Haber Detayı
Bir yanda barajlarda alarm, diğer yanda taşkınlar... Köy ve tarım arazileri sular altında... Neyi yanlış yapıyoruz... Odatv uzmanına sordu
Yazın kuraklık yaşayan Adana'da yağışlar sonrası barajlar taştı. Seyhan, Çatalan ve Yedigöze'deki kontrollü tahliye sonrası köy ve tarım arazileri sular altında kaldı. Su nasıl yönetilmeli, başka havzaya su taşıma mümkün mü? Birçok ilde barajlar alarm verirken, Adana'daki durumu uzmanına sorduk.
Meteoroloji verilerine göre Adana'ya 2026 yılının ilk 50 gününde yaklaşık 1 yıl 3 aylık yağış düştü.
Özellikle son 3 haftada belirli günlerde 100 kilogramın üzerinde yağmur düştü.
Bu yağışlardan sonra daha önce yüzde 58 olan Seyhan Baraj gölünün doluluk oranı ise giderek arttı.
Kuraklık döneminde araç ve yaya ile ulaşım sağlanabilen göl ortasındaki Sevgi Adası'na giden yolun da suyla kaplandığı görüldü.Çatalan ve Seyhan Gölü barajlarında su seviyesi yükseldi.
Çatalan'da doluluk oranı yüzde 93, Seyhan Barajı'nda yüzde 64,9'a ulaştı.
Taşkın uyarısının verildiği kentte, Devlet Su İşleri (DSİ) 6'ncı Bölge Müdürlüğü baraj kapaklarını açtı.Adana Valisi Mustafa Yavuz, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta ve ilgili yetkililerle birlikte DSİ Bölge Müdürlüğü’nde bir araya gelerek Yedigöze, Çatalan ve Seyhan Barajlarındaki doluluk oranlarını ve kontrollü su tahliyesi sürecini inceledi.
Vali Yavuz, “Yetkili kurumlarımızla koordineli bir şekilde çalışıyor ve gerekli tüm önlemleri titizlikle uyguluyoruz.
Sahadaki ekiplerimiz 7/24 teyakkuz hâlinde” dedi.
Vali Yavuz, vatandaşlara da uyarıda bulunarak, “Bu süreçte can ve mal güvenliği her şeyden önemli.
Nehir yataklarına yaklaşmamalarını ve olası su seviyesi değişimlerine karşı dikkatli olmalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.Kontrollü su tahliyesi için baraj kapaklarını açılırken, Seyhan Nehri civarındaki yüzlerce dönüm tarım arazisi su altında kaldı.
Etekli köyünde etkili olan son yağışların ardından doluluk oranı yüzde 100’e ulaşan Çatalan Baraj Gölünün kapaklarının açılmasıyla köyü su bastı.Mahalle sakinleri, günlerdir suyun çekilmesini beklediklerini ifade etti.
Mahallede yaşayan Sadi Büyükdoğa, köyün 3-4 gündür bu halde olduğunu belirterek, birçok köy yolunun kapalı olduğunu söyledi.
Büyükdoğa, yetkililerden yardım beklediklerini dile getirdi.Yağışların en somut etkisi Yedigöze Barajı'nda görüldü.
Havzayı besleyen nehirlerin debisindeki artışla birlikte baraj tamamen dolarak yüzde 100 seviyesine ulaştı.
Taşkın riskini önlemek için kapaklar kontrollü şekilde açıldı ve su nehre verilmeye başlandı."ZARAR GÖREN ÜRETİCİLERİMİZ İÇİN DESTEK YAPILMALI"Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adana İl Başkanı Yusuf Kanlı ise, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’nın bizzat Adana’ya gelerek risk sürecini yönettiğine söyleyerek, su altında kalan tarım arazileri için çiftçiye destek olunması gerektiğini söyledi: “Kontrollü tahliyeden olumsuz etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Temennimiz; zarar ziyan tespitinin ivedilikle yapılması, zarar gören üreticilerimiz için destek mekanizmalarının devreye alınması ve gelecekte benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için kurumlar arası koordinasyonun en üst seviyede tutulmasıdır."ADANA'DAN KONYA'YA SU GETİRMEK MÜMKÜN MÜTürkiye'nin birçok il ve ilçesinde ise susuzluk sorunu yaşanırken, barajların doluluk oranının kış aylarında yetersiz kaldığı konuşuluyor.
Adana'da kontrollü su salınımı yapılırken, susuzluk çeken iller için dış havzalardan su getirilmesi konuşulanlar arasında.
Bu bağlamda, birkaç değişik kaynaktan Konya Ovası'nın sulanmasını sağlayacak büyük sulama projesi olan Konya Ovası Projesi akıllara geldi.
Bu bağlamda daha önce Sakarya Nehri, Fırat Nehri, Kızılırmak, Seyhan, Göksu, Manavgat gibi akarsulardan su getirilmesi fikirleri tartışılmıştı.
Göksu Nehri'nin suyunu Konya Ovası'na aktarılmasını sağlayan Mavi Tünel ise hayata geçirildi.
Havzalar arası su paylaşımının teşvik edilmesi ve yılda yaklaşık 600 milyon metreküp ve kanalda kaybolan 70 milyon metreküp suyun tarıma kazandırılması öngörülüyor.
Ancak bu projeler sadece mühendislik çalışması değil; aynı zamanda ekonomiden sosyal yapıya ve iklim değişikliğine dek pek çok altyapı çalışması gerekiyor.ODATV UZMANINA SORDUTarım arazilerinin su altında kalması, köy sokaklarının taşkınlarla kapanması, bir yanda kuraklık yaşanırken diğer yanda suların kontrollü salınımı ile ilgili pek çok tartışma yaşanırken, Odatv konuyu Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız'a sordu.
Susuzluk kadar su fazlalığının da yönetilmesi gerektiğini söyleyen Yıldız şunları söyledi:"HAVZA ÖLÇEĞİNDE YÖNETİM İÇİN PLANLAR HAZIR AMA UYGULAMA EKSİK""Suyun fazlalığını da azlığını da...
Bu riskleri yönetmek üzere havza ölçeğinde bir yönetime geçmek zorundayız.
Havza ölçeğinde yönetim; havzadaki kuraklığı da taşkınları da bütün sektörleri ve ihtiyaçları dikkate alarak yönetmeyi gerektirir.
Şu anda Türkiye'de havza ölçeğinde yönetim için planlar hazır ama uygulama eksik.
Havza ölçeğinde kurumlar arası koordinasyon ve işbirliği sağlanabilmiş değil.
Bu nedenle işbirliği sağlanmasına yönelik olarak acilen yasal, kurumsal ve idari eksikliklerin tamamlanması, su yasasının çıkması, havza ölçeğinde kurumların kapasitelerinin artırılması ve yönetimi yapacak etkin bir kurumsal yapıya hızla geçilmesi gerekir.""YASAL TANIMLAMA EKSİK"Kurumlar arası işbirliğine dikkat çeken Yıldız, "Her kurumun görev, yetki ve sorumluluk alanı, birbirleriyle karışmayacak şekilde, yasal çerçevede tanımlanmalı ve sorumlulukları buna göre yeniden belirlenmelidir.
Yasal tanımlama eksik.
Bunun için yasalarda kurumların görev, yetki ve sorumluluk alanları yeniden tanımlanmalı, çatışmalar önlenmelidir.
Kurumlar havza ölçeğinde kapasiteleri artırılmalıdır.
Koordinasyon anlayışı geliştirilerek kurumların havza ölçeğindeki yetki ve sorumluluklarını bugünden, ne olduğunu anlayacak anlatacak şekilde rehber dokumanlar düzenlenmeli ve havza bütün olarak yönetime hazırlanmalıdır" dedi."OLASI RİSKLERDEN BARAJIN AKIŞ AŞAĞISINDAKİ KESİMLERİN HABERDAR EDİLMESİ GEREK"İl ve ilçelerdeki su salınımına yönelik Yıldız şunları anlattı: "Bütün bunlar olursa bu havzada su kontrollü bırakılır.
Eğer su kontrollü bırakılmıyorsa, kontrolsüz bırakıldığı durumda aşağıya vereceği hasarlar konusunda taşkın haritalarının önceden çıkartılıp olası risklerden barajın akış aşağısındaki kesimlerin haberdar edilmesi gerekir.""BARAJDA ÖTELEME YAPILAMIYOSA, ORTAYA ÇIKAN ZARAR TAZMİN EDİLMELİ"Zarar gören tarım alanları ve köylere dair Yıldız şunları aktardı: "Taşkın suları bir başka yere aktarılmaz.
Taşkın suları yönetilir.
Taşkın aşağıya en az zarar verecek şekilde yönetilebilecek bir doğa olayıdır.
Barajda ötelenir, öteleme yapılır.
Taşkının aşağıya en az zarar verecek şekilde işletme yapılacak şekilde ötelenmesi gerekir.
Eğer bu öteleme yoğun, şiddetli yağışlar nedeniyle yapılamıyor ise aşağıda en az zarar görecek şekilde hızla tedbirler alınır.
Ortaya zarar çıkarsa bu da tazmin edilir.""HAVZALAR ARASI TRANSFER İÇİN GELECEK PROJEKSİYONLARI YAPILMALI"Susuzluk yaşayan başka bölgelere su aktarımına dair risklere dikkat çeken Yıldız, bu projelerin çok yönlü araştırmalar gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Havzalar arası su transferi yapıyoruz ama bir sürü dezavanajları var.
Havzalar arası su transferi mecbur kalmadıkça doğru bir işlem değildir.
Havzalar arası su transferi, iki havza arasında suyu alınan veya suyun iletildiği havzalar için çok detaylı, iklim değişikliği ve sosyoekonomik yapı dahil çok detaylı çalışmaları gerekli kılar.
Bunlar yapılmadan bir havzanın suyunu öbürüne vermek orta ve uzun vadede, iklim değişikliği koşullarında önemli sosyal, ekonomik, ekolojik sorunlar yarabilir.
Bunlar çok detaylı incelenmeden, gelecek projeksiyonları yapılmadan, iklim değişikliği hesaba katılmadan, suyu veren ve suyu alan havza arasında suyun en verimli şekilde kullanılacağına kani olunmadan uygulanması gereksiz projelerdir.
Bu havzada su var, ötekinde su yok, 'Haydi verelim suyu'...
Eğer iklim değişikliği öbür havzada sorun yaratırsa ne yapacaksınız?
Suyu geri mi isteyeceksiniz?"Odatv.com