Haber Detayı

Adli Tıp Kurumu ve Türkiye...
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
24/02/2026 14:52 (3 saat önce)

Adli Tıp Kurumu ve Türkiye...

Adli Tıp Kurumu ve Türkiye...

Hayatımızın güvenilir 'gizli tanığı' ve hukukun yetkin 'dayanağı' Adli Tıp Kurumsallığıdır.Modern devletlerin, çağdaş toplumların yapısallığı olan Adli Tıp Kurumu; Türkiye'miz için de yaşamsal ve eşkoşulmaz önemde bir kurumdur.Daha da geliştirilmeli, daha da güçlendirilmelidir...Çünkü, bir ülkede ve ülkemizde adaletin "maddi gerçeklikle" temas ettiği "ana zemin", adli tıp kurumudur... (izninizle okuma kolaylığı açısından "ATK" diyeceğim-bk)ATK'nın bir raporunun tek bir cümlesi; bir insanın özgürlüğünü, bir ailenin kaderini, bir mirasın paylaşımını, bir tazminatın (ulusal veya uluslararası düzlemde) miktarını ya da kamuoyunu sarsan bir cinayet dosyasının seyrini belirleyebilir.ATK'nın kurumsal ve bilgisel yapısını sentezlediğimizde, yalnızca tıbbın bir alt uzmanlık alanı değil, yargısal kararların maddi temelini oluşturan stratejik bir bilirkişilik ve güven kurumunu tarif ediyoruz.Türkiye’mizde modern anlamda adli tıbbın temelleri, Osmanlı Devleti’nin son döneminde askeri tıp ve kriminal incelemelerle atılmış; Cumhuriyet döneminde ise bu yapısallık kurumsal bir çerçeveye kavuşturulmuştur. 1982 yılında bugünkü yapısına kavuşan Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığı’na bağlı merkezi bir yapı olarak teşkilatlanmıştır.Burada devlet geleneğimizin deneyimini ve saygın izlerini de bir kez daha anımsamış oluyoruz.Çünkü ATK'lar geleneği olan devletlerde daha etkin konumlanırlar.

Tıpkı Askeri Hastahanelerin idari ve yönetim ve uygulama programları açısından o ülkenin Silahlı Kuvvetlerinin bünyesinde olması gerektiği gibi (bu noktada da GATA'nın -eski statüsünün- bizim devlet geleneğimize uygunluğunu anımsamış oluyoruz-bk)"Taş yerinde ağırdır" diyelim ve devam edelim:Günümüzde ATK'ımızın bünyesinde; morg ve otopsi ihtisas dairelerifizik, kimya ve biyoloji temelli laboratuvarlar'Adli psikiyatri ve nöroloji birimleri',travma, maluliyet, iş gücü kaybı ve ölüm nedenine ilişkin değerlendirme heyetleribulunmaktadır.Bu 'uzmanlık alanları' yalnızca ceza yargılamalarını değil; özel / ticari hukuk ilişkilerini ve toplumsal olayların hukuki çözümünü de doğrudan etkileyen sonuçlar üretmektedir.Öte yandan, hukuk sisteminizde bilirkişilik, hakimin teknik bilgi gerektiren konularda başvurduğu vazgeçilmez bir araçtır.

Bu bağlamda, Adli tıp raporları, örneğin ölüm nedeni ve zamanı, "nedensellik bağı", maluliyet oranı,fiil ehliyeti, 'ayırt etme' niteliği / yetisi gibi hususlarda yargısal kanaatin oluşmasında belirleyici bir rol oynar.İşte bu işlev, adli tıbbı klasik bir uzmanlık alanının ötesine taşır, "hukuki sonuç doğuran" + "teknik otorite" konumuna yerleştirir.Bir diğer yandan, Adli Tıp, kamuoyunda geniş yankı uyandıran cinayet vakalarında, yalnızca delil temellendiren bir teknik birim değil; adaletin görünür yüzlerinden biri hâline gelir.

Adli Tıbbın en önemli işlev alanlarından biri de, Miras Hukuku alanıdır...

Öyle ki, "adli tıp raporları" özellikle;vefata bağlı tasarrufların yapıldığı tarihte "ayırt etme gücünün" varlığı ve de tabii mirasın hakedilmişliğinin belirlenmesi bakımından belirleyicidir.Dahası, bir vasiyetnamenin geçerliliği ya da iptali çoğu zaman adli tıp değerlendirmelerine dayanır.

Bu nedenle adli tıp, miras hukukunda belirleyici bir hakem işlevi görür.Nihayet, Adli Tıbbın bir önemli işlevi de "Borçlar Hukuku ve Tazminat Sorumluluğu" alanında belirir.Borçlar hukuku alanında adli tıp raporları;bedensel zarar, iş gücü kaybı, sürekli veya geçici maluliyet konularında tazminat miktarının belirlenmesinde temel veri niteliğindedir.Makalemin girişinde Adli Tıp Kurumunun devlet geleneğimiz içindeki yeri, çağdaş toplum açısından önemine değinmiş ve bu Kurumun, daha da geliştirilmesi özlemimi ifade etmiştim...Bizde, Adli Tıp Kurumu raporlarının, merkezî ve resmî niteliği nedeniyle yargı süreçlerinde çoğu zaman nihai teknik gerçeklik olarak kabul edildiği görülmektedir.Bu durum normatif anlamda bağlayıcılık yaratmasa da, bilimsel sağlama ve toplumsal algı açısından yapısal bir tartışma alanı oluşturmaktadır.Dünya'da Adli Tıp uygulamalarına bakınca dikkat çeken dinamik ise şudur: *Üniversitelerle entegre,*Çok merkezli,*Akademik denetime açık,*Alternatif uzman görüşlerine imkân tanıyan, bir yapısallık söz konusudur...Bu yaklaşım, özellikle kamuoyunu ilgilendiren ağır suçlarda, adalete duyulan güveni pekiştiren bir işlev görebilmektedir.Gelelim "Türkiye’de Adli Tıbbın Güçlendirilmesi" özlemine...Adli tıbbın güçlendirilmesi, kuşkusuz yalnızca fiziki yatırımlarla değil; hukuki, kurumsal ve toplumsal boyutları olan reformlarla mümkündür:Bu anlamda ve bu bağlamda;*Bilirkişilikte kurumsal çoğulculuğun güçlendirilmesi,*Üniversite temelli uzmanlık mekanizmalarının yaygınlaştırılması,*Uzman sayısı ve niteliğinin artırılması,*Metodolojik şeffaflık ve kamuoyuna açıklık,*Adli tıbbın kurumsal özerkliğinin rasyonel biçimde tartışılması önerilebilir...Disiplinlerarası işlev gören, hayatın birçok alanına değen, kendisi bir disiplin halinde beliren bir "yapısallıktan" söz ediyoruz ve yüksek öğretimde ayrı bir önemi hakettiğini vurgulayarak tamamlıyoruz.Adli Tıbbın geliştirilmesi ve Adli Tıp Kurumunun daha da güçlendirilmesi aynı anda, hukuk devleti anlayışının da güçlendirilmesi ve geliştirilmesidir.Dr.

R.Bülend Kırmacır.b.kirmaci@gmail.comhttps://x.com/bulendkirmacihttps://www.facebook.com/r.bulendkirmacihttps://rbulendkirmaci.wordpress.com/

İlgili Sitenin Haberleri