Haber Detayı
Çocuk beslenmesinde kırmızı alarm
Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehlika Öktem diyor ki... Bir ebeveyne ’Çocuğunu en çok neden korursun?’ diye sorsanız, çoğu ’hastalıktan’ der. Ama bugün çocuklarımızı tehdit eden en büyük risklerden biri virüsler değil; market raflarında renkli ambalajların içinde duran, reklamlarla masumlaştırılmış...
Beslenme ve Diyet Uzmanı Mehlika Öktem diyor ki...
Bir ebeveyne 'Çocuğunu en çok neden korursun?' diye sorsanız, çoğu 'hastalıktan' der.
Ama bugün çocuklarımızı tehdit eden en büyük risklerden biri virüsler değil; market raflarında renkli ambalajların içinde duran, reklamlarla masumlaştırılmış gıdalar.
Burada 'yasakçı' bir yerden konuşmayacağım.
Ancak bazı ürünler var ki, çocuk beslenmesinde gerçekten yeri olmamalı.
Gelin tek tek bakalım. 1) Şekerli İçecekler: Sıvı Şeker Yükü Gazlı içecekler, aromalı içecekler, hazır meyve suları...
Bir kutu içecekte ortalama 8-12 küp şeker bulunuyor.
Çocuklar için önerilen günlük serbest şeker tüketimi ise bunun çok altında.
World Health Organization çocuklarda serbest şeker tüketiminin toplam enerjinin yüzde 10'unun altında, mümkünse yüzde 5'in altında tutulmasını öneriyor.
Bunun nedeni basit: Yüksek şeker alımı çocukluk çağı obezitesi, diş çürükleri ve insülin direnci riskini artırıyor.
Daha önemlisi, sıvı formdaki şeker tokluk hissi oluşturmaz.
Çocuk içeceği içer ama doymuş hissetmez.
Bu da gereksiz kalori yükü demektir.
Uzun vadede metabolik programlama dediğimiz süreç devreye girer; yani vücut erken yaşta yüksek şeker ortamına adapte olur.
Bağışıklık mı?
Evet, aşırı şeker tüketiminin inflamatuvar süreçleri artırabileceğine dair veriler mevcut. 2) İşlenmiş Et Ürünleri 'Protein alıyor' diye düşünüyoruz ama tablo o kadar basit değil.
İşlenmiş et ürünlerinde koruyucu olarak kullanılan nitrit ve nitrat bileşikleri, yüksek ısı ve mide asidiyle etkileşime girerek potansiyel zararlı bileşiklere dönüşebiliyor.
Bu konuda en güçlü değerlendirmelerden biri World Health Organization'a bağlı International Agency for Research on Cancer tarafından yapıldı ve işlenmiş etler 'Grup 1 karsinojen' sınıfına alındı (yani kanser riskini artırdığına dair yeterli kanıt bulunan grup).
Çocuklara her gün sandviç içine salam koymak, 'pratik çözüm' gibi görünse de bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkileyebilecek ve uzun vadede inflamatuvar yükü artırabilecek bir alışkanlık olabilir. 3) Paketli Atıştırmalıklar Sürekli yoğun tuzlu ve yağlı ürünlerle beslenen bir çocuk, doğal besinlerin tadını 'yetersiz' bulmaya başlar.
Birçok cips ürünü yüksek ısıda kızartma sonucu oluşabilen akrilamid içerir.
Akrilamid potansiyel kanserojen risk taşımaktadır.
Çocukluk çağında fazla tuz tüketimi, ileride hipertansiyon riskini artırabilir.
Yani bugün 'bir paket cips' dediğimiz şey, yarının tansiyon altyapısını hazırlayabilir. 4) Şekerli Kahvaltılık Gevrekler Reklamlarda spor yapan mutlu çocuklar görürüz.
Ama içeriğe baktığınızda çoğu gevreğin ilk maddesi şekerdir.
Sabah aç karnına yüksek şeker tüketimi, kan şekerinde hızlı yükselme ve ardından hızlı düşüşe neden olur.
Bu dalgalanma çocuklarda dikkat süresi kısalması, huzursuzluk ve ani açlık ataklarıyla kendini gösterebilir.
Çocuklarda eklenmiş şeker tüketiminin ciddi şekilde sınırlandırılması gerekmektedir.
Çünkü erken yaşta yüksek şeker alışkanlığı, ileri yaşlarda obezite ve tip 2 diyabet riskini artırır. 5) Enerji İçecekleri ve Yüksek Kafeinli Ürünler Belki en tehlikelisi bu.
Enerji içecekleri çocuklar için kesinlikle uygun değildir.
Yüksek kafein; çarpıntı, uyku bozukluğu, kaygı artışı ve ritim problemlerine yol açabilir.
Ayrıca büyüme hormonu en aktif şekilde gece uykusunda salgılanır.
Uykusu bozulan bir çocukta büyüme süreci de etkilenebilir.
Mesele yasak değil; Bilinç.
Burada amaç korkutmak değil.
Ama bazı ürünlerin çocuk beslenmesinde gerçekten 'yerinin olmaması' gerektiğini kabul etmek gerekiyor.
Çocukların bağışıklık sistemi, bağırsak florası ve metabolik yapısı hâlâ gelişim aşamasında.
Bu dönemde ultra işlenmiş gıdalarla kurulan ilişki, sadece bugünü değil geleceği de şekillendirir.