Haber Detayı

Borcunu geç alanlar dikkat! Hüseyin Ölmez, munzam zarar hakkınızı nasıl alacağınızı anlattı
Ekonomi tgrthaber.com
21/02/2026 14:37 (3 saat önce)

Borcunu geç alanlar dikkat! Hüseyin Ölmez, munzam zarar hakkınızı nasıl alacağınızı anlattı

Bir alacağın ya da paranın zaman içinde değer kaybetmesiyle oluşan ek zarara munzam zarar deniyor. Yani, parayı zamanında alamadığınız için o paranın gerçek satın alma gücü düşerse ortaya çıkan zararı temsil ediyor. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş’a munzam zarar davaları hakkında bilgi vererek alacaklarınız hakkında yapabileceklerinizi anlattı.

Verdiğiniz bir borç ya da bir sözleşmeden doğan hakkınız zamanında ödenmediyse mahkeme borcun ve kanuni faizin ödenmesine karar verdiği halde kazandığınız tazminatla borcu verdiğiniz zamana göre mal veya hizmet satın alamıyorsanız bu aradaki farka, yani sizin “gerçek kaybınız”a munzam (aşkın) zarar deniliyor.

Peki sizin bu kaybınız için yapabilecekleriniz neler?

Zararınızı nasıl telafi edebilirsiniz?

TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş’a munzam zarar hakkında tüm merak edilenleri anlattı.

Munzam zarar kavramı nedir?

Bunu günlük hayattan bir örnekle anlatır mısınız?

Hüseyin Ölmez: Munzam zarar, (Aşkın zarar) para borçları için söz konusu olan, alacağın enflasyon yani Türk lirasının satın alma gücünün düşmesi karşısında oluşan ve temerrüt faizi ile karşılanamayan zarardır.

Özellikle gerek tüketiciler gerekse iş insanları arasında borç – alacak ilişkilerinde, çekişme mahkemeye taşındığında; verilen kararlar genellikle; Borçlar Kanunu’nun aşkın zararı düzenleyen 122.

Maddesinden hareketle, ”asıl alacak ve dava açma tarihinden başlamak üzere kanuni faiziyle birlikte ödenmesine” karar verilir.

Buradaki kanuni faiz; miktarı (oranı) sözleşme ile belirlenmemiş ise, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin kanunda yer alan ve 1.6.2024 tarihinden önce %9; 1.6.2024 tarihinden sonra %24 olarak uygulanan faizdir.

Anayasa Mahkememizin; 29 Eylül 2025 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 8.7.2025 tarih ve 2024/41763 Sayılı Kararında belirtildiği gibi, “… 3095 Sayılı Kanunda yer verilen faize ilişkin hükümlerin, teorik düzeyde dahi değer kaybının önlenmesine ilişkin başarı şansı sunma kapasitesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

İlamı ile, kanuni faizin vatandaşın zararını karşılamadığını saptamıştır.

Bu karardan önce, pek çok birbiriyle çelişen yüksek yargı kararları mevcuttur.

Anayasa Mahkememizin bu kararı, benzeri olaylarda yeknesaklığı sağlayacaktır.

Anayasa Mahkememiz bu kararında; aşkın zararın telafi edilememesinin toplumsal sonuçlarına da dikkat çekmiştir.

Olayı, mesleki deneyimimle tanık olduğum somut bir örnek üzerinden açıklayayım.

Bir banka, 8.7.2018 tarihinde müşterisinden faiz ve vergi alacağı olarak 44.300 TL fazla tahsilat yapmıştır.

Müşteri, bankadaki itirazlarından sonuç alamayınca yargıya başvurmuş ve 30.6.2024 tarihinde bankanın haksız faiz tahsil ettiği kararı kesinleşmiştir.

Bankanın haksız tahsil ettiği 44.300 TL için “kanuni faiz” uygulanarak ödenmesine hükmedilmiştir.

Banka, 15.8.2024 tarihinde 44.300 TL ana para ve 21.734,34 TL faiz olmak üzere toplam 66.037,34 TL ödemiştir; yani ödemeyi, 5 yıl 1 ay 7 gün sonra gerçekleştirmiştir.

Müşteri, borcunu ödemek için 8.7.2018 tarihinde dolar kurundan (44.300 TL / 4,61 TL = 9.610 USD) dolar satmıştır.

Tahsilat günü geldiğinde, elinde bulunan 66.037,34 TL ile 32,83 TL/USD kuru üzerinden yalnızca 2.011 USD satın alabilecektir.

Müşterinin, borcunu ödemek için sattığı doları karşılayabilmesi için 9.610 USD × 32,83 TL/USD = 315.496 TL tutarında bir para gerekmektedir.

Bu durumda müşterinin munzam (aşkın) zararı 249.458,96 TL’dir.

Müşteri bu zararı, aynı bankada yaptığı döviz satış belgesiyle tespit etmiştir.

Ancak yargı, yalnızca kanuni faizde ısrar etmiştir.

Munzam (aşkın) zarar, özellikle kamulaştırmasız el atma işlemlerinde daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Munzam zarar talebi tüketiciler için hangi durumlarda önem kazanır?

Hüseyin Ölmez: Tüketicilerin munzam zarara uğraması ile ilgili olarak, elektrik, su, doğal gaz gibi abonelik sözleşmelerinde, finansal tüketici olarak imzaladığımız genel bankacılık sözleşmeleri, kredi ve kredi kartı sözleşmeleri, bireysel sigortalar ve diğer sigorta sözleşmeleri, genellikle önceden hazırlanmış standart sözleşmeler olup, tüketiciye tartışma olanağı vermeden, imzalatılır.

Bu sözleşmede, hizmet veren veya kredi verenin alacağını zamanında alamadığı zaman, tüketicinin aylık ne kadar gecikme faizi ödeneceği yer alır, ama hizmet veya kredi verenin haksız tahsilatı durumunda parayı nasıl geri ödeyeceği, bu para için ne kadar faiz ödeyeceği yoktur.

Bu durum genellikle THH ve mahkemeler tarafından saptanır ve daha önce de belirttiğim gibi, borçlu statüsünde olan hizmet verenler ile finansal kuruluşlar, asıl borçları ile faizini ödememek için, yasal süreci olanakları ölçüsünde uzatırlar, Çünkü; borç ve faizi hizmet verenler için, hükme bağlanmadan önce aşkın kâr, hükme bağlandıktan sonra da düşük faizli kredi mahiyetinde olup, bu husus finansal kuruluşlar içinde, aşkın kâr ve kaynak, hükme bağlandıktan sonra da düşük faizli kaynak niteliğini alır.

Başka bir ifadeyle, tüketicinin munzam zararı, borçluların munzam kârı demektir.

Anayasa Mahkememizi de parasal varlıkları mülkiyet olarak nitelendirip bu durumu, mülkiyet hakkının ihlali olarak karara bağlamıştır.

Kendisinden haksız tahsilat yapılan tüketicinin, mülkiyet hakkı ihlali tahsilatın yapıldığı gün başlar, aynı gün paranın değer kaybetmesi ve enflasyon nedeniyle munzam zararının da ilk günüdür.

Genellikle haksız tahsilatların geri ödenmesi, yargı kararlarına bağlı olduğundan ve borçlu süreci uzatmak için her hukuki olanağı kullandığından, bu süreçteki paranın satın alma gücünü kaybetmesi nedeniyle önem kazanır.

DAVA ÖNCESİNDE BU 4 MADDEYİ KONTROL EDİN Yüksek enflasyon dönemlerinde AYM’nin değerlendirme kriterleri nedir?

Hüseyin Ölmez: Anayasa Mahkememiz, kararında; 1. “Aşkın (munzam) zararın varlığı için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdün varlığıdır.” Temerrüt hali daha önce de anlattığım üzere, yargı tarafından saptanacaktır. 2. “Aşkın (munzam) zararın varlığı için ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faizi ile karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir.” “ Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.” 3. “Aşkın (Munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır.” Bu husus da mahkemelerce saptanacaktır. 4. “Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir” şeklinde kriterlerini saptamıştır.

Tüketiciler munzam zarar talep ederken nelere dikkat etmeli?

Hüseyin Ölmez: Öncelikle tüketici, kendisinden haksız olarak tahsil edilen meblağ ile bu meblağdan kaynaklanan zararında, yukarıda belirttiğim 4 unsurun varlığını kontrol etmelidir.

Anayasa Mahkemesi, 8 Temmuz 2025 tarihli ve 2024/41763 sayılı kararında, alacakların enflasyon nedeniyle değer kaybetmesinden kaynaklanan zararın mevcut Türk hukuk sisteminde —özellikle Türk Borçlar Kanunu m. 122 kapsamında— etkili şekilde tazmin edilemediğini tespit etmiştir.

Bu durumun mülkiyet hakkı (Anayasa m. 35) ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını (Anayasa m. 40) ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Bu hususun düzenlenmesi için kararı Gazi Meclisimize göndermiştir.

Kanun koyucu, bu karar doğrultusunda yeni düzenleme yapacaktır.

Bu nedenle önerilerim, Gazi meclisin yapacağı düzenlemeye kadar geçecek süre içindir.

Düzenleme yapıldığında tekrar değerlendirme yapılması gerekmektedir. 4 kriterin varlığı saptandıktan sonra, munzam ( aşkın) zarara esas alınacak zarar kriteri saptanmalıdır.

Bu kriteri saptarken genellikle, altın ve dövizle karşılaştırma veya ilan edilen enflasyonla karşılaştırma olabilir.

Zararın oluşumun neden olaya bağlı olarak ta; daha önce verdiğim örnekte olduğu gibi, döviz kriter alınabilir, haksız parayı ödemede kredi kullanıldıysa; kredinin faiz gideri kriter olabilir.

Tüketicin dikkat edeceği husus haksız zarar tazmin talebi olmamalıdır.

Zaten bu husus mahkemelerden geçmez.

Tüketici hak talep ettiği dilekçesinde, kriteri de belirterek, “uğradığım aşkın (munzam) zararın; Anayasa Mahkememizin 29.Eylül 2025 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan,8.7.2025 tarih ve 2024/41763 Sayılı Kararı uyarınca tazmin edilmesini” talep etmelidir.

SÖZLEŞMEDE MUTLAKA BU MADDE OLMALI Burada, yasa koyuculara bir önerim ve talebim var; yasal düzenleme yapılırken, vatandaşa tartışılmadan imzalatılan sözleşmeler, “Sözleşmede yer alan temerrüt faizi her iki tarafın da borçları için geçerlidir” şeklinde bir hükmün yer almasını önermekteyim.

Bu hüküm yer aldığında; öncelikle sözleşmeyi imzalatanlar daha dikkatli davranacak, haksız tahsilatlardan kaçınacak, vatandaşın zararı engellenecek, en önemlisi de yargı makamlarına intikal eden dosya sayısı azalacaktır.

Bu tür davalar uzun sürüyor mu?

Hüseyin Ölmez: Mal ve hizmet verenlerin önemli kısmı olanakları ölçüsünde hukuki süreçleri uzatmaktadır.

Anayasa Mahkememizin kararı gereğince yapılacak yeni düzenlemede, Benim önerim de dikkate alınarak, süreci kısaltacak önlemler alınması hem vatandaşımız, hem yargı makamları, hatta munzam kâr edenleri de rahatlatacaktır.

İlgili Sitenin Haberleri