Haber Detayı
İslam toplumunun inşaasında nübüvvet etkisi: Mümin öteki canlıların zarar görmediği kimsedir
Ramazan, İslam toplumunun mayasını oluşturan nübüvvet nurunun en güçlü şekilde hissedildiği mübarek aydır. Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (SAV) hayatı, bu ayda yeniden hatırlanır; sabır, merhamet, paylaşma ve adalet duyguları toplumun her kesiminde daha görünür hale gelir. A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu sahur Vakti programında "İslam toplumunun inşaasında nübüvvet etkisi" konusu ele alındı.
Ramazan ayı, İslam coğrafyasında birlik ve beraberliğin güçlendiği, kırgınlıkların onarıldığı ve kalplerin aynı kıblede buluşturuyor.
Nübüvvet mirası, bu ayda sadece ibadetle değil; ahlak, sorumluluk ve toplumsal dayanışma bilinciyle yeniden hayat buluyor.
A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu sahur Vakti programında 'İslam toplumunun inşaasında nübüvvet etkisi' 29 Mayıs Üniversitesi Öğr.
Üyesi Prof.
Dr.
Tahsin Görgün ve İstanbul Üniversitesi Öğr.
Üyesi Prof.
Dr.
Ekrem Demirli tarafından masaya yatırıldı.
İSLAM TOPLUMUNUN İNŞAASINDA NÜBÜVVET ETKİSİ 'MÜSLÜMAN DEMEK DİĞER CANLILARA DA ZARAR VERMEMEK DEMEKTİR' Prof.
Dr.
Tahsin Görgün, Otonom Akıl üzerinden söze girerek; 'İnsanlığa hizmet eden bir insan mutlaka bir yere gelmelidir.
Bu, en basit Müslümanın günlük hayatında naif bir şekilde ortaya çıkan bu tecrübe, bu bakış açısı aslında dinde bir değer olarak ortaya çıkıyor.
Onun için mesela din 'ey insanlar' dediğinde hakikaten bütünü kapsıyor. 'Peygamber Efendimiz'in bir hadis-i şerifi var: 'Müslüman, diğer insanların elinden ve dilinden zarar görmediği kişidir.' Bunu Hacı Bektaş-ı Veli şöyle yorumluyor; sadece Müslüman demek yetmez, sadece insan demek yetmez; leylek de zarar görmeyecek, bir kedi, bir köpek de zarar görmeyecek, bir ağaç da senden zarar görmeyecek.
Sonradan Müslüman düşünce bunu ileri bir noktaya taşıyor: Zarar görmemek yetmez, bir hayrın dokunacak diyor.' ifadelerini kullandı.
Diğer inanç fikirlerinin tarihteki Müslümanlığın pasif bir zarar vermeme hali olmadığını vurgulayan Prof.
Dr.
Ekrem Demirli, 'Hz.
Musa'nın veya Hz.
İsa'nın hayatlarının tam olarak bilinmesi; hatta Buddha veya Konfüçyüs'ün gerçekten yaşayıp yaşamadığı yetmez, bu hayatta mutlaka bir hayrın dokunacak.
Peygamber Efendimiz, bizim için adeta bugün yaşıyormuş gibi bilerek, sürekli bir bereket gibi akmaya devam eder' dedi. 'HZ.
PEYGAMBER HAYATTA GİBİ İRTİBAT KURUYORUZ' Mekke'nin tevhid inancındaki merkezi rolüne dikkat çeken Tahsin Görgün, 'İnsanlık tarihinde hayatı en iyi bilinen insan, bir numara Peygamber Efendimizdir.
Hayatında gizli olan hiçbir alan yoktur.
Hz.
Musa'nın veya Hz.
İsa'nın tarihsel hayatını bu kadar detaylı bilmiyoruz.
Peygamber Efendimizle insanlık sanki hayattaymış gibi irtibat kurma imkanına sahip.
Bu noktada aklımızı kullanarak irtibat kurabiliyoruz.' Ekrem Demirli ise dinimizde doğru bilinen yanlışlara dikkat çekerek 'Bu konuda Türkiye'de ilahiyatçıların daha iyi şeyler yazması lazım.
Genç nesillerin kafasının çok karıştığı bir alan: 'Neden bütün peygamberler Ortadoğu'ya geldi?' Bu tamamen yanlış bir bilgidir.
Peygamberler dünyaya geldi, her yere geldi.
Kur'an-ı Kerim hususi olarak bir peygamber ocağının hikayesini anlattı.
Kur'an-ı Kerim evrenseldir ama her evrensel olan bir yerden başlayarak evrensel olur.
Kur'an 'her topluma bir peygamber gönderilmiştir' der.' ifadelerini kullandı.
Demirli, 'Mesele kin tutmak veya intikam almak değildir, asıl mesele merhametle kucaklamaktır' sözleriyle Nebevi hikmetin tamamen çizdi.
İBADETİN ANAHTARI: DUA AKIL VE İRADE İLİŞKİSİ: DİN BİR ARZU BÜYÜTENDİR A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN