Haber Detayı

AB’nin Atlantik’ten bağımsızlık adımları hızlanıyor
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
21/02/2026 00:01 (1 saat önce)

AB’nin Atlantik’ten bağımsızlık adımları hızlanıyor

Münih Güvenlik Konferansı, Avrupa’nın ABD ile ilişkisini yeniden değerlendirmek ve düzenlemek için bir fırsat sağladı. Atlantik’ten bağımsızlık adımları bir kez daha açığa çıktı. Almanya bu konuda merkezi bir rol oynuyor. ABD ile AB arasındaki kopuş Avrasya’nın hayat bulmasını hızlandıracaktır.

Münih Güvenlik Konferansı (MGK), Atlantik hakimiyetindeki Batı sisteminin çöktüğünü kendi ağızlarından ilan etti.

ABD ve Avrupa arasında derin bir çukur oluştu.

ABD’den bağımsızlıkta kararlı olan Avrupa’nın önde gelenleri, Avrasya yönüne adım atıyorlar.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de büyük bir heyetle Çin’e gideceğini ilan etti.

MARCO RUBİO’NUN ‘TATLI DİLİ’ Merz, Transatlantik’te açılan derin çukura karşılık Kanada, Hindistan, Brezilya ve Arap Yarımadası ülkeleri gibi ülkelerle güçlü bir küresel ortaklık ağı kurmak istediğini söyledi.

Bunun ABD’ye bağımlılığı azaltmak için gerekli olduğunu belirtti.

Marco Rubio’nun AB’ye yönelik daha önceki ‘çöken medeniyet’ gibi eleştirileri yerine tatlı dil kullanması dikkat çekti.

Rubio, “Amerika’nın en önde gelen sorunu, AB’nin geleceğiyle ilgilenmektir.” iddiasında bulundu. “Bu nedenle Avrupalılar konuyu uzatmadan ABD ile ortak yönetime katılmalıdır.” dedi.

Üslup farklı ama gerçekte hiçbir şey değişmedi.

Çünkü ancak Avrupalılar değerlerini ABD Hükümeti’nin değerleriyle uyumlu hale getirirse, ABD Avrupalılarla işbirliği yapmaktan memnuniyet duyar.

Rubio’nun vurguladığı şu sözler bunu açıkça ortaya koyuyor: “Müttefiklerimizin suçluluk ve utanç duygusuyla zincirlenmesini istemiyoruz.

Kültürleri ve miraslarıyla gurur duyan, aynı büyük ve asil medeniyetin mirasçıları olduğumuzu anlayan müttefikler istiyoruz.” Rubio’nun çarpıtmalarına rağmen Trump Yönetimi’ndeki ABD’nin liderlik iddiası, Amerika dahil her yerde sorgulanıyor.

Merz’e göre Atlantik hakimiyetine boyun eğmek yerine yeni birliktelikler kurmak gerekiyor ancak bu birlikteliklerde hegemonyacılık olmamalı.

MERZ NATO’DA LİDERLİK ROLÜ TALEP ETTİ Merz, Avrupa’da NATO liderliği rolünü talep etti ve Alman halkından ‘fedakârlık yapmasını’ istedi.

Alman dış politika toplulukları, özetle şu görüşleri açıkladılar: “Alman Hükümeti, Trump Yönetimi’yle mesafesini artırıyor.

Üçüncü ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi yoluyla ABD’den daha bağımsız olmayı hedefliyor.

Bu talep Alman hükümet üyeleri tarafından Münih Güvenlik Konferansı’nda da vurgulandı.

Şansölye Friedrich Merz, Avrupa ile ABD arasında derin bir ‘uçurum’ olduğunu belirtti ve şimdi ‘güçlü bir küresel ortaklık ağı’ kuracağını açıkladı.

Merz, NATO’da Avrupa’nın, Avrupa’da Almanya’nın liderliğini talep etti, Alman halkından Avrupa’da fedakârlık yapmasını istedi.” ABA ALTINDAN SOPA ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa’da göç yoluyla ‘medeniyetin yok oluşu’ ile karşı karşıya olunduğuna dair uyarısını yeniden dile getirdi.

Rubio, ABD olmadan Avrupa’nın ayakta kalamayacağını iddia etti, AB’nin kendilerine tabi olmasını istedi.

MGK Sekreterliği’nin verdiği bilgiye göre Rubio, görüşmelerde, ABD’nin Venezuela ve İran’a yönelik saldırılarını övdü, ‘sözde küresel düzeni’ kendi halklarının ve devletlerinin çıkarlarının önüne koymayacaklarını vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump da ocak ayında uluslararası hukuka bağlı hissetmediğini belirtmişti.

Rubio sonunda alışılmış MAGA üslubuyla Washington’un ‘insanlık tarihinin en büyük medeniyetini’ yenilemek istediğini ve bu yüzden göçü reddettiğini, ‘medeniyeti yok edici güçleri caydırmak’ istediklerini söyledi. ‘DERİN BİR ÇUKUR OLUŞTU’ Merz ise Konferans’ın açılışında Trump’ın temel pozisyonlarına açıkça karşı çıktığını belirtti. “Avrupa ile ABD arasında bir uçurum, derin bir çukur oluştuğunu” söyledi.

Gümrük vergilerine inanılmadığını, Paris İklim Anlaşması’na ve Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı kalınmaya devam edildiğini vurguladı.

Özellikle “MAGA hareketinin kültür mücadelesi bizim mücadelemiz değil.” dedi.

Ayrıca Merz, Berlin’in Kanada, Hindistan, Brezilya ve Arap Yarımadası ülkeleri gibi ülkelerle ‘güçlü bir küresel ortaklık ağı’ kurmak istediğini duyurmuştu.

Amaç, ABD’ye olan bağımlılığı azaltmak.

Münih Güvenlik Konferansı’ndan önce Merz, kısa süre içinde, 2006’da Şansölye Angela Merkel’in ilk Çin ziyareti sırasında olduğundan daha büyük bir ekonomik heyetle Çin’e gideceğini de duyurmuştu.

Kalabalık heyet vurgusu Çin ile çok yönlü ve etraflı ilişkiler kurulacağı anlamına geliyor.

Bu, ABD taleplerine doğrudan aykırı düşmektedir.

Şansölye, görünüşe göre Trump Yönetimi’nin ödün vermek zorunda kalacağını varsayıyor.

Hatta ABD için, “yalnız hareket ettiklerinde kendi güçlerinin sınırlarına çarptıklarını” belirtti. ‘Kendi bağımsızlığını güçlendirmek için Trump Yönetimi’nden uzak durmak.

Farklı ülkelerle daha yakın işbirliği aramak.

Transatlantik işbirliğini değişik bir biçimde sürdürmek.’ Merz’in bu üç adımlı stratejisi, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’a Münih’te yapılan görkemli karşılamaya denk geliyor.

Newsom, ABD Başkanı Trump’ın en önde gelen muhaliflerinden biri.

Newsom, Konferansı sırasında Merz ile buluştu ve Münih’te Federal Çevre Bakanı Carsten Schneider ile de bir araya gelerek yeşil teknolojiler, emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum konusunda daha derin bir işbirliği’ yapılmasını kararlaştırdı.

ABD’NİN LİDERLİĞİ SORGULANIYOR Merz, Münih’te, mevcut ‘uluslararası düzenin’ eskisi gibi olmadığını belirtti.

ABD’nin liderlik iddiası sorgulanıyor, belki de çoktan kaybedilmiş durumda.

Avrupa’yı güçlendirmekten söz ediliyor.

Almanya’nın AB’de öngörülen egemenliğine ilişkin olarak Merz, ‘ortak liderlik’ sözü verdi.

Merz daha önce de Berlin için en öncelikli konunun, ‘NATO içinde Avrupa’yı güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Merz, NATO’nun yerine geçecek bir şey hedeflemediklerini vurguladı.

Bununla birlikte hükümet danışmanları, ittifakın ‘Avrupalılaşmasını’ savunuyorlar ki ‘B Planı’ ile uyumlu olsun.

Ya ittifak Avrupa tarafından devralınmalı ya da ittifak dışında bir Avrupa savunması kurulmalı.

AVRUPA’NIN SAVUNMA PAKTI Konferans’ın Başkanı Wolfgang Ischinger de Avrupa’nın askerileştirilmesinde ilerlemek gerektiğini vurguladı.

Konferans, ‘Avrupa Savunma Paktı’nın oluşturulmasına ilişkin somut kararlar alınması için bir fırsat’ olarak değerlendirildi.

Bu ve NATO’nun ‘Avrupalılaşması’, bu yıl Münih’te düzenlenen ve rekor sayıda Avrupa hükümet temsilcisinin katıldığı toplantının ana konularıydı.

Konferansı’n yayını olan Münih Güvenlik Raporu’nda, Trump Yönetimi’nin tüm taleplerine uyum sağlamaya odaklanılan dönemin sona erdiği, şimdi Avrupa’yı ekonomik, siyasi ve askeri olarak ABD’den mümkün olduğunca bağımsız hale getirmek için yoğun bir çaba gösterildiği belirtildi.

Merz acil olarak AB’nin nükleer bir şemsiyeye kavuşmasını da zorluyor.

Foreign Affeirs’e açıkladığına göre bu konuda Fransa ile görüşüyorlar.

Fransa’nın bu konuda İngiltere ile bağlantıları olduğu biliniyor.

Güvenlik uzmanı Claudia Major’ın dediği gibi, Almanya geri çekilemez, liderlik etmelidir.

Merz, kabul ettiği bu liderlik rolünü, Avrupalı ortaklarına net bir güvenceyle sunuyor.

Münih Güvenlik Konferansı’ndan sonra Almanya ve Avrupa üzerindeki baskı azalmadı.

Görevler hafiflemedi.

Değişimle uğraşırken daha önce alışılmışın aksine, birçok şeyin eş zamanlı ve çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor.

Avrupa ülkelerinde görülen Atlantik’ten uzaklaşarak doğuya yönelme eğilimi, ABD’nin gerilemesine ve sistem olarak çökmesine bağlı olarak gelişecek.

Milliyetçi partilerin hızla yükselmesi, Avrupa’nın Avrasya’ya yakınlaşmasını da hızlandırıyor.

İlgili Sitenin Haberleri