Haber Detayı
Mahfi Eğilmez’den üç kritik uyarı: Ekonomide 'kısır döngü' alarmı!
İktisatçı Mahfi Eğilmez, son yazısında Türkiye ekonomisine ilişkin üç kritik gösterge üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Reel sektörün döviz açığı, kısa vadeli dış borç stoku ve yüksek faiz politikası üzerinden oluşan kırılganlıklara işaret eden Eğilmez, mevcut risklerin yapısal reformlarla ele alınması gerektiğini vurguladı.
İktisatçı Mahfi Eğilmez , “ Üç Kritik Gösterge ” başlıklı blog yazısında Türkiye ekonomisine ilişkin üç temel veriye dikkat çekti.
Eğilmez, reel sektörün döviz pozisyon açığı, kısa vadeli dış borç stoku ve “ Yüksek Faiz / Düşük Kur / Carry Trade Üçlüsü ” üzerinden mevcut riskleri değerlendirdi.
REEL SEKTÖRÜN DÖVİZ POZİSYON AÇIĞI ARTIYOR Eğilmez, açık pozisyon kavramını, döviz ve benzeri finansal varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan kısmı olarak tanımladı.
Örnekle açıklayan Eğilmez, varlıkların borçları karşılamadığı durumda açık pozisyon oluştuğunu belirtti. 2025 yılsonu itibarıyla Türk reel kesim şirketlerinin (finans kesimi dışındaki şirketler) döviz pozisyonuna ilişkin tabloyu paylaştı: Tablonun, reel sektörün döviz pozisyon açığındaki artışın ciddileştiğini gösterdiğini belirten Eğilmez, son üç yılda açığın belirgin biçimde yükseldiğini vurguladı.
Net kısa vadeli döviz pozisyonunun hâlâ artı olmasının görece olumlu bir unsur olduğunu ancak burada da gerileme yaşandığını ifade etti.
NET DÖVİZ AÇIĞINDAKİ ARTIŞIN NEDENLERİ Eğilmez, 2023 sonrası net döviz pozisyon açığındaki yükselişi üç temel nedene bağladı: Enflasyonu düşürme amacıyla faizlerin yüksek tutulması, şirketlerin yurt içi borçlanma maliyetini artırdı.
Bankalara getirilen kredi artış limitleri, reel sektörün içeriden finansmana erişimini zorlaştırdı.
Kurun yüksek faiz politikasıyla baskılanması ve enflasyonun altında tutulması, dövizle borçlanma eğilimini artırdı.
Makro ihtiyati önlem olarak kredilere tavan uygulanmasının yeni bir yöntem olmadığını belirten Eğilmez, uzun süreli uygulanması halinde yan etkiler doğurabileceğine dikkat çekti.
KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU RİSKİ Vadesine bir yıldan az kalmış dış borç stokunun, ülkelerin borç sıkışmışlığını gösteren önemli bir veri olduğunu belirten Eğilmez, 2025 yılsonu itibarıyla Türkiye’nin borçlulara göre dağılımını paylaştı: Son üç yılda kısa vadeli dış borç stokunun toplam büyüklüğünde önemli bir değişim olmadığını aktaran Eğilmez, bu borcun her yıl yeniden çevrildiğini ancak bunun riskleri ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Ekonominin herhangi bir alanında ortaya çıkabilecek bir sorunun hızla bu alana yayılabileceğini belirterek, borcun orta ve uzun vadeye yayılmasının önemine işaret etti.
YÜKSEK FAİZ / DÜŞÜK KUR / CARRY TRADE ÜÇLÜSÜ Eğilmez, 2021 sonrasında uygulanan ekonomi politikalarının ardından faizlerin yükselmesiyle hem yerli hem de yabancı yatırımcıların Türk Lirası varlıklara yöneldiğini belirtti.
Döviz girişinin artmasının kuru baskıladığını ve kur artışının enflasyonun altında kaldığını ifade etti.
Yüksek faiz ortamında oluşan getiri imkanının, kısa vadede denge sağlamak için tercih edilebileceğini ancak uzun süre devam etmesinin riskler doğuracağını vurgulayan Eğilmez, yüksek getirinin iki temel sakıncası bulunduğunu kaydetti: Ülke varlıklarının yüksek faiz yoluyla dışarıya veya döviz sahiplerine aktarılması, Yüksek getiriye alışan yatırımcıların faiz düştüğünde piyasadan hızla çıkabilmesi.
Artan döviz rezervlerinin de bu politika setine bağımlılık oluşturduğunu ifade eden Eğilmez, bunun kısır döngüyü tersine çevirme çabasını geciktirebileceğini belirtti.
RİSKLER YÖNETİLEMEZ HALE GELİR Mİ?
Reel sektörün büyüyen döviz açığı ile kısa vadeli dış borç stoku birlikte ele alındığında, yüksek faiz – düşük kur politikasının yarattığı kırılganlığın daha net görüldüğünü ifade eden Eğilmez, Türkiye’nin yüksek faizle zaman kazandığını ancak bunun kalıcı çözüm anlamına gelmediğini vurguladı.
Yapısal reformların gecikmesi halinde bugün yönetilebilir görünen risklerin ileride daha ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.