Haber Detayı
'Uçabilir' dediler, 1.5 saat sonra can verdi: Yürüyerek girdiği hastaneden cenazesi çıktı!
İstanbul’da gastrik bypass ameliyatı sonrası "uçabilir" raporuyla taburcu edilen genç hastanın ölümü, skandal iddiaları beraberinde getirdi. Ailenin "ihmal" isyanı üzerine "doğal ölüm" raporu iptal edilerek soruşturma adli vakaya dönüştürüldü; doktorun hastasına attığı "Seni erken çıkarmanın bedelini ödüyorum" mesajı ise dosyanın en kritik delili oldu. İşte detaylar...
İstanbul'da özel bir hastanede gastrik bypass (mide baypası) ameliyatı olan Müteveffa Tuğsal’ın trajik ölümü, sağlık sistemindeki ihmaller zincirini bir kez daha gündeme taşıdı.
Ameliyattan sadece 40 saat sonra "hastane mikrobu" gerekçe gösterilerek ve "yurt dışına uçabilir" onayıyla taburcu edilen Tuğsal, evine ulaştıktan kısa süre sonra fenalaşarak hayatını kaybetti.
Ailenin avukatı Saruhan Tunca Turhan ve anne Fisun Tuğsal’ın iddialarına göre; operasyonu gerçekleştiren doktor A.D., hastanın durumu ağırlaşmasına rağmen müdahalede geç kaldı ve midedeki kaçağı ancak ikinci bir operasyonda kabul etti.
İlk etapta "doğal ölüm" olarak kaydedilen rapor, ailenin hukuk mücadelesi ve savcılık kararıyla "şüpheli ölüm" kapsamına alınarak adli vakaya çevrildi.
Skandalın merkezindeki doktorun sessizliği sürerken, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma devam ediyor.
TURHAN: "HASTANEDE YOĞUN MİKROP OLMASI BAHANE GÖSTERİLEREK HASTANE TARAFINDAN TABURCU EDİLDİ" "Müvekkillerimin oğlu şifa bulmak üzere bir özel hastanede gastrik bypass ameliyatına alınmıştır.
Ameliyat öncesinde hiçbir şekilde gerekli tetkikler yapılmamış ve özellikle de ameliyatta hiçbir hayati tehlikesinin bulunmadığı müvekkillerime ve Müteveffa'ya beyan edilmiştir.
Buna karşılık ameliyat sonrasında 40'ıncı saatte müvekkillerim, doktor ve hemşirenin baskısıyla taburcu edilmek mecburiyetinde bırakılmışlar.
Müvekkillerim her ne kadar bu durumu istemeseler de hastanede yoğun mikrop olması bahane gösterilerek hastane tarafından taburcu edilmiştir" dedi.
UÇABİLİRSİN RAPORU VERDİLER: BİR BUÇUK SAAT SONRA FENALAŞTI Doktor tarafından ıslak imzalı olarak 'Yurt dışına uçabilir diye elverişlidir' şeklinde bir rapor verildiğini ifade eden Turhan, "Müvekkillerim çocuklarının yoğun şikayetine binaen Kıbrıs'a dönmeyi tercih etmemiş ve akabinde Kadıköy'deki evlerine gelmişlerdir.
Hastaneden taburcu olduktan 1 buçuk saat sonra evde fenalaşan müteveffa doktoruyla temasa geçmiş; doktoru da Whatsapp üzerinden kendisine 'Seni hastaneden erken çıkarmanın bedelini ödüyorum' şeklinde bir mesaj paylaşmıştır.
Bu hastanın tekrar hastaneye gelmesini isteyen doktor A.D., hasta geldikten sonra hiçbir şekilde hastaneye gelmemiş ve müteveffa bir gün boyunca hastanede ağrı kesici verilmek suretiyle bekletilmiştir.
Kendisine bir takım tetkikler yapılmış; bu tetkikler neticesinde de vücudundaki CRP seviyesi ve midesindeki kaçak tespit edilmiş olmasına rağmen kendisine hiçbir şekilde acil olarak gerekli tıbbi müdahale uygulanmamıştır" diye konuştu.
DOKTOR: "BU AMELİYATA GİRMESEYDİM MESLEKİ KARİYERİMDEN OLURDUM, SİZ DE OĞLUNUZU KAYBETMİŞ OLURDUNUZ" Ailenin avukatı Turhan, hastaneye yatışından bir gün sonra hastanın durumu daha da kötüye doğru gitmiş ve akabinde, ameliyatta kendisine eşlik eden hekimin tam zamanlı olarak çalıştığı Cerrahpaşa Hastanesi'ne acil kodu ile sevk edilen Muteveffa Tuhsal'ın, Cerrahpaşa Hastanesi'nde yaklaşık 18 saat boyunca servis katında bekletildiğini ve tıbbi müdahale uygulanmadığını söyledi.
Turhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastanın durumunun artık bir vahamet noktasına ulaşmasıyla birlikte ancak gerekli tıbbi müdahale yapılmıştır.
İkinci ameliyat neticesinde ilk ameliyatı yapan doktor bu ameliyatta da müvekkillerimin feryatları, figanları sonucunda hazır bulunmuştur.
Ameliyatın bitiminde ilgili doktor müvekkillerime, 'Oğlunuzun hiçbir şeyi yok, kendisinde sadece bir ameliyat izi kalacak.
Bu ameliyat izini de gerekirse dövme yoluyla sona erdirebilir.
Ama size şunu söyleyebilirim ki ben bugün bu ameliyata gelip şahit olmasaydım, benim zorumla bu ameliyat yapılmasaydı ben mesleki kariyerimden olurdum; siz de biricik oğlunuzu kaybetmiş olurdunuz' diyerek, tanıkların huzurunda beyanda bulunmuştur. "ÖLÜM ŞÜPHELİ BULUNARAK ÖLÜM RAPORU 'ADLİ VAKA' OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ" Hastanın hayatını kaybetmesinin ardından ölüm önce "doğal ölüm" olarak kayda geçti.
Ancak ailenin başvurusu üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı şüpheli bularak otopsi kararı verdi.
Yapılan incelemeler sonrasında ölüm raporu "adli vaka" olarak değiştirildiğini aktaran Turhan, "Aradan geçen bir aylık zaman zarfında hala başsağlığı dilemeyen bu doktorun gerekli tıbbi müdahaleyi hem ameliyatta ve hem de ameliyat sonrasında literatüre uygun bir şekilde uygulamadığı kanısındayız.
Cerrahpaşa Hastanesi'nde gerçekleşen ölümün akabinde ne acıdır ki ölümün 'doğal bir ölüm' olduğuna karar verilip ölüm raporu bu şekilde tanzim edilmiştir.
Ailenin müracaatları netice Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın şüpheli olduğuna kanaat getirip otopsi işlemi uygulanmasına karar verilmiş.
Akabinde de ölüm şüpheli bulunarak ölüm raporu 'adli vaka' olarak değiştirilmiştir" HASTA 'BEN BU SANCI İLE SABAHI BULAMAM' DEDİ, DOKTOR SADECE 'MERAK ETME' CEVABINI VERDİ Hayatını kaybeden Muteveffa'nın annesi Fisun Tuğsal, oğlunun doktora ulaşıp çok kötü olduğunu ilettiğini doktorun ise yazdığı mesaj ile oğlumu erken çıkarmanın bedelini ödediğini itiraf ettiğini belirtti.
Tuğsal, "Biz ısrarla taburcu olmayı kabul etmedik.
Ancak hemşire bize 'Hastane mikrobundan korkmuyor musunuz?' dedi.
Hatta oğlum Kıbrıs'a derhal gidebilsin diye 'Yurt dışı uçuşuna elverişlidir' raporu bile doktorun ıslak imzasıyla verildi.
Oğlumuzun sancısı çok olduğundan, hastaneden çıktıktan sonra Kıbrıs'a değil, Kadıköy'deki evimize geldik.
Eve geldikten bir saat sonra oğlum ağrıdan duramıyordu, çok sancısı vardı.
Oğlum doktora ulaşıp çok kötü olduğunu iletti.
Doktor da yazdığı mesaj ile oğlumu erken çıkarmanın bedelini ödediğini itiraf etti.
Bu mesajı saklıyoruz.
Bunun üzerine ameliyatın yapıldığı hastaneye geri geldik.
Burada doktor maalesef gelip oğlumu hiç görmedi.
Bir takım tahliller yaptılar ve o gece hastanede yattık, oğlum sancıdan ağlıyordu.
Ancak doktor her defasında geleceğini söylese de gelmiyordu.
Oğlum gece saat on gibi doktora mesaj atarak 'Hocam ben bu sancı ile sabahı bulamam' diye şikayette bulundu.
Doktor da gece yarısı on iki gibi oğluma sadece 'Merak etme' diye bir mesaj attı" diye konuştu. "EĞER OĞLUNUZ BU AKŞAM AMELİYATA ALINMASAYDI ÖLÜRDÜ" Tuğsal, "Ertesi sabahı durumu ağırlaşınca oğluma hiçbir bilgi verilmedi ve ameliyatta bulunan diğer doktorun tam zamanlı çalıştığı Cerrahpaşa Murat Dilmener Hastanesi'ne ambulansla sevk ettiler.
Burada hiçbir şey yapmadan sadece ağrı kesici vererek 12 saat boyunca servis katında beklettiler. 12 saat sonra Cerrahpaşa'da oğlumu 4 saatlik bir ameliyata aldılar.
Özel hastanedeki ilk ameliyatı yapan doktor da ameliyatta bizim serzenişlerimiz neticesinde hazır bulundu.
Oğlumuzun doktoru ameliyattan çıktıktan sonra, 'Oğlunuzun hiçbir şeyi yok, sadece ameliyat izi kalacak.
Onu da dövme yaptırsın, geçer.
Eğer oğlunuz bu akşam ameliyata alınmasaydı ölürdü, ben de mesleki kariyerimden olurdum.
Zira midesinde kaçak olmuş' dedi" dedi.
DOKTOR A.D.
SORULARI CEVAPSIZ BIRAKTI Olayla ilgili görüşüne başvurulan doktor A.D.'nin ise yöneltilen sorulara yanıt vermediği öğrenildi.
İddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, soruşturma süreci devam ediyor