Haber Detayı
Özgür Özel: Size şantajın büyüğünü söyleyeyim
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bakırköy mitinginde yaptığı konuşmada "Size şantajın büyüğünü söyleyeyim. Evet şantaj yaptılar bize. Şantaj, tehdit. Hepiniz duydunuz. Ne dedi? ‘Ey Özgür Ankara’ya dön, partinin başında otur. Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.’" ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul 3’üncü seçim bölgesini temsilen Bakırköy’de gerçekleştirilen 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingine katıldı.
Burada konuşan Özel, şunları söyledi:- "Tam 343 gün önceydi. 343 gün önce birileri, İstanbul’a dedi ki ‘Sen bilmezsin, ben bilirim.
Bugüne kadar oy istedim, verdin.
Aday gösterdim, seçtin.
Ne dediysem yaptın.
Bundan sonra da öyle olacak.
Kimin yöneteceğine ben karar vereceğim.
Senin seçtiğin değil, benim istediğim olacak.’- O gün kendi geçmişinde, kendi tarihinde üç aylık bir hapis cezası olan, o cezayı alana kadar rüşvetle, irtikapla, ihaleye fesatla, terör örgütüne destekle suçlanan ama yargılanan, ama bir gün evine polis gelmeyen, bir gün tutuklu yargılanmayan, ceza alan, göreve devam eden, ta cezası Yargıtay’da kesinleştiği güne kadar görevinin başında olan, ceza kesinleşince telefonla çağırılan, davulla - zurnayla, mitingle giden, içerideki koğuş arkadaşına, oda arkadaşına karar verilen, içeride her gün yüzlerce ziyaretçiyi kabul eden, içeride şiir kaseti çıkaran birisi bu sefer kendisiyle aynı görevde olan, kendisine karşı yapılan suçlamaları kopyala - yapıştır yapıştırdığı, kişi kendinden bilir işi; ‘Burada bu işler oluyorsa mutlaka birileri alıyordur kendi payını’ diyerek, ‘Gidin bulacaksınız, arayın bulacaksınız’ diye birilerini görevlendirdiler ve tarihin en büyük iftirasıyla karşımıza çıktılar.“GENÇLER, ‘YA BİZİ KURTARIN, YA BİZ DE GÖÇECEĞİZ’ DİYOR”- Bugün ülkeyi yönetenler bu mübarek Ramazan gününde bu meydanı dolduranların yüzüne bakamayacak durumlarda.
Bugün ülkeyi yönetenler sokağa çıkamıyor.
Kışın sıcak salonlarda, yazın serin salonlarda kendilerince atananlara kendilerini alkışlatarak siyaset yapıyorlar. ‘Ak’ diyorlar ayakta alkışlıyorlar, ‘kara’ diyorlar ayakta alkışlıyorlar.
Ama memleketin derdini konuşamıyorlar.
Emeklinin sorunlarını çözemiyorlar.
Emeğin hakkını veremiyorlar.- Çiftçi milletin efendisiyken şimdi yabancı ülkeler tarafından köleleştirilmiş bir sisteme sürükleniyor.
Buna karşı çıkamıyorlar.
Ülkede gençler hayali yabancı ülkelerde kuruyor.
Dört gençten üç tanesi ‘Artık bu ülkede durmak istemiyorum’ diyor.- Daha bugün gördüğüm gencecik üniversite mezunu, tıp fakültesi mezunu, iyi eğitimli insanlar ‘Gözümüz sizde.
Ya bizi kurtarın ya biz de göçeceğiz, biz de gideceğiz’ diyorlar. 19 Mart darbesinin büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk dalgası yaratması beklenirken sizi, bizi mücadeleden düşürmesi beklenirken bizler tarafından artık hepimize düşen sorumluluğun farkında olarak büyük bir umuda dönüştü.- Şimdi yılmadan, asla ve asla gevşemeden, geri adım atmadan, azalmadan mücadeleye devam etme zamanı.
Bundan önce aylarca yalanlarla boğuştuk.
Dimdik ayakta durduk.
İddianame bekledik, ‘Getirin, yargılanmaya değil yargılamaya bekliyoruz’ dedik.
Bugün yargılamaların başlayacağı 9 Mart’ı hep beraber bekliyoruz. 9 Mart‘ta herkesi ama herkesi sözünün arkasında durmaya davet ediyorum.ERDOĞAN VE BAHÇELİ'YE ÇAĞRI- Sayın Bahçeli çağrım üzerine ‘Evet TRT‘den canlı yayın yapılsın’ demişti.
Sayın Erdoğan da ‘Devlet Bey isabet buyurmuş.
Öyle dediğine göre biz de destekleriz’ demişti.
Şimdi canlı yayından bahseden yok.
Kanun teklifini veriyoruz, oy veren yok.
Gizli kapaklı işlerle, iftiralar, yayınlandığı kadar bilinsin, karşısındaki cevaplar, haklılıklar ve bu iftiraya çürütenler duyulmasın istiyorlar.- Buradan hem Devlet Bey’e hem Tayyip Bey’e sesleniyorum.
Canlı yayını yapın, millet iddiayı da duysun cevabını da duysun.
Eğer onlara güvenmiyor, ‘Eyvah ya hiçbir şey bulamadılar, bunlar duyulmasın’ diyorsanız, daha fazla zulmü bırakın, arkadaşlarımızı bırakın, tutuksuz yargılama başlasın, millet neyin ne olduğunu görsün.“AK PARTİ’NİN PAÇASINDAN YOLSUZLUĞUN AKTIĞI DÖNEM”- Dün Meclis’te grup toplantısı vardı.
Grup toplantısını izlediniz mi?
Grup toplantısında ilk önemli şey söyledik.
İki önemli şey.
Bunlardan bir tanesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili.
Bir daha tekrar edelim duymayan kalmasın.
Ekrem Başkan’ın döneminde didik didik, yüzlerce ve binlerce denetçiyle, Sayıştay, MASAK, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı müfettişleri tek tek incelemişler ve bir kuruş kamu zararı bulunamamış.- Bakın en son İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin denetim komisyonu raporlarından bir tane bile ‘Kamu zararı vardır’ deyip suç duyurusunda bulunulmamış.
Bunu duyunca sanki şöyle düşünebilir insan. ‘E İBB CHP’de.
Ondan dolayı tabii ki kusur bulmamıştır.’ 2019-23 arasını konuşuyoruz.
O iki tarih arasında, 2019-2024 arasında her sene ocak ayında kurulan didik her belgeye erişen ve bu denetimi yapan İBB Denetim Komisyonu’nun çoğunluğu AK Parti’deydi, başkanı da AK Partiliydi.- Yani AK Parti grubunun didik didik yapıp hiçbir şey bulamadığı, Sayıştay‘ından İçişleri Bakanlığı’na MASAK’tan Maliye’ye kimsenin kusur bulmadığı yerde şimdi yazılar ortaya çıktı ‘Tüm İBB ve iştiraklerinde bir kuruş kamu zararı yoktur.’ Ancak AK Parti’nin dönemine ilişkin tam 56 farklı dosyada kamu zararı olduğu, ihaleye fesatlar karıştırıldığı, hatalı satın almalar yapıldığı, kayırmacılıklar yapıldığı ortaya çıkmış, bu 56 dosyanın tamamı o dönemin İçişleri Bakanı tarafından İBB’nin elinden alınmış, o günden bugüne tek işlem yapılmamıştır.
İstanbullular şunu bilsinler ki, AK Parti dönemi İBB’nin 56 büyük yolsuzluk dosyasıyla AK Parti’nin paçasından yolsuzluğun aktığı bir dönemdir.
AK Partili eliyle üstü örtülmüştür.“YÖK BAŞKANI, ‘ERDOĞAN’IN DİPLOMASINI BULAMADIK’ DİYOR”- Cumhuriyet Halk Partisi dönemi onlarca, yüzlerce ve binlerce denetçinin bir şey bulamadığı, tertemiz bir dönemin ancak savcılar eliyle, masum insanlara tehditle, şantajla, zorla, baskıyla, malına çöküp, ‘At imzayı, kurtar babandan kalan şirketi.
At imzayı, kavuş evladına.
At imzayı yoksa yatarsın içeride 60 yıl’ diye tehdit edilip iftiraya zorlananların iftiralarının gereğince söylediklerinde bir kuruş ispat, bir kuruş kanıt, bir tane kör delikli kuruş paranın bulunmadığı…- Şimdi dünkü grup toplantısında anlattım.
Bugün bir kez daha da burada sizlere aktarayım.
Geçtiğimiz hafta muhteşem bir şey oldu.
Futbolda çok izleniyor ya kendi kalesine gol atanlar, bir daha, bir daha.
Beyazıt‘taki mitingde İstanbul Üniversiteli gençler Erdoğan’ın diplomasını sorguluyorlar.
Ne diyorlar?
Ben de bunu söylerken şöyle olmuş.
Burası böyle demiş, arkası yetişememiş falan.
Yapıyorum ya ‘Durun durun’ demişim, ‘Bir dakika durun, hepimiz hep beraber söyleyelim’ demişim.
Sonra ne olmuş?
Diplomasız beni mahkemeye vermiş.- Benim canım ciğerim 25-26 yaşında bir avukatım var.
O mahkemeye gitmiş, yerini almış.
Karşısına da Cumhurbaşkanı avukatları oturmuş.
Aha buraya da kürsüye de hakim çıkmış. ‘Buyurun’ demişler Erdoğan’ın avukatı diyor ki ‘Efendim Özgür Özel müvekkilimin diploması olmadığını iddia ederek, kendisine iftira ve hakarette bulunmuştur.
Kendisinden şikayetçiyiz.’ Benim avukat şöyle diyor, ‘Peki diplomanız var mı?’ Diyorlar ki, ‘Var tabii.’ Benim avukat diyor ki, ‘O zaman dosyaya sunun.’ Buradaki avukat diyor ki ‘Sunmaya gerek yok.’- Hakim diyor ki ‘Nasıl yok?’ Sen diplomasız dedi diye dava açıyorsun.’ Hakim diyor ki ‘Diplomasız Erdoğan demiş, diyemez diye dava açıyorsun.
O yok diyor, sen var diyorsun.
Varsa diplomayı niye dosyaya sunmuyorsun?’ Sonra hakim bunu deyince Erdoğan’ın avukatı bir şey yapmış.
Ne yapmış?
Reddi hakim dilekçesi yazmış.- Dilekçede diyor ki, ‘Bu hakim müvekkilimin diploması ile özel olarak ilgilendiğinden, bize diplomayı sorduğundan ve diplomanın yok olduğu şüphesi onda bulunduğundan dolayı tarafsızlığını yitirmiştir.
Bunu değil başka hakim istiyoruz.’"DİPLOMA KONUSUNU AÇIKLIĞA KAVUŞTUR"- Şimdi buradan Sayın Erdoğan’a söylüyorum.
Ekrem İmamoğlu‘nun anasının ak sütü gibi helal diplomasını, bir savcının yazdığı talimatla geçmişte tamamı diplomayı veren işletme fakültesinin yönetimi ‘İptal edemeyiz’ dediği, dekanın direndiği, dekanını istifa ettirdiğiniz, sonra da İstanbul Üniversitesi’nin kendi yani fakültenin değil üniversitenin yönetim kurulundan, yani yemekhaneleri ayarlanacak, otobüs ring seferlerini yapacak, o yönetim kurulundan diplomayı iptal ettiniz.- Ekrem Başkan mahkemelere çıkıyor. 2 metreye 3,5 metre diploma.
Altında imzalar, mühürler, kendi dilekçesi, gelen cevap dilekçesi.
Aslanlar gibi diplomasının arkasında duruyor.
Şimdi senin avukatların ‘Var ama gösteremem’ diyor.
Sayın Erdoğan, eğer o dosyaya o diplomayı sunmazsan, o diplomayı ortaya çıkartmazsan, zaten dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın da sorulan soruya videosu var. ‘Biz de aradık bulamadık. 1954 doğumlu kendisi. 1936’lıların arasına konmuş bir şey girmiş, çıkmış.
Biz de aradık bulamadık’ diyor.
Eğer o diplomayı ortaya çıkarmazsan bundan sonra gece uykunda bile duyacaksın ki ‘Diplomasız Erdoğan.’ Buradan Tayyip Bey’e; bir, diploma konusunu açıklığa kavuştur.“BABANDAN KALSA SATMAYACAĞIN PARAYA SANA SATTIRMAYIZ”- İki, sorduğum bir soruyu devamlı savuşturuyorsun.
Buna cevap ver.
Bu İstanbul dünyanın en güzel şehri.
İçinden nehir geçen şehirler dünyada prestijli şehirlerdir.
Vallahi bunun içinden deniz geçiyor, deniz.
Allah nazardan esirgesin.
Üzerinde hepimizin vergileri ile yapılmış köprüler var.- Şimdi bu köprülerden ikisini ve devletin yaptırdığı ucuz otoyolların yedisini satmaya niyetlendiğine ilişkin belgeler var. ‘Efendim yabancı denetim şirketi gelecek.
Yol gösterin, zorluk çıkartmayın’ diye. ‘Küçük ihaleler yaparsanız not düşün.
Özelleştirilirse hükmü yoktur’ diye.
O sırada bununla ilgili büyük bir endişe var.- Buradan soruyorum.
Bu köprülerden, otoyollardan… 59 liraya geçilen köprü 350 lira olacak.
Bugünkü fiyatıyla bile yılda 600 milyon dolar gelir getiriyor.
Sen bunu 3 milyar dolara satmaya kalkıyorsun.
Yani beş yıllık kirasına 25 yıllığına köprüyü veriyorsun.
Bir kere altın yumurtlayan tavuk satılmaz.
Babandan kalmış köprü olsa…- Bugün anket gördüm, sormuşlar.
Bu köprülerin satılacağını bilenler 15 gün önce yüzde 35’ti, şimdi yüzde 55’e çıkmış.
Bu iyi.
Satılacağından haberdar olanlara soruyorlar; ‘Beş yıllık kirasıyla 25 yıllık gelirini vermek doğru mu?’ Yüzde 92’si toplumun ‘Yanlış’ diyor.
Yani babandan kalsa satmayacağın paraya milletin köprüsünü sattırmayız sana.- Şimdi soruyorum.
Buna cevap ver.
Sen bu köprüleri satmaya niyetli misin, değil misin?
Bugüne kadar her şeye cevap veriyor ama işine gelmedi mi ölüm sessizliğine bürünüyor.
Bundan 10 yıl önce köprülere 7 milyar dolar istiyordu, 5,5 milyar dolar verdiler. ‘7 milyar dolardan aşağıya satmak vatan hainliğidir’ dedi.- Şimdi 3,5 milyar dolara satmaya niyetleniyor, vatan hainliğine tur bindiriyor.
Bak karşıda ne diyor? ‘Köprüden son çıkış; Cumhuriyet Halk Partisi.’ Bir dakika bir şey gördüm; ‘Pijamayla geldim’ diyor. ‘Pijamayı çıkart, gel’ dedim, bu pijamayla gelmiş.
Böyle pijamalı sokağa çıkmaya müsait olanları pijamayla da bekliyoruz.
Ne yazıyor? ‘Ekrem Amca 11 yaşındayım.
Geleceğim için buradayım.
Seni çok özledim.’"“İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN TEMİNATI CHP’DİR, BU MEYDANDIR”- Ali Rıza Akyüz yazıyor bak başkanım.
Bakırköy’ün Belediye Başkan Yardımcımız, belediye meclis üyemiz Ali Rıza Akyüz büyük bir haksızlıkla içeride tutuluyor.
Sevenlerini öpüyoruz, Ali Rıza Abiye selam söylüyoruz.
İnşallah en kısa zamanda bekliyoruz.
Erdoğan siyaseten tükenmiştir diye söylüyorum.
Neden?
Dediğim gibi sokağa çıkamayacak, esnaf gezemeyecek, pazara gidemeyecek bir hale gelmiş.- Yıllarca bu milleti bölerek, kutuplaştırarak siyaseti öğrenmiş. ‘Açsın, yoksulsun, işsizsin.
Ama oyunu bana vermelisin.
Yoksa vatanı böldürecekler, yoksa ezanı dindirecekler, yoksa bayrağı indirecekler.’ Ya bu memleketin kurucu partisine atmadığı iftira kalmamış.
Şimdi tabi bu istediği kadar bunları kullanmaya kalksın.
Biz ona o konforlu siyaset alanını bırakmadık, bırakmayacağız.
Bu dönemde fırsat kolluyor, bölücülükten sorumlu bir Milli Eğitim Bakanı atanmış.
Kutuplaşma çıkarıyor.- Elhamdülillah Müslümanız, camiye de gidiyoruz, orucumuzu da tutuyoruz, kimse kimseye karışmıyor.
Bu memlekette en çok oruç tutmayan, tutana saygı duyuyor.
Namaza gitmese, gidene saygı duyuyor.
Geçmişte başörtüsü meseleleri olmuş, 30 senelik videoları bugün koymuş, oradan kutuplaşma çıkarıyor, ‘Bunlar şunlar budur’ diyor.- Buradan Erdoğan’a söylüyorum.
Bakırköy’den, oyun yüzde 80 olduğu yerden.
Memleketin, Cumhuriyet’in değerlerine hassasiyetin en yüksek olduğu yerden.
Bu ülkede kimsenin dinine, inancına, giyimine, kuşamına karışmaya kimsenin niyeti yok.
Biz bu ülkede inanç özgürlüğünün,, isteyenin örtünmesinin isteyenin başından açık olmasının, herkesin ibadetini en iyi yapmasının, kimsenin kimseye karışmamasının, Türkiye’nin kardeşliğinin, beraberliğinin teminatıyız.- Bana oralardan sormayacaksın.
Onu gidip şu anda da grup başkanvekili olan, kendisinin de başörtüsü mağduriyeti bildiğim arkadaşa soracaksın, Özlem Hanım’a.
Bu kardeşiniz Ege Üniversitesi eczacılıkta başörtülü arkadaşı laboratuvara sokulmamaya kalktığında, okulda boykot yaptırmıştır, boykot yaptırmıştır.
Şimdi çıkmış bize 30 yıl önceden ikna odası gösteriyor, bilmem ne.
O dönemde kim kimin giyimine, kuşamına, başörtüsüne karışmışsa yanlış yapmış.- Bu memleketin birliğinin, bütünlüğünün ve inanç özgürlüğünün teminatı bu meydandır, Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Sabiciklere, dört yaşında, beş yaşında çocuklara ailesi karışır, ailesi.
Sen ne orucuna karışırsın, ne namazına.
Ailesi karışır.
Çocuklar arasında ayrım çıkarmaya, çocukları birbirinden ayrıştırmaya kimsenin hakkı yoktur.
Bu ülke birdir, beraberdir.
Bu kutuplaştırıcı, bile bile kriz çıkarmaya çalışan Milli Eğitim Bakanı’na da onu atayan patronuna da geçit vermeyecektir.“KONFORLU SİYASET BİTTİ”- Artık öyle konforlu siyaset yok.
Ha şunu söyleyeyim.
Bugün çıkmış grup toplantısında ilahi okuyor.
Şunu söyleyeyim.
O ilahi okuyanların ağzına yakışır, hocalar okur, hafızlar okur, dinlenir.
Ayrı konu.
Ama siyasetin konusu değildir.- Siyasetin konusu nedir biliyor musun?
İlahiyi orada uygun mekanda, uygun yerde, uygun şekilde hem okuyana hem dinleyene sonuna kadar saygılıyız.
Ama sen çıkınca oraya Erdoğan ilahi okumayacaksın, ilahi Erdoğan.
Oraya çıkıp yoksulluğu bitirmeyi konuşacaksın.
İşsizliği konuşacaksın.
Kuru ekmekle sahurları, sosyal yardımla iftar yapanları konuşacaksın.- Oraya çıkınca işsizliği bitiriyor musun, onu konuşacaksın.
Onun dışında ilahi ile, onun dışında dini değerlerle sanki bu ülkede insanların inancına saldırı varmış gibi tutup da konuşmayacaksın.
Bu ülke Diyanet İşleri’ni kurdurmuş ve kendisine Milli Mücadele’de sahip çıkan Ankara Müftüsü Börekçi’yi Diyanet İşleri Başkanı yapmış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iyi tanır, onun partisini iyi tanır.- Bu ülke işgal kuvvetlerine halı serenleri de onları gönderip tekrar ezanı okutanları iyi tanır.
Bayrağı göndere çekenleri iyi tanır.
Bu ülke dini istismar edenleri de dinin en iyi şekilde yaşanması için ülkeyi işgalden kurtaranları da iyi tanır.
Onun için hiç öyle yalan yanlış yerlerden olmadık sorularla gelmeyeceksin.
Bu kadarını bileceksin ki Özgür Özel, partisi ve bu ülkedeki büyük çoğunluk, öyle yüzde 38, 50 + 1 değil.
Bu ülkede yüzde 90-95 birbirine sarılacak dostça, kardeşçe yaşayacak.
Dünyalar güzeli bir ülke, aslanlar gibi de milleti var."SİZE ŞANTAJIN BÜYÜĞÜNÜ SÖYLEYEYİM”- Bir de bugün biz bu mücadeleyi verirken çok değer verdiğim bir Genel Başkanımız bugün grup konuşmasında çıkmış Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘Partinize şantaj mı yapılıyor?
Efendim parti içi meseleler, yok butlan.
Bunların üzerinden CHP’ye şantaj mı var?’ falan.
Kendisini çok severim, sayarım.- Her türlü zaten muhalefete muhalefeti lüzumsuzluk görürüm.
Her zaman dediğim gibi canı sağ olsun.
Ama şunu da herkes bilsin.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne şantaj yapılıyormuş da aslında onlar mücadele edecek bir CHP görmek istiyormuş da.
Kardeşim mücadele edecek değil, eden bir CHP arıyorsan; açacaksın televizyonu her çarşamba akşamı göreceksin mücadeleyi.
Ben size şantajın büyüğünü söyleyeyim.
Evet şantaj yaptılar bize.
Şantaj, tehdit.
Hepiniz duydunuz.
Ne dedi? ‘Ey Özgür Ankara’ya dön, partinin başında otur.
Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.’- O gün 23’ncü, 24’ncü eylemdi daha.
Arkadaşlar çıkarsın.
Yarın paylaşırız.
Çıktım otobüsün üstüne.
Vallahi Bayrampaşa gibi gözümün önüne geliyor ama.
Otobüsün üstüne çıktım.
Önce Devlet Bey, Devlet Bahçeli, ‘Ankara’ya dön, yargıya saygı duy, partinin başında otur.’ Sonra Erdoğan, ‘Ey Özgür Özel Ankara’ya dön.
Ankara merkezli siyaset yap.’- Ne diyorlar biliyor musunuz?
Mücadeleyi sürdürürsen, çarşamba mitinglerini yaparsan, her hafta sonu bir yere gidersen, bu milleti ayağa kaldırırsan o zaman biz senin partinin başında oturtmayız.
Bunu dediler, çıktı otobüsün üzerine İstanbul’da bir çarşamba akşamı bu vakitlerde dedim ki, ‘Mektubunuzu aldım.
Mektubunuzu okudum.
Mesajın farkındayım.
Elinizden geleni ardınıza koymayın.
Elinizden geleni ardınıza koymayın.’ Bundan büyük şantaj mı var?
Bundan büyük tehdit mi var?- Ama onlardan korkan onlardan beter olsun.
O yüzden sevgili abime ve Genel Başkanıma, canım abime sesleniyorum.
Öyle ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ne şantaj mı var o mu var bu mu var?’ Buradan ne dosta ekmek çıkarmak yakışır, ne dost olmayana ekmek çıkar.
Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışacak olan, meydanlarda buluşur.- Mücadelede buluşur.
Erken seçim talebinde buluşur.
Gelin buraya omuz omuza yürüyelim iktidara.
Salon siyasetiyle iktidar olunmaz.
Biz meydan meydan, sokak sokak büyüyerek, kol kola girerek, korkmayarak, ürkmeyerek, teslim olmayarak hep beraber iktidara yürüyoruz, iktidara yürüyoruz.”“BÜYÜK BİR HAZIRLIĞIN İÇİNDEYİZ”- Bir tarafta emekliyi 20 bin liraya, geldiklerinde 8 çeyrek altın alan emekli maaşını 1,5 çeyreğe düşüren, asgari ücret ücreti 7 altından 2,5 çeyreğe düşüren, emekliye verilen ilk bayram ikramiyesi ile 24 kilo et alınırken, 4 kiloya düşüren, ilk bayram ikramiyesi ile bir kurbanlık koç alınırken bugün bir but alınamaz hale getiren, çiftçiyi hak ettiği desteklemenin beşte birini veren bir iktidarla karşı karşıyayız.- Bu iktidarın sokağa çıkacak, yürüyecek mecali yoktur.
Bu iktidar bizimle siyasette mücadele edemez hale gelmiştir.
Bu iktidarın getirdiği bu duruma karşı Cumhuriyet Halk Partisi tüm kadrolarıyla birlikte büyük bir hazırlığın, büyük bir mücadelenin ve büyük iktidar yürüyüşünün içindedir.- Ve buradan büyük bir samimiyetle söylüyorum.
Söylüyorum ki, emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz.
İşçi kurtulmadan memur kurtulmaz.
Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.
Gençler kurtulmadan bu memleket kurtulmaz.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz. 92’nci eylemde yüzde 92’lik bir ritmi tutturmamız var.
Nuri Aslan’a emekleri ve gayretleri için alkış.
Yüzde 4’le başladı."