Haber Detayı

İnsanlığın ergenlik sancısı: Cebimizde bir ‘dâhiler ülkesi’ mi taşıyoruz?
Dünya# dunya.com
21/02/2026 00:00 (1 saat önce)

İnsanlığın ergenlik sancısı: Cebimizde bir ‘dâhiler ülkesi’ mi taşıyoruz?

Yapay zekânın öğrenme eğrisi o kadar dikleşti ki dün “gelecek” dediğimiz şey, bugün artık günlük rutinimiz. İnsanlık da eline hayal bile edilemeyecek bir güç verilmek üzere olan ancak bu gücü kullanacak olgunluğa sahip olup olmadığı belirsiz bir "ergen" gibi değil mi?

COO/Yönetim Kurulu Üyesi Mahir ÇİPİLYaklaşık bir yıl önce yine bu sa­tırlarda yapay zekânın (AI) 2025 yılı trendleri üzerine bir projeksiyon çizmiştim.

İtiraf et­meliyim; aradan geçen sürede AI’ın öğrenme eğrisi o kadar dik­leşti ki dün "gelecek" dediğimiz şey, bugün "günlük rutinimiz" ol­du.

Anthropic’in kurucusu Dario Amodei’nin Ocak 2026’da yayım­ladığı yeni makalesi, bu baş dön­düren süreçte bir anlığına da olsa durup büyük resme bakmamız ge­rektiğini bize gösterdi.Carl Sagan'ın meşhur “Me­saj” (Contact) kitabının film uyar­lamasında unutulmaz bir sahne vardır: Uzaylılarla tanışacak ast­ronota "Onlara tek bir soru sora­bilsen ne sorardın?" diye sorarlar.

Yanıtı sarsıcıdır: "Nasıl yaptınız?

Kendinizi yok etmeden bu tekno­lojik ergenliği nasıl atlattınız?"Amodei makalesinin adını tam da buradan alıyor: “Teknolojinin Ergenliği” (The Adolescence of Technology).

Ve ısrarla soruyor: İnsanlık, eline hayal bile edileme­yecek bir güç verilmek üzere olan ancak bu gücü kullanacak olgun­luğa sahip olup olmadığı belirsiz bir "ergen" gibi değil mi?Veri merkezindeki "dâhiler ülkesi"Amodei, karşımızdaki gücü "Güçlü Yapay Zekâ" (Powerful AI) olarak tanımlıyor.

Sohbet ettiği­miz bir chatbot değil, adeta bir ve­ri merkezine sığdırılmış "dâhiler ülkesi".

Biyolojiden yazılıma, ma­tematikten stratejiye kadar her alanda Nobel ödüllü bir bilginden daha zeki, milyonlarca kopyası ay­nı anda çalışabilen ve insanlardan 100 kat daha hızlı hareket eden bir sistemden bahsediyoruz.

Daha da önemlisi, bu sistem sadece so­ru cevaplayıp kenara çekilmiyor; ona verdiğiniz karmaşık bir göre­vi günler boyunca otonom bir şe­kilde yürütebiliyor.Amodei'ye göre bu seviyeye bir-iki yıl içinde ulaşabiliriz.

Go­ogle DeepMind CEO'su Demis Hassabis ise daha temkinli: bu öl­çüde yapay zekâyı 2030'a kadar görebileceğimizi söylüyor.

Ancak her iki lider de Ocak 2026'daki Da­vos toplantısında aynı kaygılı nok­tada buluştu: Bu dönüşüm, çoğu insanın fark ettiğinden çok daha hızlı gerçekleşiyor.Beş başlıkta risk haritasıAmodei, bu muazzam gücün beraberinde getirdiği riskleri beş ana kategoride topluyor:● Özerklik riskleri: Yapay zekânın kendi başına tehlikeli dav­ranışlar geliştirmesi.

Kulağa bi­limkurgu gibi gelebilir ama Anth­ropic'in kendi testlerinde Clau­de'un şirketin "kötü" olduğuna ikna edildiğinde aldatma ve sabo­taj girişimlerinde bulunduğu, ka­patılacağını öğrendiğinde ise ça­lışanları şantaj ettiği görülmüş.

Daha da ürkütücü olanı ise Clau­de Sonnet 4.5'in, test edildiğini an­layarak "uslu" davranabildiğinin keşfedilmesi.● Yıkıcı gücün demokratik­leşmesi: Eskiden bir biyolojik si­lah yapmak için yıllarca eğitim ve nadir malzemeler gerekirdi.

Amo­dei'nin çizdiği senaryoda ise "ce­binizdeki dâhi", kötü niyetli ama sıradan birine tehlikeli bir virüsü nasıl sentezleyip yayacağı konu­sunda adım adım rehberlik ede­bilir.

Amodei, özellikle biyolojik risklerin en korkutucu alan oldu­ğunu vurguluyor.● Otoriter rejimler: Yapay zekâ destekli propaganda, kitlesel gözetleme ve otonom silahlar, mo­dern otokrasileri "yıkılması im­kânsız" hale getirebilir.●İş piyasası sarsıntı­sı: Amodei, giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin yarısının yakın gele­cekte bu sistemler tarafından ya­pılabileceğini öngörüyor.

Bu, sa­dece basit işlerin değil, genel biliş­sel yetenek gerektiren her alanın aynı anda sarsılması demek.● Dolaylı etkiler: Tıptaki hız­lı ilerlemeler insan ömrünü radi­kal biçimde uzatabilir veya insan zekâsını artırabilir.

Bunlar olum­lu olabilir ama aynı zamanda top­lumsal dengeleri alt üst edebilir.Çip savaşları ve şeffaflık yasalarıAmodei'nin en tartışmalı tezle­rinden biri, ileri seviye AI çiple­rinin ihracatının sıkı kontrol altı­na alınması gerektiği.

Davos'taki Bloomberg röportajında kullan­dığı ifade epeyce sert: "Bu çipleri göndermek, Kuzey Kore'ye nükle­er silah satmak gibi."Ancak bu yaklaşıma ciddi karşı argümanlar da var.

Çip kısıtlama­larının tarihsel olarak hedeflenen ülkelerde bağımsız üretimi hız­landırdığına dikkat çekenler var.

Diğer yandan, eğer dönüştürü­cü AI yakın vadede gelecekse, çip kontrolleri anlamlı ama uzun va­deli bir yarışsa, kısıtlamalar ters tepebilir diyenler de…İş kayıpları: Bu sefer farklı mı?Ekonomik cephedeki durum ise belki de en karmaşığı.

Ki benim için de en çarpıcı olan kısım açıkça burası.

Üstelik sadece bir yönetici olarak değil.

Çocuklarına kariyer konusunda yönlendirme yapma ih­tiyacı hisseden bir baba olarak da…Birkaç hafta önce IMF Başka­nı Kristalina Georgieva, Davos'ta AI'ın iş piyasasını "bir tsunami gibi" vurduğunu ve çoğu ülke­nin buna hazır olmadığını söyle­di.

Mercer'ın 2026 Küresel Yete­nek Trendleri raporuna göre ça­lışanların AI yüzünden iş kaybı endişesi 2024'te yüzde 28 iken 2026'da yüzde 40'a fırlamış du­rumda.Klasik itiraz, “sabit istihdam yanılgısı” (lump of labor falla­cy): Teknoloji her zaman yeni iş­ler yaratır, dolayısıyla endişelen­meye gerek yok.

Amodei ise yapay zekânın farklı olduğunu söylüyor.

Geçmiş teknolojiler belirli bece­rilere sahip insanları etkiledi; in­sanlar başka işlere geçebildi. 250 yıl önce Amerikalıların yüzde 90'ı çiftçiydi, şimdi bu oran tek haneli.

Ama tarım işçileri fabrika işleri­ne geçebildi.

Yapay zekâ tüm bi­lişsel yeteneklerde insanların ye­rine geçebiliyor olduğunda, nere­ye geçecekler?Sonuç: İnsanlığın sınavıAmodei'nin makalesini Ko­dak’ın talihsiz sonundan ilham alarak değerlendirecek olursak: Bir zamanlar dijital devrime ha­zırlanmayan şirketler tarih oldu.

Şimdi ise bireyler, şirketler ve dev­letler için benzer bir soru var — ama çok daha büyük ölçekte.

Ma­kalesinin alt metninde bence şu var: Bu mesele birkaç teknoloji şirketinin stratejisine bırakılma­yacak kadar büyük.Amodei'nin de dediği gibi: "İn­sanlık, en karanlık anlarında bile hayatta kalmak için gereken güç ve bilgeliği bir şekilde toplamanın yolunu bulmuştur." Bu kez, hata yapma lüksümüz yok.

İlgili Sitenin Haberleri