Haber Detayı

Amedspor: Psikolojik harbin isimlendirme komplosu ve bir bellek silme operasyonu
Kültür - sanat odatv.com
22/02/2026 11:45 (1 saat önce)

Amedspor: Psikolojik harbin isimlendirme komplosu ve bir bellek silme operasyonu

Tarihi kayıtlarda karşılığı olmayan "Amed" ismi, sadece bir adlandırma tercihi mi yoksa şehrin kadim kimliğini belleklerden kazımayı hedefleyen kasıtlı bir girişim mi? Diyarbakır’ın isim serüvenindeki karanlık noktalar ve Amedspor ismi üzerinden yapılan tarih inşasının detayları...

Bir kentin ismini siyasi bir sembol haline getirmek, o kentin gerçek geçmişini ve bugün temsil ettiği kültürel bütünlüğü görmezden gelmek demek.

Bunun en net örneği "Amed" üzerinde yaşanıyor.Diyarbakır, tarih boyunca Küçük Arsaklılar (Eski Oğuzlar) ve Türkmen boylarının yerleşim alanı oldu, kültürel dokusu bu köklü geçmişle şekillendi. 11. yüzyıldan itibaren bölgeye hakim olan Selçuklu, Artuklu ve Akkoyunlu gibi Türk devletleri, şehri mimari ve sosyal açıdan bir Türk-İslam merkezi haline getirdi.Terör örgütü PKK ve çevreleri, "Amed" ismini, şehrin en eski ve asıl adıymış gibi sunsa da tarihi belgeler bize bambaşka bir tablo çiziyor.

Tarihin hiçbir döneminde, şehrin adı doğrudan ve bu haliyle "Amed" olarak kayıtlara geçmedi.Öyle ki Diyarbakır'da Amed Sportif Faaliyetler (Amedspor) adında bir spor kulübü teşkil edildi.

Kulübün erkek futbol takımı ise TFF 1.

Lig'de Trendyol Süper Lig'e yükselme mücadelesi veriyor.

Kentin eski takımı Diyarbakırspor ise unutuldu gitti.Bir de Diyarbekirspor var...

Yürütülen yasa dışı bahis operasyonu sonrası Diyarbekirspor'a kayyum atandı.

Diyarbakırspor, isim benzerliği kaynaklı karışıklığa tepki gösterdi.

Kırmızı-yeşilli kulüp, söz konusu operasyonla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını vurguladı.DİYARBAKIRSPOR VE DİYARBEKİRSPOR DEĞİL AMEDSPOREzcümle, Diyarbakırspor da Diyarbekirspor da unutuldu gitti. "Amed" akımının bir sonucu ortaya çıkan Amedspor şehrin "esas çocuğu" oldu."Tarihin hiçbir döneminde, şehrin adı doğrudan ve bu haliyle "Amed" olarak kayıtlara geçmedi" dedik.

Asur kayıtlarında "Amidi", Roma ve Bizans kaynaklarında "Amida", Arapça eserlerde ise "Âmid" isimlerine rastlıyoruz.

Hatta Türkmen ve Oğuz ağzıyla bu isim "Hamid"e dönüştü.

Ancak bugün dayatılan "Amed" ismi, tarihsel bir süreklilikten ziyade bir psikolojik harp operasyonu.MİLATTAN ÖNCE 1260 YILINDA "AMİDİ" YAZIYORDUKonuyla ilgili, yazar İsmail Hakkı İçten, aylık kültür, sanat ve edebiyat dergisi Berfin Bahar'da "Âmid mi, Amed mi?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.İçten, "Amed" isminin tarihin hiçbir döneminde bu haliyle var olmadığını, bu ismin sonradan "Atatürk'ü unutturmak" amacıyla ön plana çıkarıldığını öne çıkardı.

Yazar, özellikle Amedspor üzerinden bu ismin genç nesillere aşılandığını ve halkın şehrin orijinal isminin bu olduğuna inandırıldığını savunarak bu durumu eleştirel bir dille "planlı bir süreç" olarak nitelendirdi.İsmail Hakkı İçten'in yazısının ilgili kısmı şöyle...(...) Diyarbakırlı Avukat Şevket Beysanoğlu’nun Bütün Cepheleriyle Diyarbakır adlı eserinde şehrin adı, yazılı kaynaklarda ilk olarak Asur Hükümdarlarından I.

Salmanasar’ın MÖ 1260 senesindeki fethinin hatırasını tespit eden kılıç-kabzasında “AMİDİ” diye yazılmıştır.

Asurlu I.

Tiglatpalasar’ın MÖ 1162 yılındaki fethinde de ve Asur yıllıklarında da (MÖ 800, 762, 726 ve 705 senelerindeki Amidi Valileri anılırken de) aynı isim geçer.

İlk Asur hakimiyeti sırasında buranın “AMİDİ” diye anılması, bu adın, bu şehrin ilk hâkimleri bulunan Hurri/Mitani devletinden kaldığını göstermektedir.

Bu ismin bir yerli ‘İlah-put’ veya ‘boy/oymak’la ilgili olduğu sanılmaktadır.AMİDA’DAN HAMİD’E: BELGELERİN IŞIĞINDA TÜRK İZLERİRoma tarihçisi Antakyalı Ammianus Marcellinus, MS 359’da gördüğü şehrimizden “AMİDA” diye bahseder.

Bundan sonra Roma (Latin), Bizans (Rum) kaynaklarında da hep “AMİDA” adı geçer.

Küçük Arsaklı'lardan (Eski Oğuz) Tridad Han’ın kâtibi Agathangelos, 305 yılında İsa dinini kabul eden Oğuz beldelerini sayarken şehrimizi “AMİD” diye yazar.

Yine Küçük Arsaklıların tarihi destanlarının toplu bulunduğu “Kitâb-ı Dede Korkut”ta da MS 283’te Sasanlıları buralardan -kovan OĞUZ İlbeği ve Başbuğ Mandak-Uni (Mandak Hanedanından) Ardavazd’ın künyesi okunurken HAMİD ile MERDİN Kal’asın depüp yıkan...

Kara-Kona (K) oğlu “Kara-Budak” budak deniliyor. “Oğuzname”de şehre verilen “HAMİD” adı, Dîvanü Lûgat-it-Türk’te bile anılan ve “Emir” yerine “Khamir” diyen Oğuz/Türkmen ağzına göredir.Bir takım ad ve sözlerin başına “G” ve “H” ekleyen Türkmenler; Siirt’teki suya ve kazaya adını veren Atak’a ‘Hatak’, ayvaya ‘Hayva’ ark’a ‘Hark’, avluya ‘Havlu’, ögece ‘Högeç’ demişlerdir.İslamlıktan önceki ve sonraki Süryani kaynaklarında “AMİD” veya sonra ‘beşik’ manasına yakıştırılan gırtlak “o” su ile “O’MİD” diye kabul edilen şehrin adı, Arapça eserlerde “ÂMİD” olarak geçer.KARA-ÂMİD'DEN DİYAR-BEKR'EDaha sonraki (XIII.

Yüzyıldan bu yana yazılmış) bazı kaynaklarda şehrimize “Kara-Âmid” dendiği görülür.

Bu “Kara” sıfatının, şehri baştanbaşa kuşatan surların esmer bazalt taşından yapılmış olmasından takıldığı kabul edilmektedir.MÖ Elcezire bölgesine yayılan Arap nüfusu MS daha çok artmış bulunuyordu.

Bunlardan, bilhassa Rabia Araplarından sayılan Taglib b.

Vâil ile Bekr b.

Vâil kabileleri Elcezire’nin Doğu kısmına yerleşmişlerdi.

Taglib Kabilesi Hâbur Havzasında, Bekr Kabilesi Dicle kenarlarında göçebe olarak yaşıyorlardı.

Bölgenin, Halife Hazreti Ömer zamanında İslamlaşması* Bekr Kabilesine muhtelif batınlar ve bilhassa bunlardan Şaybânlar Dicle ile ilk kollarının etrafına daha çok yayıldılar ve açılan şehir, kasaba ve kalelere yerleştiler.

Elcezire Kıtasına yerleşen Arap Kabilelerinin isimlerine izafeten-Diyar-Muzar, Diyar-Bekr, Diyar-Rabia adlarıyla üç âmillîğe ayrıldı.

Böylece ilkin, Yukarı-Dicle bölgesine verilen Diyar-Bekr adı sonraları vilayetimizin adı olmuş sonra yine şehre ÂMİD denmekte devam edilmiştir. 3 Ağustos 1869 gününden başlayarak şehrimizde haftalık çıkan “Diyarbekir” isimli resm’i vilayet gazetesi ve memurları resmî yazıları yüzünden şehrin “AMİD” adı yavaş yavaş unutularak yerini “Diyarbekir”e bırakmıştır.1937'DE ATATÜRK İLE DİYARBAKIRŞehre 15 Kasım 1937’de gelen Atatürk Halkevinde yaptığı konuşmada bakır yataklarının bulunması nedeniyle ve biraz da Arap isminin silinmesi isteğiyle şehri adını Diyarbakır olarak andıktan sonra Vekiller Heyeti (Meclis) kararıyla bu ad resmîleşmişti.Şimdi Diyarbakır’ın tarihini yazmaya kalkışanlar önce adını değiştirmekle işe koyuldular.

Atatürk’e olan kızgınlıklarından dolayı şehrin adının değişmesini Atatürk’ü unutturmanın bir yolu olarak gördüler.ABD eski Başkanı Eisenhower’in ünlü söylemi gelir aklımıza. “Siyasette hiçbir şey sürpriz değildir.

Öyle görünse bile bu daha önce hazırlanıp tasarlanmıştır.”ŞEHİR HALKI "AMED" İSMİNE İNANDIRILDIDevletin takımı diyerek Diyarbakırspor’u Süper Lig’den Amatör kümeye düşürdüler.

Tabii daha önce kısa adı DİSKİ (Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İşleri) olan Diyarbakır Belediyesinin kurmuş ve finanse etmiş olduğu bir takım kurdular.

Daha sonra DİSKİ isim değiştirerek ve futbol federasyonundan tescil alarak AMEDspor yaptılar.

Yıllar içerisinde bu takım aşama aşama Türkiye 1. ligine yükseldi.

Futbola meraklı Diyarbakır halkı bu süre zarfında Amedspor'a gönülden bağlanmanın yanında şehrin isminin eskiden bu olduğuna inandırıldı.ATATÜRK'ÜN ADI STADA VERİLMEDİ, ÇOCUKLARIN BEYNİNE AMED AŞILANDIYetmedi:Diyarbakır Atatürk Stadını yıkarak yenisini yapanlar Atatürk’ün adını yaptıkları yeni stada vermediler.Kolay değil yirmi yıla yakın bir zamanda daha çocuk olanların beynine Amed aşılandı.

Yıllar önce hazırlanan plan tutmuş, kin ve nefret ön plana çıkmıştı.

Diyarbakır halkı neredeyse Diyarbakır isminden nefret edecek hale getirilmişti.

Bundan 20-30 sene sonra Diyarbakırspor’un başarılarına tanıklık etmiş eski Diyarbakırlı insanların ölmesiyle ortaya çıkan yeni genç nesil şehri tamamıyla Amed olarak anacaklar.

Belki ileride yapılacak bir referandumla şehrin adını bile değiştirip Amed yapabilirler.

Halkların referandum hakkı uluslararası anlaşmalarla kabul edilmiştir.

Bunun en güzel örneğini Türkiye’ye katılan Hatay halkı vermişti.*Değerli araştırmacı yazar Avukat Şevket Beysanoğlu’nun eserinden de anlaşıldığı gibi AMED adına tarihin hiçbir döneminde de rastlanmıyordu.

Müslüman ordularının işgalinden önce Bizans’a bağlı olan şehir Maria adlı bakire (Bikr, bakir) olan bir genç kız tarafında yönetildiği için de Diyar-ı Bikr diye anılırdı.

Yani bakirenin yönettiği diyar.Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri