Haber Detayı

Trakya’nın ciğerine nükleer hançer
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
23/02/2026 04:00 (3 saat önce)

Trakya’nın ciğerine nükleer hançer

Hükümetin gerekçesi enerji arz güvenliği. Akkuyu’da ilk santral Rusya’ya verildi. Üçüncü santral için Çin’le müzakereler yapıldığı biliniyor. Yeni iddialar Kanadalı bir şirketi işaret ediyor.

Trakya’nın Karadeniz’e dokunduğu yer...

Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy; eşsiz doğası, tarihi kalıntıları ve balıkçı kasabası sakinliğiyle bilinir.

Ama bu coğrafya sadece güzel değil, hayati.

Kırklareli’nin meşhur Longoz Ormanları burada ancak bunlar sıradan ormanlar değil.

Yağmur rejimiyle, yeraltı sularıyla, gölleri ve dereleriyle yaşayan bir ekosistem.

Burası Istranca Dağlarının kalbi.

Son buzul çağını yaşamamış, olağanüstü bir biyoçeşitliliğe sahip.

İstanbul’un havasına, suyuna can veren doğal bir sigorta.

Aynı zamanda Ergene Havzası’nın içme suyu mutlak koruma alanlarından biri.

İşte bu nadide coğrafyada bir tehdit adım adım ilerliyor.

Ağaçların dili olsa çığlık atacak.

Bir sahibi olsa koşup sarılacak.

Ama doğa konuşamıyor.

Ve şimdilik onu koruyacak güçlü bir irade de görünmüyor.

İğneada Longoz Ormanlarının hemen yanı başında bir nükleer santral planı yeniden gündemde.

Ortada kamuoyuna açıklanmış bir ihale yok.

Ama sahada hareket var.

Ağaç kesimleri, yol açma çalışmaları, ölçümler... “Üçüncü nükleer santral” yıllardır konuşuluyordu.

Akkuyu’dan sonra Sinop ve Trakya. 2025 Kasım’ında Trakya Nükleer Santralı için düşünülen adresin Kırklareli Kıyıköy-Kışlacık hattı olduğu ve yer seçiminin onaylandığı haberleri çıktı.

Bir rüzgâr santralı projesinin ÇED başvurusunun, “3’üncü nükleer santral sahasıyla çakışıyor” gerekçesiyle reddedilmesi ise yerin fiilen ilanı oldu.

Geçen haftalarda yolumuz Kıyıköy’e düştü.

Ormanların içinden geçerken, denizin kıyısında dururken insan tehlikenin büyüklüğünü hissediyor.

Bu sadece bir yatırım meselesi değil; bir yaşam alanı meselesi.

Tekirdağ Kent Konseyi Yönetim Kurulu üyesi çevre aktivisti Özgür Aksun yıllardır bu projeyi izliyor.

Yaklaşık 14 bin dönümlük ormanlık alanın risk altında olduğunu söylüyor: “Milyonlarca ağaç, sayısız canlı...

Geri dönüşü olmayan bir yıkım.

Bu bir ekokırım.” Hukukçular da uyarıyor.

Trakya Alt Bölgesi 1/100.000’lik çevre düzeni planında burası “orman” ve “tarım alanı” olarak belirleniyor.

Enerji üretim alanı olarak değil.

Üstelik içme suyu koruma kuşağında.

Anayasanın 169. maddesi devlete ormanları koruma görevi yüklüyor.

Peki Trakyalı ne diyor?

Kahvehanelerde, tarlalarda, pansiyonlarda aynı kaygı konuşuluyor.

Yol yatırımları ve kesilen ağaçlar endişeyi artırmış.

Balıkçılar, “Deniz çayırları var burada.

Akıntı değişirse, sıcak su verilirse balık biter” diyor.

Turizmle geçinen pansiyoncular soruyor: “Bizim ekmeğimiz doğa.

Nükleer gölgesinde kim gelir?” Çiftçilerin derdi su: “Ergene zaten kirli.

Yeraltı suları çekiliyor.

Bir de santral gelirse neyle sulayacağız?” Hükümetin gerekçesi enerji arz güvenliği.

Akkuyu’da ilk santral Rusya’ya verildi.

Üçüncü santral için Çin’le müzakereler yapıldığı biliniyor.

Yeni iddialar Kanadalı bir şirketi işaret ediyor.

Nükleer en pahalı enerji türlerinden biri.

İnşaatı yıllar sürüyor, maliyeti katlanıyor, atık sorunu da nesiller boyu kalıyor.

Eğer bu proje ilerlerse kaybedilecek olan yalnızca ağaçlar olmayacak.

Su havzaları, tarım toprağı, balıkçılık, turizm ve en önemlisi bir bölgenin nefesi kesilecek.

Çevre gönüllüleri ve sivil toplum örgütleri bu yıkım projesine karşı ses yükseltiyor.

Aynı cesareti bölgenin belediye başkanlarından görmek ise Trakyalıların en doğal hakkı.

Çünkü bazı coğrafyalar yatırım alanı değil, emanettir.

İlgili Sitenin Haberleri