Haber Detayı

Nafaka ceza değil!
Kadın aydinlik.com.tr
21/02/2026 00:00 (1 saat önce)

Nafaka ceza değil!

11. Yargı Paketi’nden çıkarılan nafaka düzenlemesi yeniden gündemde. ‘Süresiz nafaka var mı? Kaldırılsın mı kaldırılmasın mı?’ tartışılıyor. Av. Zühre Genişel, nafakanın ihtiyaçtan doğduğunu belirtti, nafakanın süresiz değil belirsiz süreli olduğunu söyledi.

Süresiz nafaka düzenlemesi tartışılıyor. 12.

Yargı Paketi’ne girip girmeyeceği merak edilen düzenlemede boşanan kadının, boşanan erkekten ömrü boyunca düzenli şekilde talep edebildiği nafakanın süreyle çerçevelendirilmesi var.

Meclis’te evlilik süresinin esas alınacağı sistem üzerinde duruluyor.

Buna göre 3 yıl evli kalanlara 5 yıl, 5 yıl evli kalanlara 7 yıl, 10 yıl evli kalanlara ise 12 ila 15 yıl nafaka verilmesi formülü konuşuluyor.

Konuyu kadın ve hukuk alanında çalışmaları bulunan Av.

Zühre Genişel’le konuştuk.

NAFAKA İHTİYAÇTAN DOĞDU - Nafaka neden kanunlarımızda var?

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nafaka, geniş kesimleri etkileyen önemli ve yakıcı bir ihtiyaçtan doğmakta.

Toplumsal yapımız, aile ilişkilerimiz, boşanma süreci ve sonrasında kadın ile erkeğin kişisel ve toplumsal yükümlülükleri, nafakanın ortaya çıkmasındaki temel nedenlerden.

Özellikle kadının, boşanma sonrasında gerek ailevi görevleri (örneğin müşterek çocuğun bakımı) gerekse toplumsal bakıştaki yanlışlıklar nedeni ile çalışamadığı, çalıştırılmadığı veya erkeğe göre çalışma konusunda dezavantajlı olduğu açıktır.

Bu durum, özellikle kadının, çoğu zaman erkeğin aksine boşanma ile birlikte ek ekonomik sorunlar yaşamasına, hayatını devam ettirmede zorlanmasına neden oluyor.

Kadının, yaşadığı bu ekonomik sıkıntılara yanıt vermek için nafaka düzenlemesi var.

Nafaka, gerçekten bir ihtiyaçtan doğmaktadır.

NAFAKA SÜRESİZ DEĞİL - Nafaka kararı hangi durumlarda veriliyor?

Gerçekten süresiz mi?

Kamuoyunda çokça tartışılan nafaka türü, boşanma sırasında ve sonrasında kadına bağlanan tedbir ve yoksulluk nafakasıdır.

Bu tartışmalarda, her durumda kadına nafaka bağlandığı yönünde bir bilgi kirliliği var maalesef.

Öncelikle, nafakaya hükmedilebilmesi için yoksulluk nafakası talep eden tarafın, nafaka borçlusu olacak taraftan daha az kusurlu olması gerekiyor.

Yani nafaka borçlusunun, daha fazla kusurlu olması gerekiyor.

Ayrıca, nafaka alacaklısının, boşanma ile yoksulluğa düşecek olması gerekir.

Kısacası, evlilik sürecindeki kusur oranı, belirleyicidir.

Nafakaya yöneltilen eleştirilerde, bu durumun dikkatlerden kaçırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir.

Bir başka bilgi kirliliği ise nafakanın kanunda süresiz, yani hep devam edecek biçimde tanımlandığı yönündeki yanlış bilgidir.

Nafaka süresiz değildir, belirsiz sürelidir.

Bunun anlamı, nafaka borçlusu ve alacaklısının, ileride değişen durumuna göre nafakanın miktarı, devam edip etmeyeceği belirsizdir, değişen duruma göre yeniden değişebilecek, belirlenebilecektir.

YENİ DÜZENLEME - Yeni düzenlemede neler var?

Basında ve kamuoyunda tartışılan haliyle, yapılması düşünülen değişiklikler ile nafakanın evlilik süresine göre kademeli biçimde süreli hale getirilmesi, yani “2 yıl süren evlilikte 5 yıl, 5 yıl süren evlilikte ise 7 yıl” süreyle nafaka ödenmesi gibi alternatiflerin, taslak çalışmalarda olduğu ifade ediliyor.

Böylece boşanma sonrası nafaka süresinin belirsiz ve süresiz olmaktan çıkarılarak, ölçülü ve öngörülebilir hale geleceği belirtiliyor.

Aslında bu gerekçe dahi kadının yaşadığı sorunların üzerinden atlandığını gösteriyor.

Süre ile sınırlanan nafaka, kadın için nasıl ölçülü ve öngörülebilir olacak?

Mevcut ekonomik ve toplumsal şartlar içinde yani şartlar köklü bir biçimde değişmeden, kadın tek başına hangi tedbiri alacak?

Aynı yokluk ve yoksunluk devam ettiği halde kadın, verilen süreler sonunda nasıl yoksulluktan çıkacak?

Bu öneriler, nafaka ödeme zorunluluğunu ceza olarak görmekten, sorumluluktan kaçmaktan kaynaklanıyor.

Nafakanın ceza olarak görülmemesi gerekir.

Zira yoksulluk, bir kadının taşımak isteyeceği bir marifet değildir.

Bu nedenle, nafaka ödemek de ceza değildir.

Nafaka miktarlarının da eleştirilecek bir yönü bulunmamaktadır.

Mahkemelerce belirlenen nafaka miktarları, yoksulluğu önleyecek, kadını nafakaya özendirecek miktarlarda değildir.

Kadının çalışabilmesi, kendi geçimini sağlayabilmesi halinde kazancı daha fazla olacaktır.

Daha da önemlisi kadın, çalışmanın, üretmenin özgüveni, mutluluğu, erdemleri ile toplumsal yaşama daha yüksek düzeyde katılacak, gelişmenin bir parçası olacaktır.

Ayrıca kadının, boşandığı eş ile bir biçimde devam etmek zorunda kalan maddi bağı da devam etmeyecektir.

Yani, kadın bakımından da olumlu bir durum oluşacaktır.

Dolaysısıyla nafaka alma isteği ile çalışmaktan kaçınmak gibi bir genel eğilim de yoktur.

KADIN EKONOMİK HAYATA KATILMALI - Bu koşullarda süreli nafaka yanlış mı?

Sistem, kadını henüz ekonomik olarak erkek ile eşit, bağımsız yapmamıştır.

Nafaka talebi, kadının ekonomik olarak bağımsız olmamasından, muhtaçlık durumundan kurtulamamasından kaynaklanmaktadır.

Devletin, sosyal devlet anlayışı içinde, kadını çocuk yaştan itibaren akıl ve bilim ışığında eğitmesi, yetiştirmesi, istihdamını özel ve planlı olarak sağlaması ve kadın ile erkeği eşit hale getirmesi gerekmektedir.

Çözmemiz gereken konu nafakaya ihtiyaç duyulmayacak bir ekonomik ve sosyal yapının oluşturulmasıdır.

Bu yapıyı oturtmadan nafakada kadın aleyhine düzenlemeler yapmak sadece kadının değil, toplamda bütün toplumun zararına olacaktır.

Mevcut sosyal ve ekonomik koşulları değiştirmeden nafaka hükmünü değiştirmek telafisi mümkün olmayan zararlara yok açacaktır.

Zannedilenin aksine kadını toplumun daha da dışına itecektir.

Doğru çözüm, nafakayı belirli bir süre ile sınırlamak değil, “Kadının sosyal ve ekonomik hayata katılımının önündeki engelleri kaldırmak” şeklindeki devlet yükümlülüklerinin yerine getirilmesidir.

İlgili Sitenin Haberleri