Haber Detayı
47 yıllık vefa: Metin Yüksel şehadet yıldönümünde rahmetle yâd edildi!
23 Şubat 1979 tarihinde Fatih Camii avlusunda hain bir saldırı sonucu şehit düşen gençlik önderi Metin Yüksel, aradan geçen yaklaşık yarım asra rağmen unutulmadı. Şehadetinin 47’nci senesinde bir araya gelen sevenleri ve dava arkadaşları, merhumu rahmet ve minnet dolu dualarla yâd etti.
Fatih Camii Avlusunda Vefa Buluşması İslam davasına adadığı ömrüyle tanınan Metin Yüksel için, Şehit Metin Yüksel Platformu öncülüğünde anlamlı bir anma etkinliği gerçekleştirildi.
Fatih Camii’nde eda edilen öğle namazını müteakiben düzenlenen programa, Türkiye’nin dört bir yanından gelen çok sayıda vatandaş katılım sağladı. 1979 yılının bir cuma namazı çıkışında uğradığı silahlı suikast sonucu hayatını kaybeden Yüksel’in aziz hatırası, şehit edildiği noktada bir kez daha canlandırıldı.
Sloganlar ve Pankartlarla Dava Şuuruna Vurgu Anma programına katılan kitle, Metin Yüksel’in mücadelesini ve mirasını simgeleyen çeşitli pankart ve dövizler taşıdı.
Cami avlusunda yankılanan sloganlar eşliğinde merhuma duyulan özlem dile getirilirken, katılımcılar onun "Şehadet bir çağrıdır, nesillere çağlara" düsturunu selamladı.
Program boyunca duygu dolu anlar yaşanırken, dava arkadaşlarının yaptığı konuşmalarda Yüksel'in gençliğe örnek teşkil eden kararlı duruşuna vurgu yapıldı. 47 Yıllık Bir Sembol: Metin Yüksel Haberde, 47 yıl önce dökülen kanın bugün hâlâ taze bir inançla hatırlandığı belirtilirken, anma töreninin Metin Yüksel'in fikirlerini gelecek nesillere aktarma noktasında önemli bir köprü kurduğu ifade edildi.
Katılımcılar, programın sonunda Metin Yüksel ve tüm İslam şehitleri için toplu halde dua ederek camiden ayrıldı.
Molla Abdulbari Çelik'in Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, grup İslami Direniş'in ezgileriyle devam etti.
Şehit Metin Yüksel Platformu adına basın açıklamasını okuyan Sefa Taşkın, her zaman rahmet, minnet ve hasretle andıkları Metin Yüksel'i tanımlamak için seçtikleri ilk üç kavramın tevhit, ümmet ve vahdet olduğunu söyledi.
Taşkın, "Tarih, hak ile batıl arasındaki mücadeleden, tevhid ile şirk arasındaki savaştan, mazlumlar ile zalimler arasındaki çarpışmadan ibarettir.
Rabbimiz bu mücadelelerin tanıklığını yapmak üzere aramızdan şehidler edinmiştir.
Şehidler, tevhid ile şirki ayrıştıran mihenk taşlarıdır.
Şehid yalnızca Hakk'a adanmış olmanın adıdır.
Şeytan ve şeytanlaşmış güçlerin bizlere kurduğu tuzaklardan ancak şehitlerimizin adımlarını takip ederek kurtulabiliriz." dedi. "İslami direniş bayraklarını yükseltmek için şehadet şerbetini içmiş yiğitlerimiz gibi şehadet bilincini kuşanmalıyız" Şehadet bilincini kuşanmanın dünyevi arzu ve heveslere dair ne varsa reddetmek olduğunu belirten Taşkın, "Şehadet bilincini kuşanmak, dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmek, gerekirse onun için hayatından vazgeçmektir.
Şehadet bilincini kuşanmak, sınırsız, sınıfsız İslam toplumunu oluşturmak için coğrafya, kavim, mezhep, meşrep farkı gözetmeksiniz tüm Müslümanları kucaklayabilmektir.
Yaşadığımız zaman diliminde bizler de emperyalizme, acımasız kapitalizme, siyonizme, yozlaşmaya, çürümüşlüğe ve kör şiddete karşı; İslami direniş bayraklarını yükseltmek için şehadet şerbetini içmiş yiğitlerimiz gibi şehadet bilincini kuşanmalıyız.
Yaşadıkları zaman ve mekânda tuğyana ve şirke karşı İslami direnişe güç katmış, ışık olmuş her biri gökyüzünde parlayan yıldızlar gibi olan şehitlerimizden birisi de bugün burada toplanmamıza vesile olan Metin Yüksel'dir." diye konuştu.
Ümmet bilinciyle İslami mücadelenin Türkiye'deki sesi soluğu oldu Şehit Metin Yüksel'in 21 yıllık kısacık hayatına büyük bir mücadeleyi sığdırdığını, hayatının her anını şehid gibi yaşayarak geride kalanlara unutulmayacak bir örneklik bırakarak Rabbine kavuştuğunu hatırlatan Taşkın, "Metin Yüksel ve arkadaşları genç yaşlarına rağmen sosyal, kültürel ve aksiyon anlamında kısıtlı imkânlarla pek çok projeyi hayata geçirmiş, Türkiyeli Müslümanların gücü ve cesareti oldukları gibi, ümmet bilinciyle Eritre'den Patani'ye, İran'dan Filistin'e, Moro'dan Türkistan'a kadar çizdikleri afişler, pankartlar ve bildirilerle İslami mücadelelerin Türkiye'deki sesi ve soluğu olmuşlardır.
Küresel şer odakları tarafından, karşılarına adeta kale gibi dikilen Metin Yükselin durdurulması için düğmeye basılmış, 1977 yılında sol örgütler tarafından silahla vurulmuş öldürülememiş,23 Şubat 1979 yılında ise Cuma namazı çıkışında bu sefer CİA tarafından organize edilen bir pusuda sağ çetenin kurşunlarıyla şehit olmuştur." şeklinde konuştu. "Küfür ve şirk var oldukça mücadelemiz var olacak" Şehadetle taçlanan bir ömürle Rabbine geri dönen Metin Yüksel'in mücadele ve İslami anlayışının özeti olan üç şiarın, "En Büyük İbadet Hakkı Müdafaa Etmektir", "Şehadet Bir Çağrıdır Tüm Nesillere Ve Çağlara" ve "Müslümanlar Birleşin" olduğunu, günümüzde bile ümmetin bu anlayışa çok ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Taşkın, son olarak şu ifadeleri kullandı: "Büyük şeytan Amerika, yedeğindeki Batılı güçlerle İslam’ın bağrına hançer gibi saplanmış siyonist katilleri tetikçi olarak kullanarak başta Gazze ve Filistin olmak üzere İslam beldelerine kudurmuş köpekler gibi saldırmak suretiyle kardeşlerimizi katletme ve topraklarını işgal etme sürecini devam ettirmektedir.
Tüm bu katliam ve işgal dünyanın gözü önünde uluslararası tüm değerler hiçe sayılarak pervasızca yapılabilmektedir.
Düşmanlarımız hep birlikte hareket ederken ne yazık ki Müslümanlar olarak; bizler bir araya gelmeyi becerememiş, Emperyalist ve Siyonistlerin Müslümanların izzet ve şerefini ayaklar altına almasına mani olunamamıştır.
Bugün küresel zalimlerin ve onların işbirlikçilerine karşı her türlü ayrılıklarımızı bir tarafa bırakarak ümmet, cihad ve şehadet bilincimizi kuşanmak ve şehidimizin 'Müslümanlar Birleşin' şiarını yükseltmekten başka çaremiz yoktur.
Hususen Filistin, Lübnan, Yemen, Suriye, İran ve Türkiye, bu alçak düşmanların hedefi haline gelmişken Şehid Metin Yüksel Platformunu oluşturan bizler de şehidimizin yaptığı gibi, hiçbir ayırım gözetmeksizin vatanımızda ve diğer İslam ülkelerindeki siyasi iradeleri uyarmak ve bir araya gelmelerini sağlamak için sesimizi yükseltmeliyiz.
Şehidimiz Metin Yüksel'i anmaya, anlamaya çalıştığımız bugün, aynı zamanda dünyanın var olduğu ilk günden bugüne kadar, şehadet şerbetini içmiş tüm şehitlerimizle ahit tazeleme günüdür.
Şehitlerimizin yolunu sürdürme azmi ve kararlılığımızı bir kez daha ilan ederken, İsmail Haniye, Yahya Sinvar, Ebu Ubeyde'nin şahsında tüm Filistin direniş şehitlerimizle birlikte siyonist katillerin ve büyük şeytan Amerika'nın saldırıları sonucu Tüm İslam coğrafyasında şehit olan kardeşlerimizi rahmetle anıyor ve selamlıyoruz.
Buradan küresel şer odaklarına ve siyonist katillere sesleniyoruz!
Küfür ve şirk var oldukça mücadelemiz var olacak, Mücadelemiz var oldukça bizlerde var olacağız.
Hayatımız sizin kurşunlarınızla sonlanacak olsa da Metin Yükseller ve Ebu Ubeyde'ler gibi küfrün bağrına darbe üstüne darbe indirmeye devam edeceğiz." Yapılan basın açıklamasının ardından merhum Metin Yüksel'in kabrinin bulunduğu Edirnekapı Şehitliği'ne kadar gerçekleştirilen sessiz yürüyüş ile devam eden program, şehidin mezarı başında okunan Kur'an-ı Kerim ve yapılan dua ile son buldu.