Haber Detayı

HDP kapatma davası ne aşamada? Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya: Uzun zaman almadan değerlendirme...
Gündem ahaber.com.tr
26/02/2026 13:01 (4 saat önce)

HDP kapatma davası ne aşamada? Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya: Uzun zaman almadan değerlendirme...

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılı değerlendirme toplantısı ve iftar programı kapsamında Ankara'da açıklamalarda bulundu. Özkaya HDP'nin kapatma davasına ilişkin konuşurken "Uzun zaman almadan değerlendirme yapılacak. HDP kapatma davası niteliğinde başka dava yok" ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılı değerlendirme toplantısı ve iftar programı kapsamında Ankara'da açıklamalarda bulundu.

İşte Özkaya'nın açıklamaları: Sizleri Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ve şahsım adına en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum.

Bu mübarek Ramazan akşamında iftar programımız vesilesiyle mesleklerinde liyakatleriyle en üst seviyelere gelmiş olan sizlerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu ifade etmek isterim.

Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.

Katılımınız için teşekkür ediyorum.

Anayasa Mahkemesi olarak hem bireysel başvuru yolunda hem de norm denetimi alanında; hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda üzerimize düşen görevi, etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmek için üstün bir çaba gösterdiğimiz 2025 yılını geride bırakırken, 2026 yılında da çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam ediyoruz.

Kamuoyunun doğru, zamanında ve güvenilir biçimde bilgilendirilmesi, hem demokrasinin sağlıklı işlemesi hem de hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu noktada sizlerin üstlendiği sorumluluğun da ne derece önemli olduğunun farkındayız.

Bilgiye erişimin hızlandığı ancak aynı ölçüde bilgi kirliliğinin de arttığı günümüzde, şeffaflıkla yürüttüğümüz çalışmalarımızı sizlerin aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz.

Bu anlamlı buluşma vesilesiyle sizlerle 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerimizi paylaşacak, kıymetli değerlendirmelerinizi alacak ve sorularınızı da yanıtlamaya çalışacağım.

ADALET VE ANAYASA YARGISI Bizler Anayasa Mahkemesi olarak adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan, topluma refah ve gelişme imkânı sağlayan asli dayanak olduğu bilinciyle son derece özverili ve titiz bir çalışma yürütüyoruz.

Mahkememiz, incelemelerini yaparken birbirini denetleyen birçok yapının içerisinde yer aldığı bir süreci yürütmektedir.

Hazırlık ve karar aşamasında konuya ilişkin uluslararası evrensel yaklaşımlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartlar, varsa benzer konularda diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararları, ülkemizin yüksek yargı organlarının kararlarında ortaya koydukları birikimler, oluşturdukları içtihatlar titiz bir şekilde araştırılmaktadır.

Bu araştırma neticesinde ortaya çıkan tespitler, raportörlerimizin görüş ve önerileri de dikkate alınarak Mahkememizin geçmişten günümüze kadar oluşan birikimiyle titiz bir müzakereye tabi tutulmaktadır.

Ayrıca belirtmek isterim ki Mahkememizce, incelenen bireysel başvurularda dile getirilen tüm ihlal iddiaları kimsenin dinî, siyasi veya ideolojik kimliğine bakılmadan tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirilmekte; anayasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla, temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek, modern hukukta benimsenen yorum yöntemleri tatbik edilmektedir.

DOSYALARIN İNCELEME SIRASI VE ŞEFFAFLIK Mahkememizin, dosyaları inceleme sırası ve kriterlerine ilişkin konular zaman zaman kamuoyunda gündeme gelmektedir.

Adalet odaklı bir yaklaşımla yürüttüğümüz titiz çalışmalarımızı gerçekleştirirken elbette dosyaların bir inceleme sırası var.

Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde 'İlk gelen ilk çıkar.' ilkesine göre hareket etmektedir.

Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir.

Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün 'Başvuruların inceleme sırası' başlıklı maddesi uyarınca, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır.

Ancak mevzuattan kaynaklanan yetki kapsamında başvuruların konuları itibarıyla önemi ve aciliyeti de göz önünde bulundurularak Genel Kurulumuz kararıyla belirlenen kriterler çerçevesinde farklı bir inceleme sıralaması da yapılabilmektedir.

Bu anlamda daha önceden belirlemiş olduğumuz bu kriterler 2025 Temmuz ayında Genel Kurul kararıyla güncellenmiştir.

Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda 'Acil', 'Pilot ve Öncü' ve 'Çekirdek Haklar' gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur.

Örnek verecek olursak 'Başvurucunun hayatına veya sağlığına ilişkin ciddi ve aciliyet arz eden haller' ya da 'Bir çocuğun yararının söz konusu olduğu ciddi ve aciliyet arz eden haller', 'Acil' kodlu olan birinci kategoride yer almakta ve öncelikle incelenmektedir.

Ciddi ve aciliyet arz eden haller incelemenin süratle yapılmaması hâlinde başvurunun anlamsız/faydasız olabileceği durumları ifade etmektedir. 'Pilot ve Öncü' başlığı altında ikincil öncelikli olarak incelediğimiz başvurular ise 'Çok önemli bireysel veya kamusal menfaat taşıyan başvurular' ile 'Tekrar eden veya tekrar etme ihtimali olan çok sayıdaki başvurunun sonuçlandırılmasını sağlayacak nitelikteki' başvurulardır. 'Çekirdek Haklar'a ilişkin başvurular olarak nitelendirilen 'Tekrarlayan başvuru olmalarına bakılmaksızın insan onuruna ve fiziksel varlığına doğrudan tehdit içeren durumlara ilişkin başvurular' üçüncü kategori kapsamında incelenmektedir.

Bu kriterleri ete kemiğe büründürme sorumluluğu hukuken başkan ve başkanvekillerine ait olmakla birlikte fiilî sorumluluk raportörlük müessesesindedir.

Ben başkan olarak bu hususu başta başraportörlerimiz olmak üzere koordinatör raportörlerimize ve raportörlerimize sürekli olarak hatırlatmaktayım: Dosyaların önceliklendirilmesi konusunda tamamen belirlemiş olduğumuz kriterlere göre hareket edeceksiniz, bu konuda bir taviz vermeyeceksiniz demekteyim.

Esas itibarıyla ben de bugüne kadar, belirlenen objektif kriterler dışında, subjektif bir nedenle herhangi bir dosyaya öncelik verilmesi yönünde talimat vermiş değilim.

Raportörlerimiz de bugüne kadar tamamen belirttiğimiz ölçütler çerçevesinde önceliklendirme yapmışlardır.

Kendilerine teşekkür ediyorum.

Bununla birlikte kamuoyuna yansıyan bir hususa da değinmem gerekir.

Zaman zaman mesela 2022 yılında yapılmış bir başvuru ile 2024 yılında yapılmış bir başvurunun aynı gün karara bağlandığı görülmektedir.

Bu durum, kimi zaman farklı hak grupları arasında denge gözetilmesinden, kimi zaman ise emsal niteliği taşıyan dosyaların öncelikle ele alınmasından kaynaklanmaktadır.

Özet olarak Mahkememiz elindeki dosyaları 'İlk gelen ilk çıkar.' ilkesi ile belirlediğimiz kriterleri göz önünde bulundurarak karara bağlamaktadır.

Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesi söz konusu değildir.

YARGI ORGANLARIMIZLA VE TÜM KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ Önem atfettiğimiz hususlardan biri de yargı organlarımız ve diğer tüm kurumlarımızla iş birliği ve güçlü iletişim konusudur.

Anayasa Mahkemesi olarak bizler, hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek, merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla kararlarımızı şekillendiriyoruz.

Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz.

Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz.

Bu bağlamda, Yüksek Mahkemelerimiz ile çalıştay, sempozyum gibi etkinliklerin yanı sıra iş birliğini geliştirmeye yönelik ortak çalışmalar da yürütüyoruz.

Bu çalışmaları daha kurumsal ve kalıcı hale getirmek, diğer yüksek mahkemelerle görüş alışverişinde bulunulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 'Yüksek Mahkemelerin Yerleşik İçtihatlarına İlişkin Dosyalarda Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'yi hayata geçirdik. 2025 yılında bu doğrultuda Yüksek Mahkemelerimiz ile birçok kez görüş alışverişinde bulunduk.

Ayrıca Mahkememiz bünyesinde etkin şekilde çalışmalar yürüten Anayasa Araştırmaları Merkezi (AYAM), üniversiteler ve akademik dünya ile sürekli iletişim hâlinde olup bu kapsamda Mahkememiz hukuk ve yargı alanındaki bilimsel etkinliklerde aktif bir rol üstlenmektedir.

Yine AYAM koordinesinde staj programları organize etmekteyiz.

Hukuk fakültesi öğrencileri ile yürüttüğümüz staj programlarını genişleterek ilk defa avukat stajyerlerimiz ile hâkim ve savcı yardımcılarımızın da Anayasa Mahkemesi çatısı altında staj yapabilmelerine imkân sağladık.

Avrupa Konseyi ile birlikte yürüttüğümüz 'Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi' kapsamında tüm derecelerdeki yargı organlarımız ile güçlü ve verimli bir iletişim tesis etmek amacıyla bölge toplantıları gerçekleştiriyoruz.

Bu kapsamda İstanbul, Gaziantep, Bursa, Erzurum, İzmir, Trabzon ve son olarak 20 Ekim 2025 tarihinde Diyarbakır'da gerçekleştirdiğimiz bölge toplantılarında 894 hâkim ve savcımızla bir araya geldik.

DİJİTALLEŞMEYE VERDİĞİMİZ ÖNEM Hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel bir önem atfettiğimizi ayrıca belirtmek isterim.

Başlangıçta bireysel başvurular sadece fiziki ortamda yapılabilmekteydi.

Ancak dijitalleşmenin çağdaş hukuk sistemleri açısından kaçınılmaz bir gereklilik hâline gelmesiyle birlikte Mahkememiz de bu yönde kayda değer adımlar attı ve atmaya da devam etmektedir.

Bu çerçevede, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bireysel başvuruların elektronik ortamda, UYAP Avukat Portalı üzerinden de yapılabilmesi mümkün hâle getirildi. 1 Ekim'den bu yana 6 bin 686 başvuru UYAP Avukat Portalı üzerinden yapıldı.

Bu sayı, bahse konu tarihler arasında yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 29'una denk gelmektedir.

Bu durum bize, söz konusu uygulama ile hem erişilebilirliğin arttığını hem de başvuru süreçlerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesinin önünün daha da açıldığını net bir şekilde gösteriyor.

Ayrıca Anayasa Mahkemesi olarak görev alanımızdaki işlere ve raportörlük müessesine yardımcı olmak anlamında yapay zekânın kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütmekteyiz.

ULUSLARARASI ANAYASA YARGISI ALANINDAKİ ETKİN ROLÜMÜZ Anayasa yargısı artık başka ülkelerde de yalnızca ulusal sınırlar içerisinde değil, evrensel hukuk normları ve uluslararası yargı içtihatları ile de şekillenmektedir.

Bu nedenle, farklı ülkelerin anayasa mahkemeleri ve yüksek yargı organları arasındaki iş birliği, hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, bireysel hakları daha etkili korumak ve küresel çapta adaletin tesisi için kritik bir önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkememiz de bu bağlamda iç hukuk sistemimizdeki çalışmalarının yanı sıra uluslararası alanda da etkin faaliyetler yürütmektedir.

Mahkememiz; Dünya Anayasa Yargısı Konferansı (WCCJ), Avrupa Anayasa Mahkemeleri Konferansı (CECC), Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB), Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu (BCCF) ve Afrika Anayasa Yargısı Konferansı (CJCA) gibi pek çok uluslararası platformun aktif üyesi ve gözlemcisidir.

Bu çerçevede uluslararası hukuk camiasında üstlendiği roller kapsamında çok sayıda etkinliğin yöneticisi ve paydaşı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Mahkememiz, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı kültürlerinden üyelerin bir araya geldiği bu kuruluşların yanı sıra İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (İDAY) ve Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (TÜRK-AY) gibi kurucusu olduğu uluslararası platformlarda da aktif roller üstlenmektedir.

İDAY'ın dönem başkanlığı görevini yürüten Mahkememiz, TÜRK-AY dönem başkanlığı görevini ise 2025 yılı içinde Azerbaycan Anayasa Mahkemesine devretmiştir.

Tüm bunların yanı sıra 32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız.

Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık.

Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13'üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik.

Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik.

Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık.

Uluslararası alanda oldukça etkin çalışmalar yürüten Mahkememiz, önemli programlara ev sahipliği yapmaya da devam etmektedir.

Anayasa Mahkememizin 63. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında İstanbul Dolmabahçe'de gerçekleştirdiğimiz '21.

Yüzyılda Anayasa Yargısının Geleceği' temalı uluslararası sempozyumda; 35 ülke ile 7 uluslararası kurum ve kuruluştan çok sayıda temsilci, yüksek yargı organlarımızın başkan ve üyeleri, üst düzey hukukçular ve akademisyenlerle bir araya geldik.

Yine 14 Kasım 2025'te düzenlediğimiz Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu 3.

Konferansında Foruma üye ülkeler tarafından tüzük kabul edildi ve 'Antalya Deklarasyonu'nu imzalandı.

Böylece Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumunun resmî statüye kavuşmasına vesile olduk.

Tüm bu çalışmaların merkezinde yer alan Mahkememizin, çok sayıda ülkenin yüksek yargı organlarınca ve uluslararası kuruluşlarca örnek alınan ve örnek gösterilen bir mahkeme olarak dikkat çektiğini gururla söyleyebilirim.

Ayrıca özellikle ifade etmek isterim ki Mahkememiz, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile de yakın ve sürekli bir iş birliği içindedir.

Bu iş birliği yalnızca kurumsal temaslarla sınırlı olmayıp ortak projeler ve karşılıklı görevlendirmeler yoluyla da sürdürülmektedir.

Raportörlerimiz, üçer aylık dönemler hâlinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ve Avrupa Konseyinde görev almakta; ayrıca bir yıl süreyle görevlendirilen raportörlerimiz de bulunmaktadır.

Raportörlerimizin mesleki birikimlerini ve uzmanlıklarını güçlendirmeye önem veriyoruz.

Bu kapsamda yurt dışında dil eğitimi almalarına imkân sağlıyor, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını destekliyoruz.

Bunun yanında akademik çalışmalarına önem veriyor, makale ve kitap çalışmalarına yönelik kurumsal destek sunuyoruz.

Raportörlerimizin uluslararası kütüphanelere erişimini sağlıyor, Mahkememiz bünyesindeki zengin kütüphaneyi ise Kitap Alım Komisyonu aracılığıyla düzenli olarak güncelleyerek hukuk alanında yayımlanan yeni eserlerle güçlendiriyoruz.

İSTATİSTİKLER VE KARARLARIN İCRASI Sizlerle Mahkememizin çalışma disiplininin ve işlevselliğinin göstergesi olan istatistiklerimizi de paylaşmak isterim. 2025 yılında Mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı.

Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı.

Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti.

Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir.

Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim.

Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı.

Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır. 2025 yılında karara bağlanan başvurulardan 5 bin 268'inde ihlal kararı verildi.

Bunların içinde makul süre ihlali yok. 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar verilen ihlal kararı sayısı ise 84 bin 519'dur.

Bunların da 56 bin 443'ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir.

Hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 28 bin 76'dır. 28 bin 76 ihlal kararı içerisinde adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalleri ilk iki sırada yer almaktadır.

Öte yandan bugüne kadar verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,9 olduğu görülmektedir.

Bunun da aslında Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz mercii olarak görev yapmadığını, yalnızca bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

Mahkememiz, bireysel başvuruda verdiği önemli kararlarla anayasal ilkelerin daha görünür ve işlevsel hâle gelmesine katkı sağlamıştır.

Bu yönüyle bireysel başvuru, Anayasa'nın yaşayan bir metin olmasına imkân tanıyan, dinamik ve dönüştürücü bir mekanizma niteliğini haiz olmuştur.

Bir anlamda ülkemizde hukukun anayasallaşmasına katkıda bulunarak hukuk sistemimizde senkronize bir bakış açısı geliştirilmesine vesile olmuştur.

Önemli bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesi belirli usul ve süreçler çerçevesinde yürütülmektedir.

Bu bağlamda verilen ihlal kararlarından 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 83'tür.

Bunların önemli bir kısmının icra süreci halen devam etmektedir.

Kalan az bir kısmının ise icra sürecinin henüz tamamlanmamış olmasının nedeninin ihlal kararlarında belirtilen ihlal gerekçelerinin ya da ihlal kararı sonrası uygulanması gereken mevzuatın Anayasa mahkemesinden farklı yorumlanması olduğu görülmektedir.

Tabi burada gereği yerine getirilme süreci henüz tamamlanmamış olan dosyalara ilişkin oranın düşüklüğü bu konunun önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.

Elbette ki bunlar çok çok önemlidir.

Diğer taraftan ifade etmeliyim ki 31 Aralık 2025 itibarıyla Mahkememiz tarafından verilen ihlal kararlarının yüzde 99,7'sinin gereği yerine getirilmiştir.

Esas itibariyle bu tablo bize, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında bireysel başvurunun etkili ve işlevsel bir hak arama yolu olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki Anayasa Mahkemesi necip milletimizin 2010 yılında verdiği yetkiye dayanarak hayata geçirilen bireysel başvuru sistemini büyük bir kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya devam etmektedir.

Mahkememiz, bireysel başvurunun yanı sıra norm denetimi görevini de istikrarlı bir şekilde sürdürmekte ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin somutlaşmasına katkı sunmaya devam etmektedir. 2025 yılında 51'i iptal davası, 226'sı itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapıldı.

Buna karşılık 278 iptal davası ile itiraz başvurusu karara bağlandı ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetimi yapıldı.

Böylelikle 2025 yılının, norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl olduğunu ifade etmek isterim. 2012 yılından 31 Aralık 2025 tarihine kadar ise toplam 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu yapıldı.

Aynı süre zarfında sonuçlandırılan dosya sayısı 2 bin 322'dir.

Bu tarih itibarıyla derdest dosya sayısı ise 114'tür.

Bireysel başvurunun mahiyetinde var olan evrensel nitelikteki temel hak ve özgürlükler lehine yorum ilkesinin zamanla Mahkememizce norm denetimine de yansıtıldığını, bireysel başvuru yoluyla somut şikâyetler bağlamında yorumlanan anayasal hükümlerin norm denetiminde de aynı bakış açısıyla değerlendirilmeye başlandığını, böylece anayasal ilkelerin her iki alanda da uyumlu bir şekilde uygulanmasının sağlanmaya çalışıldığını da önemle vurgulamak isterim.

Dolayısıyla Mahkememiz, Anayasa ile verilen görev ve yetkileri kapsamında tüm topluma ve hukuk sistemine temas eden mahkeme olma görevini yerine getirerek temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmaya devam etmektedir.

Mahkememizin bir diğer görevi de Yüce Divan yargılamalarını yürütmektir.

Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından olağan dışı bir süreç yaşamış, yargısal faaliyetler de bu süreçten etkilenmiştir.

Bu sürecin Mahkememizin görev ve yetkileri kapsamındaki diğer alanlara olduğu gibi Yüce Divan yargılamalarına da yansımaları olmuştur.

Bu kapsamda Mahkememiz, 2017 yılından bu yana yürüttüğü yargılamalar sonucunda toplam 12 Yüce Divan dosyasını karara bağlarken; söz konusu yargılamalarda 32 kişi hakkında hüküm tesis etmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla ise derdest Yüce Divan dosyası kalmamıştır.

Mahkememizin görevlerinden biri de siyasi partilere ilişkin mali denetim yapmaktır.

Bu kapsamda 2025 yılında 164 dosya sonuçlandırılmıştır.

Anayasa ile Mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim.

KAPANIŞ Anayasa Mahkemesi olarak görevimizi yerine getirirken; hukukun çizdiği sınırlar içinde, merkezinde yalnızca objektif adaletin bulunduğu bir anlayışla hareket etmeye devam ediyoruz.

Nihai hedefimiz, bireylerin devlete ve hukuka olan güvenini daha da güçlendirmektir.

Bu anlamlı akşamda davetimize icabet ettiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; Ramazan ayının ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa huzur, bereket ve esenlik getirmesini, Gazze başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin ihlallerin, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere mağdur ve mazlum insanlara karşı yapılan insanlık dışı muamelelerin son bulmasını temenni ediyorum.

Hepinizi en kalbî duygularımla, saygıyla selamlıyorum.

SORU: Anayasa Mahkemesi kararlarının icrasına ilişkin Diyarbakır'da yaptığınız bölge toplantısında ilkesel bir çerçeve açıkladınız.

Öte yandan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması için mevcut mekanizmaların güçlendirilmesinden ve bunların yanı sıra gerekirse yeni etkili mekanizmalar kurulmasından söz ediliyor.

Yine kararların icrasına ilişkin, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını açık bir şekilde düzenleyen Anayasa'nın 153. maddesine işaret ediliyor.

Özellikle yürümekte olan süreç bağlamında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa insan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanmasından ne anlamamız gerekir?

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması hususunda mevcut mekanizmada bir yerde bir sorun, bir eksiklik mi söz konusu?

Yani Meclis Komisyonu bunu tespit etti, siz nasıl bir eksiklik görüyorsunuz?

Şayet bir eksiklik var ise bu eksikliğin giderilmesi için Anayasa Mahkemesi olarak sizden bir katkı istendiğinde nasıl bir çerçeve çizeceksiniz?

Sorunuzun bir kısmı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkisi kapsamında kaldığından bu hususta değerlendirmede bulunmam mümkün değil.

Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa'nın 153. maddesi açık.

Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık.

Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok.

Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor.

Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor.

İfade ettiğim gibi bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok.

Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesinin verdiği kararların hangilerinin yerine getirilip hangilerinin yerine getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa'da bir ayrım söz konusu değil. 153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, yani bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kural yürürlükteydi.

Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz.

Burada üzerinde durmamız gereken başka bir husus da bireysel başvuruyu Türk hukuk sistemine kazandıran anayasa değişikliğinin gerekçesidir.

Yargı düzeni içerisinde nihai hâle gelmiş yani kesin hüküm hâline gelmiş kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir.

Bireysel başvuru, Anayasa'nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin de koruma altına aldığı bir hakkın bu karar nedeniyle ihlal edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesine başvuruya imkân sağlayan bir yoldur.

Burada dikkat etmemiz gereken husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir.

Diğer tarafta ise Anayasa'nın ilgili maddelerinde hem Danıştayın hem de Yargıtayın kendi yargı düzenleri içerisinde nihai karar mercii olduğu düzenleniyor.

Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai kararın Anayasa'ya temas ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme yapmaktadır.

Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılamayacağı düzenleniyor.

Farklılaşma burada ortaya çıkıyor.

Yani bir taraftan kendi hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın kararları kesindir deniliyor.

Bununla birlikte yalnızca temel haklara ilişkin olan kesinleşmiş kararlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor.

Bu noktada yorumu bir bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sorun çıkabilir.

Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir.

Öte yandan şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor.' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor.

Son beş yılda yaklaşık 55.000 başvurunun, 2025 yılında ise 9.100 başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesinin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikâyeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor.

Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor.

Peki, kanun yolu şikâyeti ile bireysel başvuru arasındaki sınır ne, bunu nasıl anlayacağız?

Bu çok teknik bir husus, bunu çok genel ve özet olarak şöyle söyleyebilirim: Anayasa Mahkemesine şikâyet edilen karara konu olan husus, Anayasa'da teminat altına alınmış olan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde de ortak koruma alanında bulunan bir hakka temas ediyorsa yani anayasal bir temas varsa bu konu bireysel başvuru kapsamında incelenebilir.

Başka bir deyişle kararda anayasal bir sorun varsa ve bu anayasal sorun temel haklara ilişkinse Anayasa Mahkemesi bu dosyaları bireysel başvuru yoluyla inceleyebilir.

Bunun da temyiz incelemesi olarak nitelendirilmemesi gerekir.

Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa'yı gözetmek durumundadır.

Bu, hem yetkileri hem de görevleri kapsamındadır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa'yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa'nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir.

Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesinin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin yorumu geçerli olacaktır.

SORU: Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz bir karar vermedi.

Davayla ilgili son durum nedir?

Çok kapsamlı bir dava.

İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı.

Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik.

Bugüne kadar Anayasa Mahkemesine çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor.

Bunların 451'i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz.

Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş.

Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz.

Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı.

Bunların hepsine tebligat yapıldı.

Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında.

Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesinde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi.

Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda.

Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda.

Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir.

SORU: Yargıtay 3.

Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusu bulunmasıyla ilgili son durum nedir?

Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiilî eylemde bulunulmadı.

Süreç de zaten devam etmedi.

Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı.

Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi.

SORU: Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında Can Atalay sizce şu an milletvekili midir, değil midir?

İkinci olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Selahattin Demirtaş ile ilgili bir ihlal kararı verdi.

Kararın gereğinin yerine getirilmemesi de ihlal gibi duruyor.

Siz bu iki kişinin durumunu nasıl görüyorsunuz?

Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik.

Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var.

Oradaki yargısal görüşüm bu.

Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi.

Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım.

Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı.

Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti.

Sorunuzun ikinci kısmıyla ilgili ise Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz.

Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok.

Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz de farklı yorumlanabiliyor.

O nedenle bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum.

SORU: Anayasa Mahkemesi geçmişte iptal davalarında yürürlüğü durdurma kararı veriyordu.

Hatırladığım kadarıyla 10 yıldır bu hakkı kullanmıyor.

Tabii Anayasa'da böyle bir hüküm yoktu ama Anayasa Mahkemesi bunu kullanıyordu.

Şimdi verdiğiniz bazı iptal kararları bazen geç olabiliyor.

Uygulama anlamında bir engel kalmıyor yürürlüğü durdurma kararı verilmediği için.

Yürürlüğü durdurma kararlarıyla ilgili yeni dönemde düzenlemeler olacak mı?

Anayasa Mahkemesinin kararlarının yazımı ve Resmî Gazete'de yayımlanması, yazım süreçlerinde yaptığımız değişiklikler doğrultusunda özellikle son 10 yılda önemli ölçüde kısalmıştır.

Hatırladığım kadarıyla bugüne kadar, çok kapsamlı olan 703 sayılı KHK'ya ilişkin karar dışında, verildiği tarih ile Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih arasında 11 ayı aşan bir karar bulunmamaktadır.

Bu 11 ay yanlış anlaşılmasın.

Bu kadar uzayan çok fazla kararımız yoktur.

Yürürlüğün durdurulması meselesi ise anayasa yargısında öteden beri tartışılan bir konudur.

Anayasa'da ve ilgili kanunlarda Anayasa Mahkemesine bu konuda açıkça verilmiş bir yetki bulunmamaktadır.

Buna rağmen Anayasa Mahkemesi, 'Çoğun içinde az da vardır.' anlayışıyla geçmişte içtihat yoluyla yürürlüğün durdurulması müessesesini kullanmıştır ve zaman zaman bu yola başvurmuştur. 2014 yılından itibaren ise yürürlüğün durdurulması kararı verilmemiştir.

Ancak bu durum, yürürlüğün durdurulması müessesesinin tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir.

Anayasa Mahkemesi bu müessesenin varlığını sürdürmekte, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza etmektedir.

Karar sürelerinin önemli ölçüde kısalmış olması da bu konuda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesinde etkili olmaktadır.

Nitekim bazı kararlarımız 4 ay içerisinde Resmî Gazete'de yayımlanabilmektedir.

İtiraz yoluyla gelen başvurular bakımından ise büyük ölçüde 5 aylık anayasal süreye uygun hareket edilmektedir.

Bu konuda dile getirilen eleştiriler bizim için kıymetlidir.

Heyet olarak yürürlüğün durdurulması müessesesini daha önce gözden geçirdik, yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz.

SORU: Anayasa Mahkemesi olarak yapay zekâyı hangi alanlarda kullanacaksınız ve yapay zekâya geçiş için bir tarih verebilir misiniz? 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekâyı hayata geçirmeyi hedefliyoruz.

İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekâdan yararlanmayı planlıyoruz.

Burada şu hususa dikkat çekmek isterim, yapay zekânın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz.

Yani yapay zekâ, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak.

Yapay zekânın üreteceği ürün raportörler tarafından mutlaka kontrol edilecek, bu çıktıların doğruluğu test edilecek ve gerekli kontrollerin ardından o çalışmalardan istifade edilecek.

İkinci aşama olarak ise dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekâdan yararlanmayı hedefliyoruz.

Bu noktada yapay zekâ, Anayasa Mahkemesinin benzer konularda daha önce verdiği kararlardan hareketle dosyalara ilişkin önerilerde bulunabilecek.

Bu süreç de aynı şekilde kontrolden geçtikten, denendikten ve hata oranı çok düşük olduğu tespit edildikten sonra uygulamaya girecek.

Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak, dosyanın esasının inceleme aşamasında yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor.

Yani kabul edilemezlik kararı ile sonuçlanan binlerce dosya, daha işin esasına girmeden karara bağlanıyor.

Çok yüksek orandaki bu dosyalar, belli başlı bazı kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor.

Hukuki değerlendirme gerektirmeyen yani objektif unsurlar içeren kriterlerin değerlendirilmesi noktasında yapay zekâ bize katkı sağlayabilir diye düşüyoruz.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri