Haber Detayı

ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrıldı, çalışmalar hızlandı! Kanser aşısı yolda, yeni tedaviler yüz güldürüyor
Dünya hurriyet.com.tr
25/02/2026 08:35 (4 saat önce)

ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden ayrıldı, çalışmalar hızlandı! Kanser aşısı yolda, yeni tedaviler yüz güldürüyor

ABD, 23 Ocak’ta Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) ayrılarak, 78 yıllık üyeliğini resmen sona erdirdi. ABD’nin DSÖ’den ayrılmasının ardından, dünya genelinde kanser araştırmalarının ivme kazanması dikkat çekiyor. Araştırmaların hızlanması, küresel sağlık politikalarında yeni bir dönemin işareti olarak kabul ediliyor. Pankreas kanseri, kolon kanseri, HPV ile ilişkili kanserler, lösemi gibi hastalıkların tedavileri yüzleri güldürürken, kanser aşısında da büyük adımlar atılıyor. İşte ülkelerin kanser çalışmaları ve ABD ayrılığının olası etkileri...

Ayrılığın üzerinden henüz sadece bir ay geçmesine rağmen, tıp alanında önemli gelişmeler yaşandı.

Çeşitli ülkelerden, birden fazla kanser türüne karşı yeni tedavi yöntemleri ve aşı çalışmaları olduğu açıklandı.Yapılan çalışmalarda pankreas kanseri, kolon kanseri, HPV ile ilişkili kanserler, lösemi gibi hastalıkların tedavileri yer alıyor.

Öte yandan Rusya'nın kanser aşısı geliştirme çalışmalarının hız kazandığına dair paylaşımlar da yapılıyor.Peki ABD'nin ayrılığı ile araştırmaların hızlanması arasındaki bağlantı ne olabilir?

ABD’nin DSÖ’den çekilmesinin ardından küresel tıbbi araştırmaların hızlanması sadece bir zamanlama tesadüfü mü, yoksa DSÖ’nün bürokratik ve merkezi yapısından bağımsızlaşan ülkelerin kendi öncelikli projelerine daha fazla kaynak aktarmasıyla mı ilgilidir?DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN EN BÜYÜK FİNANSÖRÜ ABDABD’nin DSÖ’den ayrılmasını ve sonrasında yaşanan gelişmeleri yorumlayan Onkoloji Uzmanı Prof.

Dr.

Leyla Özer, “ABD Sağlık Bakanlığı Ocak 2026 itibariyle, Başkan Donald Trump'ın ayrılma kararından bir yıl sonra, Dünya Sağlık Örgütü’ne 78 yıllık üyeliğin resmen sona erdiğini açıkladı.

Aslında ABD, DSÖ’nün uzun senelerdir yıllık yüzlerce milyon dolar katkı yapan en büyük finansörü.

Bu ayrılışın altında yatan nedenlerin daha çok politik ağırlıklı olduğu düşünülüyor” dedi ve ekledi:“Olaylar DSÖ’nün pandemi başında Çin’in açıklamalarını yeterince sorgulamadığı iddiası ile başladı, DSÖ’nün ihtiyaç duyulan reformları benimsememesi ve başta Çin olmak üzere üye devletlerin uygunsuz siyasi etkisine karşı bağımsızlığını koruyamaması bir neden olarak gösterildi.” BU AYRILIK JEOPOLITIK REKABET ALANI OLACAK“Dünyadaki hemen tüm ülkelerin üye olduğu DSÖ, ebola ve çocuk felci gibi küresel sağlık tehditlerine müdahaleyi koordine ediyor, yoksul ülkelere teknik destek sağlıyor, aşı ve tedavilerin dağıtımına katkıda bulunuyor ve yüzlerce hastalık için rehber ilkeler yayımlıyor.

ABD’nin DSÖ’den ayrılmasının özellikle düşük gelirli ülkelerde sağlık erişimini sekteye uğratacağı, başta enfeksiyon hastalıkları, aşılama programları ve erken uyarı sistemlerini zayıflatacağı düşünülüyor” diyen Prof.

Dr.

Leyla Özer şunları söyledi:“Bu ayrılışın dünya genelindeki kanser araştırmalarının ivme kazanışı ile doğrudan bir ilişkisi var mı emin değilim.

Ancak özellikle Çin’in biyoteknoloji yatırımları ve Avrupa’nın Horizon programlarının dünya çapında en büyük ölüm nedeni olmaya aday kanser tedavisinde ABD’nin ağırlık merkezinin yer değiştireceğine dair bir ipucu verdiğini düşünüyorum.

Bu alan özellikle kanser tedavisini öncelikleyen sağlık politikalarına sahip ülkeler için jeopolitik rekabet alanı olacaktır.”Alıntı MetniİŞTE ÜLKELER VE YAPTIKLARI KANSER ÇALIŞMALARIProf.

Dr.

Leyla Özer, hangi ülkenin hangi kanser çalışmasını yaptığını detaylıca anlattı:-- Geçtiğimiz ay pankreas kanseri ile ilgili üç ilacın kombine kullanıldığı fare çalışması sosyal medyada sıkça gündeme geldi.

İspanyol bilim insanları pankreas kanserinde tedavi direnci ile ilişkili olduğu bilinen 3 farklı moleküle; KRAS + EGFR + STAT3 yolaklarını birlikte hedefleyen üçlü kombinasyon tedavisiyle fare modellerinde pankreas tümörlerinin tamamen gerilediğini gösterdi.

Bu her ne kadar mucizevi bir haber gibi gelse de insanlarda böyle bir kombinasyonun nasıl bir yan etki göstereceği ve farelere kıyasla çok daha karmaşık bir yapıya sahip insan vücudunda direnç mekanizmalarının nasıl çalışacağını zaman içinde göreceğiz.

KOLON KANSERİNDE YÜZ GÜLDÜREN ADIM-- Kolon kanseri tedavisinde biz onkologların yüzünü güldüren en önemli ve güçlü verilerden biri agresif gidişin en önemli göstergelerinden olan BRAF gen mutasyonuna sahip metastatik kolon kanserli hastalardaki kombinasyon tedavisine dair başarıyı gösteren çalışma oldu.

Daha önce ileri basamaklarda kullandığımız BRAF ve EGFR yolağını hedefleyen iki molekülün 1. basamak tedavide kemoterapi ile kombine kullanılması bu saldırgan kolon kanseri türünde hem yanıt oranlarının artması hem de sağkalım beklentisinin neredeyse ikiye katlanmasını sağladı.KANSER AŞISI YOLDA-- Kanser tedavisindeki önemli gelişmelerden biri de başta endometriyum (rahim) ve kolorektal kanser olmak üzere yaşam boyu pek çok kanser gelişme riski artmış olan Lynch Sendromu hastalarını ilgilendiren bir konuydu.

Lynch sendromu hastalarında günümüzde uygulanan başlıca yönetim stratejileri, sık aralıklarla yapılan taramalar veya koruyucu amaçlı planlanan cerrahilerle kanser gelişimi önlenebilse de bu yaklaşımlar hastaların yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler yaratabiliyor.-- MD Anderson’daki bilim insanları tarafından geliştirilen NOUS-209 adı verilen deneysel kanser aşısı, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp hedef almasına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Araştırmacılara göre aşı, bağışıklık sistemine kanser hücrelerinden elde edilen belirgin ‘alıştırma hedefleri’ sunarak çalışıyor.

Bu sayede bağışıklık sistemi, vücutta bulunan gerçek kanser hücrelerini daha kolay fark etmeyi ve onlara karşı saldırı geliştirmeyi öğreniyor.LÖSEMİDE YÜZDE 90’IN ÜZERİNDE KALICI İYİLEŞME SAĞLAYAN YÖNTEM-- Şubat 2026’daki önemli haberlerden birisi de lösemi ve benzeri kan kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisi başarısı ile ilgiliydi.

Hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanıp birer ‘süper asker’ gibi vücuda geri verilmesi prensibine dayanan bu teknoloji, en dirençli vakalarda dahi yüzde 90’ın üzerinde kalıcı iyileşme sağlıyor.

Geliştirilen yeni nesil biyo-reaktörler sayesinde üretim maliyetleri nispeten düşen bu hücre tedavisinin dünya genelinde daha fazla hastaya ulaşabilir hale gelmesi önemli.

Çünkü bu tür tedaviler tam olarak ‘kişiye özel’ olup ciddi teknoloji, alt yapı ve yatırım gerektiriyor.Alıntı Metni RUSYA’DA HAZIRLANAN KANSER AŞISI NE DURUMDA?Prof.

Dr.

Leyla Özer, özellikle Rusya ile ilgili öne çıkan haberlerde üç teknoloji dikkat çektiğini söyledi; mRNA, viral vektör/onkolitik, kişiselleştirilmiş immünoterapi alanları.Rusya’dan gelen haberlerle ilgili temel sıkıntının kamuya açık, uluslararası standartlarca tanımlanmış detaylı faz/sonuç verisinin sınırlı olması olduğundan bahseden Özer, “Tıpkı bir dönem Küba aşısı haberleri gibi...

Akciğer kanseri tedavisinde mucize gibi duyurulan bu tedavinin aslında sınırlı bir hasta grubunda (kemoterapiden fayda görmüş küçük hücreli dışı akciğer kanseri vakalarında) idame verildiğinde birkaç ayla sınırlı bir sağkalım avantajı sağladığını biliyorduk.

Ama o dönem Küba aşısının pek çok ileri evre akciğer kanseri için mucizevi bir tedavi olduğuna dair yanlış bir algı oluşmuştu.

Sosyal medya haberlerinde ‘yüzde 100 etkinlik’ gibi ifadeler sık geçiyor ama bunlar çoğu kez preklinik/erken duyuru dilinden geliyor ve klinik doğrulama gerektiriyor” dedi.Rusya’nın Gamaleya Ulusal Merkezi mRNA platformunun şubat ayında yaptığı açıklamada özellikle melanom ve belirli akciğer kanseri türlerinde kişiselleştirilmiş kanser aşısının insanlar üzerindeki Faz 1 ve Faz 2 aşamalarının başarıyla tamamlandığını duyurulduğunu da söyleyen Özer, “Ancak şimdilik bu detaylara çok hâkim değiliz.

Ek olarak Rus kaynaklı bazı duyurularda ‘Enteromix’ gibi onkolitik virüs kombinasyonlarına dayalı yaklaşımlardan söz ediliyor ve klinik değerlendirme süreçleri anlatılıyor” bilgisini verdi.Alıntı Metni

İlgili Sitenin Haberleri