Haber Detayı

CIA arşivinden çıkan korkunç gerçek: Suya ilaç mı katacaklardı?
Güncel chip.com.tr
26/02/2026 13:10 (3 saat önce)

CIA arşivinden çıkan korkunç gerçek: Suya ilaç mı katacaklardı?

Gün yüzüne çıkan yeni belgeler, CIA'in 1950'lerde yürüttüğü "Artichoke Projesi"nin karanlık detaylarını ortaya döktü. Sadece sorgulama değil, tüm bir nüfusun davranışlarını gıda ve su yoluyla kontrol etme planlarının yapıldığı bu gizli operasyon, okuyanların kanını donduruyor.

Soğuk Savaş’ın en karanlık dönemlerinden birine ışık tutan yeni CIA belgeleri, zihin kontrolü ve gizli ilaç deneylerine dair tüyler ürpertici bir planı gün yüzüne çıkardı. 2025 yılı itibarıyla kurumun halka açık arşivine eklenen yedi sayfalık rapor, 1951-1956 yılları arasında yürütülen "Artichoke Projesi"nin (Enginar Projesi) perde arkasını detaylandırıyor.Belgeler, Amerikan istihbaratının sadece sorgulama teknikleri geliştirmekle kalmayıp, toplumsal düzeyde bir davranış kontrolü mekanizması kurma arayışına girdiğini de kanıtlar nitelikte.

Sosyal medyada hızla yayılan bu bilgiler, halkın "tüm nüfusun ilaçlanması" gibi yöntemlerin bir dönem devlet nezdinde ciddi şekilde tartışıldığını görmesiyle büyük bir şaşkınlık yarattı.CIA’in o dönemdeki en gizli operasyonlarından biri olan Artichoke, aslında daha sonra çok daha büyük bir ölçekte yürütülecek olan meşhur MKUltra programının öncüsüydü.

Kore Savaşı sırasında Amerikan askerlerinin "beyin yıkama" yöntemlerine maruz kaldığına dair endişelerle tetiklenen bu süreç, ajansın kendi zihin kontrol kapasitesini keşfetme arzusuna dönüştü.

Raporda, doğrudan kullanım için hazırlanan klasik doğruluk serumlarının yanı sıra, bireylerin ruh halini uzun vadede değiştirebilecek kimyasallar üzerinde duruluyor.

Hedeflenen etkiler arasında sadece bilgi almak değil; deneklerde sürekli bir kaygı hali yaratmak ya da onları umutsuzluk, uyuşukluk ve çaresizlik hissine sürüklemek yer alıyor.Gizlilik ve insan deneylerinin karanlık yüzüBelgelerin en dikkat çekici kısımlarından biri, bu maddelerin insanlara fark ettirilmeden nasıl verilebileceğine dair yapılan detaylı planlar.

Araştırmacılar; su, gıda, alkol ve hatta sigara gibi günlük tüketim maddelerinin içine bu kimyasalların gizlice yerleştirilmesini öneriyor.

Dahası, aşılama veya tıbbi iğneler gibi sağlık müdahalelerinin de bu iş için birer maske olarak kullanılabileceği tartışılıyor.

CIA sadece kimyasallarla da yetinmiyor; hipnoz, duyusal yoksunluk, özel gazlar ve oksijen eksikliği yaratan ortamlar gibi zihni korumasız bırakan yöntemleri bir arada kullanarak insanın iradesini tamamen devre dışı bırakmayı hedefliyor.

Kurum, bir kişiye kendi iradesi dışında bir suç işletip işletemeyeceklerini ve kişinin bu durumu daha sonra hatırlayıp hatırlamayacağını bile sorguluyor.Mahkumlar, askeri personel ve psikiyatri hastaları gibi savunmasız gruplar, çoğu zaman neye maruz kaldıklarından habersiz bir şekilde bu tehlikeli deneylerin bir parçası haline gelmiş. 1970'li yıllarda Kongre soruşturmalarıyla bu programlar deşifre edildiğinde, etik kaygıların "ulusal güvenlik" gerekçesiyle nasıl hiçe sayıldığı net bir şekilde görüldü.

Programın kurbanlarından biri olan ünlü suç örgütü lideri James 'Whitey' Bulger, hapisteyken katıldığı deneyleri "yaşayan bir kabus" olarak tanımlıyor.

Bulger’ın anlattıklarına göre denekler; saatlerce süren halüsinasyonlar, şiddet eğilimi ve duvarlardan kan geldiğini görmeye kadar varan ağır psikotik ataklar yaşıyordu.1973 yılında CIA’in pek çok dosyayı imha etmesi nedeniyle araştırmaların tam olarak ne kadar ileri gittiği bugün bile tam olarak bilinmiyor.

Ancak gün yüzüne çıkan bu son belgeler, istihbarat dünyasının insan zihnini bir savaş alanına dönüştürmek için ne kadar ileri gidebileceğini açıkça gösteriyor.

İlgili Sitenin Haberleri