Haber Detayı

Murat Sevinç: 2016'daki Cumhuriyetin En Büyük Akademisyen Tasfiyesine Türkiye'deki Hiçbir Üniversite Hiçbi...
Güncel haberler.com
26/02/2026 23:27 (1 saat önce)

Murat Sevinç: 2016'daki Cumhuriyetin En Büyük Akademisyen Tasfiyesine Türkiye'deki Hiçbir Üniversite Hiçbi...

Anayasa hukukçusu ve akademisyen Murat Sevinç, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin düzenlediği “Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi Buluşması”nda, “2016 yılındaki olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri elbette anayasaya ve hukukun bilinen ilkelerine aykırı bir biçimde kötüye kullanıldı ve bu kararnamelerle bir akademisyen tasfiyesi de yapıldı. ‘Bu suça ortak olmayacağız’ bildirisine imza atanlar üniversiteden atıldı ve önceki dönemlerden farklı olarak 1933 tasfiyesini saymazsak ne yazık ki en az tepki üniversitelerde bu tasfiyeye oldu. Hatırladığım ve bildiğim kadarıyla Türkiye’deki hiçbir üniversite bu büyük tasfiyeye, cumhuriyetin en önemli, en büyük tasfiyesine neredeyse hiçbir tepki göstermedi” dedi.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: BELÇİM KILIÇKIRAN(İSTANBUL) - Anayasa hukukçusu ve akademisyen Murat Sevinç, Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin düzenlediği "Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi Buluşması"nda, "2016 yılındaki olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri elbette anayasaya ve hukukun bilinen ilkelerine aykırı bir biçimde kötüye kullanıldı ve bu kararnamelerle bir akademisyen tasfiyesi de yapıldı. 'Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atanlar üniversiteden atıldı ve önceki dönemlerden farklı olarak 1933 tasfiyesini saymazsak ne yazık ki en az tepki üniversitelerde bu tasfiyeye oldu.

Hatırladığım ve bildiğim kadarıyla Türkiye'deki hiçbir üniversite bu büyük tasfiyeye, cumhuriyetin en önemli, en büyük tasfiyesine neredeyse hiçbir tepki göstermedi" dedi.Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) tarafından "Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi Buluşması" düzenlendi.

Levent'teki İş Sanat Kültür Merkezi'nde yapılan buluşmada, yapay zeka ve dijital dönüşüm çağında akademinin geleceği ve bilgi üretimi tartışıldı.Programın açılışında teşekkür konuşması yapan BÜMED Başkanı Serra Ulusoy, hep beraber olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek şunları söyledi:"Boğaziçi Üniversitesi, 50 yılı aşkındır bir kamu üniversitesi ama onun ötesinde 165 yıldan fazladır toplumumuza ve dünyaya akademisyenler, iş insanları, sanatçılar, düşünürler ve siyasetçiler yetiştirmeye devam ediyor.

İçerisinde olduğumuz zor dönemlere rağmen her zaman güncelin konularını dert ederek bununla ilgili toplumu aydınlatmayı, toplumla birlikte düşünmeyi ve toplumu düşünmeye davet etmeyi görev bilerek Boğaziçililer olarak çalışmaya devam ediyoruz.

Özgür ve özerk bir üniversitenin yapması gerektiği gibi.

Bu organizasyonda akademisyenlerimize destek olmaktan ve onların yanında olmaktan mezunlar olarak gururluyuz, mutluyuz.

Biz büyük bir camiayız.

Türkiye'nin de bir parçasıyız ve olduğumuz toplumu ileriye götürmek, ufukları genişletmek ve herkesi daha derin düşüncelere sevk etmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

Hep liyakatin ve bilimin ışığının bizi aydınlatması için çalışacağız." "Kararnameyle atılmayı başardık" Açılış konuşmasını yapan anayasa hukukçusu, akademisyen Murat Sevinç, cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana akademi dünyasındaki tahribatı anlatarak şunları dile getirdi:"2016 yılındaki olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri elbette anayasaya ve hukukun bilinen ilkelerine aykırı bir biçimde kötüye kullanıldı ve bu kararnamelerle bir akademisyen tasfiyesi de yapıldı.

Ülke genelinde 5 civarında; Barış Akademisyenleri ilk imzacılar, ikinci imzacılar, işte 2 bin civarında barış imzacısı içinde de 406 Barış Akademisyeni, 'Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atanlar üniversiteden atıldı ve önceki dönemlerden farklı olarak 1933 tasfiyesini saymazsak ne yazık ki en az tepki üniversitelerde bu tasfiyeye oldu.

Hatta Boğaziçi Üniversitesi'ndeki tepkiyi, yürüyüşü ve protestoları saymazsak, ODTÜ'deki çok cılız bir protestoyu saymazsak hatırladığım ve bildiğim kadarıyla Türkiye'deki hiçbir üniversite bu büyük tasfiyeye, cumhuriyetin en önemli, en büyük tasfiyesine neredeyse hiçbir tepki göstermedi.

Bu da herhalde ne halde olduğumuzu gösteren bir şey.

İlhan Tekeli'den bir alıntı yapacağım. '2016, üniversitenin kolektif özne olma kapasitesinin ne hale geldiğini gösterdi.

Uzun süreli kurumsal çöküşün görünür hale gelmesini sağladı'.

İlhan Hoca bunu uzun süreli kurumsal çöküş olarak tanımlıyor.

Tabii ki bizim kürsümüz boş geçmedi.

Bu kararnamelerle de ben ve şu anda doçent olan, o zaman asistanım olan Dinçer Demirkent yine anayasa kürsüsünden ikimiz bu kararnameyle atılmayı başardık." "Üniversiteler iş bulma yeri olarak algılanmaya başlandı" Dolayısıyla kürsümüzün 12 Mart'tan itibaren macerası Türkiye akademik tarihi, akademik özgürlükler tarihinin de bir parçasını oluşturuyor.

Şimdi peki çöken neydi? 1980'lerden itibaren başlayan bir neoliberal ve gün gün yaşadığımız, benim 1990'ların ortasında asistan olduğum günden itibaren Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde, Mülkiye'de gün gün yaşadığım, tanık olduğum bir piyasalaşma meselesi var üniversitelerde ve bu çok önemli bir şey.

Kamuculuğun, toplumculuğun küçümsendiği, bilimsel bilginin önemsizleştirildiği, giderek entelektüel faaliyetin ve entelektüel heveslerin hatta neredeyse tepkiyle karşılandığı bir tür iş bulma, işe insan yetiştirme yeri olarak algılanmaya başladı üniversiteler ve bu bizim gözümüzün önünde oldu.

Çok önemli bir değişim gerçekleştirdi.

Peter Fleming, Karanlık Akademi adlı kitabında bugünkü açmazların büyük sorumlusunu neoliberal sevdalıları ve üniversiteyi daha fazla bu piyasanın içine sokmaya çalışanlar olduğunu düşünüyor.

Diyor ki 'Bu zihniyet için üniversite teknik bir mesele ve silahları da performans değerlendirme ölçütleri.

Bu üniversitenin mantığında respublika yok.

Respublika ile olan bağlar zayıflatılmış durumda'.

Yani kamusal olan, kamunun iyiliği, cumhuriyet ile olan bağlar bu üniversitede yavaş yavaş ve bir süre sonra da gerçekten hızla zayıflatıldı."Sevinç'in konuşmasının ardından moderatörlüğünü Evren Balta'nın yaptığı, konuşmacılar arasında Albert Ali Salah, Cem Say ile Gönenç Gürkaynak'ın yer aldığı panele geçildi.

İlgili Sitenin Haberleri