Haber Detayı

Yerli Epstein
Tülin türkoğlu internethaber.com
26/02/2026 06:51 (2 saat önce)

Yerli Epstein

Saat 03.22.

Bir siyasetçi, 16 yaşında bir kız çocuğuna mesaj atıyor.“Beni nasıl buluyorsun?”“Beni etkiliyorsun.” Bu cümleleri okuyan herhangi bir anne ne hisseder?Bir baba ne hisseder?Bir öğretmen?Bir insan?

Mesele parti meselesi de değil.

Bu iki cümle sıra dışı.Bu iki cümle, bir partinin yıllardır inşa etmeye çalıştığı “ahlaki üstünlük” söylemini yerle bir etmeye yeter.Mesele ideoloji meselesi hiç değil.Mesele, çocuk söz konusu olduğunda herkesin aynı yerde durup duramayacağı meselesi.

Ya siz nasıl arsız, uğursuz, yolsuz, üstünede namussuz bir kişiliksiniz.

Daha doğrusu kişiliksizsiniz Göreleli Hasbi Dede Bu toplumun vicdanı çok basit çalışır.

Şunu sorar:“Bu iddia doğruysa, gereği yapıldı mı?” Hepsi bu.

Ne büyük nutuk ister,Ne ideolojik savunma, Ne de kriz anında Atatürk portresinin arkasına geçmek,Ya da her iddiada “Cumhuriyet değerleri” diyerek topu taca atmak, Çocuk söz konusuysa savunma olmaz.Refleks olur.

Sayın Özgür Özel… Eğer ortada bu kadar ağır bir iddia varsa,Yapılacak şey çok nettir: Şeffaf bir soruşturma.Anında disiplin süreci.Ve kamuoyuna açık, net bir tavır.

Toplum şunu görmek ister:“Bizim partide kim olursa olsun, böyle bir gölgeye yer yoktur.” Mesajı verilir, net ve kısa.

Aksi halde ortaya çıkan görüntü şudur: Rakibe gelince en yüksek ses,Kendi içine gelince en düşük frekans.

CHP içinde kimsenin Atatürk’ün arkasına saklanmaya hakkı yok.Cumhuriyet, kişisel krizlerin perdesi değildir.

Toplum artık şuna bakıyor:Çocuk söz konusu olduğunda gerçekten kırmızı çizgi var mı?Vicdan rahatlamak ister.Vicdan netlik ister.

Vicdan adalet ister.Geciken adalet, siyasette güveni kemirir.

Ve güven bir kere aşınırsa…Onu hiçbir slogan geri getiremez.

Dudaklarını Yerim Diyen Başkan Kendi Başını Yedi “Dudaklarını yerim.” Romantik komedi repliği gibi…Ama işin içinde kamu makamı, belediye binası ve özel kalem müdürlüğü varsa…O cümle bir anda siyasi intihara dönüşür.

Mutlu Işıksu…Adapazarı Belediye Başkanı.Makam koltuğunda otururken, belediyede özel kalem müdiresi olarak görev yapan E.S. ile yaşadığı ilişki, kürsüden ifşa edildi.

Hem de kim tarafından?

E.S.’nin kızı tarafından.

Siyasetin en sert muhalefeti bazen kürsüden değil, aile içinden gelir.

Mesajlarda geçen o meşhur ifade:“Dudaklarını yerim.” Bir belediye başkanının, kurum hiyerarşisi içindeki bir isimle böyle bir ilişki yaşaması sadece “özel hayat” başlığına sığmaz.

Çünkü orada güç var.

Makam var.

Yetki var.

İmza var.

Kamu ciddiyeti var.

Parti ahlakı var.

Olay hızlı gelişti.AK Parti Disiplin Kurulu devreye girdi.Gereği yapıldı.İhraç edildi.

E.S.’nin eşi boşanma davası açtı.Bir aile dağıldı.Bir siyasi kariyer bitti.

Şimdi burada asıl mesele: Bir partinin, kendi içindeki bir ahlak ve etik kriz karşısında ne yaptığıdır.

Üstünü mü örter? “Özel hayat” deyip geçer mi?

Yoksa siyasi sorumluluğun gereğini mi yapar?

Bu dosyada gereği yapıldı.

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz…Ama siyasi etik dediğiniz şey tam da budur.Makamı korumak için yanlışı savunmak değil, yanlışı yapanı kapının önüne koymaktır.

Siyasette bazen bir cümle, bir yanlış, bir hataBütün bir kariyeri yer.

Başkan “Dudaklarını yerim” dedi.Siyaset onun başını yedi.

İlgili Sitenin Haberleri