Haber Detayı
İYİ Parti'li Ulusoy: 'Çiftçi can suyu beklerken biz hâlâ Beştepe’ye çim ekiyoruz'
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, Beştepe’de geçen sene millet parkı için mesire alanına 2 milyar lira harcamışlar. O zamanki dolar kuruyla neredeyse 58 milyon doları mesire alanına harcamışız. Çiftçi can suyu beklerken biz hâlâ Beştepe’ye çim ekiyoruz, sulama yapıyoruz, peyzaj yapıyoruz. Diyeceğim şu ki; yapılan yatırımlar çiftçiye dair değil, verilen destekler çiftçiye gitmiyor dedi.
İYİ Parti Tarım Politikaları Başkanı Kadir Ulusoy, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, iktidarın tarım sektöründe desteklere ilişkin açıklamalarını eleştirdi.
Tarımsal destek ödemelerinde kamuoyuna açıklanan rakamlar ile gerçekler arasında fark olduğunu ileri süren Ulusoy, Biz de bu fark nereden geliyor diye baktık.
Gözüken o ki istatistik kullanarak yalan söyleminin bir yolunu bulmuşlar ifadelerini kullandı.
Ulusoy, şunları kaydetti: Sayın Cumhurbaşkanının verdiği rakamları, bürokratları şöyle hazırlamışlar, ÇAY-KUR gibi, Türk Şeker gibi, Tarım Kredi gibi kuruluşlar zarar etmiş. ‘O zararları biz tarıma destek verdik’ diye yazmışlar.
Bazı ürünlerden vergi de alınmıyor.
Maliye Bakanlığı da 'Eğer biz bunlardan vergi alsaydık şu kadar para kazanacaktık.
O vergiyi almadığımız için, bu yatırımı destekliyor' diyor.
Vermediği parayı bu şekilde hesaplamışlar.
Dünyada herhalde ilk defa böyle bir destek görülmüştür.
Verilmeyen parayı vermiş gibi göstermenin yolları anlaşılan bunlar.
Yatırımlara da baktık.
Çiftçinin hayatını etkileyecek bir yatırım yok.
Kitlerin zarar etmesinden çiftçiye ne?
ÇAY-KUR gibi bir kurum nasıl zarar eder?
Sonra bu zararı ‘Çiftçiye destek verdim' diye nasıl örtmeye çalışırsın?
Kendi yandaşlarının yaptığı zararları çiftçinin sırtına nasıl yüklersiniz? 'Tarım Kredi zarar' ediyor.
Tarım Kredi yanlış yönetiliyorsa bu sizin suçunuz.
Tarım sektöründeki yatırımları incelediklerini ancak kayda değer bir yatırım bulamadıklarını anlatan Ulusoy, Hiçbirşey yok.
Ama birşey gördük, Beştepe’de geçen sene millet parkı için mesire alanına 2 milyar lira harcamışlar.
O zamanki dolar kuruyla neredeyse 58 milyon doları mesire alanına harcamışız.
Çiftçi can suyu beklerken biz hâlâ Beştepe’ye çim ekiyoruz, sulama yapıyoruz, peyzaj yapıyoruz.
Diyeceğim şu ki yapılan yatırımlar çiftçiye dair değil, verilen destekler çiftçiye gitmiyor dedi.
İNSANLAR ETİ YEMEKTE KOKU OLSUN DİYE KULLANMAYA BAŞLADI” Et tüketimine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği rakamlara işaret eden Ulusoy, Kırmızı ette Avrupa birincisiymişiz.
Herkes arkasına yaslanıp sakince bir düşünsün.
Kırmızı ette Avrupa'nın birincisi ve dünyada çok iyi bir yerdeysek niye dünyanın en pahalı etini yiyoruz?
Bu bir oksimoron değil mi?
Burada bir acayiplik yok mu?
O zaman sizin hayvan sayısıyla ilgili verdiğiniz rakamlar doğru değil.
O rakam doğru olsa bizim ete doymuş olmamız gerekirdi.
Et neredeyse eser miktarda tüketiliyor.
İnsanlar yemekte koku olsun diye et tüketmeye başladı.
Dar gelirliler uzun zamandır kırmızı et görmüyor” şeklinde konuştu.
PROJENİN MANTIĞINA DEĞİL, SAYILARINA VE MİKTARINA KARŞIYIZ Kırsalda Bereket, Küçükbaşa destek projesine de değinen Ulusoy, Kırsal kalkınmayı ve küçükbaş hayvancılığı destekliyoruz.
Bununla ilgili bir proje varsa bunu seve seve herkese anlatır ve Tarım Bakanlığını destekleriz.
Keşke kırsal yeniden kalkınsa, keşke küçükbaş hayvancılık ilerlese.
O bakımdan 'Hemen muhalefet ediyorsunuz' demeyin.
Bu projenin mantığına karşı değiliz ama projenin sayılarına ve miktarına karşıyız.
Ayrıca bu basit projenin sanki Türkiye'de hayvancılığı kurtaracakmış gibi bizzat Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmasına da anlam veremedik ifadelerini kullandı.
Proje kapsamında verilecek desteğin çok yetersiz olduğunu söyleyen Ulusoy, Projede 150 bin küçükbaştan bahsediyor.
Her sürü 100 baştan oluşacak.
Bu da demek ki 1500 üreticiye verilecek.
Yine bakanlığın, TÜİK’in verdiği rakamlara göre bizim zaten 57 milyon 874 bin 318 tane küçükbaşımız var.
Bizim toplam küçükbaş sayımızın neredeyse 390’da biri.
Zaten 390 koyunum var, ben yanına bir tane daha küçükbaş koyuyorum ve ‘Türkiye'de hayvancılık kurtuldu’ diyorum.
Dalga mı geçiyorsunuz? 390 koyunu 391 yapınca kırmızı et mi ucuzlayacak, hayvancılık mı kurtulacak?
Üreticiyi de kıyaslayalım. 1500 üretici var, 922 de ilçemiz var.
İlçe başına 1 buçuk üretici düşmüyor dedi.
KÖYDE ÇOBAN MI KALDI Kİ ÇOBANIN OYU OLSUN Kırsala geri dönmek için sadece hayvancılık desteğinin yetmeyeceğini vurgulayan Ulusoy, şöyle devam etti: Köylerin yaşanır yerler olması lazım.
Siz köyleri yaşanmaz yerler yaptınız.
Köylerde çoban mı kaldı?
Cumhurbaşkanı orada bir atıf yaptı. ‘Çobanın oyuyla bizim oyumuz bir mi’ diyenlere cevap verdi.
Köyde çoban mı kaldı ki çobanın oyu olsun.
Senin çoban zannettiklerinin hepsi Afgan.
Afganlı mültecileri getirip ahırlara koyuyorsunuz.
Onları da çoban zannediyorsunuz.
Köyde çoban falan yok, köyde insan yok.
Köye geri dönüş istiyorsanız başka projeler geliştirmek zorundasınız.
Başta büyükşehir yasasını değiştirmek zorundasınız.
Köyün tanımını tekrar yapmak zorundasınız.
Mahalleyle köy aynı şey değildir.
Mahalle mantığıyla köy yönetilemez.
Sayın Cumhurbaşkanının konuşmalarından şunu anlıyoruz; iktidar tarımsal ürün üretemiyor.
Peki ne yapıyor?
Bol bol istatistik üretiyor.
Ama hatırlatalım; istatistik karın doyurmaz.
Bu milletin karnı doyacaksa; bizim ete, süte, yumurtaya, ekmeğe ve una ihtiyacımız var.
ÜÇ ÖNEMLİ BİLEŞENİ KÖTÜ YÖNETİYORLAR, TOPRAĞI, SUYU, İNSANI Açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Ulusoy, Sorun çözümü noktasında İYİ Parti'nin önerisi var mı? sorusuna, şu yanıtı verdi: Türkiye'nin ne kadar gıda ürününe veya tarımsal ürüne ihtiyacı var, önce bunun bilinmesi lazım.
Yani önce tüketim projeksiyonu ortaya koyacağız sonra o projeksiyona göre üretim planlaması yapacağız.
Şu anda planlı üretim yok.
Bakmayın iktidarın 'planlı üretime geçtik' dediğine ortada bir plan falan yok.
Çünkü dekar başına verilmiş destekler var.
O dekarda ürün var mı, yok mu bakan da yok.
Sadece dekara biz para veriyoruz.
Tekrar ürüne para verilmeli ama planlı tarım yapılmalı.
Bunlar üç önemli bileşeni kötü yönetiyor, toprağı, suyu, insanı.
Biz üçünü de en verimli şekilde kullanacağız.
İYİ Parti'nin planı bu.
Tüketimi planlayacağız, üretimi planlayacağız.
Bunu elimizdeki mevcut toprak verimliliğiyle, havza bazlı tarımla yapacağız.
Her ürünü kendi bölgesine destekleyeceğiz.