Haber Detayı
CHP'li Gökçen: "Bugün 22 Kişiye 'Erdoğan'a Diktatör Dedin Mi, Demedin Mi' Soruları Soruldu. Bu Yargılama T...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 4'ü tutuklu üniversite öğrencisi olmak üzere 22 kişinin “Erdoğan’a diktatör dedin mi, demedin mi” soruları üzerinden yargılandığını belirterek “'Eğer Erdoğan diktatör olsaydı ona diktatör diyebilir miydiniz' soruları sorulurdu AK Parti destekçileri tarafından muhalif yurttaşlara. Bugün 22 kişiye 'Erdoğan'a diktatör dedin mi, demedin mi' soruları soruldu. Bu yargılama tamamen bunun üzerine" dedi.
(İZMİR) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, 4'ü tutuklu üniversite öğrencisi olmak üzere 22 kişinin "Erdoğan'a diktatör dedin mi, demedin mi" soruları üzerinden yargılandığını belirterek "'Eğer Erdoğan diktatör olsaydı ona diktatör diyebilir miydiniz' soruları sorulurdu AK Parti destekçileri tarafından muhalif yurttaşlara.
Bugün 22 kişiye 'Erdoğan'a diktatör dedin mi, demedin mi' soruları soruldu.
Bu yargılama tamamen bunun üzerine" dedi.İzmir Barosu'nun 2021–2022 ve 2022–2024 dönemlerinde görev yapan başkan ve yönetim kurulu üyelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarını uyguladıkları gerekçesiyle yargılandıkları davada beraat kararı verildi.
Öte yandan Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla aralarında 4'ü tutuklu üniversite öğrencisi olmak üzere 22 kişinin yargılandığı dava da İzmir Adliyesi'nde görüldü.
Duruşmalar sürerken CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ve CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın adliye önünde basın açıklaması yaptı.CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:"Bugün İzmir'de adliyede iki ayrı dava takip ediyoruz, ettik.
Birincisi İzmir Barosu'nun önceki yönetiminin davası.
Önce zaten sevgili Murat Aydın ve Yüksel Taşkın açıkladılar bu iki davayla ilgili bilgileri.
Birincisi İzmir Barosu'nun önceki yönetiminin davası.
Aslında Baro Başkanı'na ve yönetimine şu soru soruluyor: Neden Anayasa Mahkemesi kararlarını uyguladın?
Bu kadar açık, bu kadar net.
Bunu tekrar hatırlatmak isteriz ki Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak suç değil.
Tam tersine, Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamamak suçtur.
Bunu her defasında hatırlatmaya devam edeceğiz.
Bugün nasıl rahipliği savundu diye insanlar yargı tehdidiyle karşılaşıyorlarsa, hem de bakanların ağzında; bir taraftan da baro yöneticileri Anayasa Mahkemesi kararlarını neden uyguladın diye yargılandılar."Ve bugün aldığımız beraat kararı her ne kadar sevindirici olsa da böyle bir sürecin yaşanmış olması bile başlı başına hukuk adına, adalet adına, anayasal bir düzen adına utançtır.
Hepimiz bundan utanç duyuyoruz. ve bu davanın beraatle sonlanmış olmasından dolayı elbette memnunuz.
Ancak duruşmaya dair bir hususun altını çizmek istiyorum.
Bu duruşma gerçekleşirken avukat arkadaşlarımız, baro yöneticileri itiraz ettiler ve sonra bu hatadan geri adım atıldı.
Ancak polis gözetimi altında, silahlı polis gözetimi altında duruşma görülemez.
Böyle bir yargı düzeni olamaz.
İzmir Barosu davasında hakim kararıyla, hakimin talimatıyla duruşmadan çıkarıldılar.
Ancak öğrencilerin yargılandığı diğer duruşma, maalesef silahlı kolluk kuvvetlerinin varlığı devam ederken sürüyor.
Hakim, polisin dışarı çıkarılmasına yönelik talebi de reddetti.
Gençler orada, 22 kişi, hakkını savunduğu için sokağa çıkan yurttaşlar, slogan atıp atmadığının sorusuyla muhatap olan yurttaşlar; bir taraftan da dördü tutuklu gençler.
Daha önce gözaltına alınmış olan, şu an tutuksuz olan gençler de var aralarında.
Bazıları şunu söylüyorlar: Bizler gözaltına alınırken şiddete uğradık, işkenceye uğradık.
Gözaltı süreci boyunca susuz bırakıldık.
İlaçlarımıza erişemedik.
Şimdi düşünün ki gözaltı süresi boyunca yaşanan haksızlıklardan, hatta kötü muameleye varan olaylardan bahseden gençler, tam da bu kötü muameleyi yaptığını iddia ettikleri kişiler izlerken bir duruşma sırasında savunma yapmaya mecbur bırakılıyorlar.
Düşünebiliyor musunuz?
Bu itirazlara rağmen bu sorun hala çözülmüş değil. "Gençler sokağa çıktıktan dokuz ay sonra tutuklandılar" Düşünün ki birkaç yıl öncesine kadar şöyle cümleler duyuyorduk: 'Eğer Erdoğan diktatör olsaydı ona diktatör diyebilir miydiniz' soruları sorulurdu AK Parti destekçileri tarafından muhalif yurttaşlara.
Bugün 22 kişiye 'Erdoğan'a diktatör dedin mi, demedin mi' soruları soruldu.
Bu yargılama tamamen bunun üzerine. 19 Mart'ta Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere birçok siyasetçiye, bürokrata yapılan bir operasyonda gözaltına alındılar, sonra tutuklandılar ve sonra iktidarın ezberini bozan, Erdoğan'ı son derece rahatsız eden bir gelişme yaşandı.
Ne oldu?
Gençler sokağa çıktılar.
Üniversitelerde barikatları açtılar, sokağa çıktılar, itirazlarını dile getirdiler ve barışçıl protesto hakkı her ne kadar kriminalize edilmeye çalışılsa da bugün Türkiye'de bu haklarını kullandılar.Gençler bu hakkını kullandığı için, Saraçhane'de ve Türkiye'nin birçok ilinde hala milyonlar sokağa çıkıyor, toplanıyor ve itirazlarını dile getiriyor.
Çok daha güzel bir gelecek özlemini milyonlar birbiriyle kucaklaşarak ifade ediyor.
İşte rahatsız olmanın tam da nedeni budur bugün.
Dört genç arkadaşımız tam da sadece bu yüzden tutukludur.
Cumhurbaşkanı'na hakaret diye bir suç düzenlendiği yıllarda Cumhurbaşkanlığı tarafsız ve partilerden uzak, sembolik bir görevi olan bir statüydü.
O zaman Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunun düzenlenme sebebi bu sembolik statünün, tarafsız statünün korunmasıydı.
Ancak bugün artık taraflı bir Cumhurbaşkanı söz konusu.
Bir partinin genel başkanı bugün Cumhurbaşkanı.
Ağzından muhalif yurttaşlara dair her türlü hakareti her gün işitiyoruz, her gün duyuyoruz.
Şimdi böyle bir kişiye yönelik hakaret suçu artık düzenlendiği amacı gerçekleştirmemektedir.
Tam tersine, onunla rakip olacak herkesin yok edilmesine dair, onun karşısına itiraz edecek her gencin ailesinden bile intikam alınmasına dair bir siyasi karar verilmiştir.
Tutuklama kararının bugün artık sonlanmasını, bu kadar uzun süre sonra, yani gençler sokağa çıktıktan dokuz ay sonra tutuklandılar.
Dokuz ay boyunca normal hayatlarını devam ettirdiler ve dokuz ay sonra gençler bugün sınavlarına giremediklerini ifade ediyorlar.
Cezaevinde sınavlarını takip edemedikleri için akademik hayatları, eğitim hayatları etkilenmiş durumda.
Bazıları ilaçlarına düzenli olarak erişemediğini ifade ediyor ve birçoğu da elbette 14 kişilik kapasitesi olan koğuşlarda 40'tan fazla kişi olarak kaldıklarını söylüyorlar.
Bir genç arkadaşımızdan, çok daha ciddi suçları işlemiş olan kişilerin kendilerinden çok daha önce tahliye olduğunu da ifade etti. "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" Bizler Cumhuriyet Halk Partililer olarak bu davaları takip etmeye devam edeceğiz.
Ancak hepsinden önemlisi biz şuna inandık ve her zaman şunu söyledik: 'Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz' dedik.
Biz bunu inanarak söylüyoruz.
Milyonlarla biz bu cümleye inanarak buluşuyoruz; sokaklarda, meydanlarda, adliyelerde ve elbette siyasetin her türlü mecrasında mücadelemizi sürdürmeye, sürdürmeye devam edeceğiz.
Bu topraklarda demokrasinin yerleşebildiği, demokrasinin hayata geçebildiği bir geleceği elbette hep birlikte, dayanışma içinde inşa edeceğiz." Taşkın: "Bu gençlerin yerleri üniversitelerdir" CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ise şu açıklamaları yaptı:"Ben siyaset bilimi kökenli bir milletvekiliyim.
Ama sürekli adliyelerde ve cezaevlerinde olduğum için keşke hukuk diplomasını alsaydım diyorum.
Farkındaysanız bir ironi yaptım ama hayat hepimizi hukukçu yapmak üzere.
Burada pırlanta gibi gençlerimiz yargılanıyor.
Daha önce cezaevinde ziyaret ettim dört tutuklu arkadaşımızı.
Savunmalarını yapan gençlere baktığımda ben gurur duydum.
Bu gençlerin yerleri üniversitelerdir, iş yerleridir, kampüslerdir, eğitim kuruluşlarıdır; kendi geleceklerini inşa edecek yerlerdir.
Cezaeviyle, tutuklanmayla, hatta soruşturmayla dahi bir ilişkileri yok.
Tabii empati o kadar önemli bir şey ki çocuğunuzun elinde kelepçeyle önünüzden geçmesinin ne kadar büyük bir acı olduğunu herkesin ama herkesin anlaması lazım."Siyasi mücadelelerimiz yüzünden, siyasi hırslarımız yüzünden rakiplerimizi düşmanlaştırarak kimseye bu kötülüğü yapmamamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Bunun yanında tabii süreç o kadar hızlandı ki aynı anda iki dava izlemeye başladık.
Baromuz, geçmiş dönem yönetimi, gurur duyduğumuz İzmir Barosu anayasayı savunduğu için neredeyse suçlanıyordu.
Onların bu davadan beraat etmeleri aslında Türkiye adına, Türkiye'de hukuk adına, yargı adına bir kazanımdır.
Çok çok mutlu oldum.
Bazen böyle güzel haberler de alıyoruz.
Ayrıca bir güzel haber daha vereyim.
Öğrencilerimizin, sadece öğrenciler yok ama çoğunluğu öğrenci olan, üniversite öğrencisi olan arkadaşlarımızın yargılandığı davada savcı mütalaasında tutuklu olan arkadaşlar için tahliye istemiş.
Olumlu bir gelişme.
Umarım bu arkadaşlarımızın hepsi huzur içinde ailelerine kavuşur.
Geleceklerini inşa eder.
Toplumsal hayatımıza fayda sunmaya, gelecekte ülkelerine hizmet etmeye devam ederler.
Onların kalbini kırmaya hiç gerek yok.
Bu tür süreçlerde onları yıpratmaya hiç gerek yok.
Umarım bu ülkeyi yöneten herkes bu süreçlerden ders çıkarır ve temel özgürlüklerini, haklarını kullanan insanları cezaeviyle sınamaktan siyaset vazgeçer.
Bu çünkü çok ilkel bir davranış, bu topluma yakışmıyor.
Bunu el birliğiyle Türkiye'nin, Türkiye'nin siyasetinin aşması lazım.
Türkiye'deki siyaset sınıfının hukuku vasıta kılarak bu topluma yarattığı bu kötülükten bu ülke kurtulmalı.
Çünkü toplum bu şeylerin çok ilerisinde." "Siyasi iktidarın kara düzeniyle mücadele etmeye devam edeceğiz" CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın, "Ülkenin hukuksuz düzeninin geldiği, ülkenin kara düzeninin geldiği yer herkesin mağlumu.
Bugün İzmir'de yine hukuksuzlukla ve adaletsizlikle karşı karşıyayız.
Biz yine hukukla, adalet talebiyle mücadele etmeye devam ediyoruz.
Bugün İzmir Barosu'nun iki dönem yönetim kurulu hakkında açılan haksız, hukuksuz davanın duruşması görüldü ve nihayet dava sonuçlandı ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu hakkında beraat kararı verildi.
Elbette beraat kararı verilmesi sevindirici.
Ama böyle bir davanın açılmış olması, sanık sandalyesine avukatların, baro yönetiminin konulmuş olması tek başına bir hukuksuzluk.
Yine bugün 19 Mart sonrası halkın tepkilerine ilişkin eylemleri sönümlendirmek isteyen siyasi iktidarın hınçla gençlerin üzerine yürüdüğü davaların birisi daha görülüyor.
Dördü tutuklu pek çok genç bugün yargılanıyor.
Umuyoruz ve diliyoruz ki bu gençlerimizi de bugün tahliye kararı ile birlikte alacağız.
Ama hukuksuzlukla, adaletsizlikle, bu siyasi iktidarın kara düzeniyle mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.