Haber Detayı

Samsun'da MEB'in Ramazan Genelgesine Ortak Tepki: Ayrıştırıcı ve Kutuplaştırma Temelli Politika ve Uygulam...
Yerel haberler.com
26/02/2026 11:12 (1 saat önce)

Samsun'da MEB'in Ramazan Genelgesine Ortak Tepki: Ayrıştırıcı ve Kutuplaştırma Temelli Politika ve Uygulam...

Samsun’da, aralarında KESK, DİSK, TTB'nin de bulunduğu meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda "ramazan ayı etkinlikleri" uygulanmasına ilişkin genelgesine tepki gösterdi. Ortak açıklamada, "Laikliği yok sayarak, yok ederek, okulları dini alanlara çevirmenize ve bir inancın okulları politik alana dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız. Laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz" denildi.

(SAMSUN)Haber: Mehmet Rebii ÖZDEMİR – Samsun'da, aralarında KESK, DİSK, TTB'nin de bulunduğu meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda "ramazan ayı etkinlikleri" uygulanmasına ilişkin genelgesine tepki gösterdi.

Ortak açıklamada, "Laikliği yok sayarak, yok ederek, okulları dini alanlara çevirmenize ve bir inancın okulları politik alana dönüştürülmesine sessiz kalmayacağız.

Laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz" denildi.Samsun'da, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Atatürkçü Düşünce Derneği ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği temsilcileri, ortak açıklama yaparak, Milli Eğitim Bakanlığı'nca okullara gönderilen ramazan etkinlikleri genelgesine tepki gösterdi.Süleymaniye Geçidi'nde yağışlı havaya rağmen bir araya gelen emek ve meslek örgütleri adına hazırlanan ortak açıklama, Eğitim-Sen Samsun Şube Başkanı İbrahim Özkaptan tarafından okundu.Okullarda dini içerikli etkinliklerin dayatıldığı, bunun laiklik ilkesine aykırı olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:"Siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının sonuncusu ve en tehlikelisi doğrudan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istenmektedir.

Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, öğrencileri bu etkinliklere katılmaya zorlamak suçtur.

Bu tür uygulama ve dayatmalar devletin tüm inançlar karşısında 'eşit ve tarafsız' olması gerektiği ilkesini ortadan kaldırmakta, Anayasa'da yer alan laiklik ilkesine temelden aykırılık teşkil etmektedir.

MEB'in okullara gönderdiği talimatın uygulanması halinde okullarda öğrenciler oruç tutanlar ve tutmayanlar olarak ayrıştırılacak, oruç tutmayan öğrenciler dışlanacak ya da ötekileştirilecektir.

MEB tarafından okullara gönderen ve haftalık olarak doldurulması istenen 'Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu' açık bir fişleme belgesidir." "Laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suç" Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur, Anayasayı kasten çiğneme suçu işlenmektedir.

Hiçbir genelge, hiçbir talimat, hiçbir siyasi hedef Anayasa'dan üstün değildir.

Bireyler arasında dini inanç üzerinden ayrımcılık yapılmasına karşı çıkanları 'din düşmanı', 'İslam düşmanı' ilan etmek isteyenlerin asıl amaçları bellidir.

Eğitim kurumlarını ve çocukları siyasal olarak istismar ederek, toplumu bir kez daha 'tek din, tek mezhep' anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. "Yusuf Tekin tarafından inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapılmakta" Laikliğin varlığı, din ve mezhep farklılıkları üzerinden halkların, farklı inançtan ve mezhepten insanların birbiriyle çatışmalarına son vermek, her inancın kendisiyle ve diğer inançlarla eşit haklar temelinde ilişki kurmasını güvence altına almak açısından önemlidir.

Halkımız, ramazan ayının da birleştirici, bütünleştirici değerini elbette bilir; bu değeri aile içinde ve sokakta kuşaklara 'yaşayarak' anlatır, aktarır.

Tam tersine hükümet, yandaş basın ve Yusuf Tekin tarafından inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapılmaktadır.

Daha kötüsü din istismarı yapılmakta.

Sorun, Yusuf Tekin'in toplumu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve parti politikalarına dönük çıkar odaklı 'siyasi' tutumudur.

Zora dayalı, gönüllülük kapsamında bir inancın ritüellerini öğrenci, öğretmen ve idarecilere dayatmasıdır.

Eğitim alanındaki tüm kararlar, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda eğitimci niteliği olmayan birkaç bürokratın tepeden inmeci anlayışıyla alınmaktadır.

Günlük yaşamın her alanında okulda, iş yerinde, üniversitede, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapanlar, siyasi amaçlarla açıkça kin ve düşmanlık tohumu ekenler amaçlarına asla ulaşamayacaklardır. "Toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz" İktidarın ve özellikle Milli Eğitim Bakanlığı'nın inanç istismarı ve emek sömürüsü odaklı uygulama ve dayatmalarına toplumun hiçbir kesiminin destek vermeyeceğine inanıyoruz.

Daha önce defalarca sahnelenen ve toplumda onarılması zor çatlaklar oluşmasına neden olan bu tür ayrıştırıcı ve kutuplaştırma temelli politika ve uygulamalara derhal son verilmelidir.

Sizin din ve inançlar üzerinden toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz.

Ancak diğer yandan laikliği yok sayarak, yok ederek, okulları dini alanlara çevirmenize ve bir inancın okulları politik alana dönüştürülmesine de sessiz kalmayacağız.

Laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz."

İlgili Sitenin Haberleri