Haber Detayı

PKK elebaşı Abdullah Öcalan'dan yeni çağrı! Şiddete dayalı siyaseti kapatıyoruz
Güncel internethaber.com
27/02/2026 11:45 (1 saat önce)

PKK elebaşı Abdullah Öcalan'dan yeni çağrı! Şiddete dayalı siyaseti kapatıyoruz

Terörsüz Türkiye sürecinde İmralı'nın ikinci mesajı bugün okundu. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajında şiddete dayalı siyaset döneminin kapandığı vurgulandı. Mesajda, "Demokratik entegrasyona geçiş barış yasalarını gerekli kılar." ifadesi yer aldı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti heyeti, bugün Ankara'da düzenlenen basın toplantısında Öcalan'ın mesajını paylaşmak için toplandı.

Silah bırakma çağrısının birinci yıldönümünde terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın yeni mesajı okundu.

Teröristbaşı Öcalan'ın örgüte silah bırakma ve kendini feshetme çağrısında bulunmasının üzerinden bir yıl geçti.

Söz konusu çağrının yıldönümünde Öcalan'ın ikinci mesajı DEM Parti tarafından Ankara Maltepe'de bulunan Yılmaz Güney Sahnesi'nde okundu. işte imralı'dan gelen açıklamanın tam metni. 'NEGATİF İSYAN SÜRECİNİ AŞMAYI BIRAKTIK' Öcalan'ın silah bırakma ve kendini feshetme çağrısından bir yıl sonra ilettiği 2. mesajinda șu ifadeler yer aldı: "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahınanlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür.

Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı 'ERDOĞAN'IN IRADESİ, BAHÇELİ'NİN ÇAĞRISI, ÖZEL'İN KATKISI…' "Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan'ın iradesi, Sayın Bahçeli'nin çağrısı, Sayın Özel'in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum.

Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. 'KANDAN BESLENME MEKANİĞİNİ KIRMAYI AMAÇLADIK' "Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz.

Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır.

Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir.

Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık.

Sorununtarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır.

İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır.

Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz.

Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanıları tartışmak istiyoruz.  "Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz.

Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor.

Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya vesorumluluk almaya davet ediyoruz. 'DEMOKRATIK TOPLUM, DEMOKRATİK ENTEGRASYON..' "Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır.

Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar.

Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir.

Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır.

Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel vekültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler.

Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. "Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir.

Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır.

Temelinde demokratik toplum modeli vardır.

Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir.

Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar.

Demokratiktoplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. "Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur.

Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz.

Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. "Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır.

Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz.

Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir.

Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. "Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz.

İniş- çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır.

Çağrımız sadece Türkiye'de değil Ortadoğu'da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor.

Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir.

Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür.

Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. "Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz.

Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.

Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.

Selam ve Saygılarımla," İmralı Cezaevi'nde tutuklu bulunan terörist başı Öcalan, 27 Şubat 2025'te yaptığı açıklamada "Barış ve Demokratik Toplum" başlığıyla bir çağrıda bulunmuştu.

Bu açıklamasında örgüte kongre toplayarak silah bırakma ve kendini feshetme kararı alma çağrısı yapmıştı.

İlerleyen haftalarda silahların yakıldığı bir açıklama düzenlenmişti.

Söz konusu çağrı, Ekim 2024'te Devlet Bahçeli'nin öncülüğünde başlatılan ve kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürecin önemli adımlarından biri olarak değerlendirilmişti.

İlgili Sitenin Haberleri