Haber Detayı

Sigortasız çalışmada dava kaç yılda açılmalıdır? - Sosyal Güvenlik Haberleri
haberturk.com
21/02/2026 10:34 (2 saat önce)

Sigortasız çalışmada dava kaç yılda açılmalıdır? - Sosyal Güvenlik Haberleri

Fiilen çalışmaya 8 Eylül 1999 tarihinden önce başladığı halde sigorta girişleri bu tarihten sonra yapılan kişiler emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanamadılar. Sigortasız çalıştırılmış olanlar yıllar sonra hizmet tespiti davası açarak sigorta başlangıç tarihlerini öne çekmeye çalışıyorlar. Peki sigortasız çalışanlar kaç yıl içinde dava açabilirler? Hak düşürücü süre ne zaman başlar, nasıl uygulanır? Ahmet Kıvanç, Habertürk okurlarının sorularını yanıtladı

SİGORTASIZ ÇALIŞMA DAVASI KAÇ YIL İÇİNDE AÇILABİLİR? 2 Ağustos 1999 tarihinde bir firmada işe başladım fakat sigortam 21 Eylül 1999 tarihinde yapıldı.

EYT’den yararlanamadım.

Şimdi hizmet tespit davası açmak istiyorum.

Siz daha önce bir yayında yanlış anlamadıysam “ilk işe giriş de aynı firmada olursa zaman aşımı olmaz” dediniz.

Acaba doğru mu anlamışım?

Muhasebe biriminde çalıştığım için, işe ilk başladığım dönemde işe giriş belgelerini ben dolduruyordum.

O dönem 4 aylık bordrolar vardı.

Onları da ben yazıp Beşiktaş SSK’ya kendim götürüyordum.

Acaba mahkemeye bunu da bildirsek işe yarar mı?

O tarihlerde birlikte çalıştığım 2-3 kişiyi şahit gösterebilirim. (Ömer D.) Ben 1998 ve 1999 yıllarında sigortasız çalıştım, aynı işyerinde 2000 tarihlerinde sigortalı çalışmaya başladım.

Sigortasız çalıştığım tarihlerde aynı işyerinde çalışan ve şahitlik edecek arkadaşlar var.

O tarihlerde bir arkadaşımız iş kazası geçirdi, ciddi bir kazaydı pres makinesine kolunu kaptırmıştı ve kendi de sigortasızdı.

Bu bilgilerle sigorta başlangıcımı öne alabilir miyim? (Fatma A.) SORULARINIZ İÇİN: akivanc@haberturk.com Sigortasız çalışma son yıllarda eskisine göre azalmakla birlikte hala büyük ölçüde devam ediyor.

Geçmişte sigortasız çalıştırılanlar sizin gibi mağduriyetlerini gidermek için çare arıyorlar.

Kanuna göre, sigortasız çalıştırılan veya primleri eksik yatırılan kişilerin, çalışmanın bitimini izleyen yıl başından itibaren beş yıl içinde hizmet tespit davası davası açması gerekiyor.

Beş yıl içinde dava açılmazsa dava açma hakkı düşüyor.

Yargıtay, hak düşürücü süre konusunda işçi lehine yorum ilkesi uyguluyor.

Yargıtay 21.

Hukuk Dairesi’nin (Esas No: 2018/334, Karar No: 2019/1181) 2019 yılında verdiği karar işçi lehine yorum ilkesini çok daha geniş uygularken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun verdiği son kararlarda içtihat değişikliğine gidildi. 21.

Hukuk Dairesinin söz konusu kararına konu dava, 17 Ocak – 5 Kasım 2002 tarihleri arasında sigortalı çalıştığı işyerinin 1 Ekim 1998 – 16 Ocak 2002 tarihleri arasında kendisini sigortasız çalıştırdığını iddia eden işçi tarafından 2014 yılında açıldı.

Bölge adliye mahkemesi, beş yıllık hak düşürücü sürenin 2007 yılında sona erdiği gerekçesiyle işçiyi haksız bulurken, Yargıtay 21.

Hukuk Dairesi, sigortasız çalıştığı işyerinde sonradan sigorta girişi yapılan işçi için hak düşürücü sürenin işlemeyeceği yönünde karar verdi.

Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (20 Ocak 2022 tarihli Esas No: 2019/(21) 10 -766, Karar No: 2022/31, 8 Mart 2024 tarihli Esas No: 2022/10-1250, Karar No: 2023/172, 24 Nisan 2024 tarihli Esas No: 2023/10-1064, Karar No: 2024/196) son yıllarda verdiği kararlarda hak düşürücü süre konusunda içtihat değişikliğine gidildi. 24 Nisan 2024 tarihli karar, sigortasız çalışma dolayısıyla emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanamayan yüz binlerce kişinin kafasındaki soruya cevap niteliği taşıdığı için Yargıtayın konuya yaklaşımını bu karar üzerinden anlatmak istiyorum.

Söz konusu karara konu dosyaya göre, işçi 1 Eylül 1999 tarihinde çalışmaya başladığı işyerinde kesintisiz çalıştığı halde sigorta girişinin 1 Kasım 200 tarihinde yapıldığını, 16 Ocak 2004 tarihine kadar çalıştığını belirterek 29 Kasım 2018 tarihinde hizmet tespiti davası açtı.

İşçi, sigorta başlangıcının 1 Eylül 1999 olarak tespit edilerek bu tarihten 31 Ekim 2000 tarihine kadar olan dönemin hizmet tespitini istedi.

İş mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi işçiyi haklı buldu ancak Yargıtay 10.

Hukuk Dairesi hak düşürücü sürenin 2007 yılında sona erdiği gerekçesiyle kararı bozdu.

İş mahkemesinin önceki kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna geldi.

Genel Kurul kararında özetle, işçi yararına yorum ilkesi gözetilerek hak düşürücü sürenin tamamen yok sayılmasının kanundaki açık düzenlemeye uygun olmayacağı belirtildi.

Kararda, işçinin sigorta girişinin işe başlama tarihinden sonra yapılması, başka bir ifadeyle işçinin kesintisiz çalıştığı işyerinde önce sigortasız çalıştırılıp sigortasının sonradan yapılması halinde beş yıllık hak düşürücü sürenin kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlatılması gerektiği belirtildi.

Buna göre, söz konusu dosyada işçinin davayı 2009 yılı sonuna kadar açmış olması gerektiği, bu sürede dava açılmamış olduğu için hak düşücü sürenin geçtiği ifade edildi.

Her iki okurumuz da başlangıçta sigortasız çalışıp sonradan sigortalarının yapıldığı işyerinde kesintisiz çalışma sürelerinin bitimini izleyen yıldan başlayarak 5 yıl içinde dava açmamışlarsa, artık dava açma haklarını kaybetmiş bulunuyorlar.

En son ayrıldıkları tarihten itibaren beş yıllık hak düşürücü süre dolmamışsa dava açabilirler.

Dava açtıklarında elbette aynı dönemde kendileri ile birlikte çalışan ve Sosyal Güvenlik Kurumuna sigorta bildirimi yapılmış kişileri tanık gösterebilirler.

İŞÇİ ÜCRETİNİN SGK’YA EKSİK BİLDİRİLDİĞİNİ NASIL KANITLAR? Çalıştığım işyerinden, ücretimin bir kısmının elden ödenmesi sebebiyle haklı fesih yaparak ayrıldım.

SGK bildirimi için de 10 iş gününün dolmasını bekliyorum.

Benden önce işten aynı gerekçe ile çıkmak isteyen arkadaşım dava açacağını belirtse de içeride parası kaldığı ve zor durumda olduğu için zorla imzalamak zorunda kaldı.

Gelir İdaresi Başkanlığına durumu bildirdim ve ardından da fesih yazımla işten ayrıldım.

Tüm deliller de yine bakanlıklarda.

Elden maaş ödedikleri zarflar, buna ilişkin iç yazışmalar, işçilere imzalatmaya çalıştıkları bordromsu kağıtların hepsini delil olarak ilettim.

İş muhtemelen yargıya gidecek.

Elimi güçlendirecek başka ne yapabilirim? (İsmi saklı) İşçinin ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilmesinin emeklilikte ne denli mağduriyetlere yol açtığını artık herkes görebiliyor.

Birçok kişinin düşük emekli aylığına mahkum olmasında, çalışırken sosyal güvenlik primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmemesinin çok büyük payı bulunuyor. Çünkü SGK emekli aylığını prime esas kazanç üzerinden bağlıyor.

Prime esas kazanç tutarı düşük ise aylık bağlama oranı yüksek olsa da fayda etmiyor. Ücreti SGK’ya eksik bildirilen kişiler, bunu yazılı olarak gerekçe gösterip iş sözleşmesini feshettiklerinde kıdem tazminatı alıp ayrılabilirler.

Açtıkları davada gerçek ücretleri tespit edildiğinde ise kıdem tazminatı bu kez gerçek ücret üzerinden hesaplanarak işverenden alınır.

Haklı fesih yapmakla çok doğru hareket etmişsiniz.

Saydığınız kanıtlar, mahkemede haklılığınızı kanıtlayacak nitelikte görünüyor.

Bunlara ilaveten olsa olsa işverenle davalık olmamış diğer çalışanları tanık gösterebilirsiniz.

Bu tür durumla karşılaşan çalışanların elden ödemeye ilişkin her türlü makbuz, zarf vs şeklindeki belgeler ile yazışmaları ileride mahkemeye sunmak üzere çok iyi bir şekilde saklaması gerekir.

YÜZDE 55 ENGELLİ KİŞİNİN GSS PRİMİNİ DEVLET KARŞILAR MI?

Otuz yaşında %55 zihinsel engelli bir yeğenim var.

Babası Emekli Sandığına tabi memur olarak çalışmaktadır.

Yeğenimin velayeti babasının üzerinde.

Geçen yıl yeğenim için gelir testi yaptırıldı.

Babasının geliri esas alındığından reddedildi.

Hiçbir yerde çalışamayan böyle bir engelli kişinin GSS priminin devlet tarafından ödenmemesi bana olağan dışı geliyor.

Bu konuda yapılabilecek bir şey var mıdır? (Ali C.) Çocuklar anne ve babaları üzerinden genel sağlık sigortasından 18 yaşına kadar yararlanabiliyorlar.

Yaş sınırı ortaöğrenime devam edenlerde 20, yükseköğrenime devam edenlerde 25 olarak uygulanıyor.

Yaşı dolduran çocuklar herhangi bir işte çalışmıyorlarsa genel sağlık sigortası tescili re’sen yapılıyor. 2026 yılı için aylık 1.981,80 TL GSS primini kendileri ödemek zorunda kalıyorlar. Ödeme gücü olmayanların primi her ne kadar devlet tarafından karşılanıyorsa da yapılan gelir testinde hane içindeki kişi başına gelire bakılıyor.

Maalesef engelli çocuklar için de aynı kural uygulanıyor.

Herhangi bir işte çalışamayan engelli çocukların ailesinin gelir durumuna bakılmaksızın GSS priminin devlet tarafından karşılanması, bir sosyal devlet olmanın gereğidir.

İlgili Sitenin Haberleri