda olduğu gibi gökyüzünde karşılıklı atılan füzeleri izledikleri gecelerin tekrar yaşanmasından endişe ediyor.
Olası bir İran-ABD savaşı yalnızca askeri değil, ekonomik sonuçlar da doğuracak.
Özellikle Lübnan, Ürdün ve işgalci siyonist rejim gibi ülkeler turizm gelirlerine büyük ölçüde bağımlı.
Yeni bir çatışma dalgasının bölgenin zaten kırılgan olan ekonomilerini daha da sarsabileceği belirtiliyor.
Cenevre’de süren müzakereler, bölge halkı tarafından yakından takip ediliyor.
Aile sohbet gruplarında Washington ve Tahran’dan gelen her açıklama anlık olarak paylaşılıyor.
Ancak uzmanlara göre ABD’nin askeri baskıyı artırırken diplomatik çözümden söz etmesi çelişkili bir tablo ortaya koyuyor.