Haber Detayı

CHP/Atabay EKONOMİ'ye konuştu: KOBİ'lere senede 40 milyar dolar vereceğiz
Ekonomi ekonomim.com
24/02/2026 00:00 (1 saat önce)

CHP/Atabay EKONOMİ'ye konuştu: KOBİ'lere senede 40 milyar dolar vereceğiz

CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, sanayi politikalarını kökten değiştirecek bir model üzerinde çalıştıklarını, KOBİ’lere 450–500 milyar dolarlık kaynak aktaracaklarını açıkladı.

CANAN SAKARYA - MARUF BUZCUGİL CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, CHP’nin sanayi politikalarını baştan sona yeniden kurgulayan bir sanayileşme modeli üzerinde çalıştığını belirterek, “KOBİ’lere kaynak olarak 10 yılda 450-500 milyar dolar senede 40 milyar dolardan bahsediyoruz.

Bu para var" dedi.

İşte Güldem Atabay'ın EKONOMİ'nin sorularına verdiği yanıtların bir özeti: “Talep enflasyonu servet aktarımı yaptığınız kesimden geliyor” Yaşadığımız enflasyonun iki temel nedeni var.

Talep olduğuna inanmıyorum.

Zaten ücretle yaşayanları çok kıstırmış durumdasınız.

Bir talep enflasyonu varsa bu işte servet aktarımı yaptığınız kesimlerden geliyor.

Oraya dokunmadan talebi düşüremezsiniz.

Faizi arttırdıkça o kesim elde ettiği gelirle bunu harcıyor.

Dolayısıyla tedavi bile yanlış.

Arz sorunu, verimlilik sorunu, kamunun yatırımları, bunlara ilişkin çözümlerinizi eşzamanlı devreye soktuğunuz zaman enflasyon düşer.

Bunu yapmayan ülke yok.

Bizim yapamıyor olmamız bir trajedi.

Yaşanabilir bir enflasyon seviyesine ancak bir yere dokunarak değil, her yere aynı anda dokunarak gelebiliriz. “Siyasetten sıyrılmış bir Merkez Bankası yok” Her ne kadar şu anda teknokrat görünümlü bir Merkez Bankası yönetimi olsa da, siyaseten bir gerginlik olduğunda, rezervleri köküne kadar kullanmaktan çekinmediklerini gördük.

İşte 19 Mart'ta yaşananlar ortada...

Aynı şekilde CHP'nin İstanbul İl Başkanlığı işgalinde de benzer bir savunma gördük.

Enflasyonla mücadelede, dünyaya göre ekstra başarısızız.

Çünkü araya siyaset giriyor.

Yerel seçimlerde seçmende negatiflik yaratmamak adına para politikasında doğru adımlarda gecikildi.

Çok yavaş kalındı.

Böylece enflasyonu radikal bir şekilde yüzde 80’lere yükselttiniz.

Şimdi 3-5 yıla yayarak indiremezsiniz.

Siyasetin etkisini orada da gördük.

Bir kere siyasetten sıyrılmış bir Merkez Bankası yok.

Enflasyonla mücadelede sorun sadece para politikası değil.

Yapısal sorunlar çok daha ön planda.

Bizdeki sanayi eskimiş durumda.

Sanayimizin rekabetçiliği sadece Türk Lirası ve emek piyasasının ucuz olmasına dayalı.

Dünyadaki dijitalleşme ve yapay zeka ile başlayan üretim modellerini kaçırıyoruz.

Sanayimiz bir yere kümelenmiş; Marmara Bölgesi’nde sanayi var, diğer bölgelerde çoğunlukla hizmetler sektörü var.

Hizmetler sektörümüz döviz yaratamaz nitelikte ve çok verimsiz.

Verilen teşvikler verimli midir, değil midir?

Geri dönüşüne bakılmıyor.

Hala özelleştirmeyi tartışıyoruz.

Oysa dünya özelleştirmeyi bırakalı çok oldu.

Bir 'kamu özel işbirliği' (KÖİ) depremi var.

Bunun içinde sanayisi var, hizmetleri var.

Sağlık sistemi var.

En başta da hukuku var.

Eğitim sistemi yeterince beceri gelişimi sağlayamıyor.

Yani bizim enflasyonu düşürmek için ekonominin bütün yapısını değiştirmemiz gerekiyor.

Bir cümleyle biz enflasyonu ‘şöyle düşüreceğiz’ demek gerçekçi değil. “Kamunun rolünü ve üstlendiği projeleri değiştirmemiz gerekiyor” Yüksek enflasyonla yaşanmayacağı gerçeğini herhalde artık herkes kavradı.

Bir kere kamunun rolünü değiştirmemiz gerekiyor.

Sadece kriz zamanları müdahale eden değil, uzun vadeli planlar projeler koyabilen, çok sermaye gerektiren, mesela Anadolu’daki sermayeye dijital altyapıyı taşıyacak, onu limanlara bağlayacak, ticaretini Ortadoğu’ya, Afrika’ya, Uzakdoğu’ya bağlayacak, bu bağlantıları kurabilecek bir kamu görmeniz gerekiyor.

Yollardan, otoyollardan bahsetmiyorum, Kamunun üstlendiği projelerin farklılaşması gerekiyor.

Bu her şeyi devlet yapacak gibi anlaşılmasın.

Ama göz ardı edilmemesi gereken bir bir süreçvar.

ABD’den örnek veriyorum; Biden’ın alt yapı yatırımları, Trump'ın yapay zeka şirketlerine devletin ortak olarak yatırım yapılmasına izin vermesi gibi...

Bizim Türkiye’de bunu haydi haydi yapmamız lazım.

Ama tabii topluma fayda sağlayacak şekilde yapmamız gerekiyor.

Sadece bir kesimi zengin edecek şekilde değil.

Yoksa enflasyonla mücadelede mevcut şekliyle deniz bitti gerçekten.

Yüksek enflasyonun, gelir dağılımındaki bozukluğunun sonucu olarak asgari ücreti tartışıyoruz, emeklileri konuşuyoruz ve buradan çıkamıyoruz. “Enflasyonu indirirken maliyetini minimize etmeyi 2002 'de gördük” Doğru yönlendirilmiş sosyal desteklerle zorlayacağınız kesimlere başka türlü destekler vererek enflasyonu çok hızlı aşağı indirmek, maliyetini minimize etmek mümkün.

Bunu nerede gördük?

Beğenelim, beğenmeyelim; 2001 kriz sonrası 2002, 2005, 2006 döneminde... olabildiğini gördük.

O dönemde başta hukukun üstünlüğü olmak üzere, Avrupa Birliği hikayesi vardı.

Doğru adımları attığınız zaman çoklu alanda enflasyonu düşürmenin maliyetini de azaltıyorsunuz.

Çünkü dışarıdan ilgi çekmeye başlıyorsunuz.

Hem sermaye geliyor, hem kendi sermaye sahibiniz tekrar yatırım yapma iştahı buluyor.

O zaman da enflasyon zaten bir arz sorunu, bu arz sorununu çözmüş oluyorsunuz. “Emekten yana politikalardan sıklıkla bahsediyoruz ama...” Sanayi politikasının değişmesi gerekiyor.

Bir tarafta Marmara’ya odaklanmış büyük sanayi şirketleri var.

Bir de Anadolu’ya yayılmış KOBİ’ler.

Çok verimli çalışanları da var.

Çok verimsiz olanları da...

Emekten yana politikalardan çok sıklıkla bahsediyoruz ama emeğin karşılığı olması için bir üretim birimi olması gerekiyor.

Bunun değerinin farkındayız. ‘Enflasyonun nasıl düşüreceğiz’ sorusu aslında sanayi politikamızda gizli. “Ürün kalitesini değiştirerek KOBİ'lerin de yapısını değiştireceğiz” 2013’ten beri bir yıpranmışlık, bugün bir patinaj var.

Bir de kaybettiğimiz bir gelecek var!

Öyle bir politika kurguluyoruz ki, geçmişin yapısal sorunlarını giderip, önümüzdeki 30 yılı da kurtarıp alabilmemiz lazım.

Verimsiz KOBİ’leri belli ağlarla birbirine bağlayıp, hem yeşil dönüşümle, hem dijitalleşme ile irekabet gücünü TL’nin rekabetinden çıkarmayı hedefliyoruz.

Ürün kalitesini değiştirerek, KOBİ’lerin de yapısını değiştirmek gibi çok büyük bir projemiz var.

İstihdam yaratabilen, ihracat yapabilen, beşeri kalkınmaya katkı sağlayan KOBİ’lere teşvikleri çok farklı şekillerde vereceğiz.

Ezbere teşvikler değil gerçekten bir şey üretiyor musun?

O zaman al bu parayı.

Devletin böyle dağıtılacak bir 10 senede 450-500 milyar dolarlık bir teşvik harcaması olacak. “KÖİ anlaşmalarını TL'ye çevirince KOBİ'lere kaynak bir yıl içinde çıkıyor" KÖİ’leri tekrar rasyonalize ettiğinde, anlaşmaları TL’ye çevirdiğinde zaten bu para neredeyse bir sene içinde çıkıyor. 10 yılda 450-500 milyar dolar senede en az 40 milyar dolardan bahsediyoruz.

Bu para var, bu para yok değil.

CHP 'uçmuyor', biz bunu yapacağız, kaynaklar belli.

Devletin harcaması gerektiği belli.

Ama devletin harcamalarının yön değiştirmesi gerekiyor.

Verilecek teşviklerin geri dönüşlerini ölçülmesi, enerji üretimin modelinin değiştirilmesi ve yapılacak üretimin ihracat yapılabilir hale gelmesi, Çin’le rekabet stratejisi...

Bunları hep KOBİ’ler üzerinden kurguladığımız bir vizyon var şu anda.

Bunları tek tek çok daha somut bir şekilde anlatacağız. “Gümrük Birliği güncellemesi en kolay konulardan birisi olur" Gümrük Birliği’nin güncellemesi olabilecek en kolay konulardan bir tanesi bizim iktidarımızda.

Çünkü bakıyorsunuz, 2018 Avrupa Komisyonu raporuyla birlikte iki tarafın da bu yönde isteği olmasına rağmen engelleyen, Türkiye’deki hukuk ve insan hakları sorunudur.

Oradan tıkanmış durumda.

Yoksa o tarafta gümrük birliğini revize etmek istiyor.

Siyasi engel denen alana AK Parti’nin dokunma şansı yok.

Bildiğimiz sebepler nedeniyle.

CHP bu tarafa dokunduğu anda ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, hukuk düzeni zaten o kapı kendi kendine açılıyor.

Ön hazırlığı AK Parti tamamlamış oluyor ama asıl yapılması gerekeni yapabilecek parti de biziz. “Seçim ekonomisi 2023 gibi olmaz asıl popülizm siyaseten yapılacak" 2026'da enflasyonu yüzde 28 bekliyorum. 2027’de bir seçim ekonomisi yapılacak.

Seçim ekonomisinin ölçeği 2023 boyutunda olmayacak.

Daha çok ücretlere bir düzeltme, reel sektöre kredilere erişim sağlanması, emekli aylıklarını düzeltme gibi olacak.

Bütçede yer açıldığı için verilecek. 2023’teki 'delice' ekonomi politikaları yerine asıl popülizm siyasetten yapılacak.

Hedefli saldırılar, muhalefeti hukuk yoluyla eritme, 2027 seçimin ana teması olacak.

Yaptıkları zaman 27-28 civarındaki enflasyonu 30’un üstüne çıktığını hemen göreceğiz.

Yastık altı, kayıt dışı değil, o kadar çok öğrenilmiş güvensizlik var ki...

Merkez Bankası Başkanı Karahan altının servet etkisiyle enfl asyonla mücadeleyi zorlaştırdığını söyledi.

Yastık altı için nasıl bir planınız var?

Merkez Bankası'nın bu yorumu biraz ağır olacak ama acıklı bence.

İnsanlar neden yastık altında altın tutar?

O kadar çok öğrenilmiş güvensizlik var ki...

Krizler, yapbozlar...

Altın sertifikası çıkardık, ekonomiye çekelim kampanyalar yaptık.

O para asla çıkıp gelmedi sisteme.

Bu şekilde hiç bir zaman da gelmez.

Gerçekçi olalım.

Düğünlerde takılan bilezikler, Anadolu’da takılan beşi bir yerdeler, güvencedir.

Yeni evlenenler bir ev ya da bir araba almaları gerektiğinde o altınlar bozdurulur.

Sonra yeniden yerine konulmaya çalışılır.

Buna kayıt dışı olarak bakmak doğru değil.

Bizim kayıt dışı dediğimiz vergisini ödemeyen kesimlerdir.

Siz öyle bir güven verirsiniz ki ekonomiye, “Bir dükkan açayım, Türkiye’nin önü açık” der.

Altınını bozar, sisteme sokar.

Sizin o güveni vermeniz lazım, yastık altını almak için.  

İlgili Sitenin Haberleri