Haber Detayı

Osmanlı’nın zarif ramazan geleneği: Diş kirası nedir, sürüyor mu?
Viral liste ahaber.com.tr
24/02/2026 14:39 (3 saat önce)

Osmanlı’nın zarif ramazan geleneği: Diş kirası nedir, sürüyor mu?

Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma iklimi yeniden hissedilirken, Osmanlı’dan günümüze uzanan diş kirası geleneği de merak konusu oldu. İftar sofralarına katılan misafirlere, ev sahibinin bir incelik göstergesi olarak hediye takdim etmesi anlamına gelen diş kirası; Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtları ve dönemin hatıratlarında yer alan bilgilerle belgelenmiş köklü bir Ramazan adeti olarak öne çıkıyor.

Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma iklimi yeniden hissedilirken, Osmanlı’dan günümüze uzanan “diş kirası” geleneği de merak konusu oldu.

İftar sofralarına katılan misafirlere, ev sahibinin bir incelik göstergesi olarak hediye takdim etmesi anlamına gelen diş kirası; Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtları ve dönemin hatıratlarında yer alan bilgilerle belgelenmiş köklü bir Ramazan adeti olarak öne çıkıyor.

Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değil; paylaşmanın, inceliğin ve toplumsal dayanışmanın yeniden hatırlandığı bir mevsim olarak kabul ediliyor.

İftar sofraları da bu anlayışın en güçlü simgelerinden biri.

Osmanlı döneminde bu sofralara eşlik eden en dikkat çekici geleneklerden biri ise 'diş kirası' olarak biliniyordu.

A Haber canlı yayınında konuşan Tarihçi-Yazar Zafer Bilgi, diş kirasının arka planını ve taşıdığı anlamı tüm yönleriyle anlattı. 'KELİME ANLAMIYLA DİŞİN KİRASI' Zafer Bilgi, diş kirasının anlamını şu sözlerle ifade etti: 'Kelime anlamıyla dişin kirası.

Ancak ortada kiralanan bir şey yok.

Aksine ev sahibinin zarif bir inceliği söz konusu.

İftar sofralarına konuk olan misafirlere, sevaba kendilerini ortak ettiği için ev sahibi tarafından hediyeler verilirdi, buna da dişin kirası denirdi.

Bu İslam'dan esinlenilerek Osmanlı'ya gelmiş bir kaide.

Osmanlı'nın konaklarında insanların böyle bu zenginliğiyle beraber, o bereketin taşmasıyla beraber, insanları mutlu edecek bir armağanlaşmanın adı olmuş diş kirası.

Bu çok büyük bir incelik.

Hem siz yemek ikram ediyorsunuz, hem onu ağırlıyorsunuz, hem uğurluyorsunuz, hem ondan sonra bir hediye vererek iki kez mutlu etmeye çalışıyorsunuz.

Bu hediye kimi zaman bir mendil, kimi zaman küçük bir kese olurdu.

Maddi değerinden çok manevi anlamı önemliydi.

Akçe olarak, gümüş akçe, altın akçe olabildiği gibi bazen hediyeleşme de oluyor.

Yani bir hediye bahanesi aslında diş kirası.' İFTAR SOFRALARINDAKİ TATLI TELAŞ Fikriyat'ta yer alan bilgilere göre eski Ramazanlarda Osmanlı sarayları ve eşraf konakları iftara saatler kala hareketlenirdi.

Sofralar büyük bir özenle hazırlanırdı.

Medine hurmaları, reçeller, peynir çeşitleri, çorbalar, et yemekleri, pilavlar ve tatlılar masalarda yerini alırdı.

Her ayrıntı misafirin memnuniyeti için düşünülürdü.

Misafirlerin teşrif etmesiyle artan telaş, yerini birlik ve beraberliğin huzuruna bırakırdı.

İftarın ardından akşam namazı kılınır, ardından sohbetler edilir, kahveler içilirdi.

Bu sohbetler, dönemin sosyal hayatının önemli parçalarındandı.

İşte diş kirası da çoğu zaman bu sohbetlerin ardından takdim edilirdi.

DİŞ KİRASI NASIL VE NE ŞEKİLDE VERİLİRDİ?

Diş kirası kimi zaman küçük bir kese içinde akçe, kimi zaman bir mendil, kimi zaman da zarif bir hediye olarak sunulurdu.

Maddi değerinden çok, taşıdığı anlam ön plandaydı.

Gümüş ya da altın akçe verildiği de olurdu; ancak esas amaç gösteriş değil, gönül hoşluğuydu.

Ev sahibi bu hediyeyle adeta şunu ifade ediyordu: 'Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmama vesile oldunuz.

Dişlerinizi yordunuz, bu da dişinizin kirası olsun.' Bu söz, geleneğin arkasındaki düşünceyi açıkça ortaya koyuyor.

Diş kirası yalnızca saray ve konaklara özgü değildi.

Zamanla toplumun farklı kesimlerine yayıldı.

Özellikle ihtiyaç sahiplerine verilen yardımların 'sadaka' yerine 'diş kirası' adıyla sunulması, kimsenin onurunun zedelenmemesi amacı taşıyordu.

Böylece yardım, nezaket diliyle yapılmış oluyordu.

SULTAN REŞAD'IN İFTAR DAVETİ VE RESMİ KAYITLAR Osmanlı'da diş kirasının kurumsal bir nitelik kazandığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri Sultan Reşad'ın 1909 Ramazan'ında verdiği iftar daveti oldu.

Toplam 779 kişinin katıldığı bu davette generalden onbaşıya, neferden çeşitli rütbelere kadar geniş bir katılım söz konusuydu.

Padişahın herhangi bir ayrım gözetmeksizin aynı sofrada oturduğu aktarılıyor.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde yer alan kayıtlara göre davetlilere verilecek diş kirası miktarları tek tek belirlenmişti.

Belgede, rütbelere göre dağıtılacak kuruş miktarlarının toplamı 109.375'e ulaşıyordu.

Bu kayıt, geleneğin yalnızca sembolik değil, aynı zamanda resmi bir uygulama haline geldiğini gösteriyor.

ABDÜLHAMİD DÖNEMİNDE DİŞ KİRASI Diş kirası geleneği Sultan Abdülhamid döneminde de yaygındı.

Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu, hatıralarında her akşam bir tabur askerin Yıldız Meydanı'nda padişahın gönderdiği yemeklerle iftar açtığını ve ardından diş kiralarının dağıtıldığını aktarıyor.

Şadiye Osmanoğlu ise 'Babam Abdülhamid' adlı eserinde, Ramazan aylarında teravih namazı sonrasında imam ve müezzinlere ikramlar yapıldığını, iftara davet edilenlere 'diş kirası' adı altında keseler ihsan edildiğini anlatıyor.

Bu örnekler, geleneğin yalnızca bir toplumsal alışkanlık değil, saray protokolünün de bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor.

DİŞ KİRASI NEYİ SİMGELİYORDU?

Diş kirası, Osmanlı toplumunda yardımlaşmanın incelikli bir ifadesiydi.

Misafire verilen değer, paylaşmanın önemi ve insan onurunu koruma anlayışı bu uygulamada birleşiyordu.

Maddi bir karşılık gibi görünse de aslında bir teşekkür ve nezaket göstergesiydi.

Bu gelenek, zengin ile fakir arasındaki görünür sınırları yumuşatmayı, yardımın mahcubiyet oluşturmadan yapılmasını amaçlıyordu.

Bu yönüyle yalnızca bir Ramazan adeti değil, bir sosyal dayanışma modeli olarak değerlendiriliyor.

NE ZAMAN VE NEDEN SONA ERDİ?

Asırlar boyunca sürdürülen diş kirası geleneği, Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşanan ekonomik sıkıntılarla birlikte zayıflamaya başladı.

II.

Meşrutiyet sonrasında sarayın eski gücünü kaybetmesi ve geleneksel konak kültürünün çözülmesiyle birlikte uygulama giderek azaldı ve zamanla unutuldu.

Toplumsal yapıdaki değişim, modernleşme süreci ve ekonomik daralma da bu geleneğin devamını zorlaştırdı.

Böylece diş kirası, tarih sayfalarında yerini aldı.

EN ÇOK MERAK EDİLEN 4 SORU Diş kirası tam olarak nedir?

Diş kirası, Osmanlı döneminde iftar davetine katılan misafirlere ev sahibi tarafından verilen hediyeye denir.

Kelime anlamı 'dişin kirası' olsa da burada gerçek bir kira söz konusu değildir.

Ev sahibi, misafirinin sofraya gelerek sevabına ortak olmasını bir incelik olarak görür ve teşekkür mahiyetinde armağan takdim eder.

Neden 'diş kirası' denmiş?

İnce bir mizah ve zarafet içerir.

Ev sahibi adeta 'Dişlerinizi yordunuz, soframa geldiniz; bu da dişinizin kirası olsun' demek ister.

Aslında misafire teşekkür etmenin sembolik bir yoludur.

Diş kirası kimlere verilirdi?

Sadece saray çevresine ya da zengin misafirlere değil; toplumun farklı kesimlerine uygulanırdı.

Sarayda devlet erkânına verildiği gibi, askerler, din görevlileri ve hatta ihtiyaç sahipleri de diş kirası alabiliyordu.

Bazı durumlarda yardımlar, kimsenin onuru incinmesin diye 'sadaka' yerine diş kirası adıyla dağıtılırdı.

Hediye olarak ne verilirdi?

Küçük bir kese içinde akçe, altın ya da gümüş para verilebilirdi.

Bunun yanında mendil, kumaş, değerli eşyalar ya da farklı hediyeler de sunulurdu.

Maddi değerden çok taşıdığı anlam önemliydi.

İlgili Sitenin Haberleri