Haber Detayı
Abluka
Son günlerde “abluka” sözcüğü siyasette çok sık kullanılır oldu.
Son günlerde “abluka” sözcüğü siyasette çok sık kullanılır oldu.
Bu sözcük, biri yurtiçinde ve diğeri de yurtdışında olmak üzere iki ayrı konuyu bize çağrıştırıyor.
Abluka sözcüğünün her geçişinde, yurtiçinde ülkenin birinci partisi CHP’nin ve onun yönetiminde olduğu kurumların kuşatılmasını düşünüyoruz.
Yurtdışında da Küba’ya yönelik ABD ablukası ister istemez aklımıza düşüyor.
Dün biri Ankara’da, diğeri İstanbul’da olmak üzere CHP’ye yönelik iki ayrı davanın duruşması vardı.
Bu davalar ve duruşmalar bile, CHP’nin nasıl bir siyasal ve yargısal abluka altında olduğunu gösteriyor.
Bütün bu davalarla; CHP kendi derdine düşürülmek isteniyor, halkın gündeminden koparılmaya çalışılıyor.
Bazı sözde muhalifler de bu amaçla kullanılıyor.
Oysa CHP’ye yönelik ablukaya karşı çıkmak, muhalefetin ve kendisini muhalif gören herkesin ortak sorumluluğudur.
ATATÜRK’ÜN PARTİSİ CHP, ülkemizin halen birinci ve en büyük partisi olduğu gibi, aynı zamanda Cumhuriyetin de kurucu partisidir.
Cumhuriyetin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan CHP, ulusal kurtuluşun ateşleri içinden doğmuştur.
Özünde antiemperyalist bir partidir.
İşte bütün bu özellikleri ile özgündür ve diğer partilerden ayrılır, farklılaşır.
Aynı zamanda, dünyanın halen yaşayan en eski ve köklü partilerindendir.
Uluslararası siyasal platformda ve üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal’de, en etkin ve önde gelen partiler arasında kabul ediliyor.
SİYASAL KUŞATMA İşte bu denli özgün ve etkin bir işlevi olan CHP, bugünlerde tarihinde görülmediği ölçüde bir kuşatma ve abluka altında bulunuyor.
Kurultayları, örgüt kongreleri ile ilgili ardı ardına davalar açılıyor.
Bu partinin yönetiminde bulunduğu belediyeler ve başkanları çalışamaz hale getirilmek isteniyor.
Aslında ana muhalefet partisi üzerinden tüm muhalefetin köşeye sıkıştırılması ve dizayn edilmesi hedefleniyor.
Bu siyasal kuşatmayı göğüsleyecek ve ablukayı yaracak olan, öncelikle ana muhalefet CHP’nin iç bütünlüğüdür.
Ayrıca toplumsal-siyasal muhalefetin birlikteliği ve dayanışmasıdır.
İktidar çevreleri muhalefeti olabildiğince ayrıştırmaya, etkisizleştirmeye ve iç sorunlara-çekişmelere boğmaya çalışıyorlar.
Bu oyunlara gelinmemelidir.
FİDEL’İN, CHE’NİN ÜLKESİ Son dönemde yurtdışında, uluslararası platformda; “abluka” sözcüğü ile en çok özdeşleşen ülke Küba.
Yıllar önce emperyalizmin her türlü saldırısını boşa çıkararak devrimci bir ülke yaratan Kübalılar, bugünlerde oldukça dertli ve sıkıntılı.
Latin Amerika’da Küba’yı hedef seçen Trump yönetimi, bu ülkeye diz çöktürmeye çalışıyor.
İki yıl önce bugünlerde eşim ve kızımla birlikte ailecek Küba’daydık.
Bu özgün ülkede ilginç gözlemler yapmış ve izlenimler edinmiştik.
Cumhuriyet’te yayımlanan “Devrimin ve Direnişin Ülkesi Küba” başlıklı yazı dizimizde; bu gözlem ve izlenimlerimizi Cumhuriyet okurlarıyla paylaşmıştık.
O zaman da Küba’da sıkıntılar ve kısıtlamalar vardı.
Ama Venezuela’da yaşanan son gelişmelerin ardından abluka daha da ağırlaştı.
EMPERYALİST ABLUKA On yıllardır ABD’nin ambargosu altında yaşayan Kübalılar bu ablukayı aşmaya çalışıyorlar.
Son dönemde Küba’nın temel enerjisini sağlayan dış kaynaklı petrolün kesilmesi, bu ülkeyi oldukça zorluyor.
ABD’nin ek gümrük vergisi tehdidi, Küba’ya petrol satan ya da sağlayan ülkeler üzerinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallanıyor.
Buna koşut olarak diğer ülkelerin desteği de azalıyor.
ABD’nin ablukası ve engellemesi ile derinleşen yakıt krizi, Küba’da ulaşımdan turizme birçok sektörü derinden sarsıyor.
Elektrik kesintileri sonucu bazı oteller kapanıyor.
Gıdaya erişim zorlaşıyor.
Günlük hayat tümüyle olumsuz etkileniyor.
Kısacası, Küba’ya yönelik abluka giderek ekonomik teröre dönüşüyor.
KÜBA YAŞASIN!
Küba’yı yalnız bırakmak istemeyen ilerici güçler, uluslararası dayanışma kampanyası başlatıyorlar.
Küba için Amerika kıtasında ve uluslararası platformda dayanışma hattı kuruluyor.
ABD’de birçok çevrenin içinde bulunduğu “Vicdan Çağrısı Koalisyonu”, “Bırakın Küba yaşasın!” başlıklı bir çağrı yayımladı.
Emperyalizmin, otoriterliğin ablukalarına-kuşatmalarına karşı çıkmak, her zaman her yerde adaleti ve demokrasiyi savunmak; yurtseverliğin, ulusal bağımsızlığın ve enternasyonalizmin ortak sorumluluğudur.
Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi de Fidel ’in ve Che ’nin ülkesi de daha nice yıllar yaşamalıdır.