Haber Detayı

Dervişoğlu'ndan Numan Kurtulmuş'a: Kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın?
Gündem nefes.com.tr
21/02/2026 21:40 (2 saat önce)

Dervişoğlu'ndan Numan Kurtulmuş'a: Kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın?

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Bir Meclis Başkanımız var, Allah selamet versin. Duvara konuş daha iyi. Uzunca bir zamandan beri diyor ki 'Kürdün onuru, Türk’ün gururu'. Türkiye Cumhuriyeti devleti insanların onurunu ve gururunu etnik kökenine ve mezhebine göre mi koruyacak? Bu nasıl bir Meclis Başkanlığı anlayışıdır? Ey Numan Kurtulmuş, kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın? O Meclis'i kuran Mustafa Kemal Atatürk’tür; o koltuğun gerçek sahibi de Atatürk’tür" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Balıkesir'de partisi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.

Dervişoğlu, şunları söyledi:- "Türkiye, bundan bir buçuk yıl önce bir fırtınalı denize doğru yelken açmıştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 1 Ekim günü bir yeni bir açılım süreci daha başlatmışlardı.

O açılım süreci, önce Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki söylemleriyle kendini hissettirmeye başladı.- 5 Ağustos 2025'de de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kuruldu.

O komisyonun bir arpa boyu bile mesafe kat edemeyeceğini o gün kamuoyuyla paylaşarak siyasi partilerimizi o komisyonda bulunmamaya ve iktidarın melun emellerine ortak olmamaya davet etmiştim.

Dinleyen pek tabi ki olmadı ve bütün siyasi partiler bir sonraki seçimin getirilerini hesap ederek o komisyona dâhil oldular.""BU KADAR GÜRÜLTÜNÜN İKİ AMACI VAR"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu üzerinden sözlerini sürdüren Dervişoğlu, şöyle devam etti:- "Komisyon bir rapor yazdı.

O komisyonun kuruluşu aşamasında demiştim ki, bu komisyon aslına bakarsanız korsan bir komisyondur.

Dolayısıyla iş başındakilerin ve onların ortaklarının yaşama geçirmek istediği projeleri kuvveden fiile geçirebilmek için birtakım adımlar atacaklar ve o yetkisiz komisyon sonuçta işi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edecek.

Dediğim gibi de oldu. 'Komisyonda tam yedi buçuk aydan beri her şey konuşuldu' diyorlar.

Alınmış bir arpa boyu mesafe göremedim.- Sonra da bir rapor tanzim etmişler.

O raporu inceledim.

O raporun aslında raporda yazılanlarına değil, yazılmayıp saklananlarına dikkat etmek gerekliliğine de işaret ettim.

Bu kadar gürültünün iki amacı var: Bir, PKK’ya meşruiyet kazandırmak; iki, Abdullah Öcalan denen caniye özgürlük vaat etmek. 'Yapmayın, etmeyin, eylemeyin; bu hukuksuz, adaletsiz kararı meşrulaştırmak adına o komisyona girmeyin' dedim siyasi partilere.

Şimdi büyük bir çoğunlukla yazılmış o raporu imzalamışlar.

Rapora bakıyorsunuz, hukuki yönüne; herhangi bir somut madde içermiyor.

Söylem yönüne bakıyorsunuz; içinde yine somut bir madde içermiyor."MİLLİYETÇİLİĞİNİZE YAZIKLAR OLSUN"- Siyasi yönüne bakıyorsunuz; raporun arka planında Abdullah Öcalan’a hamilik yapanlar dâhil milletin huzuruna çıkamayız demek suretiyle siyasi emellerini de saklamış durumdalar.

Ama ben hedeflerini ifşa ediyorum.

PKK’ya ve onun örgütüne, o örgüte mensup kişilere bu memlekette hukuki düzenleme adı altında birtakım avantajlar temin edecekler.

Bunun için çalışacaklar.

Bunu da komisyon marifetiyle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni suça ortak ederek yasal düzenleme talepleriyle gerçekleştirecekler.- Abdullah Öcalan’a 'Gelsin bu Meclis'te, bu kürsüde konuşsun, ondan sonra da umut hakkından yararlansın' diyenler bile rapora bir tek kelime bile umut hakkı ekleyememişler.

Komisyon raporu yazılmadan önce Meclis'in bahçesinde gazetecilere, 'Bütün partiler umut hakkı hususunda hemfikir olduk ve mutabakata vardık.' diyenler de bugün çıkıp benim raporla ilgili değerlendirmemi eleştirirken 'Umut hakkı diye bir şey yok ve dolayısıyla Müsavat Dervişoğlu olmayan bir şey üzerinden muhalefet yapıyor' diye ileri geri konuşuyor.- Buradan ben muhatabım olmayan insanlara cevap verme alışkanlığında değilim ama sesleniyorum ona.

Apaçilik yapmasın.

Buradan söylüyorum. 'Umut hakkı konusunda mutabakata vardık' diyen sensin.

Senin partinin genel başkanı Meclis'in kürsüsüne çıkıp 'Örgütünü feshetsin, sonra da umut hakkından sonuna kadar yararlansın' deyip bir yerlere hem sinyal gönderecek hem de işmarda bulunacak; ondan sonra da bu büyük milleti kandırabilmek adına bu gerçeğin üzerini saklamak suretiyle umut hakkının üstüne sünger çekip yasal düzenlemelerden ve bu düzenlemelere bağlı olarak da Abdullah Öcalan’a tanınacak özgürlüklerden kapı arkasında bahsedeceksin.- Sizin milliyetçiliğinize yazıklar olsun.

Raporu ben de okudum.

Somut bir şey yok, muğlak ifadeler var.

Bütün ihanetler zaten jelatinli cümlelerin arkasında saklanır.

Siz hiç zehrin teneke kutuda sunulduğuna şahit oldunuz mu?

Şimdi gizli ajandalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderecekleri kanun teklifleriyle yürürlüğe sokacaklar.

Başarılı olacaklarını zannediyorlar.

Bu milletin değerini ve cevheri aslîsini bilmiyorlar.

Kardeşlik, barış, hukuk, adalet, demokrasi gibi kelimelerin arkasına ihaneti gizleyen hainlerin bu milletin önünde nasıl yerle bir olacaklarını gerçeğini görmüyorlar.

Yedi buçuk ay çalıştılar."İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR"- Aynı şeyleri 2009 - 2014 tarihleri arasında yaşanan birinci açılım sürecinde de gördük.

Şimdi o dönemde yaşananlar için 2014 yılında bir yasa çıkarılarak o dönemden kaynaklı olan cezalandırma eylemini ortadan kaldırabilmek için bir yasal düzenleme yapmışlar.

O döneme dâhil olan yöneticileri hukuki bir zırha büründürmüşlerdi.

Bu raporda da aynısını yapmak istiyorlar.

Ama 2014 yılında o yasa çıktığında hiç kimse şu gerçeği görmedi: Evet, o işte sorumluluğu olan siyasiler ve bürokratlar yargılanmaktan kurtuldu ama yüzlerce evladımız, 792 kişi, Hendek olaylarında hayatlarını kaybetti.- Bundan önceki birinci dönemde bu açılım sürecine o dönem 'ihanet süreci' deniyordu; bugünkü gibi artık yakasında bu milletin evlatlarının kanı vardır.

Onların elinde bu milletin evlatlarının kanı vardır.

Şimdi bu yolda adım atarken yine bir hukuki kılıf ve zırh istiyorlar.

Aslına bakarsanız geçmişten biraz ders çıkarmışlar ve bir suç işleyeceklerini biliyorlar.

O suçun kendilerine bir cezayı müeyyide getirmemesi için de hukuki bir zırh arıyorlar.

Ben onlara buradan ses veriyorum: Ne yaparsanız yapın, hukuken sorumlu olmaktan kurtulamayacaksınız.

İhanetin zaman aşımı yoktur.

Bunun hesabını gün gelecek size mutlaka soracağız."SENARYOLAR TARAFIMIZDAN DEŞİFRE EDİLİNCE SON DERECE RAHATSIZ OLUYORLAR"- Özellikle ana muhalefet partisine söyledim: Katılmayın bu komisyona diye.

Ne yapacaklarsa kendi ajandalarıyla yapacaklar.

Ana muhalefet partisi de başka siyasi partiler de benim söylediklerimden çok fazla rahatsız olmazlar.

Çünkü bilirler, ben kitabın ortasından konuşurum ve samimiyetle konuşurum.

Onun için diyorum, onları uyardım: Katılmayın.

Bunların bu melun emellerini komisyon aşamasında meşrulaştırmayın.

Aslına bakarsanız bu komisyonu meşrulaştırmayın dedim.

Dinlemediler.- Şimdi ortaklaşa raporun altına cümbür cemaat imza atmışlar, bir de fotoğraf çektirmişler. 65 yaşını aştım.

Geride bıraktığım 65 yılın en büyük mükâfatı dava arkadaşlarımla birlikte öyle bir fotoğrafta yer almamaktır.

Buradan söylüyorum.

Artık… Kim söylediğimden neyi anlarsa onu anlasın.

Şimdi o melun projeler, o yasal düzenleme adı altında yaşama geçirmek istedikleri senaryolar tarafımızdan deşifre edilince son derece rahatsız oluyorlar.""EY NUMAN KURTULMUŞ, KİMİN KOLTUĞUNDA OTURDUĞUNUN FARKINDA MISIN?"TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a yönelik de eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, şunları söyledi:- "Bizim bir Meclis Başkanımız var, Allah selamet versin.

Duvara konuş daha iyi.

Uzunca bir zamandan beri diyor ki 'Kürdün onuru, Türk’ün gururu'.

Diline pelesenk etti bunu.

Burası Türkiye Cumhuriyeti devleti.

Kürt'ün de Türk’ün de Alevinin de Sünninin de gururunu ve onurunu korumak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bizatihi görevidir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti insanların onurunu ve gururunu etnik kökenine ve mezhebine göre mi koruyacak?

Bu nasıl bir Meclis Başkanlığı anlayışıdır?- Ey Numan Kurtulmuş, kimin koltuğunda oturduğunun farkında mısın?

O Meclisi kuran Mustafa Kemal Atatürk’tür; o koltuğun gerçek sahibi de Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Yazmışlar, çizmişler.

En sonunda da Anayasa'nın 66'ıncı maddesini raporda tartışılır yapamıyorlar ya, onu rapora işleyemiyorlar ya.

Öyle bir halt işlerlerse onun hesabını millete veremeyeceklerini biliyorlar ya, oraya yazmışlar: Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer etnik unsurlar.- Ya biz üniter, millî bir devletiz.

Türklük tanımı Anayasa'nın 66'ıncı maddesinde net olarak ifade edilmiş: 'Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür' denmiş.

Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz ifadesiyle 'Cumhuriyet'i kuran Türkiye halkına Türk milleti denilir' diye tarihe şerh edilmiş.

Sen kimleri, ne nedenle, hangi gerekçeyle bu Cumhuriyet'e ortak etmeye kalkışıyorsun?""YOLUN SONUNDA DEĞİL, BAŞINDAYIZ"İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:- "Hiçbir şeyin sonuna gelinmemiştir.

Daha yolun başındayız.

Açık ve net olarak söylüyorum.

Bizi gözlerinde küçültenlere de buradan sesleniyorum.

Onlara da diyorum ki işin aslının farkına vardınız.

İYİ Parti’nin nasıl geldiğini ve siyasi yolculuğunu gümbür gümbür nasıl sürdürdüğünü artık siz de görüyorsunuz.- Görüyorsunuz çünkü İYİ Parti’yle çok uğraşıyorsunuz.

FETÖ’cüsü, efendim siyasal İslamcısı, bölücüsü; herkes şu anda İYİ Parti’yi ve onun genel başkanıyla birlikte kadrolarını hedef tahtasına koymuştur.

Bakın, dediğim gibi yolun sonunda değil, başındayız.

Milletimize hizmet kararlılığını sonuna kadar sürdüreceğiz.

Sadece siyasi varlığımızı muhafaza edip siyasetin bir tarafına tutunmakla yetinmeyeceğiz.- İtiraf ediyorum, Türkiye’nin en liyakatli kadroları bizimle birliktedir.

Millet buna inandığında çıktığımız yolculuğun adı iktidar yolculuğudur.

Hep beraber.

Bazen bakıyorum, misafirlerin arasında farklı farklı işaretlerde bulunanlar var.

Bu işaret işine eskiden beri takığım.

Diliyle söyleyecek lafı olmayan, eliyle işaret ediyor memlekette epey zamandan beri.- Bir işaret arıyorsanız İYİ Parti’nin işareti idealizmin sembolü sağ yumruktur.

Hiçbir başka işarete ihtiyacımız yoktur.

Kılavuzumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Gölgesinde şereflendiğimiz bayrak Türk bayrağıdır.

Vatanımız, doyduğumuz ve geleceğimizi aradığımız Türkiye Cumhuriyeti devletinin üzerinde kurulduğu Türk vatanıdır.

Devletimiz 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’dir.

Ne el değdirtiriz ne de ona leke getirtiriz."

İlgili Sitenin Haberleri